
ALINTI
İyi akşamlar hayatımın anlammlarıııı💙
Nasılsınız? Umarım çok çok iyisinizdir. Okullarınız nasıl gidiyor falan filanlar?
Bölüm değil ama alıntı vermek için geldim. Ben normalde alıntıları hem instagram hesabımızda hem de wattpad panomda veriyorum. İnstagram'da verdim ama baktım wattpad panoma sığmıyor ben de bu sefer buraya da koyayım dedim ğgğwğdğf bölüm geldiği an alıntıyı silerim zaten hemen.
Bu İnstagram hesabımız. Takipte kalırsanız çok sevinirimmm🤝
Şimdi alıntımız o zaman;
"Ben dedim bu çocuğa gel ağa edeyim seni, okuma dedim, gel ağa ol dedim, dinlemedi gitti vuruldu, namussuzlar vurdu benim çocuğumu." Mihriban teyzenin söylediği şeyle birlikte şaşırıp kaldığımda gözlerimi Mirza'ya çevirerek güldüm.
Ağa mı?
Eliyle yüzünü sıvazladığı an benim gülmemi fark ettiğinde daha bir sinirlendi ve, "Babaanne ne ağası allah aşkına?" Diye elini kolunu sallaya sallaya patladı.
Niye böyle sinirleniyordu ki? Şöyle bir düşününce 'Mirza ağa' hiç de fena durmuyordu bence. Mirza ağa. Ay düşündükçe gülmek istiyordum ama yanımdaki patlayacak olan Mirza beni korkutmuyor değildi hani.
Gülmeye devam ettiğim sıra Mirza'da benim gülüşüm karşısında yumuşadığında başını sağına yatırıp gülüşümü izlemeye başladı. Kimseyi umursamadan birbirimizin gözlerine daldığımızda bakışımızı bozan tabii ki de Asiye teyzenin sesi olmuştu: "Zahmet verdik sana da kızım, işin vardır şimdi seninde."
Yani diyordu ki; evine mi gitsen artık.
Ayıp be Asiye teyze ayıp. Yılların bir hukuku vardı aramızda be!
Mihriban teyze, "Ne bilirsin işinin olduğunu sen?" Diye yükseldiğinde gözlerini bana çevirdi. "Yoktur değil mi?" Gözlerime 'yoktur yok' der gibi bakıyordu. Sanki 'var' desem bitmiştim yani.
"Yoktur," dediğimde çatık kaşları düzeldi ve hafifçe gülümsedi. Mirza neydi ki babaannesi ne olsundu yani? Resmen aynılardı.
"İyi hadi o güzel ellerinden bir kahve yap da içelim kızım."
"Tabii ki..." dediğim an oturduğum koltuktan kalktım. "Nasıl içersiniz?"
Mihriban teyze herkesin adına, "Sade olsun kızım," dediği an başımı olumlu anlamda salladım.
Tam Mirza'nın yanından geçeceğim sıra Mirza, "Benimki tuzlu olsun kurban olduğum," dediğinde kaşlarım şaşkınlıkla yukarıya doğru kalktı. Kısık sesle söylediği için bunu yalnızca ben duyabilmiştim ya da ben öyle olmasını umuyordum. Mirza'ya dik dik baktığımda ayaklarının üstünden geçerek mutfağa doğru ilerledim.
Mutfağa girer girmez kahveleri yapmaya başladığımda elimi kalbimin üzerine doğru götürdüm.
Tuzlu olsun ne ya? Bir tuzlayacaktım görecekti şimdi tuzlu kahveyi.
Kahvelerin olmasını beklediğim sıra birden belime dolanan kollarla birlikte zerre şaşırmadığımda dudaklarım yukarıya doğru kıvrıldı. "Ne yapıyorsun?" Dediğim an kendimi Mirza'ya yaslamaktan da alıkoymamıştım. "Mirza ağam?"
Onu sinir etmek için söylediğim sözle birlikte Mirza gülerek, "Buyur kurban olduğum?" Dediğinde sesi keyifli bir şekilde çıkmıştı. Eee ben sinirlendirmek için söylemiştim ama sinirlenmek dışında sanki eğlenmiş gibiydi.
Kollarının arasında ona doğru döndüğümde elleri belimi sıkıca sararak biraz daha kendine çekti. "Sinirlenmedin mi?" Dediğimde sesim küçük bir çocuk gibi çıkmıştı.
Mirza, "Sinirlenmedim," dediğinde güldü. Ay tövbe tövbe böyle vurulunca eski Mirza gitmiş yerine böyle güleç bir şey gelmişti. "Sen ne dersen de... yeter ki bana bir şey de."
Söylediği sözler karşısında kısa bir an duraksadığımda, "Peki..." dedim ve hemen peşinden de ekledim. "Mirza ağam."
"Yalnız biraz daha böyle dersen..." diyen Mirza'nın sözünü kesip, "Eee?" Dediğimde kaşlarımı soru sorarcasına yukarıya kaldırdım.
Mirza birden dudaklarını dudaklarıma bastırdığında beklemediğim bu hamlesiyle birlikte öylece kalakaldım. Kısa bir anın ardından dudaklarını çektiğinde, "Öperim..." diye tamamladı az önceki cümlesini.
*
Mihriban babaanne💙ben
Bölümde görüşürüzzzzz💙
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro