~Gerçekler Acıdır!!~
Oturduğu bankta hayatla bütün bağlantılarını kesmiş şekilde karşısındaki sonsuzluk gibi görünen derin mavi suları izliyordu.Sadece yavaşça aldığı nefesi geri veriyordu. Verebildiği başka tepki yoktu.Göz yaşları masumca göz pınarlarından yanaklarına doğru süzülürken bedenini esir alan acıyı iliklerine kadar hissediyordu.
Kalbi paramparça olmuştu.Kime ne kötülük yapmıştı ki karşılığında böylesine bir acıyı çekmeye mahkum olmuştu. Hayallerindeki insanı kalbinin tek sahibi olan adamı böyle yalanların içinde nasıl kaybedebilmişti?
En önemlisi onun böyle bir şey yapabileceğine nasıl inanıp bencilce kaçabilmişti?!..
-2 Saat Önce-
“Senin ne işin var burada?” Seda kendisine geldiği anda zorlukla alabildiği nefesin ardından sorması gereken soruyu sormuştu.
İrem yaptıklarının vicdan azabıyla yanıp tutuşurken ayakları onu bir anda kızın yanına getirmişti.Eren kendisine iki gün süre vermişti ama düşünmesi için iki güne gerek yoktu.Çünkü 4 senedir içini yakan bu olaydan tamamen kurtulması gerekiyordu.Daha önce çok kez gerçekleri anlatma kararı almış olsa da hep kendi mutluluğuna gölge düşmesinden korkmuş ve bu olayı unutmaya çalışmıştı.Gel gör ki Eren yıllar sonra tekrar bu olayı gün yüzüne çıkarttığında çıkış yolu bırakmamıştı.Ama bu sefer kuzeninin pis olayına alet olmayacaktı.Gerekirse sevdiği adamı kaybetmeye bile razıydı. Eğer gerçekten seviyorsa onu affedebilirdi.
Çünkü artık tek başına değildi..
“Biraz konuşmak istiyorum.” mahçupca bakışlarını Sedanın üzerinden ayırmadan baktığında Seda öfkeyle “Seninle konuşacak bir şeyim olduğunu sanmıyorum!Gitsen iyi olur!” eliyle kapıyı işaret ederek kızı kısaca kovdu.
“Seda lütfen.Beni dinlemek zorundasın.”
“Zorunda mıyım? Yaka paça beni evinden kovan,sevdiğim adamın yatağına giren kadın mı söylüyor bunu? Hiç sanmıyorum!”
İrem son bir umutla “Seda hiçbir şey sandığın gibi değil.Lütfen açıklamama izin ver.” diye yalvardığında Seda merakla bulunduğu yerden kıza yaklaştı.
“Ne demek istiyorsun?”
“Bak çok vaktim yok.İki saat sonra İzmir’e uçağım var ve sana anlattıklarımdan sonra Erenin elinden kurtuluşum yok biliyorum ama bunu yapmak zorundayım!”
Kafası iyice karışan Seda “Eren mi? Eren ne alaka?Ben hiçbir şey anlamıyorum! Sen Ereni tanıyor musun?” diye sordu.
“Eren benim kuzenim!” Duyduğu şeyden sonra gözü kararan Seda sendeleyerek elini dayayabileceği bir şey ararken İrem hemen koluna girerek masasının karşısında duran deri koltuğa oturttu.
“İyi misin?” duvar dibindeki su sebilinden su alıp hemen önüne eğilerek uzattı.“Al iç şunu.”
Titreyen elleriyle bardağı alıp dudaklarını götürüp zorla iki yudum içebildi. “Daha iyi misin?”
Kafasını olumlu anlamında salladı.Artık her şeyi duymak istiyordu.“Devam et lütfen.” diyen sesi titriyordu.
“Eren benim teyzemin oğlu.Ailem ben daha çocukken ölmüş.Ben onları hatırlamıyorum.Teyzem yani Erenin annesi bana sahip çıktı.Okuttu büyüttü.Erenle çok iyi anlaşıyorduk. Her şeyi çekinmeden anlatırdı bana. Aynı şekilde bende ona.Bir gün senden bahsetti.Seni çok sevdiğinden sana açılmaya karar verdiğinden falan.Bende onun adına çok mutlu olmuştum. Aradan iki gün kadar süre geçti ve eve çok mutsuz şekilde geldi.Ben senin tarafından reddedildiğini düşündüm ve ona bunu sordum.O da bana senin başkasından hoşlandığını ve hoşlandığın kişinin seni sadece parası için istediğini her gün başka kızlarla günü gün ettiğini ve seni hak etmediğini söyledi.Senin gözünü açmak için elinden geleni yapacağını ağlayarak anlattı.O anki cahilliğim ve ona olan minnettarlığımla ona yardım edeceğimi söyledim. Bana o çocuk hakkında öyle şeyler anlattı ki inan senin adına bile üzülmüştüm ve kuzenimi görüp onunla mutlu olabileceğini sandım.Çok üzgünüm."
"Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama bir akşam odama gelip yaptığı plandan bahsetti.O çocuğun yani Melihin bir arkadaşıyla eve çıktığını bir süre birlikte yaşayacağını ve o eve bir şekilde girmem gerektiğini söyledi.Çocuğun yani Mete'nin okul çıkış saatlerini takıldığı mekanların bilgisini verdi ve onu kısa zaman içerisinde tavlamam gerektiğini söyledi.O zamanlar deli dolu zamanlarımdı.Hiç düşünmeden kabul ettim.Sonra Meteyi okul çıkışında ufak kandırmaca oyunlarla beni fark etmesini sağladım.Gittiği yerleri bildiğim için her fırsatta karşısına çıkarak tesadüf süsü verdim.Mete artık ağıma takılmıştı ve gerisi çorap söküğü gibi geldi. Beni evine davet ettiğinde artık oyunun başlangıç düğmesine farkında olmadan basmış oldu. Erene haber verdiğimde seni o gün eve göndereceğini ve Melihin dolabından bir kıyafet giyinip onunla birlikte olmuş görüntüsü vereceğimi söyledi. Ve.."
“Ve?”
“Sana ait olan bir yüzüğü ne olursa olsun bulmamı ve sen geldiğinde parmağımda görmemi istedi.”
Seda bayılmak üzereydi. Duyduklarına inanmak istemiyordu.Eren bu kadar adi bir insan olabilir miydi?
Kalan sesinin son kırıntılarıyla "Yüzüğü nereden duymuş?" diye sordu.
“Lanet olsun bilmiyorum.Kaç kere sordum ama bazı olaylara karışma falan dedi.Şimdi düşünüyorum da demek ki Melihi takip etti veya ettirdi.Her şeyi planladı kılıfına göre uydurdu!”
İrem anlattıkça rahatlamak yerine daha da boğuluyordu.Karşısındaki kızın yıkılmış halini gördükçe kendisinden bir kez daha nefret etti. Her şeye rağmen anlatmaya devam etti..
“O gün Meteyle birlikte oldum.Sırf pislik kuzenim yüzünden bekaretimi kaybettim.Mete şaşkınlıkla bana bakarken aslında oyunun içinde kendi oyunumu oynamıştım haberim yoktu.Ben ona o kısa zaman içinde aşık olmuştum ve Mete beni hak etmediğim halde mutlulukla karşıladı.Bakışlarından onun içinde sıradan biri olmadığımı biliyordum ama bir yanım hep vicdanımla savaşıyordu. Mete sızıp uyuduğunda Erene uyuduğunun haberini verdim. Yanından çıkıp Melihin odasına girdiğimde dolaptan rast gele bir gömlek aldım.Melihin o gün seminerde olması gerçekten işimize yaramıştı ve inan Melihle bir kez olsun karşılaşmadım. Yatağın kenarındaki komodinin üzerinde bir fotoğraf çerçevesi dikkatimi çekti.Senin fotoğrafının olduğu bir çerçeveydi. İçimdeki şüphelerin filizlendiği yer orasıydı ama bir kere işe başlamıştım ve devamını getirmek zorundaydım. Bütün çekmeceleri arayıp baktığımda kırmızı kutuyu buldum ve içindeki yüzüğü alıp zorda olsa parmağıma geçirdim.Sonrasını biliyorsun zaten.Eve geldin beni buldun aşağılık bir kadın gibi davranıp Melihin duşta olduğunu evlilik teklifini kutladığımız için yorgun olduğumuzu söyleyerek seni kovdum.Yemin ederim çok pişmanım! O günlere dönebilmeyi o kadar çok istiyorum ki!”
İrem akan gözyaşlarının işlediği günahları temizlemesini öyle çok isterdi ki..Seda'nın yüzüne bakamıyordu.Elinin tersiyle yaşları silip derin bir nefes alıp verdi..
“Sen gittikten sonra her şeyi eski haline getirip hızla hazırlanıp kaçar gibi gittim evden.Yaptıklarım tokat gibi çarptı suratıma. Yalanlarla senin aşkını kaybettirirken kendi aşkımı da kaybettim.Bir hafta kendime gelemedim.Telefonlarımı açamadım. Eren bana yüklü miktarda para verip İzmir’e gitmemi orada yeni bir hayat kurmamı istedi.Ona Meteye aşkımdan bahsetmedim.Zaten burada kalmanın da bir anlamı yoktu benim için.Dediği gibi apar topar İzmir’e gittim. Üniversiteden bir arkadaşımın yanında kaldım bir süre.Onunla ortak bir giyim dükkanı açtık.Eren ziyaretime geldiğinde seni sorduğumda birlikte olduğunuzu her şeyin çok güzel olduğunu söyledi.O akşam hem mağazanın açılışını hem mutluluğunu kutlamak istedi ve devamlı içti.Gece sarhoşluğun etkisiyle birden ağlamaya başladığında her şeyi gerçekleriyle açıkladı.Melih için anlattıklarının aslında kendisi olduğunu sadece para uğruna seni kullandığını babanın şirketine geçebilmek adına böyle kirli oyunları planladığını sonunda istediği mertebeye ulaşacağını herkesin onun önünde saygıyla eğileceğini anlatıp durdu. Yemin ederim o an beynimden vurulmuşa döndüm. Yaptığım hatanın bedelini o günden sonra inan her gün ödedim.Saydım sövdüm evden kovdum hayatımdan kovdum.Bir daha bana ulaşmamasını söyledim. Gelip her şeyi anlatmaya karar verdiğim zaman Mete karşıma çıktı ve bencilliğime tekrar yenildim.Onu kaybetmemek adına sustum.”
Seda kendisini şuan bir kabusun orta yerinde hissediyordu. Yaşadıkları ona yaşattıkları büyük bir kabustan başka bir şey olamazdı..Ne kadar aptaldı. Resmen gözleri kör olmuş arkasından çevrilen oyunun kurbanı olmuştu.
“Şimdi neden anlatıyorsun?”
“Eren beni arayıp teyzemin rahatsız olduğunu söyledi.Apar topar buraya geldim ve yine kandırıldığımı anladım. Benden son bir yardım istedi.Kabul etmeyeceğimi söylediğimde Meteyi öğrendi ve ona olan biteni anlatmakla tehdit etti.Biz evlenme kararı aldık Seda.2 ay sonra düğünüm var.”
“Ne yapmanı istedi senden?”
“Söylemedi.2 gün karar vermem için mühlet verdi.”
“Sende bana anlatıp kaçmaya karar verdin!”
“Aynı hatayı yapamazdım. Biliyorum geçmişte yaptıklarımın telafisi mümkün değil ama tekrar aynı şeyi yapıp hem sana hem kendi hayatımı karartamazdım!”
“Öğrendiğimi anlayınca peşinize düşmeyecek mi?”
“Ben hamileyim.Buraya dönmeden bir hafta önce canıma can katan haberi aldım.Ne olursa olsun yanlışların arasına bir çocuk getiremezdim.Mete’nin henüz haberi yok ve söylemeyi düşünmüyorum! Önce ona her şeyi anlatacağım eğer beni affedip kabul ederse söyleyeceğim baba olacağını.”
“Ben ne diyeceğimi bilmiyorum.” Seda zorla ayağa kalkıp masasına doğru yürüdü.Bedeni duyduklarıyla ağırlaşmıştı.
“Biliyorum affetmek zor ama lütfen affet beni.İnan çok pişmanım!”
“Dilerim Mete seni affeder ve sadece karnındaki o günahsız çocuğun hatrına iyi şanslar diliyorum.Başka bir şey bekleme benden.Şimdi izninle biraz toparlanmam lazım!”
Telefonun çalmasıyla iki saat önce yaşadığı anlardan çıkan Seda kimseyle konuşamayacak durumdaydı.Telefonunu meşgule atıp çantasına geri koydu. Yapacaklarını düşünmeliydi.Erenin karşısına çıkıp hesap sormak için gerekli gücü toplamak zorundaydı.
Eren savaşmak istiyorsa kendiside aşkı için savaşmaya hazırdı..
************* ****************
Mesai bitiminde soluğu direk evde alan Demirhan bahçedeki sandalyeye bütün yorgunluğuyla yığıldı. Nihanı tanıdığından beri hayatı yerle bir olmuştu.Hayatında ilk kez birine aşık olmuştu onda da karşılığını bulamamıştı.Kızı ikna etmenin yolunu arasa da bir türlü bulamıyordu.Aklına gelen her şeyi denemişti lakin kızdaki inat gavurda yoktu.Alt tarafı öpmüştü.O günden beri aklına mıh gibi kazınan o dudakların tadı o hissiyat bedenini ele geçirmiş ne unutturmuş ne vazgeçirmişti.
Sıkıntıyla cebinden çıkardığı sigara paketinden bir tane alıp dudaklarının arasına götürdü.Öyle tiryaki değildi ama bu aralar fena sarmıştı.Yaktığı sigaradan bir nefes alıp dumanını sıkıntıyla üfledi.
Kafası darmadumandı.Bu durumdan biran önce kurtulmak zorundaydı.İş yerinde bile artık gerekli performansı uygulayamıyordu.Amirlerinden yediği fırçalar bini aşmıştı.Ne yapıp ne edip kendisini dinlettirip Nihanın aşkını kazanmalıydı.
Sigarasından bir nefes daha çektiği sırada yanında beliren babasının varlığıyla sigarasını söndürmek için hemen atakta bulundu.
Samet eve girmek üzereyken uzaktan oğlunun karalar bağlamış halini görmüştü. İçtiği sigarayı fark ettiğinde şaşkınlığını saklayamamıştı.Ne zamandır ruh halini zaten iyi görmediği oğluna artık akıl vermek zorundaydı. Kendisi gelir diye bir umut beklemişti lakin oğlu kendi başına çözmeyi tercih etmişti.Sonuç sıfırdı! Artık müdahale zamanıdır diyerek adımlarını oğlunun yanına doğru attı.
“Geldiğini görmedim.Şey için kusura bakma.” Şeyden kastının sigara olduğunu eliyle işaret etmişti. Yaşını başını almış olsa da babasına karşı hep hesap verme içgüdüsüyle açıklamasını yapmıştı.
Oğlunun yanındaki boş yere oturduğunda ellerini birbirine süreterek “İlk sigaramı ne zaman içtim biliyor musun?” diye sordu.
Demirhan kafasını olumsuz anlamda salladığında Samet acı bir ifadeyle gülümsedi ve gözleri uzaklara daldı..
“O acımasız Erol Taş kılıklı dayının annenle olan ilişkimizi öğrenip bağırıp çağırıp gittiği vakit!”
Demirhan babasının dayısı için yaptığı benzetmeye gülümsedi. Heran birbirlerini yeselerde yıllardır süren arkadaşlıklarına imrendi.Aklına Giray ve kendisi geldi.Acaba ileride onlarda babası ve dayısı gibi mi olurlardı? Düşüncelerine gülümserken babası anlatmaya devam etti..
“2 gün boyunca Şilede kalmıştı. Annen onu hiçbir zaman affetmeyeceğini düşünmüştü. Yalvardım yakardım düzelecek dediysem de inatçı anan banamısın demedi.Sonra benden ayrılmak istediğini Trabzon’a dönmeye karar verdiğini abisinin böylelikle onu affedeceğini düşündü. Benim o an ne hissettiğimi hayal edebiliyor musun? Bir yanımda aşkım hayatım dediğim kadın bir yanımda kardeşim dediğim adam.Gönül hangisinden vazgeçebilirdi ki? Tabi ben duyduklarımla öfkeme sahip olamadım sözlere döktüm annen fenalaştı.Bunu iki gün boyunca ağlamak yemek yememek üzülmek falanda tetikledi.Hastaneye götürürken dayını aradım olanları söyledim.Geldiğindeki tepkisi yine ne yaptın lan kardeşime diye böğürmek oldu.Ondan sonra beni tutana aşk olsun.Artık yurtdışına kaçırmakla tehdit ettim.Gözüm o derece kararmıştı.Sonra dayınla amcanları orada bırakıp sinirle hastanenin bahçesine attım kendimi. Yan tarafımda oturan adam pöfür pöfür sigara içiyordu bir tanede ben istedim.Sanki sıkıntıma bir çare olacakmış gibi çektikçe çektim içime.”
Demir ufak bir çocuğun masal dinlemesi gibi keyifle dinliyordu babasının anlattıklarını.Merakla "Sonra ne oldu?" dedi.
Samet kahkaha atıp “Evli mutlu çocuklu oldum!” diye cevap verdi.
Eskileri hatırladıkça içi bir tuhaf oluyordu.Zaman hızla geçmişti. "Annen o zaman beni terkedip gitseydi veya Yusuf hiç izin vermeseydi yine de bırakmazdım vazgeçmezdim.Ne yapar ne eder yine de sahip çıkardım.Aşık olmak cesaret gerektirir.Pes etmemek gerekir.İstediğini alacaksın!"
“Nihana aşık oldum.Onu zorla öptüm.İlk öpücüğünü zorla aldım.O günden beri çiçekçiyi zengin ettim. Konuşmaya çalıştım kapılar yüzüme kapandı.Ulaşmaya çalıştım cevap vermedi.Çıkmazdayım baba. Aradığım kişiye ulaşamıyorum ve lütfen mesaj bırakın seçeneği bile yok!”
Samet oğlunun dedikleriyle gülümsedi.Kardeşine sessiz kalışının sebebini daha iyi anladı.“O yüzden Girayı dövmedin. Sessizce bekliyorsun.”
“Öyle sayılır.Ayrıca gözlerindeki aşkı sevgiyi görmesem çoktan gebertmiştim.Nergis ne yaptıysa adam sürpriz yumurtadan çıkan küçük prens gibi dolanıyor etrafta.”
“Anasının kızı.Neyse o konuyu da halledeceğiz.Gelelim senin meselene. Sen bu kıza her şekilde ulaşmayı denedin mi şimdi?”
Samet düsünceli oğluna bakarden genç adam sinirle “Evet!” diye haykırdı.
“Her şeyi denememişsin! Deneseydin şuanda böyle depresyonlara girmezdin!”
“Baba ulaşamıyorum ki!Kapıyı bile açmıyor!Ah bir girebilsem sıkıştırcam köşeye içimde ne varsa söyleyeceğimde inatçı kız çıkmıyor karşıma!”
“Eve sadece kapıdan mı giriliyor?”
Babasının sinsi bakışlarının ardından kafasında yanan ampulle yerinden sıçrayan Demirhan daha önce aklına gelmeyişinin sebebine bir küfür savurdu.Tam babasına teşekkür edecekti ki Samet yerinden kalkıp oğlunun dibine kadar gelip kulağına yaklaştı.
“Yalnız sana tavsiyede bulunayım evlat.Ejderhalara dikkat et..”
Demirhan babasının lafına keyifle kahkaha atarken Samet evin kapısına yaklaşıp bağırmaya başladı.
“Yaseminnnnnn minik kelebeğim mükemmel kocan geldiiiiii ve seni çookk özlediiii!!!”
************** **************
Demirhan yerinde duramayıp babasından aldığı fikirle planını devreye soktu.Emniyetten iki çırak polisi yanına alıp korumaların önünde kavga etmelerini dikkatlerini dağıtmalarını tembih ederek kendiside bahçenin kuytu köşesinde yerini alarak beklemeye başladı.
(( Pusuya yatmış avını bekleyen Demirhan :D ))
Çocuklar tam tembihlediği gibi birbirlerini yalandan hırpalarken korumalar hızla toplanmış iki genci ayırmaya çalışıyorlardı.Bahçenin duvarına tırmanıp içeri atladığında hızla hedefine doğru koştu.Hava kararmıştı.Kafasını kaldırıp hangi pencereden girsem diye düşünürken gözüne hafif aralık olan çaprazındaki balkonlu yer takılmıştı.Adımlarını hızla oraya çevirdiğinde etrafını da kolaçan ediyordu.Babasının ejderhadan kastını çok iyi anlamıştı ve babasıyla aynı kaderi yaşamak istemiyordu.
Kenarlıklardan tutunarak zorla kendisini yukarı doğru çektirdiğinde uzun boyunun avantajı ve akademideki tırmanma alışkanlığıyla çok uğraşmadan kendisini yavaşça açık olan pencereden içeri attı.
Bakışları oda da hızla dolanırken yatak odasında olduğunu anladı.Ve şuanda o yatakta birisi yatıyordu. Saat daha 9 olmamıştı bu saatte uyuyan kimdi merak ediyordu. Aynalı masanın üzerinde parfümler takılar mevcuttu.Acaba doğru odaya mı girmişti ve şuan yatakta yatan Nihan olabilir miydi?
Üzerindeki pikeyi kafasına kadar çekmişti.Baş ucundaki komodinde Cihan ile Nihanın fotoğraf çerçevesini gördüğünde Nihanın odası olduğundan emin oldu.
Gülümseyerek yatağa yavaşça uzandı.Bir kolunu üzerine doğru attığında hissettiği bedenle nefesini tuttu.
“Görmeyeli kilo mu aldın sen?”
Elinde olmadan sesli düşünen Demirhan elinin altındaki beden birden kıpırdandı.Pike aniden açıldığında yaşlı kadın korkuyla “Destur bismillah!” diye yerinden hızla doğruldu.
Demirhan gözleri yerinden fırlarken vücuduna inen inmeden dolayı hareket edemiyordu.Şimdi sıçtım diye aklından geçirirken kadının feryadıyla kendine gelmesi bir oldu.
Kadın “Ayol yetişin.Sapık var!!!” diye bağırdığı anda ağzını hızla kapatan Demirhan “Allah Muhammed aşkına sus güzel teyzem.Sapık değilim ben. Valla değilim.Hatta polisim.Ben seni Nihan sandım.Ondan yani.Yoksa ne işim olur senin yatağında!” ağzını öyle kapatmıştı ki yaşlı kadın nefessizlikten oracıkta ruhunu teslim edecekti.Elleriyle çırpındıkça Demirhan hala susması için konuşup ikna ediyordu. Kadının kızaran suratının mora döndüğünü fark ettiğinde hemen ellerini çekti.
Kadın elin çekilmesiyle öksürmeye başladığında Demirhan hemen yanındaki sürahiden su koyup kadına içirdi.
“Allahım hiç mi şansım olmaz!” diye ahlanırken yaşlı kadın az da olsa kendisine gelmişti. Karşısındaki genç adamın gözüne nereden tanıdık geldiğini düşünürken çocuk kendisine korkuyla bakıyordu.
“Sen şu ikide bir kapımıza gelen ciğerci kedisi değil misin?” dediğinde Demirhan “Ne kedisi be teyze köpek oldum bu kapıda!” dedi.
“Oğlum hırsız gibi ne geldin böyle.Sen nasıl girdin hem içeriye.” Yaşlı kadın meraklı gözlerini diktiğinde Demir eliyle ensesini kaşıyarak kafasıyla pencereyi işaret etti.
Kadın sinsice sırıtıp “Ah be deli çocuk.Sen benim kızıma sahiden aşık mısın bu kadar?”
Kadının sorusuna gözleri parlayarak evet diye cevap vermişti Demirhan. Yatakta karşılıklı oturmuş kırk yıllık dost gibi muhabbete dalmışlardı. Aradan geçen yarım saat nasıl geçmiş anlamamışlardı.Demirhan kendisini sevdirebilme özelliği sayesinde bir adım öndeydi. Kadının bu çocuğa hemen kanı kaynamıştı. Ağrıları sebebiyle erkenden uyumuştu bu delikanlının komiklikleri sayesinde ağrısını bile unutmuştu.
“Şimdi Nihanın odasını tarif et hele tombiş sultan.” dediğinde kadın işaret parmağını uyarır gibi salladı.
“Kızı sıkıştırmak yok.Vallahi basarım odayı.Cihan gelmeden evden gideceksin.Kızımı ikna etmek için 1 saatin var.Gelip kontrol edeceğim. Tamam mı?”
Demirhan mutlulukla kadının yanaklarını sıkıp “Bitanesin sen!Tamam ama onu 2 saat yapsak?”
“Hayır!”
“1 saat 45 dakika?”
“Yarım saate indi!”
“Höf! 1 saat tamam!” Hiç yoktan iyidir diye içinden geçiren Demirhan toparlanıp ayağa kalktı.
“Koridorun sonundaki solda kalan oda!”
Demir fişek hızında odadan çıktığında koridordan hızla geçerek kadının tarif ettiği odanın önüne geldi.Elini kapının koluna uzattığında kulağını hafifçe kapıya dayayıp ses geliyor mu diye bekledi.Hafifçe araladığı kapıdan kafasını uzattığında odanın içerisinde kimseyi göremedi. Tamamen içeriye girip kapıyı yavaşça örttü.Kulağına su sesi geldiğinde odanın kenarında kalan kısmında bir kapı daha fark etti. Şuan vücudundaki hareketlenme hiç iyi değildi.Lanet olsun ki kız banyodaydı.
Aşık olduğu kız banyodaydı!
İstediği kız banyodaydı!
Banyodaydı!
Çıplaktı!
“Kontrol önemlidir Demirhan! Unutma! Zaten zorla öptün diye başına geldi tüm bu saçmalıklar! Unut şimdi banyo yok!" Odanın orta yerinde ileri geri yürüyerek sakin olmanın yollarını arıyordu.
"Ne diyecektin hatırla! Heh!" Durduğu yerde karşısında Nihan varmış gibi prova yapmaya başladı.
"Affet beni Nihan bundan sonra birlikte banyo yapalım mı? Banyo! Kahretsin! Olmadı! Tekrar!”
“Nihan seni seviyorum.Lütfen beni affet!" Birden yüzünü buruşturup "Yok ya buda olmadı.Ne öyle damdan düşer gibi.” ellerini saçlarından geçirip sıkıntıyla nefes alıp verdi.
“Nihan seni tekrar öpsem diyorum sonra banyoda senle ben şaapsak off lanet olsun!” her cümlesi fiyaskoyla sonuçlanan Demir kendisini dövme gibi bir yolu olsa şuan hiç düşünmeden yapardı. Konuya nasıl girecekti ki? O sıra arkasından kızın hayretle “Demir?” demesiyle yerinden korkuyla sıçradı.
“Siktir!” bu siktir kızın kısacık havluya sarılıp karşısında o dudaklarını aralaması yüzündendi.Su damlacıkları ne kadar güzel duruyordu teninde. Susamıştı.Hemde günlerce çölde susuz kalmış gibi susamıştı.Şimdi tenindeki su damlacıklarını hüpletse belki susuzluğunu giderebilirdi.
Beni uyandırdın diyen küçük aslanı kükreyip varlığını belli ettiğinde eliyle şaplak atıp geri uyu şimdi olmaz dememek için zor duruyordu.
Yaptığı çok normalmiş gibi aptalca gülümseyip eliyle saçma hareketler yaparak “Nihan naber ya? Ne var ne yok?” diyebildi.
Nihan hayretle “Demirhan senin odam da ne işin var? Nasıl girdin sen buraya?” derken eliylede havlusunu tutuyordu.
Demir sertçe yutkunup kalan nefesiyle “Nihan kurbanın olayım üzerini giyin.Sonra günlerce istediğin sorulara cevap veririm!” diyip arkasını döndü.
Kıyafetlerini hızla alıp tekrar banyoya giren Nihan tuttuğu kahkahayı serbest bıraktı.Biraz daha tutsa çatlayacaktı.Sonunda ayağına kadar gelmişti.Odasından gelen tıkırtıları fark edip suyu kapattığında önce korkmuş kapıya yaklaşmıştı.Sonra Demirin kendi kendine konuşmasını kendisini sevdiğini duyduğunda inanamamış sonrasında ise keyiften dört köşe olmuştu.Suratındaki o tatlı ifadeyi tekrar görmek için varını yoğunu verebilirdi.Bu kadar süründürmek yeterdi.Sonunda Demirden beklediği deli cesareti görmüştü.
Hızla giyinip dışarı çıktığında Demiri camın önündeki berjerde oturur vaziyette buldu.Dışarıya doğru bakıp "168.169.170.171.. " hızla sayı saymasına gülümseyen Nihan varlığını belli etmek için hafifçe öksürdü.Demir aniden kafasını çevirdiğinde kızın giyindiğini görüp yerinden kalkıp kızın önünde durdu.
“Önce beni dinle.Söz veriyorum konuşup gideceğim.Zorla bir şey yapmak yok ve konuşmam için tam” kolundaki saate bakıp bakışlarını tekrar kıza çevirdi “42 dakikam kaldı.Dur! Nedenini niçinini boşver sorma!”
Nihanın konuşmasına fırsat dahi vermeyen Demir diline ne gelirse konuşmaya başladı.
“Bak ben havyalık yaptım kabul ediyorum ama seni üzmek için yapmadım ya da inat uğruna öpmedim.Öpmek istediğim için öptüm.Evet haklısın aşağılık adamın tekiyim senin gibi masum bir kızın ilk öpücüğünü çaldım. Tokat atsaydın beni itip kalksaydın inan tek kelime etmezdim.Ama ben unutamıyorum Nihan.Ben seni seviyorum hayır hayır sevmek yetmez aşığım! Evet köpek gibi aşık oldum sana.Kafayı yiyorum sen benden kaçtıkça ulaşamadıkça biliyorum daha fazlasını haketttim ben ben..”
Nihan adamın soluk almadan konuşması yüzünden sanki kendi nefesi kesilmiş gibi hissetti.Elini kaldırıp susması için işaret verdiğinde Demir hızla kızın elini yakalayıp tuttu.
“Dur daha bitmedi özür dilerim tamam mı? Çok ama çok özür di..”
“Öp beni!”
“Neeaa!?”
Nihan adamın susması için başka yöntem bulamamıştı.Yeterince sürünmüştü zaten.Onun için önemli olan ondan aşkından vazgeçmeyişiydi.Şuan ise gerçekten ilk öpücüğünü karşılıklı olarak tatmak ve yaşamak istiyordu.
Demirhan şuan duyduklarının rüya olmadığını anlamak için savaş veriyordu.Öp beni demişti.Ulan zaten öptüm diye onca eziyet çekmedim mi ben diye çelişkiyle kıza bakarken Nihan adamın ablak suratına gülümseyip dibine kadar girdi.
“Kapa o çeneni ve artık öp beni!”
İyi madem benden günah gitti diyen Demir büyük bir açlıkla kızın dudaklarına saldırdığı anda bütün özlemini gidermeye başlamıştı.İki aşık talepkar dokunuşlarıyla birbirlerini hissederken Nihan artık Demirhanın boyuna yetişebilmek için can veriyordu. Demirin dudaklarının kıvrılmasını hissettiğinde geri çekilip “Daha kolay yolu olmalı!” diye fısıldadı. Gözleri zevkten parlayan Demir kızın belinden tuttuğu gibi kucağına kaldırdı.
“Şimdi nasıl?” dudaklarını dudaklarına sürterek sırıtırken Nihan bacaklarını beline sarıp Demiri bedenine kenetledi.Tekrar dudaklarına kapanırken sadece “Harika” diyebildi..
Aralarındaki elektrikten yoğunluktan tutkudan aşktan bütün bedenleri alev almış gibiydi. Yatağa doğru bir adım atmıştı ki kapı aniden açıldığı anda bir adım daha atamadı ayağı havada asılı kaldı.
“Hiiii!!! Tövbeler olsun!!!”
Kadının gözleri yerinden fırlamış şekilde karşısındaki sahneye baktığında Nihan ağaç dalına sarılan maymun gibi duruyordu. Hala Demirin kucağında bacakları sarılı şekildeydi. Görüntüleri o kadar komikti ki kadın gülmemek için kendisini zor tutuyordu.
Zorla bacaklarını çözüp yere hopladığında Demir sıkıntıyla “Oldu mu şimdi Ayşen’im daha verdiğin süre dolmamıştı!”diye suratını büzmüştü.
Nihan ise Demirin Ayşen teyzesiyle samimi konuşmasını anlayamamıştı. Utancından yerin dibine giren Nihan kadının suratına nasıl bakacağını düşünüyordu.
“Sana kızı sıkıştırmak yok demiştim!”
“Bana 1 saat izin vermiştin. Hala 19 dakikam var!” Demir konuşadursun Ayşen tıpır tıpır yaklaşmış koskoca adamın kulağına yapışıp kendi boyuna kadar indirmişti.
Kadın kapıya doğru kulağından asıldığı adamı sürükledikçe Demir arkasında kalan sevgilisine hala öpücükler gönderip cilveler yapıyordu.
“Üzülme prensesim yine geleceğim. Kötü kadın Ayşen aramıza asla giremeyecek…Ah acıyor ama Ayşenim..” Demirin merdivenleri indikçe sesi azalırken Nihan ardından gidişini aşkla gülerek izledi..
********** *********** **********
İmran annesi sayesinde babasından gerekli izni koparmanın mutluluğunu yaşıyordu.Yusuf başta sinirlenip karşı çıksa da Yarenin çenesi sayesinde el mahkum kızının Cihanla yemeğe çıkmasını kabullenmişti.Oğlu da nöbete kalacak zamanı bulmuştu. Belki yanında olsa ikiye iki savaşır kazanma şansı artardı.
Cihan efendi çocuktu kendisine veya ailesine karşı bir saygısızlığını görmemişti.İşinde de oldukça başarılıydı ama hayatı tehlike arz ediyordu.Kızını göz göre göre tehlikenin içine bırakmak istemiyordu.Lakin kızının bakışlarından belliydi.O ne kadar hayır dese de kızının kalbi bir kere Cihanı kabul etmişti.Şimdide kızının o herif için süslenmesine seyirci kalıyordu.
Merdivenlerden usulca inen İmrana baktığında tıpkı karısının onun yaşlarındaki hali gözlerinin önüne geldi. Arkasından inen karısı gülümseyerek baktığında aşkla karşılık verdi.
“Çok güzel olmuşsun bebeğim ama izin verdiğim için hala pişmanım!” çocuklar gibi suratını büzen babasının boynuna sarıldığında “İlk aşkım hep sen olacaksın.Seni seviyorum baba.” Diyerek kulağına fısıldadı.İmran babasını nereden vuracağını iyi biliyordu.Geri çekilip alnına bir öpücük bırakıp “Bende seni seviyorum ve yerimi kimselere kaptırmam ufaklık!” dedi.
Kapı ağzında gülüşmelerini çalan zil bölmüştü.Yusuf suratına anında sinirli baba maskesini takarken Yaren bütün sevecenliğiyle kapıyı açtı.Cihan elinde kocaman bir buket çiçekle karşılarına dikildiğinde Yusuf öfkeyle genç adama bakıyordu.
“İyi akşamlar.” Kendinden emin ve tok çıkan sesiyle selamlarken çiçeği Yarene uzatıp “Güzelliğiniz yanında soluk kalsalar da kabul edersiniz umarım.” dediğinde Yusuf ağzının içinden “Pis yalaka!” dedi.Bunu sadece karısı anlayabilmişti. Bozuntuya vermeden Cihanın elindeki çiçekleri alıp “Çok teşekkür ederim Cihancım çok naziksin.” kapıdan içeri girmesi için izin verdi.
“Kızım yetmedi karımı da ayartıyor!” ağzının içinde hala sinirden konuşan Yusuf kendisine uzatılan eli görmemişti.Son anda fark ettiğinde uzatılan eli sertçe sıkıp gücünü belli ederek “Hoş geldin!” dedi.
Cihan elinin sertçe sıkılmasına gülümsemekle yetinip “Teşekkürler.Nasılsınız?” diye sordu.
“Gerçekleri mi duymak istersin? Yoksa ..” “Yusuf!” Yaren kocasına hafiften sesini yükselttiğinde “İyi olmaktan başka gayemiz yok diyelim.Sende iyisin maşallah.”
“Gördüğünüz gibi çok iyiyim.Daha iyi olacağım.” Son cümlesini İmrana bakarak söylediğinde İmran hafifçe utanmış bakışlarını kaçırmıştı.“Çıkalım mı artık?” diye araya girdi.
Yusuf “Saat 11’i bir dakika geçmeyecek!” dediğinde İmran düşen suratıyla “Baba saat 8 olmak üzere zaten!” üzülerek itiraz etti.
“Tamam İmran sıkıntı olmaz.İçiniz rahat olsun Yusuf bey, 11’de kızınızı sağ salim getireceğimden şüpheniz olmasın.” Cihan kararlı bakışlarıyla Yusufa cevap verip izinlerini alarak çıkışa yöneldi.
Arabaya bindiklerinde İmran sıkıntıyla “Kusura bakma.Böyle duruma alışkın değiliz.Yani ben hiç..”
“Önemli değil güzelim.Baban haklı bir yerde.Bundan sonra çok sık beni göreceği için şimdilik suyuna gitmekte fayda var!” göz kırparak arabayı çalıştırdı.İmran adamın anlayışına mutlulukla gülümsedi.
Nereye gittiklerinden bihaber olan genç kız merakla gidecekleri yere varmayı bekliyordu.Yol boyunca çok fazla konuşmamışlardı.Arabayı parkeden genç adam usulca çıkıp kızın tarafına geçerek kibarca kapısını açtı.
İmran geldikleri marinaya baktığında neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.Cihan kızın küçük ellerini kendi avuçlarına hapsederek yatının bulunduğu yere doğru ilerlerken arkalarından gelen korumalarına gözleriyle işaret ederek çevre yerlere dağılmasını emretti.
Lüks bir yatın önüne geldiklerinde İmranın gözleri kocaman açıldığında ağzıda gözlerine eşlik etmişti.Cihan o mükemmel dudakların aralanmasıyla bakışlarını dudaklarından çekmek istemedi. Tadını merak ettiği dudakları öpmek için biraz daha sabretmesi gerekecekti.Önden kendisi yürüyüp kıza yardımcı olmak için elini uzattı.Topuklu ayakkabısının zorluğuyla yavaşça engelden geçerek içeri girdiğinde kendilerine özel ayarlanmış masayı gördü.Hiç böyle bir şey yapacağı aklına gelmemişti.
İmran hala masaya bakarken arkasından doğru beline sarılan kollarla irkildi.Boynuna doğru sokulup nefesini veren Cihan minicik bir öpücük kondurdu.
“Beğendin mi?” konuştukça boynunu yalayan nefesi İmran için zorluk yaratıyordu.Sadece kafasını sallamakla yetinen genç kız bacaklarının titremeye başlamasıyla “Oturabilir miyiz?” diye sordu.
Cihan kızın titremesini hissettiğinde çapkınca gülümseyip masaya doğru yönlendirdi.Çeşit çeşit yemeklerin olduğu masadan gözlerini alamayan İmran bu geceyi kazasız belasız ve mümkünse bayılmadan atlatmayı temenni ediyordu..
Yemekler hafif esen rüzgar ve alttan kısıkça çalan güzel bir müziğin eşliğinde yenilmişti.Cihan yemek yerine daha çok İmranı izleyerek gönül açlığını doyurmuştu.İmran ise daha geçen gün gaza gelip büyük bir cesaretle aşkını itiraf etmiş olmasına rağmen şimdi o cesaretin kırıntısını dahi bulamıyordu..
Cihan karşısından kalkıp yanına geldiğinde hiçbir şey demeden sadece elini uzattı. Kendisine uzatılan ele baktığında koşulsuz elini Cihanın ellerine emanet etti.Genç kızı ayağa kaldırdığında ufak bir hareketle kollarından döndürüp ileri uzattı ve geri çekti.Aniden bedenine yapışan adamın kollarına sıkıca tutundu.
Cihan kızın ince beline kollarını doladığında yavaşça yerinde sallanıp hafif çalan müziğin akışına bıraktı.Gözlerini biran olsun kızın gözlerinden ayırmadan konuşmaya başladı..
“Ölümle yaşam arasında gözlerimi araladığımda seni gördüm.Adeta bana bahşedilen bir melek gibiydin. Gözlerinden akan yaşlarla kulağıma ölme lütfen diye yakarışların o geceden aklımda kalan tek görüntü oldu.."
İkiside o geceye tekrar geri dönmüş gibiydiler.İmran yaşadığı korkuyu hala aynı şekilde hissettiğinde adamın kollarında irkildi.Cihan kızın durumunu anladığında masumca saçlarına dudaklarını deydirip geri çekildi.
"Sen bana ölümle geldin İmran ve benim asla ölümden korkum olmadı.Şimdi ise çok korkuyorum. Sensizlikten.Yokluğundan ölesiye korkuyorum.Kalbimin kapılarını aralayıp girdin ve ben buna engel olamadım.Hayatımın bundan sonrası bana ne sürprizler hazırladı bilmiyorum.Bildiğim tek şey kalbimden bir daha çıkışının olmadığı. Buna izin vermem, veremem.. Evet öfkeliyim kıskancım sinirliyim ama çok güzel severim..Tapar gibi severim..Hiç bırakmayacakmış gibi severim..Bu bedendeki ruhun ayrılsa dahi severim..Aşkının karşılığı bende.
Canımda.Kanımda.Ruhumun en derinliklerinde..”
Sevdiği adamın ağzından çıkan her bir kelime ruhuna ilmek ilmek işleniyordu.Yanaklarına süzülen inci taneleri içindeki mutluluğun yansımasıydı.Durduğu yerde elleriyle kızın yanaklarını kavrayan Cihan alnını alnına dayadı.
“Seni sevmeme izin verir misin İmran? Yabancısı olduğum bu duyguları seninle yaşamama izin verir misin? Aşkına kalbine tenine kokuna öpüşüne gülümseyişine ağlayışına mutluluğuna hüznüne aklına gelebilecek her şeyine talibim..Beni kabul eder misin?”
İmran ne cevap verse kelimeleri kifayetsiz kalırdı.Farkında olmadan mükemmel bir aşk yakalamıştı. Kalbi bu adamın varlığıyla atarken kabul etmemesi zaten imkansızdı.Ağzını açıp tek kelime edemeyişine gülümsedi.O güldükçe ortaya çıkan gamzelerine can vermeye hazır bir adam beklettiğini bilmeden gülümsedi. Kafasını olumlu anlamda salladığında gülümsemelerin arasından sadece iki kelime çıkmıştı.Zaten fazlasına da lüzum yoktu..
“Seni seviyorum.”
Adamın yüreği bayram yerine dönerken usulca yanaştı hayat bulacağı dudaklara..Son bir nefes alırken “Seni seviyorum” diye fısıldadı..
************ ************** ****
Gülüm iki gündür yaşadıklarını Yakup Efeye anlatamamanın sıkıntısını yaşıyordu.Yıllardır varlığını unutan babası gün yüzüne çıkmış ve ondan asla yapmayacağı şeyi istemişti. Ne dediyse babasını ikna edemeyen Gülüm ne yapacağını şaşırmış halde çare arıyordu.
Dahili telefon çaldığında hiç bekletmeden cevapladı.
Gülümün sesini duyduğu anda “Odama gel!” diyip telefonu kapatan Yakup Efe arkasına yaslanıp sinirle solumaya başladı. Aradan iki dakika geçtiğinde kapısı hafifçe tıklandı ve Gülüm suratında yapmacık bir mutlulukla içeri girdi.
Yakup Efe yerinden kalkıp yavaşça kızın yanına yaklaştı.Sağ elini yanağına koyduğunda Gülümde yüzünü adamın avuçlarına yaslayarak gözlerini kapattı.Baş parmağıyla yanağını okşarken “Neyin var? Benden ne gizliyorsun?” dediğinde Gülüm kapattığı gözlerini hızla açtı..
“Ne?ne saklaması canım.Yok öyle bir şey.Ah sende ilahi güldürdün beni..” iyice saçmalayan Gülüm gülmesine devam ederken gülüşlerinin yerini birden ağlaması aldı.Adamın boynuna sıkıca sarıldı.Yakup Efe korkuyla neler olduğunu merak ederken yine çevreden birisinin bir şeyler dediğini düşünüyordu.
“Bebeğim.Bak bana.Biri bir şey mi dedi yine? Söyle bana.Ne demiştim sana işim önemli değil.Sen önemlisin benim için.” Gülüm bu adama canını bile verirdi.Minnetle baktı sevdiği adama..Yüzünün her bir karesini ezberlercesine baktı. Parmak uçlarında yükselip ufak bir öpücük kondurdu dudaklarına..
“Gülüm?”
“Babam bir hafta sonra buraya geliyor!”
Genç adam duyduklarının gerçeklik payını anlamak için gözlerini ayırmadan “Baban? Buraya geliyor.Öyle mi?” diye sorduğunda Gülüm sadece başını salladı..
“Neden geliyormuş?”
Gülüm söylemekle söylememek arasında kalırken başka çıkar yolu olmadığını adı gibi biliyordu. İçinden bismillah çeken Gülüm derin bir nefes alarak tek seferde söyledi gitti..
“Beni evlendirmek için!!”
-Bölüm Sonu-
Heyoooo :)) Merhaba güzellerim.Beni özlediniz mi? :p
Ben sizi cok özledim..Ilk defa bu kadar uzun beklettim özür dilerim. Fazlasıyla uzun gelen bölumler beni zorlamaya başladığından dolayı arayı açtım.Hem yeni okuyucular kazanmaya çalışıyorum hemde diğer hikayemi ďüzenlemeye başladım.O yüzden araya böyle zaman dilimleri girebilir..
Ben yazdıkca mutlu oluyorum umarim sizde okudukca mutlu oluyorsunuzdur..
Bölümü nasıl buldunuz merakla bekliyorum..Olumlu olumsuz her yoruma açığım biliyorsunuz.. O güzel parmakları calıstirıp bir yıldiz bir yorum bahşedin güzel yazarınıza :))
Çokca öpüldünüz..Yeni bölümde görüsmek üzere..
Bu arada Zeynep_Sipahioglu yazarimizin güzel hikayelerine davetlisiniz. :))
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro