Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

3

Peter yattığı yerde kollarını göğsünde birleştirmiş, karşısında dikilen insanlara dikmişti gözlerini. Tuhaf bakıyorlardı kendisine. Sandalyeye oturmuş başını elleri arasına gömmüş kadın ise bitap haldeydi. Neler olduğunu, bu insanların kim olduğunu bilmiyordu. Anlam veremiyordu. Yanında sadece May Parker'ı istiyordu ama o dışında herkes etrafındaydı. Bu durum canını sıkıyordu.

"Test sonuçları geldi." Demişti içeriye giren doktor. Hemen ardından elindeki dosyadan bir sayfayı açarak incelemeye koyulmuştu. Odadaki herkes merakla kadının diyeceklerini bekliyordu.

"Sonuçların gayet normal. Kan değerlerin de iyi." Kalemini çıkararak dosyanın içindeki kağıda bir kaç karalama yapmaya koyulmuştu.

"Kaza sonrası psikolojik travma olabilir. Psikiyatri bölümünden bir arkadaşımı yönlendireceğim."

Odadakiler hayal kırıklığı ile doktoru onaylamış, genç çocuk sıkıntıyla nefesini vererek başını yastığa yaslamıştı.

"Şimdi sen... Hiçbirimizi hatırlamıyor musun? "

Küçük kızın sesi düşüncelerini böldüğünde ufak çaplı bir kahkaha atmış, elleriyle yüzünü ovuşturmuştu.

"Sizi tanımıyorum ki hatırlayayım! Bu bir şaka falan olmalı! Gerçekten, May nerede?"

Yattığı yataktan ayaklarını sarkıtarak kalkacağı sırada omuzlarından tutan ve kendisini yeniden oturtmaya çalışan genç çocuğu elinin tersi ile sert bir şekilde itmişti.

"Eliane, sakin olmalısın. Doktorun dediğini sen de duydun. Düzeleceksin. Her şey normale dönecek."

Genç çocuk yerdeki plastik terlikleri ayağına geçirirken arkasındaki adama çatık kaşlarla bakmıştı.

"Eliane de kim be?"

Sandalyede oturan kadın yeniden gözyaşlarına boğulurken gözlerini devirmeden edemememişti. Bir an önce bulunduğu yerden çıkıp eve dönmek istiyordu. Tüm bu insanlar sinirini bozmuştu.

Başını yerden kaldırdığı sırada duvara monteli kapalı televizyonun karanlık ekranında gördüğü yansıma ile donup kalmış, kaşlarını çatarak yüzünü iyice ekrana yaklaştırmıştı.

"Anne?" Demişti ufak kız. "Ablam kafayı mı yedi?"

Genç çocuk hızlı adımlarla tuvaletin olduğu yere yönelmiş, kapıyı gürültüyle açarken duvardaki aynaya dikmişti gözlerini. Karşısındaki beden kendisine ait değildi. Yansımadan kendisine bakan kuş yavasına dönmüş saçlarıyla, üzerinde hastane önlüğü olan güzel bir genç kızdı. Bu nasıl mümkün olur aklı almıyordu.

Aynaya iyice yaklaşarak başını sağa sola eğmiş, elini kaldırarak yansımanın da aynı şekilde hareket etmesini kahkahalar atarak seyretmişti. Bunun bir tür şaka olduğunu düşünüyordu. Sinirleri bozulmuş, elleri tir tir titremeye başlamıştı.

"Eliane, tatlım. Neler oluyor?"

Genç çocuk havaya kaldırdığı elini geri indirerek bakışlarını tırnaklarındaki uçları silinmiş mavi ojelere çevirmiş, hemen ardından başını yeniden kaldırarak gözlerini yansımaya dikmişti. Kahkahası yerini göz yaşlarına bırakırken yansımadaki kızaran gözlere bakmıştı.

"Ben bu değilim." Demişti kendi kendine. "Ben Peter'ım!"

Öfkeyle bağırarak sıktığı yumruğunu karşısındaki aynaya geçirdiğinde arkasındaki kadının panikle kendisine seslendiğini işitmiş, önce elinden yere damlayan koyu renkli sıvıya, ardından parçalara ayrılmış aynadaki yansımaya, kızın gözlerine bakmış, elleriyle yüzünü örtmüştü.

"Neler oluyor? Bu ben değilim. Ben değilim!"

Kendisini tutmak için uzanan elleri hızla iteklemiş, sıktığı yumruğunu kırık aynaya ardı ardına geçirmeye devam etmişti. Parmaklarından dirseğine doğru kanlar süzülürken o sırada acı hissedemiyordu bile. Tek istediği yansımasının düzelmesiydi. Aynadaki kızın gitmesini istiyordu. Ama ne kadar vurursa vursun kırık parçaların arasından yüzü yaşlarla kaplı kız hala kendisine bakıyordu.

"Eliane, dur! Dur artık!"

Yumruk halindeki kanlı elini tutarak kendisini durmaya zorlayan çocuğu iteklemeye, kendisinden uzaklaştırmaya çalışsa da başaramamış, dudaklarından hıçkırıklar dökülürken dizlerinin üstüne kırık camların ortasına çökmüştü. Ciğerlerindeki hava tükeniyor gibi hissediyor, tüm bedeni buz gibi suyun altında kalmış gibi titriyordu. Tek istediği uyanmaktı. Uyanmak ve yengesinin hazırladığı tuhaf akşam yemeğini yerken bu saçma rüyayı ona anlatmak istiyordu. Ama her şey o kadar gerçekti ki ellerinin acısını nihayet hissedebiliyordu.

"Bu ben değilim." Kendi kendine aynı cümleyi sayıklarken ellerini kavrayan eller gevşemiş, bu sefer genç çocuk hemen soluna oturarak kollarını bedenine sıkı sıkıya sarmalamıştı. Uzaklaşmaya çalışsa da kolların sahibi izin vermemiş, biraz daha sıkı sarılmıştı kendisine.

"Beraber üstesinden geleceğiz, tamam mı? Şuan nasıl bir durumun içerisindesin bilmiyorum. Ama biz yanındayız."

Başını omzuna yaslayan çocuğa çatık kaşlarla baktığı sırada genç kadın da oğlu gibi kendisinin yanına çökerek kollarını kendisine sarmış, hemen ardından genç adam, küçük kız ve oğlan da yanlarına gelerek kendisine büyük bir kucaklama vermişlerdi.

"Seni seviyoruz, Eliane." Demişti küçük çocuk sıkı sıkıya sarılmayı sürdürürken.

Nefes alış verişleri yavaşça düzene girerken sıktığı yumruklarını biraz da olsa gevşetmiş, etrafını sarmalayan insanlara bakmıştı. Eliane denilen kızı fazlaca önemsiyorlardı.

Kolunda hissettiği sızı ile kaşlarını çatarak sağına, orada olduğundan bihaber olduğu hemşireye, hemen ardından ışıkta parlayan enjektöre bakmış, gözlerini bir kaç kez kırpıştırarak ne olduğunu anlamaya çalışmıştı. Fakat birden bire o kadar çok uykusunun geldiğini hissetmişti ki ne düşüneceğini bile bilememişti.

Enjekte edilen ilaçtan dolayı gevşeyen bedeni kendisini saran kolların arasına çuval gibi yığılırken son hissettiği alnındaki, genç kadının sıcak dudakları olmuştu.

"Test sonuçları normal ise beni hatırlamamasının sebebi ne?"

May Parker bulundukları hasta odasında bir ileri bir geri giderken kendini Happy olarak tanıtan adam onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Fakat başarılı olduğu pek de söylenemezdi.

"Canınızı daha çok sıkmak istemem ama eminim bir yanlış anlaşılma vardır. Ben sandığınız kişi değilim ki."

Genç kız oturduğu yerde dik bir konuma gelerek ellerini saçlarına uzattığında hayretle donakalmış, kaşlarını çatmıştı. "S-Saçlarıma ne oldu?"

Panikle ayaklarını yataktan sarkıttığında gördüğü ile başı dönmeye, midesi bulanmaya başlamıştı. Ayaklarının normal halinden çok daha büyük olmasının nedenini anlayamıyordu.

"Ne oldu bana?"

Ayağa kalktığında baş dönmesinin şiddetlendiğini, gözlerinin karardığını hissetmiş, elini sıkıca yatağa bastırarak destek almıştı.

"Peter!" Demişti genç kadın yanına koşarak. Kollarından nazikçe tutarak geri oturtmaya çalışmıştı. "Ayağa kalkmaman gerekiyor."

"Kim?" Diyebilmişti sadece genç kız çatık kaşlarla. Kalın çıkan ses tonu iyice sinirlerini bozmaya başlamıştı.

Kadının kolları arasından yavaşça ayrılarak temkinli adımlarla tuvaletin kapısına ilerlemiş, derin bir nefes alarak açtığı sırada karşısında duran aynada gördüğü yansıma ile donup kalmıştı.

Önce kısaca arkasına dönüp kendisini hayretle izleyenlere, hemen ardından yeniden yansımasına bakmış, gözlerini sıkıca yumup açarak yansımasının düzelmesini beklemişti. Fakat bir türlü olmuyordu. Aynadan kendisine göre uzun boylu, tatlı bir genç kendisine bakıyordu.

"Peter..." Aynadan arkasında kalan kadına bakmış, zorlukla yutkunmuştu. "Neler oluyor?"

Genç kız elini yabancı bedenin yüzüne yerleştirerek pürüzsüz cildinde gezdirmiş, gözleri dolarken burnunu sesli bir şekilde çekmişti.

"Annem nerede?" Demişti titreyen sesine engel olamayarak. Annesine ihtiyacı vardı, bunu biliyordu. Kendisine sarılmasına, her şeyin yoluna gireceğini söylemesine ihtiyacı vardı. Fakat ailesi dışında herkes yanındaydı.

"Bu ben değilim. Bahsettiğiniz kişi kim bilmiyorum." Yaşlar çoktan yanaklarına süzülmeye başladığında yeniden bir panik dalgasının bedenini sardığını hissetmişti. Titreyen elleri yaşlardan ıslanan yüzde gezinirken neredeyse çığlıklar atarak aynı cümleyi sayıklıyordu.

"Bu ben değilim! Değilim!"

"Peter, lütfen..."

Yanına gelen kadının endişeyle bakan gözlerine dikmişti gözlerini. O da kendisi gibi neler olduğunu anlayamıyordu.

Dudaklarından ardı ardına hıçkırıklar dökülürken nefes almaya çalışıyordu. Tek istediği yansımada gördüğü, tıpkı kendisi gibi panik atak geçiren çocuğun yok olmasıydı. Kendisini görmek istiyordu. Yanında tanımadığı bu kadın yerine ailesi olsun istiyordu.

Derin nefesler almaya çalışsa da başaramamış, elini boğazına götürerek kadının koyu gözlerine bakmıştı. Nefes alamamak içinde bulunduğu durumu hiç de kolaylaştırmıyor, aksine daha da zorluk çıkarıyordu.

"N-Nefes alamıyorum!" Demişti zorlukla, kadına.

"Happy! Hemşireyi çağır! Çabuk ol!"

"Nefes alamıyorum!" Diye haykırmıştı yeniden genç kız. Titreyen bedenini daha fazla taşıyacak gücü kendinde bulamıyordu. Dizleri daha fazla direnemediğinde yere düşeceği sırada kadının kuvvetli kolları çabucak yakalamıştı kendisini. Göründüğünden çok daha güçlüydü.

"Peter, sakin ol. Her şey iyi olacak. Bunu birlikte çözeceğiz. Şuan her ne yaşıyorsan birlikte üstesinden geleceğiz, tamam mı? Söz veriyorum."

Göz kapakları ağır ağır kapanırken son bir kez bakmıştı kendisini seyreden gözlere. Teşekkür etmek için dudaklarını aralasa da çoktan bilincini kaybetmişti.

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro