Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

~Şer mi?Hayır mı?~

Melih ağrıyan başının geçmesi için içtiği kahvenin sayısını unutmuştu. Ofisinde oturmuş akşamki rezilliğinin vermiş olduğu huzursuzlukla boş boş duvarlara bakıyordu.Sustun sustun işi bok ettin diye kendine uyandığından beri kızıyordu.Sedayı geçtim Sinan amcamın yüzüne nasıl bakacaksın diyen iç sesine hak vererek derince bir nefes alan genç adam başını iki elinin arasına aldı.

Kapısı çaldığında gir komutunu beklemeden içeriye giren kardeşi Fıratın gülen suratıyla karşılaştığında“Dalga geçeceksen yanlış günündesin abicim! Tersimden kalktım ve feci baş ağrım var o yüzden suratındaki o ifadeyi hemen yok et!” Melih soluksuz kurduğu cümlesini bitirdiğinde Fırat elini dudaklarına götürüp fermuar çekermiş gibi yaparak deri koltuklardan birine oturdu.

Fırat geçen sene İşletme bölümünden mezun olmuş şirkette muhasebe departmanının başına geçmişti.Hesap kitap işleri her zaman ondan sorulurdu.İşini layıkıyla yapan Fırat genelde abisinin odasında onu deli etmekle meşgul olurdu.Karakter olarak aynı Demirhan gibi deli dolu olan Fırat sadece kızlar konusunda Demirden bir tık daha durgundu. Yani Demirhan haftanın her günü bir kız bulurken Fırat haftada bazen bir kız bazen üç kız devam ederdi yoluna..

“Hala hayatta olduğuna şükretmelisin bence! Sinan amcam seni vurmadıysa ya Allahın sevgili kulusun ya da adamın eşref saatine denk geldin.İki türlüde sadakanı vermeyi unutma!” Fırat çenesini tutamamış yine dalga geçmenin verdiği keyifle sırıtmaya başlamıştı.Melih kardeşinin karşısındaki zevzek gibi konuşmasına sinirlenip önündeki kalemi fırlatmıştı.Fırat havada yakaladığı kalemi ceketinin cebine takarken “Eyvallah tam ihtiyacım olan şeydi!” diyerek pişkince sırıtmaya devam etmişti.

Melih ya sabır çekerek önündeki çizimlerini incelerken “Sayman gereken paraların yok mu senin? Geçen günkü harcama tablosunu babama gösterecektin haber bekliyordu.Hallettin mi?” Melih hem çizimlerine bakıp hem kardeşine laf yetiştirmeye çalışıyordu.

“Saymam gereken paraları iş saatlerinde yapıyorum Melih bey! Öğle arasına girdik farkındaysan! Diğer soruna gelirsek evet hallettim.Şimdi odasından geliyorum.Öğleden sonra toplantı yapmak istediklerini söylediler.Şu son giriştiğimiz ihaleyle ilgili sanırım.Hiç biri onay vermeyecek bana kalırsa!”

“Bana da öyle geliyor ama adamlar güzel para teklif ettiler.Zor iş ama karlı.Gerçi herifi gözüm pek tutmadı ama son söz babaların ne derlerse o!” Melih baktıkça içinden çıkamadığı çizimlerini bir kenara bırakıp ayağa kalkarak kardeşine baktı.

“Abine yemek ısmarla bakalım saya saya bitiremediğin paralarınla!” Melih kolunu kardeşinin omzuna attığında iki genç eğlenerek yola koyuldu..

********** ************** ****
“Karlı olabilir Melih ama adamlar hiçbir güvence vermiyor.Boş bir kağıda imza atmak kadar tehlikeli geliyor!” Ahmet yeğeninin sunduğu fikre şiddetle karşı çıkmıştı.Sadece kendide değildi karşı çıkan diğer dostları da hiç olumlu bakmıyordu bu olaya.

“Amca biliyorum.Adamların pek bir şeyini bilmiyoruz ama adamlar ihaleyi kazanmış otelin yapılacak olan arsayı almışlar ve bu rakamlarla direk bize geldiler. Neden biz diye soramadık haliyle!” Melih karşısında oturan 4 dağ gibi adama durumu izah etmeye çalışıyordu.

“Emirhan sence durum ne?” Samet oğluna baktığında Emirinde içine pek sinmeyen haliyle karşılaşmıştı

“Bana kalırsa sırf yüklü miktar veriyorlar diye kabul edemeyiz. Adamların orayı ne olarak kullanacağını bile bilmiyoruz! Gerçi bizi pek ilgilendirmez ama sonuçta adımız geçecek bizim yapıtımız olacak.Aslında prestij meselesinide bir yere bırakalım adamların ödemeyi işin teslim süresinden 1 ay sonra yapmaları sıkıntı yaratıyor. Ne öncesi ne sonrası.Bu kabul edilebilir bir durum değil! Oldu ki imzalar atıldı kabul ettik işe başlandı 1 seneye yakın  bir sürede otel tamamlandı. Anahtarı teslim ettik.Sonrası ne olacak? İnşaat firması çalışanları mühendisler işçisinden emekçisine herkes bizim sorumluluğumuzda eğer ödeme gerçekleşmezse iflas bayrağını hep birlikte çekeriz!”

Adamlar Emirhanın dediklerine fazlasıyla katılıyorlardı.Eğer ödeme yapılmazsa herkes mağdur olurdu. Ufak bir otel değildi bahsettikleri.İstanbul’un gözde yerlerinde yapılacak olan devasa bir oteldi..

“İhaleyi nasıl kazanmışlar peki? O kadar miktarı karşılayacak güçleri varsa bence bize de ödeme yapacak güçleri vardır!” Fırat önündeki rakamlara bakarak düşüncelerini dile getirdiğinde “Kara para aklama yöntemi de olabilir! Adamın yüzüne baktığınızda ben buyum diyor resmen!” Emirhan kuzenine gerekli cevabı verdikten sonra arkasına yaslanarak babasına baktı.

“Bekletebildiğimiz kadar bekletelim bu arada adamı araştıralım.Piyasada ilk işi mi nedir necidir bir yoklayalım bakalım!” Yusuf düşüncelerini söyleyerek arkadaşlarına baktı.

“Sinana haber verelim derim. Kulağı kesik herifin biliyorsunuz. İllaki öğrenir!” Onurda kendi fikrini söyledikten sonra önündeki dosyayı kapatarak arkasına yaslandı.

Toplantı sonu herkes odasına dağıldığında ne yapacaklarına karar verene kadar beklemenin en doğru karar olduğunun el birliğiyle onaylamışlardı.

************ *********** *******
İmran saatlerdir kendisini kaptırmış çizdiği resmi tamamlamaya çalışıyordu.
Boynundaki ağrıyı geçirmek için sağa sola hareket ettirdiğinde gözleri duvarda asılı olan saate takıldı. Ağzı şaşkınlıktan açıldığında zamanın ne çabuk geçtiğinin farkına bile varmamıştı. Saat 5 olmak üzereydi fazlasıyla yorulmuştu.En iyisi eve gidip güzelce dinlenmek diye düşünerek toparlanmaya başladığında telefonun sesiyle dağınıklık arasında kalmış telefonunu aramaya başladı.Hala çalmaya devam eden telefonunu bulduğunda hayrolsun diyerek cevapladı.

“Barış abi?”

“Güzellik nasılsın?Neredesin?”

“İyiyim abi atölyedeyim çizim falan uğraşıyordum.Sen nasılsın?”

“İyi iyi duruşmadan duruşmaya nolsun! Bak ne diyeceğim bizim avukat arkadaşın 7 yaşında bir kızı var resme yeteneği varmış ama geliştirmek istiyorlar kızı kursa falan yazdırmak istemişler fakat kız insan içine çıktığında utanıp kabuğuna çekiliyormuş.Evde ders verebilecek birini arıyorlar bende senden bahsettim.Sen ne dersin haftanın bir ya da iki günü evde ders verebilir misin?” Barış kuzenine durumdan bahsettiğinde İmran şekilden şekle girmişti.Zaten oldukça yoğundu ama yinede reddedememişti.

“Olur abi.Yoğun olmadığım günlerde araya sıkıştırabilirim anca.Onlar içinde sıkıntı olmazsa ders verebilirim.”

“Tamam güzelim detayları konuşmak için arkadaşımın hanımı seni bekliyor.Müsaitsen bu akşamda gidebilirsin.Kızı hariç bir bebeği daha var onu bırakıp çıkamamış” Barış anlatadursun İmran evine gidip uzanma işi hayal olmanın üzüntüsüyle kafasını salladı.

“Tamam abi eve geçecektim ama önce oraya gider konuşurum sonra geçerim artık.Sen adresi telefonlarını mesaj atarsın. Görüşürüz.” diyerek telefonu kapatan İmran bezgince telefonunu çantasına tıkıştırıp atölyesinden çıktı.
********** ********** *********
“Çok teşekkür ederiz İmrancım. Barışa öyle laf arasında anlatmıştım.Direk senden bahsetti o kadar mutlu olduk ki anlatamam. Kabul ettiğin için teşekkürler tekrardan.”

“Rica ederim İpek hanım görevim bu severek yapacağım.Sude de gerçekten bu yaşına rağmen çok yetenekli.Daha iyi olacağından şüphem yok.Neyse artık kalksam iyi olacak geç oldu.Haftaya Salı ilk ders için gelirim.” İmran gerekli konuşmaları yapmış detayları belirlemiş saatine baktığında iyice geç kaldığını gördüğünde izin isteyerek kalkmıştı.Telefonunu görüşmede sessize aldığı için arayan ailesinide duymamıştı. Görüşmeye gideceğini haberde vermemişti.Kesinlikle çıldırmışlardır diye düşünen İmran vedalaştıktan sonra hızla arabasına bindi.

Telefonu arabanın ön taraftaki yerine takarak arama tuşuna basıp gelecek olan paparayı beklemeye başladı.

“İyi bir mazeretin olsa iyi olur küçük hanım! Aksi halde olacaklara karışmayacağım!” öfkeyle konuşan annesi saatlerdir telefonunu açmayan kızını delice merak etmişti.

“Özür dilerim anne.Atölyeden çıktıktan sonra ufak bir işim çıktı.Telefonum sessizde kalmış ve saatin bu kadar geç olduğunu fark edemedim.Gelince detaylı anlatırım olur mu?” İmran hem dikkatle yola bakıyor hem annesine durumu izah etmeye çalışıyordu.Zaten araba kullanmayı pek sevmezdi.Gerekli oldukça annesinin arabasını kullanırdı.Bugünde iyi ki almışım diye geçirdi içinden.

“Valla baban ortalığı ayağa kaldırdı.Demirhan’ı arıyordu en son!Gelince ona anlatırsın artık!” kahretsin diye iç çeken İmran “Tamam arabadayım şuan kapatıyorum.”diyerek kapatmıştı.

İki tarafı da ormanlık yolda ilerlerken içten içe de korkuyordu İmran.Geldiği yer Beykoz tarafında çiftlik evi gibi bir yerdi. Gelirken tam adres almasına rağmen zar zor bulmuştu.Bu adam her gün bu yolu nasıl çekiyor diye düşünmeden alamamıştı kendisini.Her Salı sende çekeceksin diyen iç sesine derin bir of çekti.

Korkusunu unutmak için en iyisi müzik açmak diye düşünen İmran radyonun açma tuşuna bastı.Öyle bir yerdeydi ki radyo bile çekmiyordu.Kanalları değiştirme tuşuna basmaya başlayan İmran bir anlık gözünü yoldan ayırıp tuşa bakıp bastı gözünü tekrar yola çevirdiğinde önüne aniden çıkan adamı gördüğünde ani bir refleksle frene asılsa da çok geç kalmıştı.

Arabasıyla adama çarpmıştı!

Adam çarpmanın etkisiyle ön tarafa doğru 5-6 metre kadar fırlamıştı.İmran elleri direksiyona kenetlenmiş şekilde gözleri kapalı duruyordu.O korkuyla şoka giren İmran hareket etmek istese de kımıldayamıyordu.

“Aman Allahım! Aman Allahım ben ne yaptım?” diye tekrar ederek yerde kanlar içinde yatan adama bakıyordu. Hızla kemerini çözerek kendisini arabadan dışarı attı..

Koşarak adamın baş ucunda eğilen İmran korkarak adamın nabzını kontrol etmek için titreyen ellerini adamın kanlı boynuna götürdü.İki parmağıyla nabzını duymaya çalıştı fakat çok yavaş hissediliyordu.
İmran kendinden geçmiş şekilde ağlıyordu.Adamın başının iki tarafından tuttuğu elleriyle destek veriyordu.

“Ölme nolur ölme! Aç gözlerini lütfen,lütfen,lütfen..Allahım yardım et!” İmran etrafına umutla baksa da lanet olasıca yerde  yarı ölü adamla baş başaydı!

Adam yarı açtığı gözlerini karşısındaki ağlayan kıza diktiğinde beyni zonkluyordu. Vücudunu hissetmiyordu. Neredeydi ve bu melek kimdi bilmiyordu!

Adamın inleme sesiyle kendine gelen İmran adamın yarı açık gözlerine bakıp “İyimisiniz?” diye saçma sapan bir soru sordu.Adam ölmek üzere ve sen ona iyi misin diye soruyorsun!diye içten kavga haline girişmişti.

“Beni duyabiliyor musunuz?Lütfen cevap verin.!” Adam kulaklarının çınlamasıyla karşısındaki meleğin sesini zorla duyuyordu.

“Söylemem lazım! Bulmam lazım!” adam sessizce mırıldanmaya başladığında İmran ne demek istediğini anlamak için kulağını iyice yaklaştırdı adamın dudaklarına..

“İhale..bulmam lazım!” Adamın dediklerinden gram anlamayan İmran “Kimi bulman lazım?” diye merakla sordu.Hani ona neydi ki? Adamı neredeyse öldürecekti hala neyin derdine düşmüştü!

“Melek!Melek yardım et!Silahlılar!” Melekte kimdi? Belki de karısıydı.Aman kimse kimdi!Silah demişti birilerinden mi kaçıyordu? Hemen gitmeliydi İmran daha fazla bela çekmeden kaçıp gitmeliydi!
Ama adamı bırakamazdı ki! Kahretsin dedi.Ambulans buraya gelene kadar çok geç olurdu. Telaşla titreyen bacaklarına inat koşarak arabasına bindi.

Çalıştırdığı arabayı adamın yanına getirip tekrar çıktı.Adamı zor bela sürükleyerek arabasına bindirdiğinde adam hala sayıklıyordu.Ne yapacağına bilemeyen genç kız aklına bu akşam nöbette olan abisi gelince telefona yapıştı.Tekrar sürmeye başladığı arabasıyla son sürat ilerliyordu.

“İmran?Neredesin sen Allah aşkına?Babam küp.."

“Abi birine çarptım! Çok kötü durumdayım!” dediğinde Yakup Efe masasından hızla ayağa fırladı.

“Ne?kime çarptın?Ambulansa haber verdin mi? Lanet olsun İmran bu saatte dışarıda ne işin var senin?!”

“Hayır ambulans çok uzun sürerdi arabaya aldım ben getiriyorum!Abi çok kötüyüm yemin ederim bilerek yapmadım birden önüme atladı saniyelik olaydı yemin ederim yemin ederim!” ağlamaktan konuşamayan İmran bayılacak gibiydi.

“Tamam bebeğim sakin ol nabzına baktın mı?Kendinde mi?Ne kadarı bulur gelmeniz?” Yakup Efe hem abi rolünü üstlenip hem doktor kimliğini konuşturuyordu.

“Baktım.Olması gerekenden daha yavaş.Kulağından kan geliyor.Her yeri kan içinde.Bir yerleri kırılmış olabilir. Bilmiyorum lanet olsun ki bilmiyorum!Ne yapacağımı bilmiyorum.”

“Sakinleş İmran bir kaza daha yapmanı istemiyorum yola odaklan! Ben gerekli hazırlığı yapıyorum tamam mı bebeğim seni seviyorum her şey yoluna girecek sakin ol!”

“Korkuyorum abi çok korkuyorum!”

“Şii korkma bitanem sakın korkma!Telefonu kapatmıyorum tamam mı sadece yola odaklanmanı istiyorum İmran!”

“Tamam yolu yarıladım 15 dakikaya gelmiş olurum!” Yakup Efe acile indiğinde bütün görevlilere emirler yağdırmaya başlamıştı.

“Suat hemen söyle ameliyathaneyi hazırlasınlar!Acil trafik kazası geliyor.Mehmet hemen Görkem hocayı ara bana haber ver! Çabuk çabuk!” Yakup Efe kardeşine korkma diyordu ama kendisi daha beterdi. “Hocam Görkem hoca hatta” danışma masasından bağıran genç çocuğun tuttuğu telefonu hemen alarak samimi dostu Görkeme durumu izah etmeye başladı.

“Hayırdır oğlum gece gece” keyifle soran arkadaşına “İmran birine çarpmış.Nabız zayıf kulağından kan geliyormuş.Büyük ihtimal kanaması var ameliyat gerekebilir ne kadar sürede gelirsin!” diye sorduğunda Görkem “Hemen geliyorum!” diyerek telefonu kapatmış eşofmanlarıyla arabasına atlamıştı bile..

“Bebeğim orada mısın?”hala telefonun diğer ucunda sessizce hıçkıran kardeşinin sesini duyabiliyordu.Bilerek yapmadım diye tekrar ediyordu.Yakup Efe kardeşinin yıkılmış sesini duydukça kahroluyordu.Gözünden damlayan yaş bundan ötürüydü..

Annesine babasına nasıl haber verecekti.Kahrolacaklardı.Ama söylemeye mecburdu.Abi olarak bu onun göreviydi.Hem doktor olarak ne haberler vermişti bir sürü insana güçlü olmalıydı..Aklına Samet amcası gelmişti.Evleri birbirlerine yakındı.O babasıyla annesini alıp getirebilirdi.
Hastanenin telefonundan hemen bağlattı Samet amcasını..

Samet izlediği televizyonun sesini kısarak telefonunu cevapladı.Karşı taraftan duyduklarıyla şok olmuştu.Aniden ayaklandığında diğer aile üyeleri de korkuyla kendisine bakıyordu.

“Ne oldu?” hep bir ağızdan çıkan soru karşısında Samet “İmran kaza yapmış.Adamın birine çarpmış durumu ciddiymiş.” dediğinde herkes ayaklanmıştı.Samet ikizlerine döndüğünde kapıdan çıkmak üzerelerdi. "Demirhan” diye seslendiğinde oğlu “Siz annemle dayımlara haber verin biz hastaneye geçeriz.Soruşturma kısmını ben almaya çalışırım.” Babasının ne demek istediğini anlamış gibi hemen cevaplamış Emirle birlikte arabasına binmişlerdi.

************* ************** ****
“Hayatım yoldaymış işte sessizde kalmış telefonu gelince anlatacakmış ne işi çıktığını.” Yaren kocasını saatlerdir yatıştırma derdindeydi.Kızının sorumsuzca hareket etmemesine alışkın olan Yusuf yerinde dört dönüyordu.Kapının çalmasıyla Yaren ayaklanıp kocasına sakin ol bakışı atmıştı.Karı koca kapıyı açtıklarında Samet ve Yaseminin telaşlı hallerini gördüklerinde içlerinde peydahlanan korkuyu gizleyememişlerdi.

“Ne oldu?” Yusuf dostuna ve kardeşine baktığında direk hala köyde yaşayan annesine bir şey olduğunu sanmıştı.

“Yasemin anneme mi” diye sorduğunda “Hayır abi annem iyi.Sadece” Yasemin devamını getiremediği cümlesinin ardından kocasına çevirdi bakışlarını.Samet bu haberi neresinden tutarsanız tutun iyi şekilde verilmez diye düşünerek Yusufun gözlerine sabit bakarak “İmran eve gelirken birisine çarpmış.” Daha devamını getirememişti. Yaren kararan gözleriyle sendelerken kocası aniden karısını tutmuştu.

“İyi mi kızım iyi mi? çarptığı kişi iyi mi?” ardı ardına sorduğu soruları kendisi bile duymuyordu.

“Canım İmran iyi çok iyi.Yakup Efeyle konuşmuş hastaneye varmışlardır bile.Bizim çocuklar yolda.Geç olmadan bizde gidelim hadi!” Samet canlarını bile emanet edeceği dostlarının böyle üzülmelerine kahrolmuştu ama yapacak bir şey yoktu.Her şerrin ardından hayır geleceğini çok iyi bilirdi..

************ ********** *********
Hastaneye varan İmran kendisinden geçmiş gibiydi.Bütün çalışanlar çarptığı adamı acil müşahede odasına almışlar kendisi koridorda oturmuş duvara bakıyordu.Hala kendinden bir haber bilerek yapmadım diye sayıklıyordu.Kanlı ellerini kaldırıp baktığında ağlaması daha da artarken üzerindeki beyaz pantolonuna ellerini sürüyordu.

“İmran?” acil kapısından giren ikiz kuzenlerini gördüğünde ayağa hızla kalkıp Polis olan kuzenine sarıldı.
“Demirhan ben ben isteyerek çarpmadım.Yemin ederim o kadar hızlı bile değildim birden çıktı önüme yemin ed..”
“Şiii tamam güzelim tamam bak bana!Bana bak İmran!” İmran bakmaya cesaret edemediği kuzeninin zorlamasıyla gözlerini Demire sabit tuttu.

“Herşeyi yoluna sokacağım tamam mı? Adam kurtulacak sende kurtulacaksın bana güven tamam mı? Sakın kimseye bir şey anlatma! Ben gerekeni yapacağım söz veriyorum!” Demir hemen kuzenini ikizine bırakarak hastane polisinin bulunduğu yere gitti.
İmran diğer kuzeni Emirin kollarında yığılmak üzereyken kapıdan annesiyle babasını gördü.İkiside perişan haldelerdi ve buna sebep kendisiydi!

Ailesinin kollarına kendisini attığında ağlamaktan bitap düşmüş vücudunu kontrol etmekte zorlanıyordu.Annesi babası hepsi destek olurken onun korkusu ceza almak hapse girmek değildi.Tabi ondan da korkuyordu ama en çok vicdanı sızlıyordu.Kendisi yüzünden bir canın yitip gitmesi vicdanına ağır geliyordu!

Haberi duyan bütün aile hastaneye akın akın doluşmuşlardı.Herkes dostlarına kardeşlerine yardımcı olmak adına ellerinden geleni yapıyorlardı.Demir polis kimliği ile adamı araştırmaya hakkında bilgi toplamaya çalışıyordu.

Odadan çıkan Yakup Efe bütün ailesinin geldiğini gördüğünde ve onların perişan hallerini fark ettiğinde zorda olsa doktor kimliğini devreye sokmuştu.Çünkü birisinin ayakta durması gerekiyordu ve buda kendinden başkası olamazdı!

“Oğlum durumu nasıl? Düzelecek mi?” babasının bir haberle nasıl yaşlandığını gözleriyle görmüştü.

“Ameliyat şart beyin kanaması mevcut.Görkem hazırlıkları yapmaya başladı birazdan içeri alacaklar.Bende gireceğim.Kalp ritmi zayıf.Vücudunun belli yerlerinde kırıklar ve çatlaklar var ama onlar sonraki aşama.Öncelikle kanamayı durdurup nabzı seyir haline getirmek.” Yakup Efe canından bile koruduğu kardeşinin alnını öperek sarıldı. “Söz veriyorum kurtulacak üzülme.” Hastaneye yığılmış olan bütün ailesine bakarak “üzülmeyin” diye uyarıda bulunarak oradan ayrıldı.

Ne kadar zaman geçtiğini anlamamışlardı.Ameliyat kapısının önünde düğün kalabalığı gibi ortam yaratmışlardı.Gecenin bir vakti hastanede onlardan başkası yokmuş gibiydi..

Yakup Efe ağzındaki maskesini çıkartarak ameliyathane kapısından çıktığında ailesi meraklı ve korkulu gözlerle bakıyordu.

“Acil kan lazım!Elimizdekiler yetmeyecek!Haber verildi ama beklemek zararlı!” dediğinde herkes bir adım öne çıkmıştı.
“0 Rh Negatif!” dediğinde herkes susarken “Nerede vereceğiz!” Melihin sesi sessiz koridorda yükselmişti.Fırat abisine “B değimiydi senin grubun?” diye sormuştu ama Melih kardeşine cevap vermeden kafasını sağa sola sallayıp yanına gelen hemşirenin peşine takılmıştı.Fırat’ın içinde oluşan şüphelerden habersiz kendi hayatını yıkarken başkasının hayatını kurtarmaya adımlarını atıyordu..

“Ne buldunuz?” Demir polis olan arkadaşı Girayın elindeki telefona bakarken Giray “Kimlik falan yok.Telefon çıktı üzerinden kapalıydı.Pin kodunu kırdırttım.En son iki gün önce Nihan adında biriyle konuşmuş.Aradım kız merakla “Neredesin sen kaç gündür?” diye bağırıp durdu. Kardeşiymiş.Durumu anlattım yolda gelmek üzeredir.Anca öyle öğreniriz!” Demir sıkıntıyla nefesini verdiğinde beklemekten ve dua etmekten başka çareleri olmadığını biliyordu.

Haberi alır almaz soluğu hastanede alan genç kız bankoda duran görevliye hemen abisini sorup ameliyathane bölümüne çıkmıştı.Kata çıktığında bir yığın kalabalıkla karşılaştığında şaşkınca bakakalan genç kız “Hanginiz çarptı abime?” diye bağırıp hesapçı gözlerle üzerlerine yürüyordu.

İmran titreyen bacaklarına inat bir adım öne çıktığında babası hemen kolundan tutarak arkasına almıştı kızını.

“Kızım sakin ol.Kimse isteyerek çarpmaz birisine.Kaza bu.Abinin durumu da düzelecek.” Yusuf ne kadar anlatmaya çalışsa da karşısındaki genç kız yatışmıyordu.

“O benim sahip olduğum tek kişi! Eğer ona bir şey olursa o zaman yıkarım dünyayı başınıza!” kızın tehditleri karşısında Demirhan sessizliğini bozarak kızın karşısına dikildi.

“Sakin olun küçükhanım! Kimsenin abinin canına bilerek kast etme durumu yok!”

Genç kız sinirle karşısındaki deve “Sen kimsin ya? Abim o benim abim!” hala bağırmaya devam ederken Demir “Polisim bayan! Bağırdığın kişilerde ailem! Kazayı yapanda kardeşim!” diyerek öfkesini belli etmişti.

“Polissen işini yap şikayetçiyim kim çarptıysa tutukla!” Demir karşısındaki çirkef kıza hayretler içerisinde bakıyordu.Tutukla diyen ağzını biran yiyesi gelmişti ki şu durumda bile içinde arzu uyandırdığına inanamıyordu.Hem yarım metre bacak boyu olan kız sevmezdi ki o!

“Abiniz kendisine geldiğinde şikayetçi olursa dediğinizi yaparım!Şimdi geç otur asabımı bozma!” kız hala mahalle karıları gibi bağırıp hakaretler ettiğinde Demir “Vallahi seni tıkarım kodese görev başındaki memura hakaretten kalırsın 1 hafta içerde aklın başına gelir!” Genç kız gözlerinden alev çıkan adamdan az da olsa korkarak susmayı başarmıştı.Emir ikizine sus dercesine baksada Demir sinirle kıza bakmaya devam ediyordu.

*********** ********** **********
Demirhan aldığı suları ailesine dağıtırken az önce korkutup yerine sindirdiği kıza yan gözle baktığında kızında kendisine sinirle baktığını gördü.Elindeki suyu ya sabır çekerek ikizine uzatıp “Git ver şunu içsinde içindeki alevi sönsün!” diye mırıldandı.Başka türlü söndürmesini çok iyi bilirdi ama dua etsindi ki yanlış zaman yanlış ortamdalardı.

Emirhan gülerek suyu alıp kızın yanına yaklaştı.Genç kız az önce kendisine öküz gibi böğüren adamın neredeyse kopyasını kendisine yaklaştığını gördüğünde gözlerini korkuyla açtı.Emirhan kızın bu haline gülmek istese de tutmuştu kendisini.Elindeki suyu kıza uzattığında kız almakla almamak arasında gidip geliyordu.

“Korkma memur bey onay verdi su içmene!” diyen Emirhana kız öfkeyle baktığında “Zehir katmıştır neme lazım!Eksin olsun yolladığı su!” kız ellerini sinirle göğsünde birleştirerek bakışlarını Demirhan’dan uzaklaştırdı.İçten içe korkuyordu ne yalan söylesin!Hödük herif bir bayana nasıl davranacağını bile bilmiyordu!

Ameliyat bittikten sonra iki genç doktor kapıdan çıktıklarında herkes umutla etraflarına toplanmıştı.Yakup Efe kardeşini kolunun altına aldığında diğer kolunu da annesine dolamıştı.

“Hayati tehlikeyi atlattı.Yoğum bakımda tutulacak kendisine gelmesini bekleyeceğiz!” cümlesini bitirdiğinde herkesten derin bir oh sesi yükselmişti.

Sırada adamın uyanmasını ve şikayetçi olup olmadığını öğrenmek için sabırla beklemek vardı..

-Bölüm Sonu-

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro