Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

~Kadınlar & Erkekler~

Ben geldimmmmmm 😍😍
Can'lar Nasılsınız bakalım.. Keyifler iyidir insallah 😍

Neyse bu akşam çok konuşmayacağım sizi bölümle başbaşa bırakıyorum..

Önce beğeni sonra okuma unutmayalım😎

Yeni gelen dostlar hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Hepinize Teşekkür ediyorumm..

Bol aksiyonlu geçen isteme ve sözün ardından tam dört gün sonra alınan nikah tarihiyle Nihan artık Soydan soy isimden feragat ederek, artık bir Durmaz olmuştu. Kendi aralarında 5 dakika bile sürmeyen nikahın ardından evlerine dönen büyükler, gençleri bir arada bırakmıştı. Geçen zamanın sonunda ise  Cihanın kızı evden göndermeyişiyle iyice ortalık gerilmişti.

“Evlendik diyorum! Karım o benim! Ne demek evime götüremem?”

Demirin öfkeyle bağırması üzerine Cihan iyice çığırından çıktı.

“Anlama kıtlığımı çekiyorsun? Evliliğiniz zorunlu hallerden oldu! Gelinlik bile giyinemedi lan kız! Öyle yangından mal kaçırır gibi nereye götüreceksin? Buna izin vereceğimi mi sanıyorsun?”

Cihan bu konudaki fikrinde oldukça haklı olduğu halde Demir bunu kabullenmekte zorluk çekiyordu.

“Adam haklı! Bak bende 2 aydır sözde evliyim. Devlet baba diyor ki bu kız senin karın dilediğin gibi vazifeni yap ama bizimkiler diyor ki servis dışı!”

Yakup Efe kuzenini en iyi anlayanlardandı. Demirhan acı gerçeği kuzeninin gözlerinde gördüğünde derin bir nefes koyverdi..

“Off! İyi tamam haftayada düğünü yapalım!”

“Oldu balayını da hemen rezerve edelim! Nereyi istersin?”

Cihan kaşınan avuçlarını bir şekilde rahatlatmak istiyordu. Demire doğru bir adım attığında genç adam sinirle ayağa kalktı.

“Siktir git başımdan anladık!”

“Sikindirik laflar etme bana deşerim!”

İki genç adam yumruklarını konuşturmaya başlayacaktı ki her zaman olduğu gibi aralarında en mantıklı hareket eden Melih yine ikilinin arasına girmeyi başardı!

“Hey hey tamam! Birader Cihan haklı. Bırak her şey yoluna girsin. Ondan sonra toplu düğün yaparız abi ne güzel işte!”

Erkekler arasında yapılan bu sesli sürtüşme bir üst kata kadar gitmişti. Nihan abisi ve sevdiği adam arasında kalmaktan oldukça yılmıştı. İçli bir şekilde içini çektiğinde, Gülüm kıza sarılarak destek verdi.

“Üzülme kuzum. Alışacaklar sonuçta evlendiniz. Gerginler biraz.”

“Hiç anlaşacak gibi değiller Gülüm duymuyor musun? Neden böyle oluyor anlamıyorum. Yakup Efe abime kötü davranıyor mu? Hayır!”

“Yapma Allah aşkına ona bakarsan Giray ne yapsın? İki tane adamla hatta Samet amcam hepsine bedel! Ama bu sevmedikleri anlamına gelmez ki?”

“Can’ı unuttunuz kuşum! Benim sevdiceğimi abim her görmesinde gözleriyle dövüyor!”

Diğer kızlarda Başak'ın dediğine hak vererek onayladı. Aşağıdan gelen hala bağrışma sesine İmran dayanamamıştı. Cihanı yumuşatacak biri varsa o da kendisiydi! Hızla merdivenlerden inerek salonun giriş kapısına geldi. Adamların hepsi ayakta birbirlerini yumuşatma peşindeydi. İlk çağırışında kimseye duyuramamıştı cılız çıkan sesini..

Sesini biraz daha yükseltip “Cihan bakar mısın?” dediğinde herkes sus pus olup kapıya doğru baktı.
İmran daha bir şey deme gereği duymadan gözleriyle dik dik adama baktı ve arkasını dönerek çıkış kapısına ilerledi. Cihan mesajı çok iyi almıştı. Ne kadar atara gider yapsa da İmranın bakışlarına kuzu kesilip kızın ardından hızlı adımlarla dışarıya çıktı. Bahçenin kenarında kendisini bekleyen sevdasına yaklaştı. Gözleri pek bir sinirli bakıyordu. Körle yatan şaşı kalkar misali hatunu da kendime benzettim sonunda diye içinden geçirip gülümsediği sırada kızın kaşları iyice çatıldı.

Çatma kaşlarını kurban olduğum
Bakma öyle öldüresiye..
Yeşil gözlüm, tatlı sözlüm, sultanım..
Sen yanımda ol yeter ki ben ölüme bile razıyım..

İmran bayılmamak için zor dururken Cihan bir adım daha yaklaştı sevdiğine.. En masum sesiyle, “Söyle ömrüm! Konuş da sesinle huzur bulsun şu yorgun adamın!” diyerek saçlarına masum bir öpücük bırakarak geri çekildi..

Genç kız aklının başından gitmesiyle ne diyeceğini unutmuştu. Cihan kızın üzerinde böyle bir etki bırakmanın havasını yaşarken İmran kedi gibi sokulup “Kavga etmeseniz artık. Nihan çok üzülüyor.” dedi.

Cihan ani bir ruh değişiminin içine girdi. Az önce altını kıstığı ateşi yine tavan yapmıştı. “Onu o anlayışsız kuzenine söyle! Zorla gel beni gebert diyor!” dediğinde İmran hızla kendini heybetli bedenden geri çekti.

“Cihan!”

“İmran!”

İkisi de birbirine diklenirken bu seferde cilve yoluna başvuran İmran, yumuşak bir şekilde “Cihaaan?” diyerek şansını denedi. Bu durumu anlayıp mest olan sert adam hiç istifini bozmadan “İmraaan?” cevabını verdiğinde iki aşığın sohbetine misafir olan, baskınlarda üzerlerine adam tanımayan çiftimiz araya bodoslama daldı..

“Anladık birader tam kafiyeniz var! Çekilin şurdan da geçelim!”

Giray homurdanırken Nergis sıktığı yumruğu Girayın omzuna bir güzel indirdi.

“Azılı katil dediğiniz adam kıza şiirler okuyor! Duy Giray efendi!”

Cihan birden gelen sesle ani bir atak yaparak koruma içgüdüsüyle İmranı arkasına alırken Giray ve Nergisin evin kenarına tünemiş şekilde buldu.

“Ne tünediniz oraya?”

“Şiii sessizlik lütfen Nergisi kaçırıyorum ses gelince siyam ikizi kayınçolarım sandım!”

İmran kuzeninin koluna yapışmış Giraya uzunca bakıp merakla “Nergis nereye?” diye sordu.

“Ay ne bileyim gel sana bir şey göstercem dedi. Çıkardı beni bahçeye meğer kaçırılıyormuşum!”

“Bütün büyüyü bozdunuz şuan! Nergis sen duymamış gibi yap, siz de görmemiş gibi yapın, ben de kaçırmıyormuş gibi yapıp kaçırayım sevdiceğimi!”

Girayın çocuklar gibi büzüştürdüğü dudaklarına genç kız hafifçe güldü. İçerideki gerginlik aklına gelince hemen, “Giray Demirhan zaten sinirli!” diye söylendi.

“Bana mı sinirli? Yanındaki azılı katil görüntüsü veren adamına sinirli! O yüzden bize müsaade! Hadi yavrum!”

Giray koluna koala gibi yapıştığı kızı önüne kattığında Nergis zorla “Giray? Bıraksana Allah aşkına!” diyerek geri çekilmeye çalışsa da Girayın patlamasıyla gözlerini korkuyla açtı.

“Sus dedim kadın! Yetti ulaynn! Bugün bizim günümüz. Abinsiz pardon abilerinsiz ve de kuma görüntüsü veren babacığınsız! Hadi eyvallah!”

Nergisi bir hamleye kucağına alarak dış kapıya doğru yönelen Girayın peşinden İmran ve Cihan aptal gibi bakakaldı.  İmran zorla ağzını açıp, “Cihan durdursana!” dediğinde Cihan Giraya özenen bütün benliğiyle kızı kollarına alıp sıkıca sarıldı..

“Bırak en güzelini yapıyor. Hadi gel bende seni kaçırayım!”

********** ************ *******
Pazar sabahı huzurla uyanan Nergis, dünkü kaçırma olayını henüz atlatamamıştı. Eve döndüklerinde neredeyse gece yarısını bulmuştu. Telefonlarını bile kapatan Giray, öyle de böyle de azar işitiyorum teorisiyle hareket etmiş bütün gününü Nergise adamıştı. Gezmedikleri yer gitmedikleri mekan kalmamıştı. Geçirdikleri zamanın beğenisiyle gülümsedi genç kız.. Hemen telefonuna sarıldı ve sesini duymak için öldüğü adamı aradı..

Ne yazık ki aradığınız kişiye ulaşılamıyor sesiyle karşılaştı.. Tekrar aradı yine ulaşamadı.. Sıkıntıyla çıktı yatağından. Hazırlığını yaparak sessizce salona indiğinde babasıyla annesinin cilveleşmesiyle karşılaştı. Hala kendisini fark etmeyen babası, annesine kaş göz yaparak onu ayartma yolunda ilerliyordu.

“Size de günaydın!”

Yasemin kızının sesiyle yerinden sıçrarken, Samet kızının gelmesine homurdandı.

“Günaydın dayısının yeğeni!”

Nergisin keyfi zaten yerinde değildi babasının dediğine cevap verme girişiminde bile bulunamadı. Elinde telefon hala açılmasını bekliyordu. Derin bir of çektiğinde Yasemin merakla “Ne oldu kızım?” diye sordu.

“Giraya ulaşamıyorum! Telefonu kapalı hiç böyle yapmazdı!”

“Bende bir şey oldu sandım! Bırak inşallah ülkeyi terk etmiştir!”

Samet hiç umursamadan televizyonu açarken Yasemin, “Samet!” diye kükreyince neredeyse elindeki kumandayı yere düşürecekti. Karısına yavaşça baktığında gözlerindeki kınama hemen direksiyonu çevirmesine neden oldu.

“Koruya mı çıksak? Ne zamandır çıkmamıştık!”

Kocasının durum kurtarma çabasını geri tepen Yasemin, “Daha kahvaltı yapmadık! Kızım sende git Demir abini kaldır uyansın artık!” diyerek son noktayı koydu. Nergis merdivenlere yönelirken Samet, “Emirhan nerede ki?” diye sordu.

“Gelir şimdi, erkenden koşuya gitti.”

Yasemin mutfağa geçtiğinde, Samet giden karısının peşinden öylece kaldı. Televizyonun kanallarını hızla değiştirirken bir yandan da homurdanmaya devam ediyordu.

“Biri uyur, biri spor yapar, biri kayıplara karışan sevgilisini sorar! Karım desen hiç kocasını düşünmez! Böyle hayat batsın yere!”

“Samet gel de şu kahvaltılıkları masaya taşımama yardım et!”

Yasemin mutfaktan seslenince adamda birden hazır ola geçme isteği baş gösterdi. Hızla kumandayı fırlattı. İperi boynuna geçiren Samet paşa paşa mutfağın yolunu tuttu..

“Geliyorum hayatım, geliyorum!”

Nergis abisinin odasına girip hızla perdeleri araladı. Açtığı camdan temiz hava içeri dolarken derin bir nefes aldı. Bugün hava da ruhu gibi kasvetliydi. Yatağa bakışlarını çevirdiğinde yatakta deli gibi yatan abisinin tepesine dikildi.

“Abi? Uyan!”

“Hıı! 5 dakka daha!”

Demir, rüya aleminde oldukça mutluydu. Gözlerini bile açmaya takati yoktu. Nergis abisinin mırıldanmasına aldırmadan başına çektiği pikeyi hızla açtı. “Dakkalar tükendi hadi kalk!”

“Nihan uyuyalım az daha! Valla dokunmıcam söz!”

Demirhan, açılan pikeyi geri çekerken Nergisin eline yapışınca genç kız hızla koluna konan ele yapıştırdı.  “Höst! Abi! Kendine gel!”

“Nergis? Tövbe bismillah! Noluyo kızım?”

Demir tepesine dikilen kardeşini görünce hızla oturur vaziyete geçti. Rüyasıyla gerçeği karıştırmanın utancıyla bakışlarını odada dolaştırdı.

“Artık hayal dünyanda ne görüyorsan pek iyi şeyler olduğunu düşünmüyorum!”

“Çarparım şimdi görürsün iyi mi kötü mü?”

Demir sinirle kendini tekrar sıcak yatağına bırakırken Nergis, “Nihana çok acıyorum!” diyerek tekrar pikeyi açtı..

“Ne istiyorsun Nergis! Bugün Pazar. Daha dün evlendim ama yanımda karım yok! Ne kadar berbat olduğumu tahmin edebilir misin? Edemezsin! Çünkü senin başına böyle bir şey gelmedi! Gelmesinde zaten! Evlenme sen! Ben seni veremem ki!”

Abisinin soluksuz cümlesine resmen kendi nefesi kesilmişti. “Ay bi sus! Sabah sabah çenen ne düşükmüş senin!”

“Nihansızlık başıma vurdu Nergis! Çok zor çok!”

Nergis abisinin haline umursamayarak yatağın kenarına oturdu. “Bırak şimdi onu bunu! Giraya ulaşamıyorum. Telefonu kapalı! Normal mi bu?”

“Değil! Hemen kavga yarat ve ayrıl!”

Demirhan bu seferde kafasını yastığının altına sokarak uykusuna kaldığı yerden devam etmek istiyordu. Abisinin dediğine sinirle, “Şu çocuğu bir tek ben mi seviyorum gerçekten çok merak ediyorum!” diyerek oturduğu yerden kalktı. Tam kapıya el atmıştı ki Demirin yastık altından boğuk sesini işitti.

“Şarjı bitmiştir. Uyuyor olabilir! Herkesin senin gibi bir kardeşi yok ki böyle Pazar sabahı uyandırsın!”

“Evet abicim haklısın! Onun benim gibi kardeşi yok çünkü kardeşliğine değil zevceliğine adayım!”

Demirhan kafasındaki yastığı fırlatırken “Nergiisssssssss!!!” diye böğürdü. Nergis kahkaha atıp kapıdan son anda çıkınca yastık ıskalamıştı. Tam sırtını döndüğünde bedeni sert bir zemine çarptı.

“Ayy!”

Yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştu. Emirhan abisi ciddi bir şekilde kendisine bakıyordu. Az önce dediğimi umarım duymamıştır diye içinden dua ederken, genç adam  “Ne böğrüyor yine taze damat!” diye sordu.

Nergis içinden rahatça bir oh çekerken sevimli bir şekilde gülümsedi. “Hiç.. Damat gelinsiz kalınca dışavurumu gerçekleşti!”

Genç kız abisinin yanağına sulu bir öpücük bırakıp, “Geç kalma, duşunu al kahvaltı hazırlanıyor!” diyerek hızla olay yerini terk etti..

Hazırlanan kahvaltı afiyetle yenirken lokmalar boğazına diziliyordu genç kızın.. Elinde telefon hala bekliyordu. En iyisi kahvaltıdan sonra evine gitmekti. Annesinin numarasını da almamıştı ki arayıp sorabilsin! İçinden homurdanan Nergisin halini ev ahalisi sadece izlemekle yetindi. Yasemin kızının yersiz korkusunu hafifletmek için “Şarjı bitmiştir!” dediği anda diğerlerine gün doğmuştu..

Durumu yeni öğrenen Emirhan akşamki olayın üzerine, “Bence senden ayrılmak için bahane yaratıyor!” diyerek sinsice gülümsedi!

“Bıkmış olabilir!”

Demir ikizine hak verip onun yolundan ilerledi. Oğullarına gururla bakan Samet ellerini iki yana açıp  “Aşk ile amin!” diyerek yüzünü sıvazladı!

Nergis neredeyse ağlayacaktı. Gözlerinde zorla tuttuğu yaşların farkına varan Yasemin, elindeki fincanı sert bir şekilde masaya bıraktı.

“Bana bak kocam olacak adam! Senin o çocuktan ne farkın vardı? Adam senin aynın neredeyse! Hele sen Demirhan? Sen çok mu rahatsın oğlum? Eğer öyleysen Cihana söyleyeyim biraz daha uzatsın düğün işini! Sana gelince Emirhan bey! Öyle kızın ailesi uzakta diye gerim gerim gerilme! Bugün giderim Sinan amcana gönüllü babalık yap diye o zaman görürsün sırıtmayı! Yetti ama kızımı ezdirmem ben!”

Üç adam kadının içinden şeytan çıkmış gibi korkuyla bakarken aralarında şoka giren abartısız Sametti. Yıllardır karısının içinde neyin uyuduğunu anlayamayan adam sessizce “Karıcığım?” demişti ki Yasemin elini sus anlamında kaldırıp lafını geri soktu!

“Yok koru falan! Bugün kızımla vakit geçireceğiz ve siz! Oğullarım ve babası olacak adam! Masa ellerinizden öper. Buralar tertemiz olacak! Kalk kızım!”

Yasemin koruması altına aldığı kızıyla birlikte salondan çıkarken Samet nefessizlikte boğulacaktı. Elinde çatal ağzı beş karış açık giden kadının ardından öylece duruyordu. İkizler iki yandan “Baba?”  “Baba kendine gel!” diye sarsınca elindeki çatal yeri boyladı.

“Eşhedüüüüü! Karımı kim kaçırdı? Benim uysal minnoş kedim nerede? Demirhan bütün ekipleri topla oğlum ananızı biri kaçırmış!”

******* ******** ******* ********

Aradan geçen yarım saatte Yasemin kızıyla birlikte bahçede keyif yaparken, duyduğu on ikinci kırılma sesiyle yerinden bir kez daha sıçradı!

“Anne bence onları mutfağa sokmak iyi bir fikir değildi! Bu gidişle mutfakta kırılacak bir şey kalmayacak!”

Yasemin kızına acıyla baktı. Çok haklıydı ama hak edene hak ettiği cezayı vermek zorundaydı! Omzunu boşver anlamında silkerek keyifle çayını içmeye devam etti..

Mutfakta ise durum tam anlamıyla faciaydı! Beyler taktıkları önlüklerle ip gibi sıralanmış dağınık mutfağı acaba daha ne kadar dağıtabiliriz adlı çalışmayı sergiliyordu!

Emirin uzattığı tabakları makineye yerleştirmeye çalışan Demir, bir bardak daha kurban edince adam öfkeyle “Ya sen ne mal bir adamsın! Üst rafa tabak mı dizilir!” diye bağırdı.

“Pardon ikizim. Günümün çoğunu senin gibi hanım evladı olarak geçirmedim! Hangi rafa hangi alet edevat konulur bilmiyorum!”

“Bana bak!”

Emir ikizine bir adım atmıştı ki araya giren babaları bardağı taşıran son damla olmuştu!

“Hey hey! Sakin olun. Önce derin bir nefes alın ve bana söyleyin! Bu kekin kıvamı olmuş mu?”

Samet elindeki kabın içindeki belirsiz karışımı çırpakla karıştırıp oğullarına gösterdi. Gençler babalarının düştüğü duruma kahkaha atmamak için zor duruyordu. Belinde önlük elinde çırpak harika bir görüntü sergiliyordu. Samet hala ikizlerinden yanıt beklerken içeriden karısının sesiyle yine put kesildi!

“Sameeettttttttt kekin içine çikolata parçaları atmayı unutmaaaaa kocacım!”

Artık dayanamayan gençler sesli bir kahkaha savurdu. Emirhan elleriyle yüzünü sıvazlayarak, “Allahım ne hallere düştük ya!” diye dert yanmaya başladı.

Demir suçlu olarak gördüğü ikizinin omzuna bir yumruk salladı. “Şu çeneni bir türlü tutamıyorsun!”

“Baksanıza bu çikolatayı bütün mü atıyorduk!?”

Samet hala bütün ciddiyetini bozmadan işine yoğunlaşmıştı. Elinde tuttuğu bütün çikolatayla ne yapması gerektiğini düşünüyordu. Demirhan bir bardak daha kırarken bir küfür daha savurdu.

“Nerden bilelim baba. At içine erir herhalde!”

“Ulan hayvan gibi yemesini biliyorsunuz ama! İnsan bigün olsun sorar! Annem böyle kek yapmayı nereden öğrendi? İçine neler attı? Nasıl yaptı diye! Anca oooo kokmo vor? Oooo annom kok yopmoş! demeyi bilin!”

“Pardon da biz yerken sen ne yapıyordun baba?”

Sametin gözleri şeytanca parlarken hızla o şeytanı geri uykusuna yatırdı. “Orası sizi ilgilendirmez! Neyse biraz daha su koyalım bu çok koyu!”

“Su mu? Yoğurt olmasın?”

“O kurabiyeye atılmıyor mu?”

“Daha neler! Ona süt koyulur!”

“Neyse getirin hepsinden koyalım!”

Uzun uğraşlar sonucu ortaya atılan teorilerle kekten başka her şeye benzeyen karışıma devam eden Sametin haline çocuklar acıyarak baktı. Demirhan belindeki önlüğü sinirle çekiştirirdi.

“Onu bunu bırakın da şu halimizi iyi ki biri görmüyor!”

Demirin sözü üzerine arkalarından gelen kıkırtıyla “Artık çok geç!” diyen Nergis, elindeki telefonla bu anı ölümsüzleştirmişti. Beyler aynı anda “Nergisssssssssssss!!!!” diye böğürseler de artık gerçekten çok geçti..

Yasemin üç adamını mutfağa soktuğu için her ne kadar pişman olsa da şu hallerini görmek her şeye bedeldi! Sametin kek faciasının ardından isyan bayrağını çekmesiyle herkes eski haline dönmüştü. Beylere çok uzun zaman gibi gelen bir saatin sonunda sanırsın günlerce temizlik yapmış gibi koltuklara yığılan adamlardan “Ayy ölüyorum!” “Ah belim!” “Hepsi Girayın suçu!” gibi benzer cümleler yükseliyordu. Hala Giraya bok atan Emirhanın böğrüne bir yumruk ikizinden gecikmeden geldi.

“Oğlum şu çenen yüzünden bu haldeyiz. Adam koruma altında! Sus yoksa ben susturacağım!”

“İyi be! Ben hazırlanıp çıkıyorum. Bugün açılan fuara davetliyim!”

Emirhan odasına doğru yönelirken Samet oğluna, “Aa o bu hafta mıydı?” diye sordu.

“Aslında ayın 28inde olacaktı ama bir hafta erkene almışlar. Benimde geçen gün haberim oldu!”

Emirhan konuşmasını bitirdiğinde Demirhanın aklına bomba etkisinde bir olay düşüverdi! Yerinden “Kahretsin! Kahretsin!” diye sıçrarken herkes korkuyla adama bakıyordu.

“Oğlum noluyor?”

“Ben nasıl unuttum bunu! Lanet olsun!”

“Oğlum delirtme beni ne oldu?”

“Girayın nerede olduğunu biliyorum!”

Herkes merakla nerede diye sorduğunda Demirhan, çıktığı merdivenin sonundan bağırdı..

“Şehitlikte!”

*********** **************** **
Giyindiği üniformasıyla şehitliğin kapısından ağır adımlarla girdi. Dilinden okuduğu duası eksik olmadan ilerledi. Geçtiği her şehidin önünden üşenmeden selam durup öyle geçti. Bugün burada sağlıklı nefes alabiliyorsa orada yatan şerefli askerler ve polisler sayesindeydi. Onlar gibi şerefle ölmeyi diledi..

Adımları varacağı noktaya yaklaştıkça ağırlaştı. Beynine verdiği komutları son zerresine kadar kullandı..
Ve sonunda durdu..

Hazır ola geçerek selamını vererek karşısındaki rahat dermişçesine pozisyonunu aldı ve sağ tarafına geçerek oturdu..

“Merhaba baş komiserim..”

Kelimeler boğazında dizili bir taş gibiydi genç adamın. Konuşmak onun için bu kadar zor olmamalıydı lakin buraya ne zaman gelse hep böyle oluyordu.. Canı yanıyordu.. Ruhu acıyordu. Eskiyi hatırlayınca acıyla gülümsedi..

“Şuan bana kızıyorsun biliyorum! Kimse yokken baba oğuluz unuttun mu diyorsun? Bende sana baş komiserim babam olabilirsiniz ama görev aşkı her şeyden üstündür diyorum!”

Babasının sesi sanki kulaklarında çınlamıştı. Ne çok isterdi şimdi yanında olmasını. Acıyla bir kez daha yutkundu. Etrafına bakınarak tekrar bir avuç toprağa çevirdi bakışlarını..

“Gözlerin aramasın, bugün tek geldim. Onlar sonra gelecek..
Tek gelmek istedim. Çünkü..
Çünkü senin de dediğin gibi kimse yokken baba oğul olabiliyoruz!”

Dolan gözlerinden bir damla yaş aktı şedit babasının mezarına.. Söz vermişti bu sefer daha metanetli olacağım, gözlerim bile dolmayacak diye ama yapamamıştı.. Tutamamıştı akmak için can atan yaşlarını..

“Seni çok özledim baba..”

“Her şeye alışılıyor biliyorum ama geçmiyor! Geçiyor gibi kendimizi kandırıyoruz. Sonra bir şey oluyor en ufak bir şey mesela yolda yürürken ufak çocuk baba diye sesleniyor ya! İşte o zaman sızlıyor.. Sol tarafındaki o sızı ben hiç gitmedim işte tam buradayım diyor..”

Derin bir nefes alarak kendisini rahatlamaya çalışan Giray, konuyu değiştirip sanki gerçekten canlı kanlı karşısındaymış gibi olan biteni anlatmaya devam etti..

“Demirhana kız istedik biliyor musun? Beni neredeyse öldüreceklerdi! Çeneme bir türlü dur diyemiyorum. Ne gelirse haylazlığından gelecek derdin ya! Galiba haklısın..

Bu arada yıllar sonra ilk kez birisine baba dedim.. Her ne kadar dediğim kişi bana baba deme diye homurdansa da içten içe hoşuna gidiyor biliyorum! Baba olmak zor iştir evlat derdin ya! Hani herkes baba olur lakin babalık yapamaz derdin! O hem iyi bir baba hem de babalık vazifesini layıkıyla yerine getiriyor. Ve bir kızı var..

Dalga geçme hemen. Kız dediğime bakma. Öyle ki yumruklarını çok güzel konuşturuyor! Beni benden ediyor baba..

Uslanmazsın sen hayta deme sakın.. Uslandım baba, uslandım! Kalbimi o minik avuçlarının içine aldı izin dahi istemeden hem de.. Hoş izin istemeden de teslim ederdim. Ettim de.. Bütün benliğimi hayatına ortak ettim.. Tanışmanızı çok isterdim baba..

Efendim? Niye mi getirmedim?

Üzülsün istemedim baba.. Beni böyle görsün istemedim!

O beni böyle tanımadı. Hüzünlü yanımı tanısın istemedim. Çünkü o dayanamaz. Bakma öyle sert durduğuna kedi gibi aslında.. En ufak şeyde duygularına hakim olamıyor o mavişleri hemen sulanıyor ya o zaman ölesim geliyor.. Ruhumu oracıkta teslim edesim geliyor..

O beni her daim gülen eğlenen acıyı yok sayan biri olarak bilsin. Çünkü başka türlü yaşamanın imkanı yok..

Velhasıl.. Sensizlik zor be baba.. Bir yanım hep eksik. Tamamlanmayacakta..

Her zaman dediğim gibi seninle gurur duyuyorum Eray Erbay! Senin oğlun olduğum için gurur duyuyorum!”

Giray derin bir nefes alarak son bir defa daha toprağı avuç içiyle okşadı.. Ayağa kalkıp duasını ederek suratını sıvazladı. Selamını verip arkasını döndüğü anda az ilerisinde gördüğü kişilerle boğazına dizilen yumrulara bir tane daha eklendi..

Demirhan, kendi gibi üniformasını giyinmiş eli önünde kenetli bekliyordu. Samet, Yasemin, Emirhan ve Nergis yanındaki yerini almıştı. Gözleri ilk Nergis ile buluştu. Canına yandığı mavişleri yine dolu dolu bakıyordu. İşte bu yüzden haber bile vermemişti. Sevdiği adamın bu haline tanık olsun istememişti..

Demirhan yavaşça yaklaştı can arkadaşına.. Elini kaldırıp selamını verdi ve “Ruhu şad olsun, komiserim!” dedi.

Giray minnetle baktı can dostuna. Böylesine can kurban olurdu! Sıktığı yumruklarının ardından, yıllardır diline ezber olan üç kelimeyi gururla söyledi..

“Vatan sağ olsun!”

**** ******* ******* ************
Aynı akşam polisevinde okutulan Kuran’ın ardından dağıtılan yemekle üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getiren Giray oldukça yorulmuştu. Gelen misafirlerle tek tek ilgilenip babası hakkında gururla dinledikleriyle iyice ağırlaşmıştı. Annesinin yorgun gözlerine daha fazla bakmaya dayanamayan genç adam oturduğu yerden ayaklandı. Oradan oraya koşturmaktan Nergislerle pek ilgilenememişti. Zaten ablasının peşine takılan o yüzsüz kız yüzünden kendi masalarına dahi pek oturamamıştı.

Hızla Polisevinin terasına hava almak için çıktı. Nergis sevdiğinin yanına gitmek için ayaklandığında babasıyla göz göze geldi. Ağzını açıp izin isteyecekti ki Samet, “Çok bunaldın git bi hava al! Ama havanı çok alma emi kızım! Şöyle iki üç dakika yeterli!” dedi.

Nergis gözlerini devirip hızla terasa yönlendirdi adımlarını. Kapıdan çıkmak üzereyken Girayın sinirle yükselen sesini duyunca kenara geçerek gizlendi.

“Sinem! Yeter artık. Ben bunları duymak istemiyorum! Bırak sesini duymayı varlığına bile tahammül edemiyorum! Eskiyi kurcalamaktan vazgeç! Davet edilmediğin halde takılmışsın ablamların peşine yine gelmişsin. Sırf bu gecenin hürmetine laf etmiyorum ama artık sus!”

“O kız yüzünden mi? Onu çok mu seviyorsun?”

“Nergis! Adı Nergis. O kız değil! Ve evet Nergisi çok seviyorum sevmek kelimesi bile yetmez! Canımı veririm anladın mı saniye düşünmem, gözümü kırpmam, ikileme düşmem!”

“Bir zamanlar aynı.."

Kızın lafını aniden kesen Giray bir adım atarak içindeki öfkeyi biranda kustu. “Yeter! Bir zamanlar bir zamanlar! Almıyor mu o kıt aklın dediklerimi? Hiç utanmıyorsun değil mi? Benim babam öldüğünde dediklerini hatırlatmamı ister misin? Lan daha eve şehit haberi yeni gelmişti be! Daha o an kafan karıştı senin! Ben o hallerini anlamayacak kadar aptal mıyım sanıyorsun!”

“Çocuktum daha!”

“Herifin koynuna girerken çocuk değildin ama?!”

“Kırıcı oluyorsun!"

“Daha bir şey demedi şekerim! Asıl kırıcı laflar bende!”

Sesin geldiği yöne dönen gözler, kendinden emin, başı dik Nergis ile karşılaştı. Giray korkuyla sevdiği kıza bakarken, yanındaki bayan ise kendisine anlamsızca bakıyordu.

“Sende kimsin bakışlarını atma öyle! Tam 45 saniye önce adının Nergis olduğunu öğrendiğin ama şimdi gerçekte kim olduğumu öğreneceğin o kızım!”

Sinem akşamdan beri merak ettiği kızla karşılaşmasına şaşırmıştı. Çok güzel bir kızdı. Gençti. Acıyla, pişmanlıkla Giraya baksa bile genç adam kendisine bile bakmadan Nergise adım attı.

“Nergis bırak gel içeri geçelim!"

Nergis, adamın dediklerini umursamadan kızın önüne geçerek baştan aşağı süzdü. Bir adım daha yaklaştı ve korkusuzca gözlerini dikti.

“Bana bakın küçükhanım! Eski hayatınızda neler yaşadınız zerre beni ilgilendirmiyor. Pişmanlıklarınız, hatalarınız, çocukluklarınız, eskiye dair neyiniz varsa onlar adı üstünde eskide kalmış. Bunu öncelikle kabullenin ama yok illa ki ben bu yarayı deşmeye niyet ettim biraz kurcalayayım altından nasıl olsa bir şeyler bulurum diyorsanız ki hiç tavsiye etmem işte o zaman adımdan daha fazlasını öğrenebileceğinizin garantisini veriyorum! Böyle bir gecede çizgimi aşmıyorsam bilin ki sadece sevdiğim adamın ve rahmetli babasının hatrına! Şimdi lütfen burada bulunuş amacınızı doğru yönde kullanın ve dua edin!" Nergis son bir nefes daha alıp, cümlenin sonuna "Babamıza..” diyip cümlesini bitirdi!

Sinem, işittikleriyle adeta enkaz haline dönmüştü. Tam arkasını döndüğünde Nergis tekrar seslendi..

“Son olarak bu adamın hayatı olabilme fırsatını bana bıraktığınız için teşekkürler! İyi ki o kötü kalbinizde kıymet bilmeye dair bir şeyler yokmuş!”

Daha fazla dayanamayan Sinem, koşar adım terastan içeri geçip eve gitmek için müsaade isteyerek ayrıldı.

Giray ve Nergis hiç konuşmadan birbirlerine bakıyordu. Giray, nasıl yaklaşacağnı bilememişti. Sessizce, “Nergis?” dediğinde Nergis elini kaldırırak adamın konuşmasını engelledi..

“Yavrum yemin ederim.."

“Gördüğün gibi değildi yanlış anladın mı diyeceksin? Sence bu önemli mi? Giray biz seninle biriz! Bir düşünür, bir hisseder, bir severiz! Neler hissettiğini tam burada hissediyorum" Nergis elini adamın kalbinin üzerine koyduğunda avucunun altında atan kalp hızdan neredeyse yerinden çıkacaktı.

"Evet az önce oraya gizlendim, dinledim ama bu sana olan güvensizliğimden değildi! İçinde kalanları sen dök istedim! Ama sonra.."

“Sonra pençelerimi az da ben göstereyim dedin!”

Girayın kendisine gülmesi üzerine kaşlarını çatan Nergis, “Dikkat ette çizmesin pençelerim!” dedi.

“Gel buraya!”

Kanatları altına aldığı yarini bağrına bastıkça bastı. Sıkıca sarıldı. Saçlarına sonsuz öpücükler bırakarak geri çekildi..

“Nergis ben seni çok seviyorum. Az önce dediklerinin benim için anlamını bilsen çıldırırdın! Bugün babama senden bahsettiğimde seni tanısa çok seveceğini söylemiştim ve beni yanıltmadın! Emin ol tanısaydı benden çok severdi seni. Ölmüş babamı bile kabullenmen ona baba diye hitap etmen.."

Giray cümlesini bitirememişti. Boğazındaki yumruyu zorla yutkundu. Titreyen sesini gizleyemiyordu. Son güçle kendisini zorladı..

"Nergis çok teşekkür ederim. Varlığın bana bahşedilmiş en güzel hediye..

************** ************** ****

Bayanların hepsi Füsunu daha yakından tanımak amacıyla ertesi akşam toplaşma sözü yapmıştı. Beyler kendi aralarında diledikleri gibi vakit geçirsinler diye Yaren bu uğurda kendi evini kurban etmişti. Bütün beyler Yusuf’un ağırlamasıyla salondaki yerlerini alırken Samet, “Ulan güne girsek baya karlı çıkarız!” dediğinde hiç gecikmeden yanıt çeyreklik damattan geldi..

“Valla babacığım o günler keksiz olmaz.. Şöyle sulu yoğurtlu kekler özellikle favorimdir!”

Nergisin olay mahallinde çektiği fotoğraflar, hızla yayıldığından dolayı gündemdeki tek konu Samet ve ikizlerin önlüklü ev modundaki halleriydi..

“Aaa öyle deme oğlum zamanında az börekler açmadı!”

Yusuf'un lafıyla herkes kahkaha atarken Samet eskilere dalış yaptı. Yasemin ikizlere hamileyken gecenin bir yarısı annesinin böreğine aşerirdi. Geceleri "annemin böreği" diye ağlama krizlerinin sonucunda artık dayanamamış zavallı adam anneciğini gece yarısı arayarak tarif istemişti..

“Hepsi bu eşek sıpaların suçu! Neymiş efendim peynirli börek. Ulan fasulye kadar yoklar peynirli böreği nereden biliyorsun? İnsanın canı baba çeker! 7/24 hazırda bulunuyor!”

Samet iki oğulununda enselerine şaplak atarak oturduğu yerde arkasına yaslandı. Demir eliyle ensesini okşarken babasına kınayarak baktı.

“Valla annemi artık nasıl bıktırdıysan çözümü peynirli börekte aramış. Bize suç bulma!”

Beyler kendi aralarında mevzuya dalarken, bayanlar ise beyleri çekiştirmeye çoktan başlamıştı.

“Hayır yani kendini hiç görmüyor kart zampara! Zavallı çocuğa etmediği kalmadı!”

Yasemin kocasını destek kuvvetlerine anlatıp rahatlamıştı. Yaren görümcesinin kolunu sıkıp gülümsedi.

“İyi yapmışsın şekerim. Bende bir ara Yusufu sokayım dedim mutfağa on gün yanık kokusu çıkmadı mutfaktan! Hayır bunlar eskiden nasıl yiyip içiyordu anlamış değilim!”

Yaren o günleri hatırlayınca korkuyla irkildi. Gülsüm konuya hızla giriş yaparak, “Biz alıştırdık bunları kuzum! Neyse ki ben kocamdan memnunum maşallahı var. Bak geçen akşam canım nasıl sütlaç çekiyor anlatamam üşenmedi kalktı yaptı hoş biraz pilav gibi olmuştu ama olsun!” dediğinde Onuru sütlaç yaparken hayal eden genç hanımlar aralarında kıkırdamaya başladı..

“Ay Ahmet anca yemeği bilir! Duyun kızlar özellikle Zeynep Barış da aynı babası! Anca yemeği bilir!”

Sevimin çemkirmesine Zeynep içli bir şekilde kafasını salldı. İleriyi düşünmek şuan için istemiyordu. Bütün bakışlar Narine döndüğünde kadıncağız hızla gözlerini kaçırdı.

“Hiç bana bakmayın Sinanı mutfağa sokmaktansa gece gündüz yemek yapmaya razıyım! Sedaya hamileyim zar zor hareket ediyorum bir patates kızartması yap bari dedim demez olaydım! Kızartma tavası yağı sıçratıyor diye kaldırıp attı tavayı! Kurşuna dizecekti zor tuttum!”

Narinin son lafına kahkahalar yükselirken, bu adamlarla hayat nasıl geçiyordu kimse bilmiyordu..

Erkeklerin cephesinde ise konu çok başka yerlere ulaşmıştı. “Valla onu bunu bilmem! Bu eşek sıpaları büyüdü keşke üç çocukla sınırla kalmasaydım!”

Samet zamanında üç çocuk yeter teorisine uyduğu için oldukça pişmandı. Adamın lafına sesli bir kahkaha atan Giray, “Artık sahaları bize bıraksanız babacığım malum yaş kaç oldu? Ben şuan hesap edemiyorum!” dedi.

“Ulan daha ölmedik! Neyi varmış yaşımın?”

“Üzülmeyin dede olursunuz! Şahsen ben üç çocukla sınırlı kalmayı düşünmüyorum!”

Girayın ensesine inmekte alışkanlık eden Emirin eli yerini anında buldu. “Lan sus!”

“Çok ayıp kayınçocum sende dayı olacaksın. Pıtır pıtır paçalarına yapışacak her biri. Dayı bize öcü gibi bakma biz dostuz diyecekler!”

Emir biran minik yeğenlerini düşünür gibi olsa da Giraydan üç beş tane daha dünyaya gelmesi resmen kıyamet alametiydi! Konuyu değiştime amaçlı çaprazında kendilerini keyifle izleyen adama döndü..

“Eee Berdan abi sen niye bir çocukla kaldın! Gerçi Berat maşallah hepimizden hızlı!”

“Hatun kısmını anlamak çok zor koçum. Önce üç isterim, beş isterim derler sonra bir tane Allah vermiş neyimize yetmiyor çocuk büyütmek kolay mı derler!”

Adamlar Berdanın dediklerine hak vererek onayladı. Onur, kendilerini pür dikkat izleyen çocuklara çevirdi bakışlarını..

“Duyun gençler! Bunların hepsi kulağınıza küpe olsun!”

Aynı dakikalar içinde bebek konusu bu sefer bayanlar arasında dönüyordu..

“Ay yok kuzum Beratı ne koşullarda büyüttüm bir ben bir Allah bilir! Bizimki anca yapmayı ve istemeyi bilir! Bu çocuğun gazını kim çıkartacak? Altını kim alacak? Kim oynayacak, kim oyalayacak? Hep Füsun! Kendileri sadece sevmekle ilgilenince dedim yok bir tane yeter!”

“Al birini vur ötekine! Bu erkek milleti hep aynı!" Gülsüm hızla kendilerini kuzu gibi izleyen kızlara döndü.

"Duyun kızlar ileride ders olur size de!”

İki evde de annelerin ve babaların gazına gelen gençlerin aklına olur olmadık şeyler düşmüştü. Daha evlenmeden çocuk düşünmenin alemi yoktu. Kimisi zaten evliydi daha ortada karıları yoktu! Acıyla birbirlerine baktıkları sıra sessizliği bozan Sametin sesi, koca salonda bomba etkisinde yankılandı.

“Bu böyle olmayacak! Var mısınız lan tekrar baba olmaya?”

-Bölüm Sonu-

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro