Oğlan Bizim Kız Bizim!
Canlarım ben geldimmm🤗🤗
Sonunda beklenen bölümle sizlere kavuştum. Çok özledi sizi bu mağdur yazar 😄
Öncelikle her gün mesaj atıp durumumu soran herkese teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Sayenizde çarçabuk toparlandım ve bomba gibi bir bölüm yazdım. Beklettiğim için tekrar özür diliyorum ama buna telafi olarak bölümü fazlasıyla uzun tuttum. Rakamı söylemeyecğm dudaklar uçuklayabilir ya da küfür yiyebilirim. Okuyunca anlarsınz zaten..😂😂
Bu bölümde öyle üzülmek yok! Şüphe yok! Savaş yok! Sadece kahkaha var! Umarım unutulmayacak bir isteme töreni yaşatabilmişimdir.. 😍
Yorumlarınızı oylarınızı eksik etmeyin..
Bu bölümü yüreği güzel olan taa Kuveytlerden her gün sevgisini benimle buluşturan yazar arkadaşım Madam_Apple ithaf ediyorum. Geçen gün doğum günüydü. Bu bölümü de hediyem olarak kabul edersin umarım.. Tekrardan Doğum günün kutlu olsun tatlım.. Ailemdeki en güzel yere iyi ki taht kurdun. Anneciğinde bunu okuyor biliyorum sevgiler hanımannecim😄
Rabbim eksikliğinizi göstermesin..❤❤
Çok konuştum hemen gidiyorum. Herkese İyi okumalar diliyorum. Son olarak Giraycılar gösterin kendinizi bugün hep destek istiyoruz... 😎😎
Füsun akşamın dar vakti kendisini arabaya attığında, karşılaşacağı insanların tepkisini merak ediyordu. Kocasından habersiz böyle bir işe kalkışmış olması azda olsa rahatsızlık duygusu veriyordu lakin artık yanan yüreğine sus diyemiyordu. Kocasını artık böyle görmeye tahammül edemiyordu. Onu tanıdığı ilk günden beri gözlerindeki hüzün bulutlarına öyle alışmıştı ki son zamanlarda parıldayan gözleri hepsi için umut ışığı olmuştu. Gel gör ki bu akşam eve döndüğünde tanıdığı zaman ki halinden, daha berbat bir Berdan ile karşılaşmıştı. Karşı tarafı da anlamaya çalışıyordu. Duydukları kolay şeyler değildi ama duymakla yaşamak çok farklıydı. Kocası o anları anbean yaşarken, Melih bunları sadece duymakla kalmıştı. Kolay değildi iki adamında yaşadıkları. Hem de hiç değildi..
Varış noktasına geldiklerinde araba sessiz bir şekilde durdu. Füsun daldığı düşüncelerden sıyrılarak arabadan kendisini dışarıya attı. Akşam serinliği kadının tenini yalayıp geçerken sırtındaki ceketine sıkıca sarıldı. Kanı kor ateş gibi kaynarken, bedeninin titremesi nedendir bilemiyordu..
Kadın, üç katlı evin bahçesine rüzgar gibi girdiğinde peşinden onu takip eden Rıza, bildiği bütün duaları sıralıyordu. Zaten Berdan abisinden habersiz yenge hanımı getirdiği için komaya girme ihtimali yüksekti. İnşallah komayla kurtulurum diye içinden geçirdi. İki ucu boklu değnek! Hani götürse bi türlü götürmese bi türlüydü. İşin içinden çıkamayınca derin bir nefes koyverdi zavallı adam..
Füsun zili çalıp, kapının açılmasını korkusuzca bekliyordu. Ev ise oldukça kalabalıktı. Melihin durumunu öğrenen bütün aile destek amaçlı bir araya gelmişti. Yenen akşam yemeğinin ardından üzerlerine çöken kasvetli ortam kalksın diye elbirliği ile keyifli konulardan bahsediliyor, Melihin yüzünü güldürmeye çalışıyorlardı.
İçeriden gelen keyifli sesler ise Füsunun kulağına dolduğunda kadın gayriihtiyarı sinirlenmişti. Kocası kan ağlarken diğerlerinin böylesine gülmesini, keyiflenmesini küçük yüreği kaldıramamıştı.
Açılan kapı tam salona bakıyordu. Bu saatte gelen kişiyi merak ettiklerinden dolayı bütün bakışlar kapıya çevrilmişti. Kapıyı açan Onur, bütün kibarlığı ve merakıyla "Buyurun?" dedi. Kadın hafif bir tebessüm ederek önce içeridekileri hızlıca taradı ve kendisini merakla bekleyen adama çevirdi ok misali bakışlarını..
"Keyfiniz bol olsun. Ben Füsun. Füsun Özçakır!"
Salona büyük bir sessizlik hakimdi. Herkes nefesini tutmuş gelen kadına şaşkınlıkla bakıyordu. Onur boğazını temizleyerek sakin çıkarmaya özen gösterdiği sesiyle "Hoş geldiniz. İçeri gelin lütfen." diyerek kenara çekilip kadının geçmesine izin verdi. Gülsüm kocasının yanındaki yerini alırken Onur gülümseyerek "Onur Aksoy" diye kendisini tanıttı. Füsun kendisine uzatılan eli kibarca sıkıp "Memnun oldum" diyebildi.
"Gülsüm Aksoy. Eşiyim hoş geldiniz Füsun Hanım."
"Memnun oldum. Teşekkür ederim böyle habersiz geldiğim için kusura bakmazsınız umarım. Çok vaktinizi almayacağım. Melih ile görüşecektim."
Melih ayakta beklerken adımlarını kapıya doğru çevirdi. Füsun salona girmek istememişti. İki çift laf edip biran önce gitmek istiyordu. Genç adam anne ve babasının yanındaki yerini alırken ilk kez gördüğü kadına nasıl hitap edeceğini bilememişti. Sadece "Merhaba. Hoş geldiniz!" diyebildi. Füsun ilk kez gördüğü delikanlının eşine olan benzerliğini kısaca süzerek tebessüm etti.
"Merhaba Melih. Tanışma faslını es geçeceğim. Sen beni tanımazsın ama ben seni çok iyi tanıyorum. Nereden tanıyorum biliyor musun?"
Melih ağzını açmaya zorlasa da bir şey diyemiyordu. Füsun derin bir nefes alarak devam etti..
"Yıllarca eşimin sessizce dile getirdiği özleminden! Kardeşine olan sevgisinden! Onu kaybetmesine rağmen bağlılığından! Acısından! Vicdanından! Her bayramda sana aldığı bir oda dolusu kıyafetlerden! Sana ayırıp bir türlü veremediği harçlıklarından! Her doğum gününde aldığı hediyelerinden!"
"Ben abini tanıdığımda daha 22 yaşındaydı. Hayatın en güzel yaşlarıdır değil mi o yaşlar? Onun öyle değildi! O hayattan tamamen umudunu kesmiş bir zavallıydı! Bak bana! Ben onu hayata döndürebilmek için varımı yoğumu ortaya koydum! Ona bir evlat verdim ama senin eksikliğini o bile dolduramadı. Ona senin adını bile veremedi! Bu hayatta kızılacak biri varsa o benim kocam değil Melih! O abin değil! O da en az senin kadar masum bu hayatta!"
Füsun gözlerinden akmaya inat eden yaşları tutmakta zorlanıyordu. Dik tuttuğu başıyla yüreğinden geçenleri dile dökmenin huzuruyla girdiği kapıdan hızla çıktı. Bahçeye adımını attığı anda bıraktı tuttuğu yaşlarını..
Derince nefes alarak ardına dahi bakmadan arabasına bindi. Rıza ise tek kelime edememişti. Ne dediğini duymamıştı ama az çok tahmin edebiliyordu. Arabayı çalıştırıp hızla yola koyuldu..
Melih ise kapı ağzında kadından duyduklarının etkisindeydi. Çok haklıydı ama kendisi zaten abisini suçlamamıştı ki! Sadece duydukları çok ağır gelmişti. Baba kelimesinin ağırlığına yakışmayan o adamın hiç tanıyamadığı annesini öldürmesi hayatının elinden alınmasının yükünü kaldıramamıştı.
"Üzülme oğlum. Kadına da hak vermek gerek. Eminim yaşadıkları kolay şeyler değildir. Yarın ola hayrola.."
Onur oğluna destek verircesine omzunu sıkarak misafirlerin yanına geçti. Herkes kadının dediklerini işitmişti. Bayanlar arasında duygulanıp ağlayanlar bile olmuştu. Özellikle Seda sevdiği adamın son zamanlarda yaşadığı duygu yoğunluğuna oldukça üzülmüştü ama düzelecekti. Her şeyi geride bırakıp mutlu günlere birlikte imza atacaklardı..
Füsun eve vardığında ses yapmamaya özen göstererek önce oğlunun odasına girerek çocuğunu kontrol etti. Babası gibi gür kara saçlarını yavaşça okşayarak alnına sıcak bir öpücük bıraktı. Açtığı üzerini örterek yavaşça odadan çıktı.
Yatak odasına girdiğinde, kocasını bıraktığı pozisyonda buldu. Derin bir uykunun içerisindeydi. Yavaşça odanın içinde bulunan kıyafet bölümüne girerek hızla soyundu. Şimdi sabah gittiğini illaki öğrenecekti. O zaman ufak çapta bir hesap sorma krizi yaşayabilirlerdi. Elini uzattığı gecelikten çekerek alt çekmecesini açtı. Aradığı geceliği bulduğunda sinsice sırıtıp "Bu biraz oyalamama yardım eder!" diyerek hemen kısacık bez parçasını üzerine geçirdi. Son bakımlarını da yaptı ve kocasının yanındaki yerini alarak kendini uykunun kollarına bıraktı.
Berdan baş ağrısıyla gözlerini araladığında gün ışığı, araladığı gözlerine adeta bir bıçak gibi saplandı. Uzun zamandır böyle içmemişti. Bok vardı sanki şu meredi içecek! Melihin öyle hiç konuşmadan kaçar gibi gidişinin ardından tek başına kutlamıştı kardeşine kavuşma partisini.. Ağlaya ağlaya.. İçi kanaya kanaya..
Kafasını yanına çevirdiğinde dudakları kıvrıldı içindeki hüznüne inat.. Bu kadın ömürdü. Bu kadın vazgeçilmez bir nimetti. Bu kadın resmen huzurun adresiydi..
Yastığına dağılan kuzguni saçları, büzdüğü dudakları, canına yandığı nefesi bile sanki canına can katıyordu..
Yavaşça karısının yanına doğru yaklaştırdı sert bedenini. Açıkta kalan boynuna sokulup ciğerlerini yakarcasını çekti kokusunu. En sıcağından bıraktı aşk dolu öpücüğünü..
Füsun teninde hissettiği dudakların baskısıyla irkilerek hafiften kıkırdadı. Üzerindeki pikeyi yavaşça sıyıran Berdan, gördüğü görüntü karşısında resmen taş kesildi. Gözleri yerinden fırlarken, sekteye uğrayan kalbi göğsünden çıkacak gibiydi!
"Kadın sen beni öldürmeye yemin mi ettin?!"
Kocasının bir günaydın bile demeden böğürmesine gözlerini deviren Füsun, hiç oralı olmadan "Sana da günaydın kocacım!" dedi. Berdan hala kadının üzerini gözlerinden çıkan kırmızı ışınlarla taramaya devam ediyordu. Parmağıyla kadının üzerindeki işaret etti.
"Bu üzerinde aslında olmayan ama olmuş gibi duran, kısmen gecelik görüntüsü veren ama geceliğe de benzemeyen şeyi.."
Kocasının ne saçmaladığını anlamayan Füsun, sinirle "Ay Berdan sabah sabah! Ne var geceliğimde her zaman giyindiğim şey!" diye söylenip kırgın bir bakış attı kocasına..
"En son böyle bir gecelik giyindikten bir ay sonra baba oluyorsun demiştin! Hatırlatırım!"
Berdan, sinsi bakışlarını ok misali fırlatırken, Füsun ayağına gelen pası değerlendirip topunu ağlarla buluşturdu.
"Belki ikinci haberi vermek istiyorumdur. Olamaz mı?"
Berdanın yüreğinden çığlık çığlığa kopan nidalar sesli olarak odayı inletecekti ki açılan kapı bütün büyüyü bozmuştu!
Odaya aniden giren ufaklıkla Berdanın bütün hayalleri suya düşerken, Füsun hemen pikeyi üzerine çekti.
"Babaaaaa! Anneeee!" diye bağırıp yatağa tırmanan Berat, hemen babasının boynuna sarıldı.
"Aslanım! Günaydın!" oğlunun saçlarını karıştırıp gülümsedi.
Babasının bozduğu saçlarını hemen düzeltip, "Öğlen oldu ama siz neden hala kalkmadınız?" diye hesap soran ufaklığa cevap babasından gecikmeden gelmişti.
"Kardeş için!"
Berdan sessizce homurdanınca Füsun dirseğini adamın böğrüne geçirdi. Berdan karısına "Yalan mı?" bakışlarını gönderirken kadın ayıplarcasına kafasını salladı. Bu durumu minik beyninde oturtamayan Berat "Kardeş mi? Kardeşim mi olacak?" diye sordu.
"Gelmeseydin kesindi!"
Füsun yalandan öksürüp oğlunun dikkatini dağıtırken Berdan sesli bir kahkaha attı. Ya sabır çeken kadın oğlunu kucağına çekti. "Hani anneye öpücük?"
Berat sevinçle annesini sulu sulu öpüp geri çekildi. "Ohh! Hadi paşam in sen aşağı. Bizde babayla üzerimizi değiştirip gelelim!"
Çocuk kafasını sallayıp hevesle odadan çıktığında Berdan hala karısının sularında sinsice yüzme peşindeydi.
"Hımm değişmesek? Hazır ortam müsaitken.." usul usul geceliğinin askılarını omuzlarından düşürmeye başlamıştı ki eline yediği şaplakla ateşe dokunmuş gibi geri çekti.
"Saçmalama! Hadi kalkalım artık!"
Karısının yataktan çıkma hamlesini bütün gücüyle geri püskürten Berdan geri yatırdığı karısının üzerindeki yerini aldı. "Bugün hafta sonu! İş yok güç yok! Çocuk yapmak için daha güzel bir fırsat olamazdı?"
"Çocuk sadece hafta sonu mu yapılıyor koca adam?"
"Hı hı!" açlıkla karısının dudaklarına kapanan adam tam huzura erdim diye düşünürken kapı önünden gelen oğlunun tıpır tıpır ayak sesine geri çekilip bedenini yatağa geri attı.
"Offf! Yemin ederim kuma!"
Berat yatakta yatmaya devam eden annesiyle babasına bakıp ellerini beline koydu. "Ama siz hala kalkmamışsınız! Baba, amcam dedi ki biraz daha oyalanır aşağı inmezlerse kahvaltıya onlarsız başlarım!"
Karı koca anlamsızca bakışıp oğullarının ne demek istediğini anlamaya çalıştılar. Rıza'nın öyle bir şey demeyeceğini bildikleri halde Füsun, "Rıza amcan mı?" diye sormaktan alıkoyamamıştı kendisini..
Berat gayet normal birinden bahsedermiş gibi baktı ve "Yoo Melih amcam!" dedi.
Karı koca duydukları isimle yataktan nasıl fırladıklarını üzerlerini nasıl değiştirdiklerini bilmiyorlardı. İki dakika içinde merdivenlerden üçer beşer koşar adım indiklerinde salonun orta yerindeki kahvaltı masasında gördükleri çiftle gözleri yuvalarından fırladı.
"Valla kusura bakmayın dayanamadık ama öğlen oldu yani çok acıkmıştık!"
Seda Melihin uzattığı ballı ekmeği ağzına atarken samimi davranışlarını sergilemekten hiç çekinmemişti.
"Zaten yabancıda sayılmayız. Öyle değil mi?" Melih kısa bir süre abisiyle bakıştıktan sonra "Abi?" diye cümlesini tamamladı.
Berdan aldığı nefesi geri verememişti. Abi! Abi demişti. Bu tek kelime mübarek isim gibi çıkmıştı adamın ağzından.. İçinden kahkaha atmak geliyordu. Dolan gözleriyle yerinden kardeşine bakarken istemsizce kafasını salladı. Füsun'un ağzı kulaklarına varmıştı adeta. Kocasına güç verme amaçlı koluna dokunup sıktı.
"Değilsin. Benim varım yoğum senin aslanım! Hoş geldin evine!"
Melih abisine yaklaşıp heybetli bedenine sarıldığında abi sevgisini bütün iliklerinde hissetmeye başlamıştı. Akşam ailesinin desteğiyle durumu kabullenmesi çok daha kolay olmuştu. Bunca zamandır aile sevgisinin eksikliğini görmese de kendi kanından kendi canından birisinin varlığı kendisini daha farklı hissettirmişti. Uzunca sarıldı kanına.. Artık sırtını dayayabileceği bir beden daha vardı onun için. Buna şükretmeyecekti de ne yapacaktı..
İki bayan sevdikleri adamların böyle duygusal sahne sergilemesine dayanamayıp akan mutluluk yaşlarına engel olamamışlardı. Onlarda birbirlerine destek olma amaçlı sarılarak hem ağlayıp hem gülüyorlardı. Abi kardeş geri çekilip kadınların hallerine bakıp gülmeye başladılar. Füsun kendilerine gülen adamlara sinirle bakıp hemen çemkirme moduna girmişti ki Berdan yaklaşan fırtınayı anladığı için hemen karısını kolunun altına alıp eliyle ağzını kapattı.
"Bugün olmaz kadınım!"
Füsun, ağzına kapanan ele aldırmadan sayıp sövüyordu. Homurdanmaları anlaşılmadığı için sadece boğuk sesi duyuluyordu.
"Yengeniz böyledir ben alıştım sizde alışırsınız!"
Berdanın söylenmesine ikili gülerken dün akşam fazlasıyla anlamışlardı nasıl olduğunu. Melih ellerini cebine sokup, "Valla fena esiyor. Çok yakından tanık olduk!" dediği anda Füsunun gözler yerinden fırlamış kaşlarını yok yok dercesine yukarı kaldırıyordu.
"Yakından derken?" Adam tek kaşını kaldırıp üçlü arasında bakışlarını dolandırdı.
"Hım şeyden? Neyden Seda?"
Melih topu Sedaya atıp sahadan çekilince genç kız ne diyeceğini şaşırmıştı. Paçasına yapışan ufaklığı kucağına alıp bütün sırıtmasıyla, "Kahvaltıya devam etmeyi öneriyorum!" dedi ve hızla kahvaltı masasına yöneldi. Geride kalan Berdan karısına hesabını sonra keseceğim bakışlarını atıp o da masadaki yerini aldı..
Berdan kahvaltı masasındaki huzur veren ailesine içli içli bakıyordu. Ömründe belki ilk kez böylesine tam anlamıyla mutlu ve de huzurluydu. Eşiyle bambaşka bir adama dönüşmüşken ona verdiği evlatla anlatılmaz bir hayata adım atmıştı. Lakin bir yanı hep eksikti ve eksik yanı bu sabah itibariyle tamamlanmıştı.
"Ee siz nasıl tanıştınız? Hadi biz bir arada büyüdük tanışma gibi bir ihtimalimiz olmadı ama sizin gözlerinizdeki aşkı kıskanmamak elde değil!"
Seda elindeki çatalı tabağının kenarına bırakıp çayından bir yudum daha aldı. Füsun kendilerine gelen soru karşısında kocasıyla ufak bir bakışma yaşayıp kıza geri çevirdi aşk dolu bakışlarını..
"Aynaya bakmıyorsun herhalde? Şu Melih diye bağıran gözlerini görmüyor musun?"
Seda utanıp kızarırken sevdiği adam hızla imdadına yetişti. "Lafı kaynatıyorsun yenge hanım! De bakalım ağa abimiz mi ağına düşürdü seni yoksa sen mi onu fırtınana kattın?"
Melihin lafına kısa bir süre gülen kadın anlatmakla anlatmamak arasında kaldı. Yaşadıkları onca şeyi iki cümleye sığdıramazdı ki!
"Uzun hikaye (!) Daha sonra uzun uzun anlatırız!"
(yazar burada ne anlatmak istiyor? 100 puan! 😎)
Berdan karısının dediklerine hak verip başını onaylarcasına salladı. Masanın üzerinden uzanarak kadının elini alıp avuç içini öptü. "O benim şansım. Beni hayatta tutan yegane gerçeğim. Şu kadarını söyleyeyim, hayatımda pişman olmadığım tek şey Füsunla evlenmekti!"
Karı koca aşk dolu maziyi gözlerinde canlandırıp hüküm sürerken, onların aşkına tanık olan Melih ve Seda şükrederek onlar gibi olmayı dilediler..
******** ********* ***** ******
Demirhan, üzerine ceketini geçirerek en son taktığı kravatı düzenledi ve hazırlanma işlemini bitirdi. Heyecandan neredeyse kalbi duracaktı. Sünnet olurken bile bu kadar korku yaşamamıştı. Akşam olacakları düşündükçe kalbi resmen ağzından çıkacak gibi oluyordu. Zaten Girayın çenesini nasıl tutacaktı onu düşünmekten iki gecedir uyuyamamıştı. İnşallah katil olmam diye dua etti. Parfüm şişesini eline aldığında kapısı bir defa tıklatılıp açıldı.
Samet oğlunun yaşadığı heyecanı çok iyi bilen ve de anlayan biriydi. Oğlunun üzerindeki gerginliği almak amaçlı kendisini odanın içinde buluvermişti. Demir, babasına gülümseyerek ellerini iki yanına açtı.
"Nasıl olmuşuz Samet bey? Sizin kadar havamız yok ama artık alan bu kadarıyla idare edecek!"
Samet gururla baktı canının bir yarısına.. Bütün evlatlarını aynı sevmesine rağmen Demiri kendisine daha çok benzetirdi ezelinden beri. Beğeniyle süzdü oğlunu..
"Bir Samet kolay yetişmiyor eşek sıpası ama boynuz kulağı geçmiş!" dediğinde gülüşerek sarıldılar.
"Heyecanım ne zaman geçer? Tahmini bir süresi var mı baba?"
"Tuzlu kahveni içene kadar! Onu içince hayatla bağlantın kalmıyor zaten. Sık dişini az kaldı!"
Babasının lafı üzerine suratını ekşiten Demirin şimdiden gözü kararmıştı. Tamam Nihandan gelecek her şeye razıydı ama tuzlu kahve nedir arkadaş diye söylendi!
"Belki kıyamaz!" diye mırıldanan oğlunun acınası haline kahkaha atıp, "Kıyarlar oğlum kıyarlar! Hatta kıyıyorlar. Zamanında çok dua ettim anan tuzla şeker kavanozunu inşallah karıştırır diye ama olmadı. Benim gibi adama kıydılarsa sana da kıyarlar!" dedi.
"Sağol baba. Çok güzel destek verdin!"
"Bugünler için varım oğlum. Her zaman!"
Baba oğul ayaküstü biraz daha oyalandıktan sonra Yasemin aşağıdan ikiliye seslendi. Samet saatine bakıp vaktin geldiğini görünce toparlandı. Oğluna güven verircesine baktı.
"Hadi bakalım gidip alalım kızımızı! Sonuçta orduyla kız istemek, herkese nasip olmaz!"
*********** ************ *******
Bir kızı istemeye 25 kişi gidilir mi? Bizimkiler gider!
Cihan, her ne kadar gerek yok o işlemlere dese bile Samet, kesinlikle bu durumu reddetmişti. Eşi dostu toplayan adam, maaile Cihanların evini basmaya gidiyordu.
Arabalardan inen ahali kapıya doğru yanaşırken, Girayın kornaya basıp düğün alayı gibi bahçeye girmesiyle ortam cümbüş yerine dönmüştü.
Samet arabadan inen, henüz çeyreklik damadını görünce suratını büzüştürüp kalabalığa döndü.
"Bende kamber nerede kaldı diyordum!"
Giray, sevgili kayınpederciğini hiçbir yerine takmayarak olanca şirinliğiyle gülümsedi.
"Hayırlı akşamlar güzel ülkemin, en sevimli, en sıcak, en kalabalık teletabi ailesi!"
Giray, Nergisi bir hızla yanına çekip sinsice sırıttı. Samet aynı hızla kızını tekrar yanına çekti. Nergis pinpon topu gibiydi. Bir babasının yanında, bir sevdiceğinin azgın sularında..
Bütün millet adamın bu sersem tavırlarına keyifle gülerken, Samet hala söylenmeye devam ediyordu.
"Senin ne işin var burada?"
"Ne demek ne işin var? Bitanecik kayınçom diyeceğim ama siz aynı adamdan iki tane yapıvermişsiniz! Neyse en sevdiğim kayınçom olarak belirteyim (!) isteme törenini kaçırır mıyım? Allah sorar adama!"
"Allah seni alsa da rahat etsek!"
Giray, kırgın bakışlarıyla boynunu büktü. Tabi bu kırgın bakışlar tamamen rol icabıydı. Ne zaman lafın altında kalmıştı ki şimdi kalsındı!
"Aaaa! Samet babacığım vallahi darılıyorum! Ben ölsem yokluğumu kiminle dolduracaksınız? Şerafettinle mi?"
"Bana baba deme! Söyleyin şu insan azmanına bana baba demesin!" Samet kravatını fenalaşan Mahmut hoca misali gevşetti.
"Peki demem babacığım!"
Bahçede duran millet atışan ikiliyi keyifle izleyip gülerken Samet hala homurdanmaya devam ediyordu. Hızla karısına döndü.
"Yasemin! Ölürsem bu adam kabrime falan gelmesin! Vallahi hortlarım!"
Bu olaya sevinen, en mutlu olan adam şüphesiz Yusuftu. Koluna taktığı karısının saçlarına bir öpücük kondurdu ve gecenin bombasını patlattı.
"Yaren görüyorsun değil mi? Yüce Rabbim sonunda dualarımı kabul etti, kendisinden beter damat verdi!"
Evde ise gerginlik hat safhadaydı. Cihan, Nihanın zoruyla taktığı kravatı gergince çözüp kenara fırlatmak üzereyken merdivenlerden inen kardeşinin çemkirmesiyle yerinden sıçradı.
"Onu hemen geri takıyorsun!"
Eline sardığı kravatı kardeşinin gözüne sokarak, "Bununla o Demiri boğazlamayı düşünüyorum!" cevabını verip sinsice gülümsedi. Nihan abisinin lafının üzerine sadece kahkaha attı.
"Bunu yapamayacağını ikimizde biliyoruz sevgili abicim!"
"Denememi görmek istersin bence!"
Nihanın gülümsemesi yüzünde donarken, yardım amaçlı kenarda bekleyen adama döndü. "Berdan abi bir şey der misin?"
Berdan iki yandan ellerini kaldırıp gömleğinin yakalarını düzeltti. "Kravat bizi bozar bacım. Kalsın böyle daha iyi!"
Nihan aradığı yardım çağrısının da işe yaramadığını görünce imdadına Füsun yetişti.
"Acaba sizi bozmayan bir şey var mı kocacım?"
Ateş sağlam yerden edilince Berdan açtığı ağzını kapatmak zorunda kalmıştı. Ellerini pes edercesine kaldırdı.
"Neyse gelirler şimdi! Bence oturalım!"
Beratı kucağına alan adam salondaki yerine geçerken ufaklığın, "Amcam ne zaman gelecek baba?" sözüyle gülümsedi. Berat hemen benimsemişti Melihi. Evden gittiğinde peşinden ağlamıştı bile. Saçlarını karıştırıp "Gelecek şimdi aslanım." diyerek oğlunu oyalamaya başladı.
Cihan salona yöneldiği anda zilin sesiyle olduğu yerde durdu. Nihan heyecandan hızlanan kalbini tuttu. Tam kapıya bakmaya gidiyordu ki abisinin hönkürmesiyle bi ayağı havada kaldı.
"Dur sen! Ne heveslisin kızım? Geride bekle! O gözlerini de devirme!"
Nihan gözlerini devirmekten yine vazgeçmemişti. Ne vardı yani hevesliyse! Sanki her gün istemeye geliyorlardı!
Cihan kapıyı açtığı anda gözleri yuvalarından fırlamıştı. Tamam bekliyordu ama bu kadarını da beklemiyordu. Ufak çapta girdiği şaşkınlık şokundan gözleri aradığı hatunu bulunca çıkıverdi. Yusuf kızını koruması altına aldığında "Kapı ağzından mı isteyeceğiz kızı Cihan bey?" diye sordu.
Cihan kendine geldiğinde, "Buyurun Hoş geldiniz!" cevabını verip kenara çekildi. İyi ki Berdan'ı çağırmıştı kız tarafı az olmasın diye. Hayır İmran da bahsetmemişti ki bu kadar kalabalık olacaklarını! "Ah sarı ah! Ben sana sormaz mıyım?" diye mırıldanıp sinsice gülümsedi.
Demir heyecanlı bir şekilde elindeki güllerle içeri geçerken, Cihan ölümcül bakışlarını atmaktan geri kalmamıştı.
Genç adam elini gülleri almak için uzattı ve zoraki gülümseyerek "Ver bana!" dedi.
Demir, gülleri almak için önüne doğru uzatılan ele baktı. "Yok öyle yağma Cihan bey!" diye içinden söylenerek kendi elini uzatıp olayı tokalaşmaya çevirdi.
"Hoş buldum kayınçocum. Müsaadenle bunlar müstakbel zevceme!"
Cihanın eli havada kalırken imdadına Demirin arkasından gelen Giray yetişti. Elindeki kutuları adamın hala havada asılı kalan eline bıraktı.
"Al birader sen çikiiiletaaa ye! En pahalısından bak! Kayınçom diye demiyorum paraya kıydı!"
Giray, Demire omuz atıp gülümseyerek kenara geçti.
Demir, Cihanın bam teline daha ne pozisyonlarda basabilirim diye düşünerek gülümsedi. Daha bunlar iyi günleriydi. Kalbi kıpır kıpır içeri geçerken sevdiği kızın gözleriyle buluştu. Baştan aşağı önce bir süzdü. "Allah'ım bu kız resmen kalbime zarar!" diye sessizce mırıldandı. Kendisine nasıl bir büyü yapmıştı böyle bir türlü anlayamıyordu. Giyindiği su yeşili elbise, cennetten gelen huri görüntüsü veriyordu adeta..
Nihan Demirin kendisini baştan aşağı süzmesiyle utanarak kızarmaya başlamıştı. Hafifçe gülümseyip kendisine gelmesini bekledi. Demirhan yavaştan yaklaştığı kıza elindeki gülleri uzatırken öpmek için eğildiği sırada ensesinden kedi gibi geri çekildi.
"Bekleme yapma ticari devam et!"
Giray tamda bu sahnenin gerçekleşmesini bekliyordu. O yüzden adamın peşinden gölge gibi ayrılmayıp fırsat kolluyordu. Son hız kayınçosunu alarak salona yöneltti. Bu geceyi mahşer yerine döndürmeyi kafasına koymuştu. Kim ne çektirdiyse o kadar çekecekti arkadaş! Boşuna zamanında kayınço savaşlarını başlatacağım diye yeminler etmemişti! Gün bugündür diyerek bütün stratejisini belirlemişti. Geriye sadece uygulaması kalmıştı!
Kapıdan geçen herkesle tokalaşıp salona yönlendiren Cihan, İmranı en sona bırakmıştı. Tabi annesi sayesinde babasının kıskacından sıyrılıp kendini en arka safa attığı için oldukça mutluydu.
"Çok özledim!" Cihan kızın beline uzun kolunu dolayıp bedenine çektiğinde genç kızın eli ayağı titremeye başlamıştı. Açıkta bıraktığı omzunun kenarına bir öpücük bırakan Cihan geri çekildiğinde genç kız sessizce,
"Bende" diye fısıldayıp korkuyla geri çekildi. Şimdi babasına basılmak hoş olmazdı. Cihanın homurdanmasına aldırmadan hızla salona geçti.
Millet salondaki yerlerine yerleşirken Barış hala kardeşinin yanındaki kazmaya bakıyordu.
"Ulan bu herifin bizim kız isteme töreninde ne işi var? Biri bana bunu açıklasın!"
Barışın homurdanmasına sessiz kalmayan Can soruyu direk kendi cevaplamak istemişti.
"Birader Giray neden var? Bende damat kontenjanından yararlanıyorum! Ayrıca beni Cihan davet etti!"
Konuşmayı duyan Giray sessiz kalır mı? Hızla elini kaldırıp itiraz edercesine, "Beni karıştırma küçük enişte! Ben bu ailenin vazgeçilmez bir parçasıyım!" dedi.
Can, adamın kendisine enişte demesine içten içe sevinirken "Enişte mi olduk?" diye sordu.
"Birader bu ailede herkes birbirinin bişeysi çıkıyor boş ver! Misal, Cihan benim abim çıksın diye umutla bekliyorum. İkimizde çok iyi ateşliyoruz!" Giray piç bakışıyla yanındaki kıza döndü. Gözlerindeki şeytan hiçte masum bakmıyordu.
"Nergisim ateşliyim mi?"
Nergis adamın aç kediler gibi yalanmasına kıkırdayınca babası sesli şekilde birkaç defa uyarı niteliğinde öksürdü. Sametin kaşı gözü uzaktan kendisine ayrı oynuyordu. Olay mahallinden çabuk uzaklaş dercesine bakıyordu! Genç kız korkuyla adamın kulağına "Ateşleme Giray! Yerinde dur. Babam şimdi hepimizi topluca ateşe verecek!" diye fısıldadı.
Giray alaycı bir kahkahanın sonunda "Hah! Daha dur yavrum. Gece yeni başlıyor!" cevabını verdiğinde, zavallı Nergisin bu gecenin kazasız belasız son bulmasını dilemekten başka çaresi yoktu.
Koca salonda herkes birbirine bakıyordu. Çok komik bir durumdu ve gençler ilk defa böyle bir olaya tanık oluyordu. Aile büyükleri büyük koltuklara kurulmuştu. Gençler ise çevredeki oturma yerlerine dağılmıştı. Kıkırdamadan duramayan kızlar artık dudaklarını ısırmaya başlamıştı. Koca salonda sağlı sollu ayrılan koltuklarda ufak bir kısım kız tarafıyken geri kalan büyük kısım erkek tarafıydı. Cihan yerinde kıpır kıpır duramazken "Maşallah hazır toplanmışken memuru da getirseydiniz. Aradan çıkıverirdi!" diye söylendi.
Samet büyük bir gururla yerinde şiştikçe şişti. Oturduğu yerde gerinip eşine dostuna evlatlarına mutlulukla baktı.
"Valla biz gördüğün ve de bildiğin gibi oldukça büyük kalabalık bir aileyiz. İnşallah daha da büyüyeceğiz. Hem erkek tarafının kalabalık olanı makbuldür."
"Ya öyle mi? Ee biz 4 kişi geleceğiz. O sayı makbul sayılmaz mı babacığım?"
Giray merakla kafasını eğerek solunda kalan adama baktı. Samet, derin bir nefes alarak kafasını çevirdi.
"Bir, bana baba deme! İki, nereye geleceksiniz? O kısmı tam anlamadım!"
"Nereye olacak canım size tabi ki!"
Genç adamın demek istediğini biran anlamış gibi olsa da, "Evin barkın yok mu oğlum senin niye bize geliyorsunuz?" diye safça sordu.
"Bir evimde orası olsun diye temelleri atmaya geleceğiz işte!"
Giray sol elini havaya kaldırdı. Yüzük parmağına hayali bir yüzük takıyormuş gibi gösterince Sametin gözleri yerinden fırladı. Yanında oturan karısına destek ararcasına döndü. "Yasemin ne diyor bu?"
Yasemin, halinden gayet memnundu. Kocasına bakıp sevimlilikle iri maviş gözlerini kırpıştırdı.
"Kızını elinden alacağım diyor hayatım!"
"Babayı alır!"
"Seve seve babacığım! Başımın üzerinde yeriniz var."
Girayın lafı üzerine herkes kahkaha atarken bu çocuğun her şeye laf yetiştirmesine gerçekten inanamıyorlardı. Bu gecenin her anından keyif alan biri varsa o da hiç şüphesiz Yusuftu.
"Off harika! Yaren bu anı ölümsüzleştirmek istiyorum. Şu tipe bakın! Yakup Efe hemen fotoğrafını çek amcanın oğlum çerçeve yaptırıp odama asacağım!"
Yakup Efe babasının isteği üzerine hiç ikiletmeden çıkarttığı telefonuyla amcasının kızaran, moraran, hatta çeşit çeşit renklere girmiş her halini kaçırmadan objektifine aldı. Ev halkı tiyatro izler gibiydi. Güleni, gülmekten ağlayanı gecenin neşesini daha da arttırıyordu.
"Neyse bu biraz haksızlık olmuş. Durumu azda olsa eşitlemek gerek. Malum biri abim biri kan kardeşim. Ben oraya geçiyorum geçerken diğer yarımı da alıyorum. İzninizle.."
Melih Sinan amcasına gülümseyerek Sedanın elinden tutarak safını değiştirmişti. Cihan arkadaşına "Eyvallah!" diye seslendi. Giray bu durumu fırsat bilip kendi lehine çevirmekte geç kalmamıştı.
"Bana Nergisi istersen bende safımı değiştiririm!"
Genç adam kurnaz bakışlarıyla Cihana rüşvet teklif ederken ensesine yediği şaplakla oturduğu yerde sendeledi. Kafasını çevirmesiyle Emirin kırmızı ışın fışkırtan gözleriyle karşılaştı.
"Emir! O elin bir daha kalksın sana yemin ederim bu akşam yapacaklarımın daha beterini senin isteme töreninde yaparım!"
Selin korkuyla Emirin koluna yapıştı. "Yapma acı bize!" dercesine sevdiği adama bakıyordu. Emir çaresizce yerine sindi. Derin derin nefes alıp verdi. "Ha şöyle koçum. Daha derinden al. Oh yarasın!" Giray Emirle uğraşmaya son noktayı koyarken Cihan havada kalan soruyu cevapladı.
"Kız isteme kontenjanımı kendime saklıyorum birader kusura bakmazsın artık!"
Cihanın keskin bakışları Yusuf'un ateş saçan bakışlarıyla ortada buluştu. Yusuf yerinde dikleşirken Yaren kocasının koluna sakin ol dercesine yapıştı. Bu adama kız vermek çok zor olacaktı. Birtanecik meleğini bu terminatöre nasıl kurban edecekti? Koskoca adamın gözleri dolmuştu. Acaba zamanında Yarenin babası da böyle olmuş muydu? O zamanlar hiç dikkat etmemişti! Kahretsin diye söylendi.
Berat amcasının kucağında kıpır kıpır boynundaki annesinin zorla taktığı papyonu çekiştirip duruyordu.
"Bu erkek milletinin çektiği nedir arkadaş!" diye dert yanan küçük Berat sanki 5 yaşında değilmiş gibi isyan bayrağını çekmişti.
Annesinin ufak azarından sonra ayağa kalkıp karşısında gördüğü çeşit çeşit kızları göz süzgecinden geçirmeye başladı. Gözleri ilk İmrandan geçti, Başakta kaldı. Başaktan Zehraya yol aldı. Zeynepte pek duramadı yanındaki öfkeli amcadan korktu. Gülümün iri kahve gözlerine masum masum baktı ve en son bakışları onda durdu. O şanslı kişi tabi ki Nergisti!
Usulca yaklaşırken bütün herkes gülen suratlarla ufaklığın hareketlerini takip ediyordu. Tam fırlamaydı. Babası gibi gömleğinin yakalarını düzeltip iki yandan asılı pantolon askılarını tuttu.
"Merhaba prenses. Ben Berat. Babamın aslanı, annemin paşasıyım. Senin prensin olabilirim. Ne dersin?"
Çocuğun bu çıkışına Girayın nefesi kesilirken Samet yerinden sevinçle zıpladı. "Allah derim! Ol evladım ol. Prensi ol, kralı ol, lordu ol! Bardancım hemen şu işi resmiyete dökelim. Nergisin yaşı küçük zaten bekleriz Beratı!"
Berdan durumu bozmadan, "Valla abi kızından iyi gelin mi bulacağız! Olur tabi!" dediğinde Giray, yapılan şakayı duymayacak ve anlamayacak kadar şoka girmişti. Ufacık çocuğun hala sevdiği kızın orasını burasını süzmesine kaşlarını çattı.
"Bana bak ufaklık! Bu limandan sana gemi yok! Gişeler kapalı, girişler yasak! Sağdan sağdan devam et. Bak şu abla tam senlik. Ona git!"
Giray eliyle çaprazında duran Selini işaret etti. Emirin gözler büyürken Selin eliyle çocuğu yanına çağırdı. Berat bi Nergise baktı bi Seline.. Dudak büzerek yardım amaçlı babasına döndü.
"Uf hepsi çok güzel ama. Baba hepsini alamaz mıyız?"
Beratın son sözüne artık ipler kopmuştu. Kahkahalar havada uçarken, Füsun utançla kafasını salladı. Bu oğlu kime çekmişti böyle! Berdanın gülmesine iyice sinirlenip adamın kolunu sıkıp susturmaya çalışsa da Berdan oğluyla gurur duymanın sevincini yaşıyordu!
Giray, baktığı ufaklıkta resmen kendisini görmüştü. Nergisin kulağına eğilerek ciddi ciddi "Nergis bu çocuk bizim olabilir mi? Paralel evrende bıraktığımız falan?" diye sordu.
Nergis adama öyle bir bakmıştı ki Giray o an akıbetini anlamıştı. Daha Nergis ağzını açmadan genç adam diyeceklerini anlamış gibi ağzına fermuar çekmiş gibi yaptı.
"Peki sustum aşkım!"
Artık yavaştan konuya giriş yapmak gerekiyordu. Gülmeler son bulduğunda salon tekrar sessizleşmişti. Herkes birbirini tanıyordu sonuçta böyle biraz tuhaf kaçıyordu ama yapacak bir şeyde yoktu! Samet yerinde rahatsızca kıpraştı. Yusufa baktı konu açsın diye ama gel gör ki adam gelecekteki damadıyla diyaloğa girmek istemiyormuş gibi ağzını açmıyordu! Diğer dostları da kendisinin konuşmasını bekliyordu. Kafasıyla Sinana işaret verdi bari sen konuş diye ama Sinan hiç oralı olmadan elini göğsüne birleştirip izlemeyi tercih etti. Bakışları Girayı bulduğunda kendisine 32 diş sırıtmasıyla karşılaştı. Resmen bir şey dese de lafına çomak soksam diye halihazır da bekliyordu. El mahkum bu işi de kendi halledecekti.
Samet "Eee nasılsınız inşallah?" diye lafa giriş yaptığında gençler sessiz bir kıkırtı çıkarttı. Anne ve babalar ayıplarcasına bakınca elleriyle ağızlarını kapatıp gülüşlerini tutmaya çalıştılar.
"Kurşun gibiyiz maşallah! Siz nasılsınız inşallah?"
"Tam düğün modundayız maşallah!"
Samet cihanın imalarına aynı karşılığı verdiğinde alttan çalan gerilim müziğini duyan Giray,
"Maşallah bende çok iyiyim. Kızınızı verirseniz daha iyi olacağım inşallah maşallah Allah Allah!" dedi.
"Bunu alın burdan. Bunu susturun!"
Samet aslan parçalarına söylenirken genç adam artık patlama noktasına gelmişti. Hayır niye onu kimse sevmiyordu! O sevilmeyecek insan mıydı? Sadece Nergisi istiyordu! Suç muydu?
"Yahu ben anlamıyorum söyler misiniz benden iyi damat mı bulacak? Boy, pos, endam hepsi fazlasıyla mevcut. Şeklim şuklum yerinde! Resmen 24 ayar altın değerindeyim! Hala fena oluyorum! Asıl ben fena oluyorum. Samet babacığım zamanında sizin yapamadığınızı yapacağım. Nergisi yurt dışına kaçıracağım!"
Samet aklına gelen düşüncelerle "Olmaz öyle şey! Edebinle gelir istersin!" diye bağırınca yanında oturan karısı bile korkuyla yerinden sıçradı. Girayın gözlerinden kalpçikler bir ok misali adama doğru fırladı.
"İsterim dimi?"
"Evet!"
"İzin var yani!"
"Zamanı gelince konuşuruz. Bundan bi 20 yıl sonra falan!"
Genç adamın sevinç çığlıkları susarken şaşkınlıkla içinden bir küfür savurdu. "Höh! Mezarlığa mı geleceğim?"
Samet tükürüğüyle boğulacaktı. Ardı ardına öksürmeye devam ederken "Lan ben o kadar yaşlı mıyım?" diye söylendi.
"Valla bu işin yaşlısı genci yok efendim! Bi hık demeniz yeter. Can bir anda çıkıverir!"
"Canın çıksın Giray!"
"Hep birlikte babacığım!"
Bir elmanın iki yarısı gibilerdi. Birbirlerini alt etmenin peşini ikisi de bırakmıyordu. Yasemin artık kocasını susturmak için kolları sıvadı. "Samet uğraşma çocukla. Kabul et yaşlandın artık!" dediğinde bir kurşunda karısından yedi. O kim yaşlanmak kimdi? Hah! Tonla Girayı cebinden çıkartırdı alimallah! Karısının kulağına iyice yanaşıp "Eve dönelim kim yaşlı seve seve uygulamalı göstereceğim Yasemin!" diye fısıldayıp sinsice göz kırptı.
Yasemin, yıllardır kocasının şu arsız konuşmalarını geri püskürtememesinin acısıyla yutkundu. Samet "Neyse konumuza geçelim yoksa katil olacağım" diye durumu açıklayıp arkasına yaslandı.
Berdan Nihana dönüp, "Kahveleri alalım o zaman!" dediğinde Nihan heyecanla yerinden kalktı. Peşinden onu izleyen kızlarla birlikte soluğu mutfakta aldı. Kahveleri ayarlarken Nergis önüne doğru bir tane fincan ayırdı. Nihana dönerek "Karabiber ver bana!" dedi.
"Ay Nergis saçmalama abini yakmana izin veremem!" diye safça söylenirken Nergis gözlerini devirip "Abim için değil şekerim!" cevabını verdi.
"Kızım gelin sen değilsin! Hatlar karıştı!" Gülüm kalan fincanları ayarlarken bir yandan da laf yetiştiriyordu. Nergis hiç oralı olmadan "Bu gece Giray efendi çok kaşındı. Kaşımak farz oldu canlarım! İsteyen varsa buyursun!" diyerek elindeki ufak kavanozdan bir kaşık karabiberi fincanın içine döktü.
Diğer kızlar Girayın ruhuna şimdiden dua okurken acaba bizde atsak mı diye içinden geçirip birbirlerine sorarcasına baktılar. Zeynep buna asla cesaret edemezdi. Barış boğası acısını fena halde çıkartabilirdi. Zehra masumiyetini hiç bozmadığı için aklından bile geçirmedi. Emirin zaten alerjisi vardı öyle baharatlara Selin daha evlenmeden dul kalmak istemediği için kafasını olumsuzca salladı. Gülüm ve Seda zaten yakın zamanda yapacakları için bu akşamlık es geçtiler. Başak ise istenmeyen sevgilisine bir tekmede kendi atmak istememişti. Nihanın bakışları İmranı bulduğunda, İmran kızın aklından geçenleri hemen anlamıştı.
"Nihan o düşünceleri hemen sil aklından!"
"Abim sana kıyamaz ki!"
"Ona karabiberli kahveyi içirdikten sonra karar ver istersen!" diyerek olaydan sıyrıldı. Cihana öyle bir şey yapamazdı! Hem sevdiceğine kıyamazdı ki o!
Kahveler hazırlanıp yavaşça dağıtıma çıktı. Kızların yardımıyla dağıtılan kahveler sahiplerini buldu. Giray, "Kayınçom damat oluyor sırada bana geliyor!" şarkısını olduğu yerden mırıldanırken Nergis elinde ufak tepsiyle birden önünde belirdi.
Nergisin elinden kahvesini alırken ayran budalası gibi kızın öne doğru eğilen sütun vücudunu inceliyordu.
"Böyle sütun koruma altına alınmalı!" diye mırıldanan Girayı kimse duymamıştı. Nergisten başka!
Nergis, "O sütun devrilecek başına birazdan!" diye içinden geçirdiği cümlelerini dışına yansıtamamıştı.
Bütün ahali yavaşça kahveleri dudaklarına götürürken Demir ya Allah diyerek bir yudum almak üzereyken Cihanın sesiyle içmeden durdu.
"Elini korkak alıştırmadın dimi güzelim?"
Abisinin sorusuna karşılık hafifçe gülümseyen Nihan, "Hiç merak etme abicim. Alıştırmadık!" cevabını verdi.
Cihan, anlayamayan tavrıyla "Dık derken?" demeye kalmamıştı ki Giray içtiği kahvenin yarısını geri püskürttü!
"Ya Allah! Bismillah! Bu da ne böyle?"
Ev ahalisi ne olduğu anlayamadan genç adamın kızaran suratına bakıyordu. Giray önündeki suyun tamamını içip Nihana döndü.
"Nihan kahveleri karıştırmışsın! Demir! İçme içme al bunu. Kayınço kurbanı oldum yarabbi!" diyerek önündeki fincanı Demire uzatmıştı.
Ortalık yine cümbüş yerine dönerken Nihan gayet sakince "Yok Giraycım. Karışma yok sen Nergis kurbanı oldun!" dediği anda Samet'in gür kahkahası salonu adeta inletti.
"İşte benim kızım. Babasının prensesi! Ellerine sağlık kızım. Maşallah pek bir güzel olmuş."
Giray önündeki sehpanın üzerine bıraktığı fincana acıyla baktı. Ağzı burnu tutuşmuştu. Yanındaki kıza kırgınca baktığında dudak büzdü. Resmen kendi kalesine gol yemişti. Ama onun adı Giraydı! Asla pes etmeyecekti!
Samet ayağına gelen bu fırsatı kaçırmamak için hemen kolları sıvadı. Kahvesinden sesli bir şekilde höpürttürerek bir yudum alan adam alayla damatçığının dikkatini üzerine çekti.
"Giray? Kahveni soğutmasana evladım! Kırk yıllık hatrı sonra ziyan olur!"
"Valla sayenizde kırk yıl geçmeyecek bir yangınım oluştu!"
Genç adamın dudakları hala sızlıyordu. Bide hayvan gibi yarısını dikmişti kafasına! Bundan sonra Nergisin elinden zehir olsa içerim teorisini çöpe atmıştı! Sonuçta vuslata eremeden nalları dikmeyi istemezdi!
Samet işi gücü bırakmış bu çocukla uğraşamaya başlamıştı. Yıldırmak için elinden ne gelirse yapacaktı! "Eğer o kahveyi içmezsen kızımı vermem!"
Girayın gözleri yuvalarından fırladı. "Ya ama bu isteme şeysi benim olayım değil ki! Onu ben geldiğimde diyeceksiniz!" diye itiraz etmeye kalkmıştı ki "İç ulan!" demesiyle hızla önündeki fincanı eline aldı. Nergis kendisini tutmaktan artık çatlayacaktı.
"Gül sen gül. Elime düştüğün gece bende güleceğim!" diye fısıldayıp kızın gözlerinden gözlerini çekmeden bir dikişte kalan kahveyi yuttu. Bitirdiği kahvesinin ardından su bile içmeden zafer edasıyla Samete baktı.
"Ver artık!"
"Sıranı bekle!"
Giray vecihi gibiydi. Kızı bir türlü alamıyordu! Bütün kapılar yüzüne kapanırken düştüğü tuzağa lanet etti.
Sinan çocuğun haline acıyarak, "Sen kiminle aşık atıyosun oğlum? Yılların kurdu var karşında!" dediğinde hepsi gerçeği bildiğinden dolayı gülümsedi.
Demir hala elinde fincan ölüm sırasını bekliyordu. Cihan elinde tuttuğu fincanı başıyla işaret edip "Bu akşam biter mi?" diye sordu.
Demir diline gelen "inşallah canım ya!" cümlesini zorlukla tuttu. Destek olarak ikizi omzunu sıkıp "Hadi birader sen yaparsın! Hepimiz arkandayız!" dediğinde "Eyvallah!" diyip kahveyi kafasına dikti.
Ağzında kalan iğrenç tadın gitmesi için hemen suya saldıran Demir, bu günlerin acısını çıkarmanın planlarıyla rahatlamaya çalıştı.
Bu anın her karesini videoya alan Yakup Efe sırıttıkça Demirin sinirleri adeta şaha kalkıyordu.
"Çek birader çek! Yakın tarihte rolleri değişeceğiz nasılsa!" diyerek mesajı belli yere yolladı. Yakup Efe Gülüme bakarak öpücük gönderdi. Ondan gelecek her türlü cefaya razıydı! Yeter ki o günler çabucak gelsin diye içinden dua etti.
Bol kahkahanın ardından artık asıl meseleyi konuşma zamanı gelmişti. Samet, ciddi bir tavıra büründükten sonra bir defa öksürüp boğazını temizledi.
"Efendim sebebi ziyaretimiz belli. Başta her ne kadar kağıt üzerinde deseniz bile bunun böyle olmayacağını herkes biliyor. O yüzden bu geceyi yaşıyoruz. Biz aile olarak bütün çocuklarımızın mutlu olmasını istiyoruz. Bugün buradaysak yarın başka bir evde olacağız. Allah bizlere ömür verdikçe hepinizin arkasında olacağız. Diyeceğim o ki, Allah'ın emri Peygamberin kavliyle kardeşin Nihanı, oğlum Demirhan'a istiyorum. Hani zaten vermeme gibi bir durumunuz yok maksat adet yerini bulsun dedik sülalece geldik. Artık bizi geri çevirmezsiniz!"
Cihanın boğazına bir yumru oturmuştu. Yutkunmakta dahi zorluk çekiyordu. Ne zor iş bu diye içinden söylendi. Tam ağzını açıp iki kelime etmeye çalışacaktı ki, Giray yine çenesini tutamamıştı.
"Bu denyo evlilik teklif etmedi. Hayır de birader!"
Cihanın gözleri sevinçle parlarken çocuk gibi Berdana döndü. "Evet! Berdan abi vazmıgeçsek?" diye mırıldandı. Bunu duyan Nihan ayıplarcasına "Abi?" diye sesli bir şekilde itiraz etti.
"Bak Nihancım şimdi ileride çocukların sorarsa babam nasıl evlenme teklif etti diye ne cevap vereceksin? Hiç düşündün mü? Ay çocuklar o kadar ani oldu ki siz bile nasıl oldunuz anlamadık mı diyeceksin?"
Demirhan artık katil olacaktı! Adamın ceketinin yakasına yapışarak resmen burnunun dibine kadar sokuldu.
"İki cihan bir araya gelse sana Nergisi vermeyeceğim! Az daha konuş!" diye tıslayınca Giray bu gece buradan sağ çıkma ihtimalinin artık neredeyse sıfıra düştüğünü anladı. Geri çekilip sanki kız tarafı kendiymiş gibi ağır başlı ruh haline büründü.
"Teklif o kadarda önemli değil sanırım. Yeğenlerime ben izah ederim durumu..Cihancım verelim kızımızı.."
Cihan durumun içinden çıkamayacağını anlayınca el mahkum kabullenmeye zorladı kalbini. Önce İmranla göz göze geldi. Sevdiği kız kendine tutsak ettiği yeşilleriyle nasılda sevimli bakıyordu. Bakışlarıyla destek verircesine hadi dedi. Genç adam yanındaki sandalyede kuzu gibi bekleyen kardeşinin elini sıkıca tuttu.
"Nihan benim bu hayattaki tek ailem. Tek kanım. Babalarımızın ayrı olması bu zamana kadar asla umrumuzda olmadı. Aynı annenin karnında hayat bulduk. Bana göre özlük bu.. Onun mutluluğu için dünyayı karşıma alırım. Her abi gibi (!) bende kardeşimin başka ellere gitmesinden memnun olmasam da elbet bir gün olacaktı. Dediğiniz gibi yine bir araya geleceğiz bugün bize yarın size.. Akrabalığımız bununla sınırlı kalmayacak sonuçta! Eh ne diyelim hayırlı olsun.."
Cihan konuşmasını tamamladığında herkes tuttuğu nefesi geri bıraktı. Oldukça içli konuşmasından dolayı Nihanın dolan gözlerinden bir damla yaş aktı. Hızla elinin tersiyle yok etti yaşlarını.. Yusuf ise kafasına çarpan koca kayanın etkisindeydi. Mesaj yerine oldukça hızlı ve de etkili ulaşmıştı. Yaren kocasının yumruk haline gelmiş elini kendi eliyle tuttu.
"Hayatım artık kabul etmeye başla. Damadın fitili ateşledi.."
Yaren vurdu Yusuf topu yakalayamadı gol oldu.. Adam sinirden dudaklarını ısırırken Yaren oldukça keyifliydi. Elbet onlarda evelenecekti. Evlatları mutluydu. Hayatın kanunuydu bu. Kendileri gibi evlatları da birer aile olmayı, çoluk çocuğa karışmayı hak ediyordu. Onlara da her ebeveyn gibi destek olmak düşerdi..
Takılan yüzüklerin ardından kurdele kesme işini herkes birbirine atıyordu.
"Aaa bana düşmez sen kes!"
"Yok canım abisi kessin!"
"Ben dayanamam siz kesin!"
"Yusuf kessin! Pratik olur!"
"Sinan kessin hiç oğlu yok!"
İki genç kurbanlık dana gibi kesim sırasını beklerken Demir artık çıldırma noktasına gelmişti. Neredeyse dişiyle kemirip kesip atacaktı lanet bağı! Tam o hengamenin içinde Giray şak diye kesivermişti kurdeleyi..
"Oldu da bitti maşallah!"
Herkes aval aval Giraya bakarken sanki suç işlemiş gibi ellerini havaya kaldırdı. Tam küfür bekliyordu ki Demir "Sonunda adam gibi bir iş becerdin birader! Eyvallah!" dedi.
Demir, mutlulukla can arkadaşını bağrına basarak sırtına sertçe yumruklarını indirdi. Giray, "Buda seviyor mu dövüyor mu belli değil!" dememek için zor durmuştu. Ciğerleri dışarı çıkmaya adım kala sırtından Samet babasının çekmesiyle adamdan ayrıldı.
"Çek pençelerini de oğlumu tebrik edeyim!"
"Görüyorsun dimi Nergis yine suçlu ben oldum!"
Giray istenmeyen damat kaderini yaşarken tebrikleşme faslı uzadıkça uzamıştı. Ee aile kalabalık olunca kolay olmuyordu haliyle..
Fırsat bu fırsat öpüşüp koklaşanlar arasında Can Başak'a sıkıca sarıldı. Sonuçta kuzeni nişanlanmıştı onu da tebrik etmek gerekirdi!
Bu sahneyi Barışın görmemesi için elinden geleni yapan zavallı Zeynep, arkadaşı için çiğ tavuk yerdi. Barışı cilvesiyle oyalamaya başladığında Barış kızın kulağına eğildi.
"Yavrum görüyorum! Sırf şu cilveni görmek için görmezden geliyorum!" diye fısıldadığında Zeynep baştan aşağı kırmızıya boyanmıştı! Bu adamla nasıl başa çıkacaktı hiçbir fikri yoktu!
Salonun orta yerine hazırlanan masaya yavaş yavaş yerleşenler afiyetle yemeklerini yemeye başladı. Herkes oldukça keyifliydi. Bugün üzülmek, sıkılmak, düşünmek yoktu! Bugün evlatlarının mutluluklarına tanık olmanın mutluluğunu sonuna kadar yaşamak vardı..
Giray, hala Nergisi nasıl isteyeceğinin planlarıyla kafayı bozmuştu. Babası olmadığı için bir burukluk yaşasa da ilahi takdir şehit olmak her kula nasip olmaz diyerek bu acısını azda olsa unutuyordu. Birden "Yusuf amca bana Nergisi ister misin?" dediği anda Yusuf içtiği suyu geri püskürtmemek için peçeteyle ağzını kapattı.
"Yeğeni mi? Kendi yeğeni mi sana isteyeceğim? Hah! Hadi onu geçtim. Oğlum bu adam bana günahını vermez! Evde kalırsın!"
Samet Yusufun dediklerine hak verircesine başıyla onayladı. Giray Yusuftan destek eli göremeyince arayışını başka kişilere kaydırdı.
"Hım haklısınız. Onur amcacığım?"
Onur hiç düşünme fırsatı bile tanımadı kendisine! "2 tane oğlum var sıranı bekle!"
Girayın bakışları bu sefer Ahmeti bulduğunda, adam Sametten kız istemektense köprüden atlamayı tercih ederdi. O yüzden ağzını bile açtırmadan "Bana hiç bakma!" dedi.
Giray artık pes etmek üzereydi. Bakışları bu adam beni geri çevirmez diyen Sinan'a doğru yol almıştı ki Berdan son noktayı koydu.
"Ben isterim koçum! Dert etme sen!"
"Vallaha mı?" Girayın gözleri ciddi anlamda parlamıştı. Aslında herkes işin şakasındaydı. Öyle bir durum olduğunda tek bırakacak halleri yoktu ama Girayı biraz kızdırmaktan alıkoyamamışlardı kendilerini..
Berdan ciddi bir şekilde evet anlamında başını sallarken bir destekte Cihan'dan geldi.
"Artı bir ekleyin. Bende destek ekip olarak gelirim!"
Giray daha ne kadar mutlu olabilirdi bilmiyordu. Uzatmalarda atılan son golü bekleyen taraftar misali nefesini tutmuş bekliyordu. İşte o anda altın vuruş, "Benim oğlum yok sonuçta bende gelirim!" diyen Sinan'dan geldi!
Giray yemek masasından sevinçle fırlarken Samete hayatının en havalı bakışını attı. Yumruk yaptığı elini zafer kazanmışçasına havaya kaldırdı.
"Turnayı gözünden vurdum! Sağımda Berdan ağa, solumda ateşleyen Cihan, arkama da İmparator Sinanı aldım.
Hazır ol Samet babacığım! Mahşerin 3 atlısıyla kızını almaya geleceğim!"
Gecenin bitiş düdüğünü çalan Giray, bu gecenin resmen galibi olmuştu.. Bakalım kendi isteme töreninde kazanan kim olacaktı.. :)))
-Bölüm Sonu-
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro