Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

10

Genç çocuk sessiz olmaya çalışarak parmak uçlarında merdivenlerden inmiş, mutfaktan gelen konuşmaları duyduğunda telaşla evin kapısına koşar adımlarla ilerlemişti. Kimseye görünmeden evden çıkmak istiyordu. Böylelikle evin gürültüsünden kurtulabilir, rahatça düşünebilirdi. Fakat elini kapı tokmağına attığı an mutfaktan çıkan kadın kendisine seslenmişti.

"Eliane? Nereye gidiyorsun? İşten kaytarabileceğini mi sanıyorsun?"

Peter sıkıntıyla nefesini vererek yumruklarını sıkmış, ağır ağır dönmüştü kadına. Elini üzerindeki mutfak önlüğüne kurulayan kadın merakla bakıyordu kendisine.

"Nereye gidiyordun?"

"Yürüyüş yapacaktım." Demişti. İlk aklına gelen şey buydu.

"Bir yere gidemezsin. Bugün kardeşinin doğum günü. Yardım etmen gerekiyor."

Genç çocuk mutfağa tekrardan giren kadının arkasından çığlıklar atmak istemiş, fakat onun yerine olduğu yerde çırpınmış, kenardaki askılığa tekme atarak kadının peşinden ilerlemişti. Bir bu eksikti. Diye geçirmişti içinden.

Peter mutfaktaki kargaşaya uzun uzun bakarak iç çekmiş, masanın üzerinde duran çileklerden birini alarak ağzına attığı sırada Bayan Stewart ateş saçan gözlerle kendisine dönmüştü.

"Ellerini yıka!"

Ayaklarını yerde sürüye sürüye lavabonun önüne gelmiş, ellerini kısaca yıkadıktan sonra Axel'in yanına geçmişti. Onun kremayı çırpışını seyrederken tıpkı kendisi gibi zorla tutulduğunu asık suratından anlamış, gülmeden edememişti. Bir an için yapması gereken onca şeyi unutmuş, düşünceler yok olup gitmişti. Sadece Stewart'lara yardım etmiş, kafa dağıtmıştı. Her ne kadar May'i özlese de bu aileyi sevmişti. Eliane şanslı bir kızdı.

Mutfakta işi bittiğinde ailenin en küçüğü Juana Stewart ile salona geçmiş, küçük kız süslemeler ile uğraşırken kendisi de önündeki balon yığınını bir bir şişirmeye koyulmuştu. O an etrafta heyecanla koşturan doğum günü çocuğuna gülümsemeden edememişti. Kendi doğum günlerini May ile baş başa kutlardı. Arada kendilerine dostu Ned de eşlik ederdi. Fakat kendisine hiç böyle bir kutlama yapılmamıştı. Sadece pastasındaki mumları üfler, yengesinin aldığı hediyeyi açar ve dostu ile Star Wars legosunu tamamlamak için odasına geçerlerdi. Damien bu yönden çok şanslıydı.

"Juana dikkat et. Düşeceksin."

Merdivene tırmanmış, parmak uçlarında doğrularak süslemeleri duvara asmaya çalışan kıza karşılık oturduğu yerden kalkarak balonları bir kenara bırakmış, korktuğu gibi minik kız dengesini kaybetmişti. Fakat o yere düşmeden kızı yakalamayı başarmıştı.

"Sana ben asarım demiştim." Kucağındaki kıza uzun uzun bakmış, iyi olduğundan emin olduktan sonra rahat bir nefes almıştı. Bir an için Juana'ya bir şey olmasından çok korkmuştu.

"Ben de asabilirim! Her şeyi sen yapıyorsun!"

Peter kızın öfkeyle çattığı kaşlarına karşılık gözlerini devirmiş, minik kızı dikkatle koltuk altlarından tutarak havaya kaldırıp omuzlarına oturmasını sağlamıştı.

"Eliane, ne yapıyorsun?"

Minik kız omuzlarının üstünde kıpırdanırken ayaklarını tutarak dengede durmasını sağlamıştı. Kızın bu kadar ağır olduğunu tahmin edememişti. Ya da Eliane'in bedeni fazla güçsüzdü. Bilmiyordu.

"Merdivenden düşmediğinden emin oluyorum. Hem sen kahvaltıda ne yedin? Bu kadar ağır olman imkansız!"

Minik kız ayağı ile karnına tekme attığında acıyla inlemiş, fakat sonrasında ikisi de gülüşerek süslemelere kaldıkları yerden devam etmişlerdi.

Nihayet işleri bittiğinde küçük kız ile kendilerini yan yana koltuklara attıklarında Juana etrafı inceleyerek ıslık çalmaya çalışmış, fakat sadece garip sesler çıkarmıştı. Peter kızın bu haline istemsizce kahkaha atmıştı.

"Sayemizde burası çok güzel görünüyor. Axel olsa hala balonları şişirmekle uğraşırdı."

Küçük kız koltukta biraz daha yayılarak başını kucağına yerleştirdiğinde Peter ne yapacağını bilememiş, öylece donakalmıştı. Onları daha çok az tanıyordu. Sadece bir kaç haftadır bu aile ileydi. Fakat içinde çok garip duygular oluşuyordu. Kendisi de ne olduğuna anlam veremiyordu.

Parmakları kızın bukleli saçlarını bulduğunda elini geri çekmek istese de yapamamış, saçlarını şefkat ile okşamıştı. İnsanın kardeşinin olması nasıl bir his olurdu düşünmeden edememişti.

Bir kaç saat içerisinde davetliler gelmiş herkes salonda, doğum günü çocuğunun etrafına toplanmıştı. Peter ve Bayan Stewart ise mutfakta pastanın mumlarını yakmak ile meşgullerdi. Nihayet işleri bittiğinde genç çocuk memnuniyet ile gülümseyerek pastaya bakmıştı uzun uzun. İyi iş çıkarmışlardı ve kendisi ile gurur duyuyordu.

Pastayı içeriye geçirmek için kucaklamıştı ki mutfak duvarına asılı takvim gözlerine ilişmiş, kırmızı keçeli kalem ile işaretli bulundukları güne bakmıştı.

Damien'in D. Günü

Kaşlarını çatarak takvime biraz daha yaklaşmış, bir yazan tarihe, bir de kendisine arkası dönük kadına bakmış, gözlerini hızla açıp kapatarak takvimi yeniden kontrol etmişti. Fakat doğru görüyordu. Bir yanlışlık yoktu.

"A-Ashley..."

Kendisine dönen kadına karşılık işaret parmağını takvime doğrultmuştu.

"Takvim neden 2018'i gösteriyor?"

Ashley Stewart anlamadığını belli eden bakışlar ile kızına bakmış, elleri arasındaki pastayı alarak içeriye geçmişti.

"Başka neyi gösterecekti? Hadi mumlar sönecek. Oyalanma!"

Genç kadın içeriye girdiğinde herkes alkışlamaya, Damien'in doğum gününü kutlamaya başlamışlardı. Fakat kendisi gözlerini bir türlü takvimden ayıramıyordu. Her şey üst üste gelirken yeni bir sorun da çıkmıştı artık. Peter gerçekten de 2018 yılında mıydı?

"Peter? Yine mi Bay Stark çağırdı?"

Genç kız uzun koridorda, dün yerini öğrendiği odaya ilerliyordu ki kendisine seslenilmesi ile duraksayarak gözlerini sıkıca yummuş, derin bir nefes alarak ciğerlerine hapsetmişti. Bir an için görünmeden geçip gidebileceğini düşünmüştü. Fakat sekreter kendisini yakalamıştı.

"Jennifer! Merhaba!"

Neşeli çıkması için çabaladığı ses tonu ve geniş bir gülümseme ile kadının masasına yaklaşmış, dirseğini soğuk zemine, çenesini ise avucuna yaslamıştı.

"Seni burada görmeyi beklemiyordum. N'aber?"

Genç kadın kendisine garip bir şekilde bakmış, hemen ardından dudakları yukarıya doğru gerilmişti.

"Ben burada çalışıyorum, Peter. Bu neden seni şaşırttı?"

Genç kız gözlerini kaçırarak mahçupça bakmış, kadına sevimli olduğunu düşündüğü bir gülümseme sunmuştu.

"Şey, tabii evet...Bugün ne kadar güzel görünüyorsun!Saçına bir şey mi yaptın?"

Jennifer bir müddet çocuğa baktıktan sonra omuzlarına dökülen saçlarıyla oynamış, yüzünde mutlu bir ifade belirmişti.

"Bugün farklı bir model denedim. Beğendin mi?"

Genç kız başını hızlıca olumlu anlamda sallayarak onaylamıştı.

"Beğenmek ne kelime? Bayıldım! Tüm bu hazırlık kimin için anlat hadi!"

Jennifer kızararak bakışlarını kaçırmış, hemen ardından hızla bir şeyler anlatmaya koyulunca Eliane şaşırarak bir müddet kadının heyecanlı hallerini izlemişti. Kesinlikle böyle bir şeyi beklemiyordu. Amacı kadının huyuna gidip geçmesi için izin vermesini sağlamaktı. Ama şuan dikkati dağılmış ve hızlı hızlı bir şeyler anlatıyordu. Sonuç olarak bu da işini görürdü.

Kadın hala anlatmaya devam ederken bir kaç adım geri çekilmiş, hemen ardından ağır adımlarla uzaklaşmaya başlamıştı. Jennifer'ın kendisini fark etmediğini anladığında ise koşmaya başlamıştı.

Kısa bir koşturmacanın ardından yine aynı ahşap kapının önüne geldiğinde kapıyı bir kaç kez tıklatarak beklemeye koyulmuştu. Bir yanıt alamayınca bir daha tıklatmış, fakat hemen ardından dayanamayarak içeriye adeta dalmıştı.

"Bay Stark?"

Gözleri odada dolaşmış, nihayet masasında uyuklayan adamı fark ettiğinde ağır adımlarla yanına ilerleyerek bir müddet bakmıştı. Öyle yavaş nefes alıyordu ki bir an için adama bir şey olduğunu sanmış, panikle koluna sarılarak adamı sarsmaya başlamıştı.

"Aman Tanrım! Bay Stark, iyi misiniz?"

Genç adam göz kapaklarını zorlukla aralayarak bir müddet neler olduğunu anlamaya çalışmış, hemen ardından koluna sarılan çocuğa şaşkınlıkla bakmıştı.

"Peter? Burada ne yapıyorsun?"

Eliane rahat bir nefes alarak adamın üstünden çekilmiş, ellerini önünde birleştirerek zorlukla yutkunmuştu.

"Dünkü konuşmamız biraz tuhaftı biliyorum. Ama lütfen. Bana sadece anlatmam için beş dakika verin."

Tony Stark gözlerini ovuşturarak arkasına yaslanmış, tutulan boynunu esneterek direkt gözlerine bakmıştı.

"Sorun şu ki, evlat...Dün sen gidince merak edip bahsettiğin kızı biraz araştırdım."

Eliane'in gözleri heyecanla parlamış, sevinçle adamın eline sarılmıştı. Tony böyle bir tepki beklemiyor olacaktı ki kaşları havalanmıştı.

"Ve?" Demişti adamın devam etmesi için.

Genç adam boğazını temizleyerek boştaki elini, elini kavrayan elin üzerine yerleştirmiş destek amaçlı sıkmıştı.

"Bahsettiğin kız. Yani Eliane Stewart... Eylül 2018 de ölmüş."

Genç kız çatık kaşlarla bir müddet adamın meraklı gözlerine bakmış, ne düşünmesi, ne söylemesi gerektiğini bilememişti.

"Ö-ölmüş mü?"

Tony Stark başını olumlu anlamda sallayarak masasının üzerindeki karmakarışık kağıt yığınını düzelterek önüne yerleştirmişti.

"Bahsettiğin kişi katılacağı turnuvadan bir gün önce, 8 Eylül 2018'de ölmüş. Otopsi raporunda zehirlenmeden öldüğü yazıyor."

Eliane masanın üzerindeki haber kupürlerine, makalenin yanında madalyasını göstererek kocaman gülümsediği fotoğrafına bakmış, titreyen elleri ile makaleyi almıştı. Aklı o kadar karışıktı, canı o kadar çok acıyordu ki tuttuğu kağıt parçası tonlarca ağırlıktaymış gibi hissetmişti.

"B-Ben...Ölmedim. Buradayım. Tam buradayım! Nasıl ölmüş olabilirim? G-Gerçek olamaz! Olamaz!"

Kağıt ellerinden kayıp düşerken titreyen parmakları saçlarını bulmuş, çekiştirerek gözlerini kapatmıştı. Gözyaşları yanaklarını yıkarken Tony Stark daha ne kadar şaşırabileceğini bilmiyordu. Neler oluyor, Peter neden ölmüş bir kız olduğunu iddia ediyor bilmiyordu.

"Evlat, sakin ol. Şuraya otur da sakince konuşalım."

Genç kız başını hızla iki yana sallayarak masanın üzerindeki evraklarla bakmıştı uzun uzun. Gördüğü tanıdık isim ve adres ile işaret parmağını kağıda doğrultmuştu.

"B-Bak! Axel benim abim! Onun yanına gidelim! Ölmedim! Daha bir kaç hafta önce aynı evdeydik! Lütfen Bay S-"

Sözünü tamamlayamadan açık bilgisayar ekranındaki tarihe bakmış, gözlerini hızla açıp kapatmıştı.

"2020 mi? Bu da ne demek şimdi?"

Eliane tüm bu olaylar ile düşüncelerin karmakarışık bir hal aldığını, kendisine yükten başka bir şey olmadığını hissediyordu. İlk defa bu kadar çaresizdi.

"Peter...Hadi gel hastaneye gidelim, ne dersin? Durumun düşündüğümden-"

"Hayır!" Eliane o kadar şiddetli çığlık atmıştı ki kulakları çınlamış, ellerini kulaklarına bastırmıştı.

"H-Hayır! Sus! Ben deli değilim! Değilim!"

Tony Stark'ın bir şey demesine müsaade etmeden var gücüyle çıkışa koşmuş, önce odadan sonrasında binadan çıkarak derin nefesler almaya çalışmıştı. Her şey üstüne geliyor gibi hissediyor, nefes almakta güçlük çekiyordu.

Kapının önüne bıraktığı bisiklete bindiğinde hıçkırıkları arasında pedalları zorlukla çevirmeye başlamış, gözyaşlarından etrafı bulanık görse de var gücüyle çevirmeye devam etmişti. Nereye gittiğini ya da ne yapması gerektiğini bilmiyordu.

Peter gözlerini takvimden çekebildiğinde hızlı adımlarla mutfaktan çıkmış, salonda doğum günü kutlaması yapan kişilere görünmeden koşarak merdivenleri çıkmıştı.

Kendisini Eliane'e ait odaya atabildiğinde kapıyı gürültüyle çarpmış, alnını kapıya yaslayarak öylece beklemişti. Başka birinin bedeninde olduğunu yeni yeni sindirebiliyorken bir de bu çıkmıştı.

Düşünmekten acıyan başına ellerini yaslayarak yatağa dönmüştü ki dudaklarından ufak çaplı bir çığlık dökülmüştü.

Eliane önünde durduğu apartmanın merdivenlerinde oturmuş, kollarıyla vücudunu sarmalayarak öylece ağlıyordu. Parker'ların evine gelmişti ama yukarı çıkmak, May ile yüzleşmek istemiyordu. Kendisini rahat bırakmayacağına adı kadar emindi. Bu yüzden kapının önünde oturmuş hıçkırarak ağlamayı sürdürüyordu ki işittiği çığlık sesiyle başını hızla kaldırmış, karşısında kendi bedenini görmüştü.

Peter rahat bir nefes alarak elleriyle yüzünü ovuşturmuş, bedeninin bağdaş kurarak oturduğu yatağa ilerlemişti. Tam da ihtiyacı olan kişiydi.

"Eliane, ne olduğuna inanamayacaksın!"

Peter bedeninin hıçkırarak ağladığını fark ettiğinde kaşları çatılmış, tereddüte önünde dizlerinin üzerine çökerek direkt gözlerinin içine bakmıştı.

"Hey, ne oldu? Sen iyi misin?"

Eliane titreyen ellerini yüzüne götürmüş, yaşları silmeye çalışsa da yerine yenileri geldiğinden boşuna çabalamıştı.

"P-Peter ölmek istemiyorum! Ben ne yapacağımı bilmiyorum!"

Genç kız hıçkırıkları arasında zorlukla konuşurken Peter elini bedenine uzatmış, elini tutmaya çalışmıştı. Fakat hemen sonra yaptığının aptalca bir hareket olduğunu anlayarak geri çekmişti. Ona temas edemiyordu.

"Ölmek mi? Neler oluyor?"

"Bay Stark ile konuştum...Beni araştırmış." Zorlukla yutkunarak nasıl devam edebileceğini düşünmüş, dudağını dişleyerek başını iki yana sallamıştı.

"Ne oldu, Eliane? Bir şey söyle!"

Genç kız o an karşısındaki çocuğa-daha doğrusu kendisine-sarılabilmeyi her şeyden çok istemişti.

"2020 yılındayız, Peter. Tam iki yıl geçmiş. V-Ve ben...Ben 8 Eylül 2018'de ölmüş olarak görünüyorum."

Peter diz çöktüğü yerden ağır ağır kalkmış, başını iki yana sallayarak bir ileri bir geri ilerlemeye başlamıştı. Aklında yavaş yavaş bir şeyler oturuyordu fakat bu aynı zamanda kendisini ürkütüyordu.

"Benim 2020 senin ise 2018 de olman gerekirdi." Yatakta oturmuş gözyaşı döken kendisine dönmüş, bunu nasıl diyebileceğini düşünmüştü.

"Eliane sana bir şey söyleyeceğim ama sakin olmalısın." Genç kız başı ile onayladığı da ise zorlukla devam etmişti.

"Burada tarih...6 Eylül 2018. Biraz karmaşık biliyorum. Ama teknik olarak burada henüz şey...gerçekleşmedi."

Genç kız elini sıkışan göğsüne bastırmış, nefes almak için kendisini zorlamıştı. Ne hissedeceği konusunda bile emin değildi. Öleceği için üzülmeli mi, yoksa henüz ölmediği için sevinmeli miydi?

"Ben iki gün sonra ölecek miyim yani? Zehirlenmeden? Turnuvaya katılamayacağım. Daha yapmak istedeğim tonla şey vardı!"

Peter karşısındaki kızın panikten titrediğini fark ettiğinde yanına oturarak sakin bir ses tonuyla yatıştırmaya çalışmıştı.

"Eliane. Ölmeyeceksin. Söz veriyorum buna izin vermeyeceğim, tamam mı? Ölmene izin vermeyeceğim."

Genç kız yavaş yavaş gözyaşları durulurken burnunu sesli bir şekilde çekmiş, yanında oturana minnettarlıkla gülümsemişti.

"Teşekkür ederim Peter...Keşke sana sarılabilseydim."

Peter da tıpkı genç kız gibi gülümsemiş, omuz silkmişti. "Teknik olarak kendine sarılmış olurdun ki bu biraz acayip."

Eliane genç çocuğun dediği üzerine kıkırdamış, ellerinin tersi ile yanaklarını kurulamıştı.

"Daha iyiysen sana bir şey daha söylemeliyim."

Genç kız merakla yanında oturan bedenine bakmış, başını olumlu anlamda salladığında Peter nefesini tutarak panikle tek seferde söylemişti.

"Sevgilinden ayrılmış olabilirim."



Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro