Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

𝐂𝐈𝐍𝐍𝐀𝐌𝐎𝐍 𝐆𝐈𝐑𝐋

YEAR: July, 2012
PLACE: NEW YORK-CALİFORNİA

"Bu tatil inanılmaz olacak!" Yaptığım işlerden sonra, tüm setlerime ara verilmişti ve ben bunun sonucunda Taylor ile onun squad'ı ile birlikte babamın miamide bulunan yazlığına gidiyorduk. Bugün hepimiz onun evinde buluşacak, ben anahtarı aldığımda yola çıkacaktık.

Bu cidden inanılmaz iyi olacaktı. Onlarla vakit geçirmek çok güzel olacaktı ve Taylor'ın koyduğu kurala göre o evde kimse erkek arkadaşını alamayacak, onları eve almayacaktı. Herkes tamam demiş, ben zaten teklife balıklama atlamıştım. Ondan önce sevgilimi görecektim. Kendisi albüm çalışmaları ile ilgileniyordu ama bugün boş günüydü.

Telefonumu alıp bavulumun üzerine oturarak bacak bacak üzerine attım. Zayn'i aradım ve telefonu kulağıma götürdüm. Aradım aradım ama cevap vermedi. Gerilerek boynumu ovarken, bir kaç kez daha aradım. Hiçbirini açmadı. Zayn'nin annesini aradığımda, hemen açtı ve gülümsedim.

"Trisha! Nasılsın?" Trisha'nın sesi neşeyle bana ulaştı. "İyiyim güzelim sen?" Gergin olmamaya çalışarak sesimi sakin tuttum. "Zayn seni bugün aradı mı? Tatile çıkacağım. Gitmeden önce sürpriz yapayım dedim." Ah kesinlikle yalan söylediğimi anlamıştım. "Evinde olmalı. Ne sürpriz yapacaksınnn?"

Sesi heyecanlı gelirken yanlış anlaşıldığımı fark ettim ama bozmadım. "Orası bana kalsın. Teşekkür ederim güzelim. Anahtar saksının altında değil mi?" Beni onayladı. Telefonu kapattım ve yanıma alıp dışarıya çıktım.

İçimde panik vardı. Normalde telefonumu açmadığı çok nadir olurdu ama hemen ardından albüm çalışmaları yaptıklarından söz ederdi. Ne öyle bir mesaj almıştım, ne de aramalarıma cevap. Kalbim çarpmaya başladı. Arabama atlayıp Zayn'nin evinin konumunu girerek evimden ayrıldım.

Kontrollü sürmeye çalışıyordum ama aklıma dolan sahnelerle daha da gaza bastığımı hız yaptığım zaman fark ediyordum. Yeme bozukluğu vardı, iç dünyası karmaşık biriydi. Bu ne doğurmuştu, ona ne olmuştu görmem gerekiyordu.

Panikten konuşamıyordum bile. Kendi kendime düşünüyor, ona ne olduğunu hayal ediyor ve gözlerimden yaşlar geliyordu. Daha onu görmemiştim, eğer telefonuna keyfi bakmadıysa yemin ederim elimden çekeceği vardı. Bana böyle davranmaya hakkı yoktu çünkü.

Ama ya bakamayacak bir pozisyondaysa?

Dalgınlıkla gaza basarken, yük kamyonuna çarpmama çok az kalmıştı. Ani fren yapıp arabayı kenara çekerek kazadan kurtuldum. Fren yüzünden öne doğru fırlayınca başımı çarpmıştım. Geri çekilip saçlarımı kenara attım ve sürmeye devam ettim. Eğer gerçekten keyfi bakmadıysa beni bu kadar panik yaptığı için çok büyük kavga edecektik.

Daha hızlı sürdüm. Sanki az önce kazaya sebep olmama çok az kalmamış gibi, ona ulaşmak için gaza bastım. Korku her yerimde dolanıyordu, panikten soğuk soğuk terliyordum. Az kalmıştı. 5 dakikaya orada olacaktım. Hala mesaj yoktu. İyi olduğuna dair en ufak bir mesaj bile almamıştım. Delirecek gibiydim. İçime bir kere kuşku düşmüştü.

Her türlü şeyin var olabileceğini düşünüyor, ambulansı arayıp aramama arasında gidip geliyordum. Eğer ambulansı arasam ne diyecektim? Sevgilimi aradım, açmadı. Bana normalde hep dönerdi ama şu an dönmedi. Dünyanın sonu geldi oraya birini gönderir misiniz mi? Hiç zannetmiyorum.

Benden daha acil olan kişilerin yardımı engellemek dışında yaptığım hiçbir şeye yaramazdı. Sonunda dakikalar bitti ve ben arabamı Zayn'nin bahçesine park ettim. Panikle arabadan ayrılıp koşarak, neredeyse düşerek kapıyı çaldım. Kimse açmıyordu. Kalbim hızlandı. Neredeydi bu neredeydi?

Panikten bayılacak gibiydim. Bacağım titriyordu. Bana söylediği şeyleri hatırlayarak hasır paspasın altından anahtarı aldım. Çok anahtar vardı. Tahmin ederek denerken, elimi sertçe kapıya vurup küfür ederek denemeye devam ettim.

Sonunda küçük olan uyduğunda, kilidi çevirip kapıyı açtım ve yukarıya koştum. Yatak odası kitliydi. Beni aldatıyor, biriyle sevişiyor desem içeriden ses duyardım ama hiçbir lanet sesin geldiği yoktu. Diğer odaya girdim. Oradan iki küçük balkon vardı. Eğer diğerine geçebilirsem ona neler olduğunu görebilirdim.

Belki sadece uyuya kalmıştı. Ama uykusunun hafif olduğunu ve telefonunu yanından ayırmadığını biliyordum. Daha çok panik oldum. Küçük balona girip demirinden tutunarak dik durdum ve atlayarak Zayn'nin odasındaki balkona girdim.

Gördüğüm manzarayla çığlık atarak elimle ağzımı kapattım. Yerde hareketsiz yatıyordu ve yanında boş bir ilaç kutusu vardı. Pencereyi açıp içeriye girdim. Ağzından köpükler çıkıyordu. "Seni öldüreceğim. Zayn!" Dizlerimin üzerine çöküp telefonu çıkartarak 911'i aradım.

Hoparlöre alıp kenara attım. "Yardım edin. Ben Rowena, Rowena Depp. Sevgilim yerde yatıyor. Sanırım hap almış. Ne olur yardım edin." Panikten nefessizce konuşuyor, adresi vermeyi hatırlayamayacak kadar paniğe boğuluyordum. "Sakin olun bayan Depp. Sakin olun ki size yardım edebilelim."

"Pekala ne yapmam gerekiyor?" Ona dokunmaya korkuyordum. Ya bende bir şey yapıp ömür boyu sorumluluk duyarsam? "Bileğini tutup nabzına bakın." Dediğini yapıp bileğini kendime çektim. "Nabzı var. Çok düşük ama atıyor."

"Harika! Onu banyoya götürmeniz ve acilen hapları çıkartmasını sağlamanız gerekiyor. Ben ekip gönderirken siz bunları yapabilir misiniz?" Onayladım. Yapabilirdim. Yapabilirdim. "Dikkatli olun bayan Depp. Hatta kalın." Çığlık attım. "Neden bunu kendine yaptın?" Kollarından tutup sürükleyerek götürmeye çalıştım ama çok ağırdı kaldıramıyordum bile.

"Güçlü ol Rowena. Sakin ol." Onu zorlukla kaldırıp kollarından sürükleyerek, yeri geldiği zaman kollarımda derman kalmayasıya kadar iterek banyoya taşıdım. Bunu yaparken çığlık çığlığa ağlıyordum. Küvetin suyunu açıp onu ite ite içine soktum ve hapları kusturmak için ben de içine girdim.

Bunları nasıl yaptığım hakkında en ufak bir fikrim dahi yoktu. Sadece yardım etmem gerekiyordu ve bedenim fazla adrenalin sayesinde bunu benim için yapıyordu. Küvetin tepesinden akan suyla, her yerimiz ıslanmış onu şoka sokmak için suyu en soğuğa almıştım.

Başını göğsüme koydum. Çenesini yavaşça kavrayıp ağzını titreyen ellerimle aralayarak parmaklarımı ağzına soktum. İki tanesi onda tık bile oynatmazken, dört tanesini birden soktum ve boğazına kadar parmaklarımı ittirdim.

Soğuktan en az onun kadar halsiz düşmüşken, bunu yapmam zordu ama yapıyordum. Parmaklarımı ittirdiğimde Zayn'nin başı öne düştü ve başardı. Hapların hepsini kustu. Ağzından mor,  yeşil, kırmızı her türlü hap çıkmıştı. Sevinçten kahkaha attım. Sanırım delirmiştim.

"Başardım. Başardım, hapları çıkarttı." Başı tekrar göğsüme düşerken gözlerimden akan damlalar suyla karıştı. Ağlarken gülüyordum. Moralim o kadar bozulmuştu, kendimi o kadar yorgun hissediyordum ki. Ona kızamadan sarıldım sadece.

Korkum yavaş yavaş yerini kırgınlığa bıraktı. Bana hiçbir zaman kapanmayacak bir yara açtığı için ondan nefret ettim. Sinirle dudağıma su gelirken, konuşup ona bunu sordum. "Neden yaptın? Neden arkanda milyonlarca insan varken, bize bunu yaptın? Ha? Ben gelmeseydim ne olacağını düşünüyordun? Ölmek mi istiyordun Zayn?"

"Ben bilmiyorum. Herkesi kendimden kurtarmak istedim. Bensiz dünya daha güzel olurdu." Çok yavaş, yorgunca konuşuyordu. Sesi parmaklarımı neredeyse ses tellerine sokmamdan dolayı hırıltılı geliyordu. "Beni düşün. Kardeşlerini? Ya da grubu düşün. Hadi grubunu düşün. Onu geçtim anneni?" Hepsini arkada bu kadar kolay bırakmamalıydı.

Ona sıkıca sarıldım. Göğsüme bastırdım ve ağlamasına izin verdim. Göğsüm gözlerini kirpiştirmesiyle titrerken, yardım ederek küvetten çıkarttım ama yere düştü. Orada da ona sarıldım. Başarmıştı. "Geldin. İşte buradasın, beni kurtardın."

"Ya kurtaramasaydım? Ya ölseydin? Kendine bunu yapamazsın duyuyor musun?" 911 aramasını sonlandırdığımız sırada, Zayn ile kavga etmeye devam ediyordum. Kavga ediyor diyemezdim ama hala kalbim çarpıyordu. "Beni düşündün." Salak salak gülüyordu. Ağzına vurmak istiyordum. "Beni seviyorsun."

Ses çıkarmadım. Hala göğsümde yatarken, ambulans sireni sesleriyle koluna girip ayağa kaldırdım. İlaç bedenini uyuşturduğu için yürürken savsaklıyordu ama koluna girdiğimde bu hallolmuşu. Başını göğsüme koyup ilerlemeye devam ediyordu. Sessizce ilerledik ve merdivenlerden inip ambulans hemşirelerinin işlerini kolaylaştırdık.

Hala gülmesi ise ayrıca sinirimi bozuyordu. Kendine bunu yapamazdı. "Şşş ağlama. Beni kurtardın unuttun mu? Sen kurtardın. Sana bir yaşam borçluyum Rowena. Benim güzel incim. Sana hayat borçluyum." Kapıyı açıp sedye ile gelen ameliyat hemşirelerine yardım ettim. Ambulansa götürdüler. Arkalarından diğer iki erkek hemşirenin yardımıyla bindim ve kenara oturdum.

İşlemleri yapılırken, hala ağlıyordum. O kadar korkunçtu ki. Yerde, cansız gibi yattığını görmek. Neden böyle bir şey yapmıştı? Kendi çığlığım kulaklarımı yaktı. Kalbim sanki o anda gibi yeniden çarptı. Gözlerim doluyordu, engelleyecek gücüm bile yoktu. Sadece onun için telefonda konuşup avukatlara bildirerek basın konusunu halletmiştim.

Kızları aramam da gerekiyordu. Büyük ihtimalle beni bekliyor olmalıydılar. Önce Taylor'u aradım. Telefon anında açılırken, eğlenceli sesiyle ağlamaya devam ettim. "Heyy ne oldu? Sen iyi misin?" Başımı tavana çevirdim. "Hayır." Ambulanstan inip elimi arka cebime koyarak ıslak saçlarımı geriye attım. "Taylor Zayn... İntihar etmişti."

"Ne?" O kadar yüksek sesle bağırdı ki. "Nasıl oldu bu? Sen nasıl buldun?" Sonunda ağlamaya başladım. "Sabah onunla tatil için vedalaşmaya gidecektim. Öncesinde haber vermek için aradım ama açmadı. Hiç böyle yapmazdı. Açamazsa hemen mesaj atardı. Dakikalarca hiçbir mesaj gelmedi. Korktum. Annesini arayıp bir şeyler belli etmeden sordum ve o da evde olduğunu söyledi. Annesine söylemeden bir yere giden biri değil. Bu da beni işkillendirdi. Eve gittiğimde..."

Sustum. Ardından hıçkırarak devam ettim. "Cansız yatıyordu. Nabzı ölmeye yakındı. Onu öyle gördüğümde öldüğünü düşündüm. Hala kalbim çarpıyor. Kötü biri gibi ben de onu kusturdum bir de biliyor musun? Parmaklarımı ses tellerine kadar ittim. Kendimi iğrenç hissettim. Bana bunu yapamaz anlıyor musun? Bize, milyonlara bunu yapmaya hakkı yok."

"Ne hissediyorsun peki?" Çok sinirliydim. "Çok sinirliyim, korkuyorum, yorgunum ve daha önemlisi ıslağım." Taylor güldü. "Çok üzgünüm canım. Zayn asla böyle bir şey yapacak biri değildi. Anlayamıyorum gerçekten."

"Evet ben de. Hala çok sinirliyim, ben gelmesem ne olacaktı? Ölecekti! Ya yetişemeseydim?" Nefesim sıklaşmaya başladığında, Taylor panikle konuştu. "Sakin ol. Rowena, sesime odaklan. Row! Hadi güzelim, bak yetiştin. Sen kurtardın onun hayatını. Row!" Row... O kadar muhteşem hissetiriyordu ki onun dilinden bunu duymak. "Tamam iyiyim. O hayatta, iyiyim."

"Güzel. Ben kızlara haber vereyim. Zayn olayından bahsetmemi ister misin?" Bilmiyordum. "Basına düşmesini istemez diye tahmin ediyorum. O yüzden minik sırrımız olsa olur mu?" Güldü. "Anlaşıldı kaptan! Sen de kapattığımda üstünü değiştir olur mu? Islak olursan, hasta olursun. Sana söyleyeyim, hasta çorbası içmek pek hoş olmuyor."

"Seni seviyorum. Bu arada istersen, babamla konuşabilirim. Evi ayarlarım size." Babam düşünmeden verirdi. Onun için büyük bir şey değildi. "Saçmalama. Bu tatil senin için planlandı. Sensiz asla gitmeyiz." Teşekkür ederek kapattım ve ambulansa döndüm.

Zayn yorgun bir şekilde yatarken, yanına gidip oturdum ve elini tuttum. Eli ellerimin arasındayken, az önce tuttuğum elden farklı olduğunu fark ettim. Ölüm soğukluğu yerine, sevgimin sıcaklığı onun ellerindeymiş gibi. Elini dudaklarıma götürüp yumuşak öpücükler kondurdum. "Basın konusunu merak etme. Hallettim."

Maskeye gelen buharla, yanağını okşadım. "Kendini yorma. Daha sonra çok yoracaksın." Güldü. Alnını öptüm. Dudaklarımı saçlarına bastırıp geri çekildim. Tanrım! O beni severken, ben başka bir adam hakkında şüpheye düşüyordum. Canına mal olacaktı. Çok yüksek bir bedeldi bu. Benim sevgim, onun canına neden olacaktı. Hem de kim için?

2 gündür tanıdığım, hakkında hiçbir şey bilmediğim adam için mi? Aptaldım. Gerçekten öyleydim. "Uyu birtanem."

Hastaneden yeni çıkmıştık. Benimle olmak istediğini söylediğinden, 2 gündür onunla birlikte kalıyordum. Şu an da olduğu gibi. Ama uyuyamıyorumdum. Bir şeyler yazmam gerekiyordu. Yanağını öpüp annesi gibi davranarak ateşini kontrol ettim. Artık ona duyduğum sevgiyi hissetmiyordum, sadece onu korumam gerekiyormuş gibiydi.

Diğer türlü gene aynı şeyi yapar, ben olmazsam onun için çok geç olur diye korkuyordum. Sevgim gitmişti, yerine bu duygularım vardı işte. Yavaşça onu uyandırmadan aşağıya indim. Sırt çantamı alıp içinden yeni şarkı defterimi alarak kendimi koltuğa attım.

Gözlerimi yumdum. Sürekli ağlıyordum ve bundan nefret ediyordum ama gözlerim o kadar çok yanıyordu ki. Zorlukla ağlamamı durdurdum ve şarkı sözlerine odaklandım. Ne yazmam gerekiyordu? Kimsenin beni acıtmadan sevmediğini mi? Herkes bir zarar verirdi bana öyle mi?

Tarçın kokusunu anımsadım. Zayn'nin annesinin yaptığı tarçınlı tatlıdan sonra dudaklarımızın birleşmesini hatırladım. Öpücüğünden kalan tarçının nasıl dudaklarıma bulaştığını hissettim. Hoştu. Ben de bunu yazdım.

Cinnamon in my teeth
From your kiss
You’re touching me
All the pills that you did
Violet, blue, green, red to keep me
At arm’s length don’t work
You try to push me out
But I just find my way back in
Violet, blue, green, red to keep me out
I win

Öpücüğünden olan tarçın
dişimde
Bana dokunuyorsun
Beni uzak tutabilmek için
Aldığın tüm o mor, mavi, yeşil, kırmızı
haplar
İşe yaramıyor
Beni itmeye çalışıyorsun
Ama geri dönüş yolumu buluyorum
Mor, mavi, yeşil, kırmızı beni dışarıda tutmak için
Ama ben kazanıyorum

İntihar etmesi, her şey ondan nefret edeceğimi düşündüğü içindi. Beni kendinden, kendi gibi lanetli birinden uzaklaştırmak istediğini sanıyordu ama durum hiç öyle değildi. Yaptığı tek şey, içimdeki annelik duygularını kabartmak olmuştu ve o da herkes gibi sırf beni çok sevdiğinden bana zarar vermişti.

Sevgi acı verir miydi? O zaman neden Henry'i düşününce olan hislerim, acıdan çok sanki dünyanın en güzel yerindeymişim gibi hissetiriyordu? Sevgi acıtmazdı, sevgi kanatmaz ve yara yapmazdı. Ama ben bunu hiç görememiştim. Herkes zarar vermişti.

There’s things I wanna say to you
But I’ll just let you live
But if you hold me without hurting me
You’ll be the first who ever did
There’s things I wanna talk about
But better not to keep
But if you hold me without hurting me
You’ll be the first who ever did

Sana söylemek istediğim şeyler var
Ama sadece yaşamana devam etmene izin veriyorum
Ama eğer beni incitmeden sarılırsan
Bunu yapan ilk kişi olacaksın
Konuşmak istediğim şeyler var
Ama öyle yapmasan daha iyi
Ama eğer beni incitmeden tutarsan
Bunu yapan ilk kişi olacaksın

Günün sonunda tezim çürüyecek ve onun sevgisi de bana zarar verecekti. O yüzden ona söylemek istediğim şeyler, sadece kalbimde bir his olarak kalacaktı. Lakin şey değil miydi? Söylenmedik hisler, hep insanın içinde ya? Sorusu bırakırdı. Ya beni incitmezse? Ya bırakmazsa? Belki ya aynı şey olursa?

Ki olurdu. Herkes incitirdi. Peki ya bunu yapan ilk kişi o olsaydı? Aklımda o kadar çok şey vardı ki. Melodileri oluşturmak için sesleri, ona söyleyecek olursam sevgi cümlelerim nelerse onu yazdım.

Ah, ah, ah, ah, ah, ah
Hold me, love me, touch me, honey
Be the first who ever did
Ah, ah, ah, ah, ah, ah
Hold me, love me, touch me, honey
Be the first who ever did

Sarıl bana, sev beni, dokun bana tatlım
Yapan ilk kişi ol
Sarıl bana, sev beni, dokun bana tatlım
Yapan ilk kişi ol

Bazen sadece sevilmenin gerçekten ne olduğunu yaşamak isteyen tarafım, sevgiyi hissedince bundan bağımlı olmaktan korkardı. Ben de böyleydim işte. İyisiyle, kötüsüyle böyle olurdum. İlk başta yazdığım dizeleri 2 kere daha yazdıktan sonra bunu okumam gerekiyordu. Şarkıya çevirmeliydim.

Saat gecenin 3 suları falandı. Şimdi insanları rahatsız etmek sapıklık olacağından, Selena'yı aradım. Sanırım ben uyandırmıştım. "Zayn'e mi bir şey oldu? İyi misiniz? Rowena bir şey söyle." O kadar ardı ardına konuşuyordu ki ona cevap vermem sadece imkansızdı.

"Yeni şarkı yazdım ve onu bestelemeliyiz. Hadi kızım! Sen olmazsan olmaz." Selena'nın yaptığı hareketi tahmin edebiliyordum. Büyük ihtimalle telefonu kenara bırakıp başını yastığın içine gömerek benden kurtulmaya çalışıyordu ama zordu. Bunu kendisi de biliyordu. "Selena geleceğini biliyorsun o yüzden zorluk çıkartma güzelim."

"Bilmez miyim? Taylor'u ve Hailee'i alıp geliyorum. Ben eziyet gibi saatte uyanıyorum madem. Onlar da gelsin." Güldüm. "İşte bu kızım! Hadi şarkı yapalım." Telefonu kapattım ve not tutmak için defterimden kağıt kopardım. Zayn'e stüdyoda kızlarla beraber olacağımı yazdım.

Dışarıya çıkıp arabaya bindim. Gaza basarken, 10 dakikaya stüdyomdaydım. Taylor ve Selena'nın Hailee ve beni beklediğini gördüğümde, seke seke kucağına atladım. "Hoşgeldinizz!" Çok mutluydum. Benimle geleceklerini beklemiyordum. Gelmeleri inanılmaz mutlu etmişti. Kayıt yapmak, onlarla birlikte kayıt yapacak olmak çok güzeldi.

İçeri girdiğim sırada Hailee arabadan inip Taylor'a sarıldı. Kendilerine has selamlamlarını verdiklerinde kapıyı açıp Hailee'ye yaklaştım. Ayıcıklı pijaması ve şirin ev topuzuyla sevimli görünüyordu. "Geldiğin için çok teşekkür ederim." Omzumu sıvazladı ve destek verici bir şekilde elimi tuttu.

"Ne demek. Beni davet ettiğin için sağol." Kendilerini içeriye davet ettim. Ev botlarını verip koşarak gitarımı alıp oturma odasına geçtim. Beni takip ettiler. Yazdığım sözlerin bulunduğu defteri açtım. Yanıma Selena oturduğu ve başını omzuma koydu. Taylor ve Hailee karşıya geçti.

Gitarımın akortlarını düzenleyip aklımdaki melodiyi gitar üzerinden çaldığımda, hepsi gülümsedi. Çalmaya devam ettim. Sözlerle birlikte çaldım, okudum ve bitirdim. İlk olarak Taylor konuştu. "Sözler çok hoş. Ama bence bu bir piyano şarkısı. Başka bir şey hayal bile edilemez. Piyano konusunda yardım ister misin?"

"Ben bunu karışık düşünüyorum. Do akortunu baskın kılıp gitar ve piyano ile ortak bir melodi kurmayı arzuluyordum. Ne dersin?" Düşündü. "Sonlara doğru gitarla tiz bir nota ekleyebiliriz. Sanki sonlara doğru acı çekiyormuş gibi olur." Hailee'nin teklifini düşündüm. "Bu şarkı beklenti şarkısı. Umutların hala var olabileceğini gösteren bir şarkı. İçinde acı bulunuyor evet ama baskın olacak kadar çok değil. Gitarla değil de piyanoyla senin fikrini uygulayabiliriz."

"Olabilir. Belki böyle deff ile ufak hareketlilik ekleyebiliriz." Olabilirdi. Hayal ettiğim gibi oluyordu. "Hadi yapalım. Taylor sen gitarı, Selena sen deff'i, ben de piyanoyu halledeyim." Anlaşmış gibiydik. Selena deffi hafif hafif sallayıp kalçasını hareket ettirerek dans etti. Taylor elinde gitar ile ona katıldığında, Hailee'nin elinden tutup kendi etrafımda döndürdüm. Piyanoya çöktüm.

Kayıt tuşuna bastığım andan itibaren parmaklarım nota üzerinde giderken, Taylor elinde gitar ile çok kolay bir şekilde bana uyum sağladı. Selena arada deff ile bana uyum sağladı. Hepimiz dakikalar boyu harika bir iş çıkartıp gönlümüzce eğlendik. Müzik bittiğinde Selena'nın yanına gidip Taylor ile birlikte ona sarıldım. Geri çekildim ve Hailee'nin üzerine atladım. Hailee kahkaha atarken, Taylor bana sarıldı.

Toplu kız sarılması gibi bir şey oldu. Onlardan ayrılmak istemesem bile ayrıldım ve kaydı kapattım. Kaydın sonuna bu kahkahaları kesinlikle ekleyecektim. Birlikte kayıt odasına gittik.

Önce sözsüz söyledim. Söylerken gözlerimin önüne okyanus gözler dışında hiçbir şey gelmiyordu. Bana bakıyordu, gülümsüyordu. Gülümseyip onu öpmeye yaklaşırken, kahverengiler dünyama karışıyordu. Mavilikler kahverengiler arasında kayboluyor, hayatım koca bir çamur yığınına dönüyordu.

Alaborada gibiydim. Her yerim mahvoluyordu, ben hiçbir şey yapamayacak kadar halsiz ve yorgundum. Bu sesime yansıyor, gözlerimi araladığımda hepsi şaşkın ifadelerle bana bakıyordu. Sesimi hafiften inceltip sonunu getirdiğimde işim bitmişti.

El çırpmaları duyuldu. Cinnamon girl lakabım da hayatıma girdi.


Vougefanmagazines: Yakın zamanda Diana albümü ile müzik dünyasına atılan ünlü oyuncu Johnny Depp'in biricik kızı, Rowena Maisie Depp yeni bir single yayınladı. Single hakkında herhangi bir açıklamada bulunmayan Depp, dergi çekimlerini yakın zamanlarda gerçekleştirecek olup single hakkındaki soruları yanıtlayacak. Ayrıca 71 soru programına katılacağı da düşünülüyor. Siz şarkı hakkında ne düşünüyorsunuz? Özünde ne oldu? Hadi gelin sohbet edelim.

💬Yorumlar;

A: Şarkı cidden güzel. Anlamına baktığımda Rowena yakın zamanlarda tramvatik bir olay yaşadı ve bu olaydan sıyrılmaya çalışıyor.

R: Zayn ile alakalı bence. Zayn onu bildiğin manipüle ediyor. Baksanıza fotoğraflarına, hareketleri bile bunu belli ediyor. Bence fiziksel olmasa da sözel şiddet var aralarında.

R'ye yanıt T: Yuh be. Abart sende alakası bile yok. Kadın sadece şarkılarında korkularını dile getirmiş.

U: Bence şarkı Zayn dışında birine yazılmış.

I: Arabozucular o kadar çok ki. Bence ikisi çok yakışıyor. Mutlu görünüyorlar. Yaşları aynı, gittiği okullar aynı. Programda hatırlamıyor musunuz? Zayn nasıl aşkla bakıyor.

O: Bahse girerim özel hayatlarında bir kez bile birlikte olmamışlardır.

O'ya yanıt: B: Zayn o zaman net aldatırdı abi net bak. Zayn'de tam aldatma potansiyeli var.

P: Düşünsenize gidip kızın en yakın arkadaşıyla yatıyor falan. Çok komik olurdu.

P'ye yanıt: H: Ağzını hayrı, bir yerlerini başka ve sus. Saçmalık.

H'ye yanıt: P: Bak ve gör. Olacakları söylüyorum ben kızım.

YORUMLAR BİTTİ-

...

Ben bile bu kadar kısa zamanda geri döneceğimi düşünmüyordum. Düzenime geri dönüyorum yavaş yavaş kemerlerinizi sıkı tutun. Yorumlarınızı benimle paylaşın.

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro