~Hayeller/Hayatlar~
İyi aksamlar sevgili okurlarım:)
Bu bölümde yeni bir karakter giriş yapacak sanki hiç yokmuş gibi dediginizi duyuyorm :))) demeyin demeyin üzülürüm :) bu karakteri sevgili yazar arkadaşım bulutsal'ın Kirli Miras adlı hikayesinden aldım.Bana hediye ettigi bu sevgili karakter icin cok tesekkür ederim.Hikayesine bakmanızı tavsiye ederim :)
Neyse yarın aksam kuzenimn kınasi sebebiyle yayinlayamayacgm bölümü bu aksama yetiştrdim Umarm begenirsiniz.Cok konustum sizleri bölümle basbasa birakiyorum ve gidiyorum:))
Başak koruda yaptığı yürüyüşün ardından eve dönerken telefonun çalmasıyla karşısına çıkan ilk banka oturup soluklandı.Hızla aramayı cevapladığında her zamanki gibi arkadaşının yorgun sesiyle karşılaştı.
“Söyle bakalım asistan ne durumdasın?” Başak arkadaşını büyük değişime soktuktan sonra abisinin ona karşı davranışlarının değiştiğine şahit olmuştu.Başak bu duruma memnunken Zeynep hem memnundu hem değildi.
“Hiç konuşmadığı kadar konuşmaya çalışıyor.Odasına çağırıp duruyor ve her zaman olduğu gibi öfkeli!” Zeynep fısıltıyla açıklama yaptığında Başak kıkırdayarak devam etti.
“Aferin işler tıkırında gidiyor demek ki.Sevdim bunu.Neyse sen soğuk durmaya devam et tamam mı?” Başak işini gayet ciddiye alıp emirler verirken Zeynep “Tamamdır sahip!” diye dalga geçmişti.
“Zehranın işini hatırlatmamı söylemiştin.Aslına bakarsan Fırat konusunda kararsızım Başak.O gece kızı yiyecekmiş gibi baktı.Zehra çok kırılgandır biliyorsun.Üzülmesini istemiyorum.”
“Merak etme o kadar kötü biri değildir.Ben uyarıda bulunurum. Ayrıca iş konusunda fazla disiplinli bizim erkeklerimiz.Şirkette bulaşacağını sanmıyorum.Öğleden sonra şirkete geçerim.Önce babamla konuşurum sonra Fıratla.İkisinin de onayına ihtiyacımız var.” Zeynep ile biraz daha konuştuktan sonra evin dönüş yoluna giren Başak her zaman olduğu gibi mutlulukla etrafına neşe saçmaya devam ediyordu.
******* *********** *********
Şirkete girdiğinden beri herkese gülerek selam veren Başak çalışanlar tarafından fazla seviliyordu.Ahmet beyin kızı olmasına rağmen hiç patron kızı havaları yoktu.Diğer kızlarda öyleydi fakat Başak yaydığı pozitif enerjiyle hepsini kendisine hayran bırakıyordu.Babasının odasının önüne geldiğinde fotokopi makinesiyle savaş veren Ayşenur’u gördüğünde istemsizce sırıttı.Elleri suratı mürekkep olan kız ne halde olduğundan bihaberdi.
“Kolay gelsin Ayşecik!” diye seslendiğinde kız olduğu yerde sıçramıştı.Başak gülmeye başladığında kızın mürekkep bulaşan suratı daha da gülmesine sebep oluyordu.
“Ay aklım çıktı aşk olsun Başak hanım.Hoş geldiniz.Babanız Yusuf beyin odasına kadar gitti.Birazdan gelir.” Kız soluk almadan konuştuğunda yıllardır hakkıyla çalışan kıza saygıyla bakmıştı.
“Sorun değil burada beklerim.Sen git temizlen.” dediğinde Ayşenur ellerine bulaşan mürekkebe baktı.
“Yüzünde de var!” Başak kızın yüzüne doğru parmağını uzattığında kız utanarak başını salladı.
“Şey o zaman ben gideyim.Bunu da gelirken çektiririm artık.Babanız gelene kadar..” Başak kızın lafını bölüp “Ben hallederim Ayşe sen işlerini halletmene bak.” Genç kız gülümseyerek aceleyle masada duran evrakları alıp hızla uzaklaştı.
Başak masanın üzerindeki çantasından çıkarttığı ıslak mendille mürekkep bulaşan yerleri silmeye başladı.Sırtını koridora doğru dönen genç kız makinenin yanındaki lekeleri silmeye devam ederken arkasından gelen öksürük sesiyle kafasını çevirdi.
Karşısında siyah takım elbiseli bu zamana kadar şirket içerisinde karşılaşmadığı bu adamı gördüğünde yutkunarak bakmaya devam etti.Genç adam karşısındaki sekreterin daha kendisine ne kadar bakacağını düşünüyordu.Zaten kafası karman çormandı.İş hayatındaki yerini hızla almış olmasına rağmen abisinin batırdığı işleri toparlaması onun üzerine kalmıştı.
“Daha ne kadar bakışacağız?” Başak karşısındaki adamın ona yönelttiği soru karşısında içinde aniden oluşan duygu değişimine engel olamamıştı.Konuşma adabı sıfırdı.Öfkeliydi.Egosu tavandı.3 bileşimden oluşan erkek modeliydi.
“Pardon.Buyurun?” demekle yetinen Başak uzatıp çirkef kız haline dönüşmek istemiyordu. Sonuçta gelen kişi mutlaka babasının işleriyle ilgiliydi ve kendisi yüzünden babasını da utandırmak istemiyordu.
“Ahmet Aksoy ile randevum vardı!” kendinden emin ve sert çıkan ses tonu kızın kulaklarına dolduğunda Başak hiç bozuntuya vermeden bilgisayarın başına geçerek randevu listesini açtı.
“İsminiz?” Başak gözünü listeden ayırmadan sorduğu sorunun cevabını saniyesinde almıştı.
“Can Ilgazoğlu!” Can güzel isimdir diye düşünen Başak listeyi aşağı yukarı kaydırsa da ismi bulamamıştı.Net tutmaya özen gösterdiği sesiyle usulca “Üzgünüm ama randevu listesinde adınız gözükmüyor.Emin misiniz bugün randevunuz olduğundan?” diyerek adamın ateş saçan gözlerine baktı.
“İşini iyi yapmayan sekreter bozuntuları!” Adam ceketinin iç cebinden telefonunu çıkartırken mırıldandığında Başak duyduklarına daha fazla seyirci kalamamıştı.Kendisi patron olabilirdi ama insanları yaptıkları işe göre yargılayamazdı.Bu onun haddine değildi.Kimsenin değildi!
“Pardon ama sekreter bozuntusundan kastınız ben miyim?” sakin kalmak için çabalarken adamın bu sefer “Başka sekreter olduğunu sanmıyorum!” yanıtıyla iyice çığırından çıkmıştı.
“Can bey! Lütfen söylediklerinize dikkat edin.Sizin patron kimliğiniz bu şirkette geçmez! O yüzden aşağılayıcı kelimelerinizi kendinize saklayın.”Genç kızın parmak uçlarından başlayıp yukarı doğru hızla yol alan sıcaklığın tek sebebi öfkeydi.
“Kendi patronuna da aynı şeyi söyleyebilecek misin bakalım?Daha dün sekreterimle konuştun saat verdin şimdi kalkmış randevudan emin misin diye soruyorsun! Bu nasıl çalışma prensibi anlayamadım!” Can buraya gelirken abisinin başlarına açtığı belayı ardında bırakıp sadece yarım saat sürecek olan toplantıya kendisini hazırlamıştı.Şuan ise kendini bilmez sekreter hanımla çene yarıştırdığına inanamıyordu.
“Başak?” Ahmet kızının sekreterinin masasında gördüğünde şaşkınlığını gizleyememişti.Can ise daha önce birkaç kez iş yemeklerinde görmüş fakat tanışma fırsatı yakalayamamış adama bakarken Ahmet kızıyla karşısındaki adamın arasındaki durumu anlamaya çalışıyordu.
“Merhaba ben Can Ilgazoğu.Bugün için görüşme ayarlamıştık.Fakat sekreteriniz sizinle görüşmeme engel olmak için elinden geleni yapıyor.”Genç adam elini uzattığında Ahmet tebessüm ederek kendisine uzatılan eli kibarca sıkmıştı.Hala karşısında dönen oyuna anlam verememişti. Bir yanlış anlaşılmanın üzerine geldiği kesindi.Durumu hiç bozmayan Ahmet “Başak hanım verdiğiniz randevuyu hatırlamıyor musunuz?”derken sinsice kızına baktı.Başak ise ağzı beş karış açılmış babası tarafından alt edilmenin şokunu yaşıyordu.
“Hatırlamam için o randevuyu benim ayarlamam gerekiyordu!” Can bir sekreterin patronu karşısında böyle ukalaca konuşmasına şaşkınlıkla bakıyordu.Koskoca Aksoy Holdingde böyle çalışanlar olduğuna hayret etmişti.
“Pekala randevuyu ayarlayan sekreterimin nereye kaybolduğunu söyler misin?”Can buruşturduğu yüzüne engel olamamıştı.Bu adamın kaç sekreteri vardı Allah aşkına? diye düşünürken karşısındaki kız sıkıntıyla “Lavaboya kadar gitti.Ah işte geliyor!” dedi.Başak masanın arkasından çıkarak Ayşenur’a yer açmak için ön tarafa çıktığında sekreter kız telaşla “Ah özür dilerim Ahmet Bey.Acil bir durumdu.Başak hanım ben idare ederim deyince.” Başak hanım mı?Can nasıl oyunun içine düşmüştü bilmiyordu.
“Tamam Ayşenur sıkıntı değil. Sevgili kızım sekreterim olmayı beceremedi zaten.İşini devralabilirsin!” Ahmet’in ağzından kızım kelimesi çıktığı anda Can ani bir hızla “Kızınız mı?” diye sorduğunda Başak ile göz göze geldi.Genç kız gözlerini diktiği çocuktan ayırmazken Ahmet adamın omzuna kolunu koymasıyla “Gel bakalım delikanlı.Biz anormal bir aileyiz kusura bakma.” sıcaklıkla gülümseyerek açıklama yaptı.Kapıdan geçerken kızına dönen Ahmet “Bebeğim acil bir durumsa?” bekleyebilirim demek istese de Başak “Hayır hayır bekleyebilir.Amcamların yanına uğrarım.Belki onların işe yaramaz prensip sahibi oluşmamış bir sekretere ihtiyaçları vardır! Size kolay gelsin!” diyerek hızla yürüyüp gitti..
Can kendisine sokulan lafın ağırlığıyla canı sıkılmıştı.Tamda yeriydi.Adamın kızına hakaret ettim resmen.Şimdi kırk takla atsam da adam işini bize vermez ki! diye kendisiyle kavga haline girişmişti.
Odaya geçen adamlar yerlerine otururken Can yerinde kıpırdanarak “Kusura bakmayın kızınız olduğunu bilmiyordum.Yani aslında kimseye karşı öyle davranmam ama bu aralar fazla asabiyim.” Gözlerini kaçırıp mahcup tavrını öne sürmüştü.
“Sakin ol delikanlı.Başınıza gelenleri duyduk.Çok üzüldük. Babanı iyi tanırım.Gençlik döneminde birlikte projelerde birlikte çalışmışlığımız var.Bu son olayda maddi açıdan fazla kayıp verdiğinizi duydum Saraç holdinge karşı.” Adam büyük bir olgunlukla karşısındaki genç çocuğu karşılarken Can'ın gözlerine ani bir hüzün bulutu çökmüştü.
“Maalesef öyle oldu.Hepsi abimin hırsı yüzünden.Aslında eskiden hiç böyle biri değildi fakat kullandığı madde onu bataklığa sürükledi. Şimdi şirket olarak toparlanmaya çalışıyoruz.”
Ahmet yaşına rağmen büyük bir patron edasıyla konuşan çocuğa “Üstesinden geleceğinizden şüphem yok.” diyerek gerekli özgüveni vermişti..
********** ************ *********
Konu üzerinde yarım saat kadar konuşulmuş Ahmet gerekli bilgileri genç adama vermişti.Gayet olumlu baktığı işe diğer ortakların kararını alarak cevap vereceğini söylemişti.Bütçe planlamasının bilgisi içinde Fırat’a yönlendirerek toplantıyı sonlandırmıştı.
Can odadan çıktığında aldığı ilk işin heyecanı içerisinde Fırat Beyin odasına doğru ilerlerken kendisine çevrilen bakışlardan rahatsız olarak adımlarını hızlandırmıştı. Sevgi konusunda yaralıydı.Sevdiği kızla ilişkisini sonlandırmış bundan sonra sadece iş konusunda ilerleyeceğinin sözünü vermişti.
Odanın önüne geldiğinde kapının yarı açık olduğunu fark etti.Tam kapıyı tıklatacaktı ki içeriden duyulan kahkahanın sesiyle eli havada kaldı.Kafasını hafif uzattığında az önce kendisini sekreter sandığı kızla karşısında oldukça yakışıklı birinin karşılıklı konuşup gülmesine şahit oldu.Fırat dedikleri bu olmalıydı.Çapkın adam patron kızını tavlama peşinde diye düşünürken bir yandan da bana neyse! diyerek kafasındaki seslerden uzaklaşmaya çalışıyordu.Elini tekrar kaldırarak kapıya vurup dikkati üzerine çekmeyi başarmıştı.
Başak az önceki ukala adamı karşısında görünce oturduğu koltukta dikleşerek bakışlarını üzerine dikti.Fırat ise gelen kişiyi tanımadığı için “Buyurun?” demekle yetinmişti.
“Fırat Bey öyle değil mi?” derken Fırat evet anlamında kafasını salladi ve ayağa kalkıp adamla orta yerde buluştu.
“Merhaba Can Ilgazoğlu.Ahmet bey bütçe planlaması için size yönlendirdi.” dediğinde Fırat az önce amcasıyla konuşmuş olmasına rağmen aklından çıkıvermişti. Kuzeni sağ olsun Zehra’nın meselesini anlattığından aklı buhar olup dağılmıştı.
“Ah evet! Kusura bakmayın. Yoğundum biraz!Buyurun geçin şöyle.” Fırat karşısındaki koltuğu gösterdiğinde Can ise yoğunluktan kastını yanlış anlamıştı.Her zaman ki gibi ön yargısı devreye girmiş Başak ve Fırat arasında bir şeyler olduğunu tahmin etmişti.Ta ki Fıratın ağzından çıkan sözleri duyana kadar..
“Amcam bahsetmişti fakat yine sormak istiyorum.Bu iş için ayırdığınız meblağ..” Can karşısındaki adamın konuşmasını takip edememişti.Amcam demişti.Ahmet beyin yeğeni miydi? Bu kızla kuzendiler yani.Yine düşündüğü saçma sapan konulara girdiğini fark ettiğinde hızla toparlanarak gerekli açıklamaları yaptı.
Başak karşısında konuşulan konudan sıkıldığında hafifçe boğazını temizleyerek “Bölüyorum özür dilerim gitsem iyi olacak.Abi dediğimi unutmazsan sevinirim. Babama kabul ettiğini söyleyeceğim ona göre.” derken ağzından çıkan abi kelimesine istemsizce sırıtan Can bugün bana neler oluyor böyle diye düşünmekten kafayı yiyecekti..
Başak hızla babasının odasına girip durumu anlattığında her şeyi tatlıya bağlamıştı.Zehra’nın burada hem staj hem devamlı çalışmasına olanak sağlamıştı.Bu güzel haberi arkadaşına vermek için şirketten ayrıldı.
******* ********* *********** **
Giray günlerdir Nergise ulaşamamanın acısını çekiyordu. Aramalarına cevap vermemişti. Mesajlarına geri dönmemişti. Kendisi gitmek istese de mesai bitiminde erkenden Demirhan salona gidiyor önüne taş koyuyordu.Kafayı yemek üzereydi. O kadar yakınlaşmalarının ardından adam gibi konuşamamışlardı ve kendince girdiği bu yolda nereye kadar gidecek bilmiyordu.
Nergisten hoşlanıyordu.Hayır hoşlanmak az kalırdı düpedüz aşık olmuştu.İnsan sadece hoşlandığı birini gece gündüz düşünmezdi. Belki düşünebilirdi fakat ayağını bu denli yerden kesemezdi..
Sorup öğrenmek istiyordu.Onun öpüşüne karşılık vermesinin sadece inat uğruna olmadığını öğrenmeliydi.Eğer kendisi gibi hissediyorsa her şeyi göze almıştı. Nergisi hayatının merkezine çoktan oturtmuştu ve kaldırmaya da hiç niyeti yoktu.
“Çıkıyorum ben.” Demir uzaklara dalmış arkadaşına seslendiğinde Giray tepki vermeden elindeki kalemi çevirmekle meşguldü.
“Birader?” Demir Girayın önünde elini salladığında Giray boşluğa düşmüş gibi sıçrayarak “Ha! Ne dedin?” diye sordu.Demir arkadaşının son zamanlardaki düşünceli haline anlam verememişti.
“Sıkıntı mı var? Birkaç gündür tuhafsın.” Demir kalktığı sandalyesine tekrar oturduğunda Giray hafif tebessüm ederek “Yok bir şeyim.Sana öyle gelmiştir.” Arkadaşını başından savuşturma işlemini devreye soksa da işin peşini bırakmayacağını çok iyi biliyordu.
“Pekala öyle olsun ama yemedim! Sonra alırım hesabını.Şimdi Nihanı yakalamam gerekiyor.” Giray Demirin salona gitmeyeceğini öğrendiği an neredeyse göbek atacaktı.Anında yerinden doğrularak “Bende eve geçiyorum.Yarın görüşürüz.” Giden arkadaşına selam vererek hemen masasından arabasının anahtarını kaptığı gibi soluğu otoparkta aldı.
“Bakalım bugün nereye kaçacaksın Nergis hanım!”
********** ********* ************
Salona geldiğinde Nergisi arayan gözleri etrafı hızla taradı.Giriş kısmında kimse yoktu.İleride aletlerin bulunduğu yerde Nergis oturmuş boş boş karşısındaki aynalarla çevrili olan yerde kendisine bakıyordu.Nergis yaptığı hatanın bedelini düşündüğü gibi günlerdir çekiyordu.Aptal gibi öpüşüne karşılık vermişti. İradesine dur diyememişti.Eğlence yerindeki Girayın öfkeli halini hatırladıkça titremesine engel olamıyordu.Sahiplenmişti onu. İlerisini isteyecekti.Nergis ise ilerisi için emin olamıyordu. Kendisi yüzünden abisiyle arkadaşının arasının bozulmasına razı olamazdı.Babasının dayısından neler çektiğini sanki yaşamış gibi biliyordu.Babası her fırsatta anlattığı hikayeye günlerce kendisini ve Girayı koymuştu.
Dışarıya verdiği sıkıntılı nefesiyle ellerini yüzünü sıvazladı.Ellerini çekip gözlerini açtığında aynadaki Girayın yansımasıyla ufak bir çığlık atarak yerinden kalktı.
“Özür dilerim korkutmak istememiştim.”Giray kızın korkmuş haline bakarak özür dilerken Nergis Girayı şu kısacık 3 günde ne kadar özlediğini fark etmişti. Kendisi gibi düşünceli hali gözünden kaçmamıştı.Konuşmaya zorlanarak “Önemli değil.Ne işin var burada?” diye sorarken bu kadar kaba olmak zorunda mıydın? diyen iç sesine uzun bir küfür çekti.
“Telefonlarımı açmadın.Nergis konuşmamız gerekmiyor mu sence de?” Giray kıza doğru bir adım atarken Nergis bir adım geriledi. Kendisinden bu zamana kadar kaçmayan kızı böylesine ürkmüş gördüğünde içinde oluşan sızıya engel olamamıştı.
“Konuşacak bir konu olduğunu sanmıyorum.Bak olanlar bir hataydı tamam mı?Sana karşılık verdim evet ama..” devamını nasıl getireceğini bilemiyordu.Çok istedim hala da istiyorum diyemiyordu.
Kızın bu denli çıkışına öfkelenen Giray “Ama? Ama ne Nergis? Basit bir şey değildi yaşadığımız!Kahretsin nasıl böyle düşünebilirsin aklım almıyor.Ben günlerdir geberiyorum.Kafamda cevap bulmamış soruları öğrenememekten deliriyorum!” seni istiyorum yanımda hayatımda her bir zerremde seni istiyorum dercesine baktığı gözlerde pişmanlıktan başka bir kırıntı bulamamıştı..
“Basitti Giray! Verdiğim bir öpücüktü aldığın bir öpücüktü. Fazlası olması imkansız!” Nergis kalbinden geçirmediği sözleri diline yansıtırken adeta cehennem azabı duyuyordu.
“İmkansız! Neden? Ben seni öptüysem eğer bu basit bir şey olamaz Nergis!Korktuğun ne? Abilerin mi? Ben mi? Hissettiklerim ya da kendi hissettiklerin mi?” içinde volkan gibi patlayan öfkesi dinmek yerine kızın ağzından çıkan her bir cümle bir hançer gibi kalbine batıyordu..
“Kafam allak bullak zaten üzerime gelme lütfen! Ben ne hissedeceğimi bilmiyorum.Uzun zamandır birbirini tanıyan insanlarız.Şu kısa zaman içerisinde nasıl bunca şeyi yaşadık anlayamıyorum.”
“Nergis benim için sıradan biri değilsin.Evet bunca zamandır birbirimize ters düşmüş olabiliriz fakat bu hep böyle kalacak diye bir şey yok.Ben sana olan duygularımdan eminim.Sorun abinse onunda anlayış göstereceğinden eminim.Belki birkaç yumruk yerim ama o da kabullenir.” Giray kızı ikna etmenin bu kadar zor olacağını tahmin etmişti fakat Nergis inadından taviz vermemek için adeta direniyordu.
“Babamla dayım gibi olmanızı istemiyorum! Annem gibi arada kalmak istemiyorum!” Nergis fısıltıyla cümlesini tamamladığında Giray derin bir nefes verdi.Tam tahmin ettiği gibiydi.Çok şükür ki kendisini istiyordu ama korkuyordu..İçindeki mutlulukla gülme isteğini bastıran genç adam usulca yaklaştığı kıza “Nergis keşke öyle olabilsek!Ne kadar muhteşem bir aşka tanık olduğunun farkında mısın?Bak dayına!Babana!Annene! yıllar önce yaşanmış ufacık bir tartışmanın şuan akıllarında kaldığını mı sanıyorsun? Aşklarından vazgeçmeyen iki aşıktan fazlasını göremiyorum ben!” masumca bakarak gülümsedi.
“Giray ben bu duygulara çok yabancıyım!” Kızarmış dolu dolu gözleriyle bakışlarını Giraydan kaçırmaya çalışırken Giray elleriyle Nergisin yanaklarını avuçlarının arasına hapsederek gözlerine bakmaya zorladı.
“Nergis sen benim için sıradan bir öpücüğün ya da öylesine gelip geçici bir hissiyatın sahibi değilsin.” Usulca fısıldarken Nergisin elini alıp kalbinin üzerine koydu..
“Sen buranın bu denli hızlı atma sebebisin!”
Nergis yabancı olduğu bu duyguların karşısında eli ayağına dolanmış cevap vermekte zorlanırken evet diyen yanı sarıl hadi diye dürtüyordu.
İki aşık umutla birbirlerinin gözlerinde hüküm sürerken ikisini uzaktan seyreden misafirden haberleri yoktu..
***** ****** ***** ******* *******
Demirhan Nihan’ın evine gittiğinde kendisini evde bulamamıştı.Ya evde yoktu ya da bilerek evde yok dedirtmişti.Kesinlikle ikinci seçeneğin doğruluğu baskın gelirken içinde kalan konuşma arzusuyla salona doğru gitmeye karar verdi.Uzun zamandır spora vakit ayırmıyordu.Daha erkendi. Belki birkaç hareketle içindeki negatif enerjiyi atabilirdi.
Arabasını park yeri bulamayınca yakınlara park ederek sıkıntıyla yürümeye başladı.Nergisle şimdi konuşup sporunu da yapınca az da olsa kendisine gelebilirdi.Salonun önüne geldiğinde kapıyı açmak üzere elini uzatmıştı ki göz hapsine takılanlarla olduğu yerde çakılı kaldı.
Anında kendisini geri çekerek köşeye sinip olanı biteni izlemeye başladığında ne düşüneceğini ne yapacağını ve nasıl hissedeceğini bir türlü karar veremiyordu.
Giray ve Nergis?
Bu mümkün olabilir miydi? Girayın son zamanlardaki ruh hali kardeşi yüzünden miydi? Bunlar ne zamandır arkalarından iş çeviriyorlardı? Birde kardeşini emanet edip duruyordu!
Karşısındaki yakınlaşmaya hala seyirci olarak kalmasına hayret eden Demir yumruk yaptığı elleri iki yanına düştü.
Ne yapabilirdi ki? Kardeşi çocuk değildi! Aklına gelen olayla gülmesine engel olamadı.Şu durumda bile güldüğüne inanamıyordu.
“Ah baba ah!Dayımı şimdi daha iyi anlıyorum! Resmen adamın bedduasını almışız!” kendi kendisine konuşurken Girayın kardeşinin alnından öpüp kendisine çekerek sarıldığını gördü.
Biran içeri girmek o öpücüğü Giraya yedirmek istese de durdu. Kendisini düşündü.Nihanı düşündü.O Nihana daha beterini yapmıştı.Zorla öpmüştü.Nihandan karşılık bulabilmek için can veriyordu ama sonuç sıfırdı.Cihan ona gelip sadece yumruk attığında kardeşini affetmesi için yardım bile edecekti.O da bir abiydi! Giraya fazla güveniyordu. Gerçi güveninin karşılığını böyle almıştı ama yinede öfkeyle kalkıp zararla oturmak istemiyordu. Eğer iki kalp birbirine bağlanmışsa buna engel olamazdı.
“Ulan ben bu kadar yumuşak değildim ne oldu bana?” diye sorarken telefonunu çıkartıp Girayı aradı.
Giray ise Nergisten aldığı olumlu cevabın mutluluğunu yaşıyordu. Cebinde titreyen telefonunu çıkartıp baktığında Nergise bakıp “Demirhan” dedi.Genç kız işte bu yüzden istemiyordu.Gizli saklı olsun istemiyordu.Çünkü görüyordu.Girayın gözlerindeki vicdan denilen sızıyı görüyordu.
“Efendim Demir.” Demir Girayın telaşlı sesine karşılık “Geçtin mi eve?” diye sorarken Giray biraz sustuktan sonra “Biraz işim vardı.Şimdi geçiyorum.Hayırdır?”
“Yok bir şey Nihan evde yoktu. Bende salona geçiyorum biraz spor yaparım dedim.Kafam dağılır belki.” Sizi bastım ama seni dövemiyorum o yüzden sana kurtulman için şans tanıyorum diyememişti..
Giray şaşkınlıkla “Salona mı?” diye sorduğunda konuşmayı uzaktan izleyen Demirhan çocuğun nasıl kıvrandığını görebiliyordu.
“Hı hı evet niye şaşırdın?”
“Yok ne şaşırması.Anlayamadım da o yüzden!” Bende anlayamadım! Neden gitmen için haber verdiğimi şuan bende anlayamıyorum! İçinden geçirdiği sözleri söyleyememenin acısını yaşarken “Evet geldim sayılır zaten.5 dakikaya falan varmış olurum! Neyse kapatıyorum.” demekle yetinmişti.
Giray biran önce ortadan kaybolmalıydı.Korkusu yoktu! Sadece Nergisi yeni ikna etmişken ben sana demiştim laflarını duymak istemiyordu. “Tamam görüşürüz.” diyerek kapattığı telefonu hızla cebine atarak Nergise döndü.
“Buraya geliyormuş.” Nergis üzüntüyle başını sallarken Giray hızla yanına yaklaşıp ellerini tuttu.
“Söz veriyorum en yakın zamanda konuşup bu durumu halledeceğim. Nergis seninle birlikte mutlu olmak istiyorum tek isteğim bu.Olumsuz düşünme tamam mı? Anlaştığımız gibi zamana bırakalım sende yabancı olduğun bu duyguya alışabilirsin.” Nergis karşısındaki adama minnetle baktı.
“Tamam hadi git abim gelmeden. Daha ilk günden seni kaybetmek istemiyorum!” derken Giray bir kez daha aşkla baktı..
“Ararım seni.Bu sefer aç telefonlarımı.Yoksa evine gelirim!” yalandan sinirle baktığında Nergis savaş silahlarını kuşanmaya başlamıştı.İşte başlıyoruz diye düşünen Giray “Tamam gidiyorum özle beni!” diyip hızla kapıya doğru yürümeye başladı.
Olanı biteni hala dışarıdan izleyen Demir ise küfürleri ardı ardına sıralıyordu.
“Piç herif.Birde aradık haber verdik hala oyalanıyor!” derken kapıya doğru yönelmesiyle hemen yan taraftaki boşluk alana girerek gizlendi..
Giray etrafına bakarak gözlüklerini takıp hızla arabasının olduğu yere giderken Demirhan saklandığı yerden çıkıp Girayın keyifle yürümesine bakıyordu..
“Dua et ki aşka inanmaya başladım. Yoksa seni elimden kimse kurtaramazdı Giray efendi!”
******** ********* ******* *******
Demirhan masasında oturmuş karşısında telefonuna bakıp gülümseyen arkadaşını yumruk manyağı yapmak istiyordu. Telefonunun her titreyişinde saldırması gözlerinin parlamasına anbean şahit olurken yerinde sakince kalabildiğine hayret ediyordu.
Bu böyle olmayacaktı.Biriyle konuşmazsa kafayı yiyecekti.Hızla sandalyesinden kalkarken Giray kafasını kaldırıp morali yerlerde dolanan arkadaşına baktı.
“Nereye?” diye sorarken “Biraz işim var.Sıkıntı olursa ararsın.” Ağzının ucuyla söylendikten sonra hızla odayı terk etti.Giray Nihanı kafasını taktığını düşündüğü için böyle olduğunu sanırken aslında bu durumda olmasına kendisinin sebep olduğuna ihtimal dahi vermiyordu.
********** ************ ********
Demir şirkete girdiğinde kimseye selam vermeden Emirhanın odasına paldır küldür daldı. Emirhan okuduğu dosyaya kendini kaptırmışken sertçe açılan kapıdan giren kardeşini görmesiyle telaşla yerinden kalktı.
“Ne oldu?” korkuyla Demirin kızarmış yüzüne bakarken Demirhan sıkıntıyla koltuklardan birine yığıldı.
“Demir ne oldu? Birine bir şey mi oldu?” Emirhan tepkisizce oturan kardeşinin yakasına yapışmamak için zor duruyordu.
“Birine bir şey olmasın diye yanına geldim!” dediğinde Emir anlamayan gözlerle kardeşine bakıyordu.
“Af buyur?” Demir kardeşinin ayakta durmuş anlamsızca kendisine bakmasına göz devirerek “Otur şöyle anlatacaklarımı oturur pozisyonda dinlemeni tavsiye ederim!”dedi.Emir merakla karşısındaki koltuğa oturdu.“Evet seni dinliyorum!”
“Dün akşam salona gittiğimde Nergisi birisiyle gördüm!” Emir duyduğu şeyin gerçeklik payını ölçmek için “Birisiyle derken?” diye sorduğunda Demir elleriyle yüzünü sıvazlayıp “Anla işte ufak kardeşimizin hayatında biri var!” dediği anda Emir oturduğu yerde dikleşti.
“Höst! Kim lan o?”
“Sıkıntı orada işte!” Demir Girayın olduğunu bir çırpıda söylemeyi planlamamıştı ama Emir beklediği gibi sakin karşılamamıştı durumu..
“Demirhan tane tane anlatmasana şunu! Kiminle beraber?” Genç adam Nergisin hayatında biri olmasına nedense ihtimal dahi vermiyordu.Erkeklere karşı her zaman ateş püsküren kardeşinin hayatında biri vardı öyle mi? Buna anca güler geçerdi.Gel gör ki Demirin ağzından “Giray!” ismini duyduğunda kahkaha atmasına engel olamamıştı.
“Giray? Bizim Giray? Senin arkadaşın olan Giray?” Emir gülmeye devam ederken ikizinin kendisiyle dalga geçtiğinden emindi.
“Aynen öyle!”
“Emin misin?”
“Evet!”
“Ve sen onları gördün!”
“Evet!”
“Ve Girayın yaşamasına izin verdin?”
“Evet!”
“Sen?”
“Ben!”
“Dövmedin!”
“Hayır!”
“Hesapta sormadın!”
“Lan yeter dövmedim!Sorgulamadım!Karşılarına dikilip ne bok yiyorsunuz siz diyemedim! Hatta öylece durdum film izler gibi birbirlerine nasıl baktıklarını sarılışlarını seyrettim! Sonrada gediğimi haber vermek için Girayı aradım ve salondan yolladım! Bunların hepsini ben yaptım!” odanın içinde Demirin sesi yüksek sesle yankılanırken Emirin az önceki gülme halinden eser yoktu.
“İyi ben dövebilirim o zaman!” ayağa kalkıp kapıya doğru ilerken Demir kolundan çekip durdurdu.
“Lan bir dur! Biraz sakin ol! Rolleri mi değiştik?Senin dediklerimi sakin karşılaman gerekiyor bana şuan iyi yapmışsın demen gerekiyor!” iki kardeş kapı ağzında birbirlerine sinirle bakarken Emir kardeşinin dediklerine hak vermek istese de kabullenemiyordu. Sonuçta sakin olgun olan kendisiydi.Lakin şuan kaynayan kanı sakin kalmasına engel oluyordu.
“Kardeşimizin hayatındaki kişiden bahsediyoruz Demir farkında mısın? Hele de o kişi Giraysa nasıl sakin olabilirim daha geçen akşam sahilde kız tavlama peşindeydi hatta Nergiste..” Demir duydukları karşısında Emirin lafını keserek “Dur bir dakika! Hangi gün?” diye sordu.
“Şu kızların toplandığı günden bir gün önce.Nergisi almaya gitmiştim. Dönüşte tatlı istedi.Sahilin oradaki yerde durduğumuzda gördüm. Esmer bir kızı takmıştı koluna!Lan daha bir hafta olmadı! Ne aşkı bu?” Emir konuşadursun Demir o gün Girayın görevde olduğu gerçeğiyle aydınlanmıştı.
“Lan!”
“Ne oldu?”
“Görev içindi o.Kızı tavlaması gerekiyordu ama eskilerden bir kız gördü planı bozdu demişti.Nergis miydi o?” Demir gülmeye başladığında Emir kardeşinin şu duruma gülmesine hayretle bakıyordu.
“Demirhan! Ne olursa olsun Giray ve Nergisi aynı karede düşünebiliyor musun? Lan yıllarca evimize girip çıkan adam evin kızına nasıl o gözle bakar?”
“Klişe misin sen? İkizimi aklı başında olgun bir adam sanırdım!”
“Yumruğumu yediğin zaman olgunluğumun tadına varırsın az daha konuş!” Emir ya sabır çekerek sandalyesine oturduğunda karşısında hala ayakta duran kardeşine baktı.
“Bir dakika senin sakin kalman mümkün değildi.Ne oldu sana?” konuşmaya başladığından beri merak ettiği soruyu sorduğunda Demir hiç düşünmeden “Abisi olan birine aşık oldum!” dedi.
Emir alayla gülümseyip “işe bak.Takıntı olmaktan çıktı demek” dediğinde öfkeyle soluyan genç adam “Nihan benim için başından beri takıntı değildi!” cevabını verdi.
“Bilemiyorum Demir! Bunu bildiğim halde nasıl bilmiyormuş gibi davranırım bilmiyorum. Nergise güvenim sonsuz ama Giray için aynı şeyleri düşünemiyorum! Saygıda kusuru yok ama kardeşim söz konusu olduğunda nasıl davranacağımı kestiremiyorum!”
“Nergisi adam edecek biri varsa bu Giraydan başkası olamaz!Bunu sende biliyorsun!”
“Şaka gibi.Peki öyle bekleyecek miyiz?” Emir şaşkınca ikizine bakarken Demir kafasını sallayarak son sözünü söyledi.
“Evet!Kuyruklarını sıkıştırıp bize gelmelerini bekleyeceğiz!”
-Bölüm Sonu-
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro