~Geçmişin Gölgesi~
Sevgili okurlarım nasılsınız bakalım? Hafiften düzelme yolundaym çok şükür..Güzel bir bölümle yine karşınızdaymm :))
Bu bölümü CanselOlgun okurcuğuma hediye etmek istiyorum.Barışlı bölümler sana gelsin şekerim :)))
Hadi kaçtım keyifli okumalar 😘😘
Geldiği cafede etrafına sinirle bakan kafasında hain planlar kurmaya devam eden Eren bu işin sonunda mutlaka kazanmayı hedefliyordu.Ne olursa olsun şirketin başına geçecek Sinan Aslan’ın damadı olacaktı.Herkes bu büyük damadı konuşacaktı.
Seda onun için piyondan başka bir şey değildi.Tabi ki her erkeğin hayallerini süsleyen bir güzelliğe sahipti ama onun fıtratında ne aşk ne sevgi vardı.Onun için önemli olan şan şöhret ve paraydı.Paran varsa bu hayatta yıkılmazdın. Ardında adamların korumaların yatların katların olduktan sonra bu dünyada başın yere gelmezdi..
Nitekim hayallerini vuslata erdirmesine az kalmıştı.Çıktığı bu yolda pes etmek nedir bilmeden azimle sabırla bekliyordu.Ailesi geliri normal standartta insanlardı ama onun gözü her zaman yükseklerde olmuştu.Bu sebeple yıllar önce tanıştığı arkadaşını kazanma uğruna harcamaya başlamıştı.Tek engeli Melih denen o adamdı.Ne yaptıysa Sedanın kalbinden bir türlü çıkartıp atamamıştı.Sırf Sedanın dikkatini çekebilmek için Melih gibi giyinmiş saçlarını onun modeline uygun kestirmiş yaşam şeklini ona göre ayarlamış olsa da onun gibi olmayı yinede başaramamıştı.
“Eren?”Dalgınlıktan karşısına oturmuş yıllar önce planına alet olmuş kuzenini görünce sinsice sırıtmaya başladı.
“Hoş geldin.Yıllar güzelleştirmiş seni canım kuzenim!”
Genç bayan kuzeninin yaptığı iğrenç plana ayak uydurduğu için yıllardır vicdan azabı çekip duruyordu.Gençliğin verdiği deli cesaretiyle kuzenine ayak uydurmuştu ve bundan delice pişmandı..
“Sende aşağılık statünden bir şey kaybetmemişsin!”
“Bakıyorum hala öfkelisin!”
“Sana olan öfkem hiç geçmeyecek. Beni nasıl bir vicdan azabına sürüklediğinin farkında bile değilsin.”
“Neden bir telefonumla geldin o zaman?”
“Neden mi? Teyzemin hasta olduğunu söyledin gerizekalı! Nasıl geldim bilmiyorum kapıyı teyzem açınca nasıl oldum biliyor musun?" etrafındaki müşterilerin dikkatini çektiğinde bir bakış atarak arkasına yaslandı.
“Üzgünüm.Gerçeği söylesem gelmezdin!”
“Tabi ki gelmezdim! Hala neyin peşindesin Eren? Vazgeç artık şu patron olma hayallerinden!”
“Kes sesini İrem! Ben o holdingin başına geçeceğim.Ama bugün ama yarın! İster yardım et ister etme!
“Hala ne yardımından bahsediyorsun sen? O zamanlar timsah gözyaşlarına salak gibi inandım.Kızı sevdiğini sandım. Üstelik o çocuğun ona aşık olmadığını parasına inat onu istediğini söyleyerek beni kandırdın! Halbuki senmişsin o hayvan herif! Kuzenim olduğun için utanıyorum!”
“Verdiğim paraları kabul ederken iyiydin! İzmir’de lüks hayat yaşıyorsun sayemde!” Genç kız nefretle kuzenine bakarken senelerdir içinde biriktirdiği kini öfkeyi gün yüzüne çıkartıyordu.
“Maalesef gerçekleri öğrenene kadar rahatlıkla yedim paranı.Bu konuda kendimi hiçbir zaman affetmeyeceğim! Ama artık alet olmam oyunlarına!Paraysa derdin verdiğinin mislini geri ödemeye razıyım!Düş yakamdan.Mutluyum ben!”
“Son bir yardım İrem! Lütfen!”
“Asla! Sevdiğim adamın yüzüne bile bakamıyorum sayende!” İrem ağzından kaçırdığı şeyin farkına vardığında bakışlarını Erenden kaçırdı.
“Ne sev..Sen kimle?" Eren aklında beliren ismin doğruluğuna ihtimal dahi vermek istemiyordu ama kuzeni şuan karşısında şekilden şekle girince aniden patlayan öfkesiyle kaldırdığı elini masaya vurdu.
"Geri zekalı! Meteyle mi birliktesin?Nasıl yaparsın bunu? Melihle yatmış süsü verecektin Mete’yi ağına düşürmeyecektin!”
“Evet Mete ile birlikteyim! O benim bu yalan içindeki tek doğrum oldu!İzmir’e gittikten sonra buldu beni. Avusturalya’ya gitmek zorundaydı ama beni hiç terk etmedi.Her ay izine geldikçe yanıma geldi.Görev süresi bittikten sonra da evlilik kararı aldık!2 ay sonra daha mutlu biri olarak hayatıma devam edeceğim! Duydun mu beni? O yüzden bu pis yalanlarına beni daha fazla alet etmene izin vermeyeceğim!”
“Mete yaptığın iğrençliği duyunca bakalım seninle evlenecek mi?
En yakın arkadaşının koynuna girmiş gibi oyunlar oynadığını arkadaşının hayatını yıktığını öğrenince bakalım yine seni sevmeye devam edecek mi?”
“Bu kadar iğrenç olamazsın!” Sinirinden artık ağlamaya başlayan genç kız zamanında bu hatayı yaptığına birkez daha lanet etti.
Şeytanca gülümseyen Eren arkasına yaslanarak büyük bir keyifle“Öyle mi dersin?” dediğinde kuzeni göz yaşlarına boğulmuş “Allah belanı versin!” diye fısıldadı.
“Sana düşünmen için 2 gün mühlet!Ya bana son bir yardım edersin.Ya da..ya dasını az önce anlattım sanıyorum.O yüzden iyi karar ver! Hesaplar benden sevgili kuzenciğim dilediğini yiyip içebilirsin!”
*********** *********** ********
Fırat abisiyle eskisi gibi olmuş sanki olaylar hiç yaşanmamış gibiydi.Kendisini affetmemiş olması sebebiyle hala kızgınlığı devam ediyordu.Abisinin öyle yufka yüreği vardı ki kendisine böyle bir şey yapılsaydı asla yüzlerine bakmazdı herhalde.. Merhamet dedikleri şey abisinde herkesten fazlaydı bunu da açıkça anlamıştı.
“Fırat bey?”Kulağına dolan güzel bayanın sesiyle suratında büyük bir gülümseme belirdi. Önündeki işleri bir kenara bırakıp “Gel Zehra.Sorun mu vardı?” dedi.
Genç kız işe başladığı ilk günden beri kendisine yakın davranan bu adamdan ölümüne çekiniyordu. Kendisine ne kadar sıcak davranırsa davransın o içindeki anlamsız duygulara aldırış etmemek için savaş veriyordu.Yine adamın karşısında başını eğmiş bir şekilde “Ah hayır.Şey ben öğleden sonra için izin isteyecektim. Mümkünse tabi.” diye sordu.
Fırat genç kızın karşısında ezilip büzülmesini sevmiyordu.Bunu her fırsatta dile getirmiş olsa da hala bir şeyler isterken veya sorarken o güzel gözlerini kendi üzerinden çok ya duvarlarda ya parmaklarında ya yerlerde dolaştırıyordu.Bu zamana kadar hiç izin istemeyen kızın derdini merak etti.
“Özel değilse izni ne için istiyorsun?”
“Ee şey..”
“Zehra sevgilin mi var?” Oturduğu yerde dikleşen Fırat masanın üzerinde yumruk yaptığı elleri sıkmaktan beyazlamıştı. Neden böyle bir düşünceye kapıldığını bilmiyordu.Sanki sadece sevgilisi olanlar izin istiyordu.İçinden bu sorusuna küfür eden Fırat iyice sıvama yoluna giderek üzerine birde “Onunla mı buluşacaksın?” diye sordu.
“Hayır,hayır.Yanlış anladınız.Şey benim sevgilim yok.Ablamın doğum günü iki gün sonra.Onun için hediye bakacaktım.Hiç vaktim olmadı.Yarında hazırlık yapacağım hiç vaktim olmayacak.” Zehra soluksuz kurduğu cümlenin sonunda ilk defa gözlerini kaçırmadan Fıratın mavilerine kilitlenmişti.Neden bu kadar açıklama yaptığını bilmiyordu ama dili kendinden bağımsız şekilde yanlış anlamasını engellemek adına doğruları söylemişti..
“Anladım.Tamam hadi çıkalım.”
Zehra birden yerinden kalkan adamı yanı başında bulunca “Sizde mi geleceksiniz anlamadım?” diyerek safça sordu.
“Evet.Madem ablanın doğum günü bende hediye almak isterim. Sonuçta yengemiz olma yolunda ilerliyor!” Fırat göz kırparak kapıya yöneldiğinde kızın“Yenge mi?” sorusuyla adımlarını durdurdu.Kafasını kıza doğru çevirip“Senin haberin yok mu?” diye sordu.
“Sizinle bu konu hakkında konuşmak ne kadar doğru olur bilemiyorum.Sonuçta Barış bey kuzeniniz.”
“Aman boş ver o yürüyen öfkeyi! Kör gözleri sonunda açıldı!”
“Çok öfkeli değil mi? İlk gördüğümde ablamın deli olduğunu düşünmüştüm.Nasıl aşık oldu diye!”
“Aşk bu Zehra tercih konusu olamıyor maalesef!”
“Ağzınız yanmış gibi konuştunuz?” Zehra meraklı gibi sorduğu sorunun ardından dilini ısırdı. Sanane kızım yanar yanmaz!diyen iç sesine hak verip yine gözlerini parmaklarına çevirdi
Fırat kızı daha fazla utandırmamak adına “Yanma yolundayım diyelim! Çok soru sordun.Hadi gidip hediyemizi alalım!” diyip kapıyı açarak geçmesine izin verdi..
Zehra yavaştan çekildiği Fıratın yanında hiç olmadığı kadar mutlu hissediyordu kendisini.Ona olan tutumunu sıcaklığını hissetmesine rağmen geri planda kalıyor kendisini frenliyordu.Lakin Fıratın ona her fırsatta temas etmesi yorulduysan dinlenelim acıktıysan yemek yiyelim diye ilgili halleri uzak durmasını zorlaştırıyordu.
Dolaştıkları yerden memnun kalmayıp en son karşılarındaki büyük Avm'ye girmeye karar verdiler. Arabasını cadde üzerinde park ederek dışarı çıkan iki genç görünürde uyumlu bir çift gibi görünüyordu. Caddeden karşıya geçerken ellerini biranda Fıratın ellerinin arasında hissetmesi bardağı taşıran son damla olmuştu.Fıratın kendinden emin gayet normalmiş gibi elini tutmasına sahibi gibi davranmasına ağzını açıp tek kelime edememişti.Ne elini çekebilmişti ne neden tuttun elimi diyebilmişti.İçeriye girene kadar elini bırakmamış aksine dahada baskısını hissetmişti.Eli adamın avuçlarında terlerken kızaran yanaklarını saklama derdine düşmüştü.Uzun saçları iki yanından ırmak gibi dökülürken bir anda elini çekip "Hemen geliyorum!” diyerek kendisini en yakın lavabodan içeriye attı.Aynaya baktığında şaşkınlığını gizleyememişti.Şu suratının haline bakılırsa havale geçiriyor olmalıydı! Bu kadar kızarıklığın başka cevabı olamazdı. Daha elini sebepsiz yere tutmasıyla böyle olduysa ileride olacakları tahmin bile edemiyordu. Birden “İleride ne olabilir? Aptallaşma Zehra!” diye aynadaki yansımasıyla konuşmaya başladı.
Fırat Zehranın kaçar gibi yanından ayrılmasıyla bir ıslık tutturup vitrinlerin içerisini izlemeye başladı.Caddeden geçerken kendi bile hayret etmişti kendisine.Bir anda kolu havalanmış koruma sahiplenme iç güdüsüyle elleri kızın ellerini bulmuştu.Sanki mıknatıs gibi yapışıvermişti o narin ellere..
İçeriye girdiklerinde bile bırakmamış kızda elini çekmemişti.Yüzüne baktığında bir çuval acı biber yemiş gibi kızaran suratını gördüğünde ise vücudunu esir alan mutluluğa gülüp geçmişti.
“Elini tuttuğumda böyle olduysa bakalım çalacağım öpücükte nasıl olacak?” diye kendi kendine gülümsemeye devam etti.Olacaktı bu iş.İlk işi akşama abisiyle konuşup güzel taktiklerinden faydalanacaktı.Gerçi kelin merhemi olsa kendi başına sürermiş lafı tam abisine göreydi. Melih olmazsa diğerleriyle konuşurdu.Mesela Barışın ağzını yoklayabilirdi.Sonuçta bacanak olacaklardı.Telefonu çıkartıp Barışı aradığında bir gözüyle de Zehrayı gözetlemeye başladı.
Barış Zeynep ile arası yumuşamış olsa da adam akıllı konuşamamıştı. Tam konuşma fırsatı yakaladım derken ya müvekkili araya giriyor ya telefonu çalıyor ya Zeynep ortadan kayboluyordu.Anlaşılan cezam hala devam ediyor diye ahlanırken kapısı bir kere tıklandı ve sevdiği kadın tüm asaletiyle bir kuğu edasıyla içeriye süzüldü.
Elindeki kahveyi masaya bırakıp hiçbir şey demeden dönüp giderken Barış kızın koluna aniden yapıştı. Zeynep arkasını dönmeden sinsice zafer kazanmışcasına gülümsedi.
Barış ayağa kalkıp kendisine pas vermeyen kızın önüne geçtiğinde “Şimdi sen bana ceza veriyorsun ya?” masumca sorduğunda Zeynep umursamaz tavrıyla sadece başını salladı.
“Hani o cezaya can kurban demiştim ya?” Zeynep gülmemek için içinde savaş verirken Barış kızın direncini kırmanın son noktasına geldiğini anlamıştı. Yanaklarını avuçlarıyla sarıp başparmağıyla okşamaya devam etti.Ciddi tavrından fire vermeden “Hani seni öpsem bile karşılık vermedin ya?” bir adım daha atıp kızın dudaklarına yaklaştığında bakışlarını gözlerinden biran olsun ayırmadan devam etti.
“Yine öpsem diyorum.Hani yine karşılık vermezsin ama ben yine seni öpmüş sayılırım.O dudaklarının bal tadını hissederim. Sonra keyfim yerine gelir.İşime daha iyi yoğunlaşırım.Hem cezam devam edecek söz veriyorum.”
Zeynep istemem yan cebime koy tavrını sergilemeye devam ederken Barışın dudaklarını kendi dudaklarında hissetmesine bir nefes kalmıştı ki çalan telefon Barışın ağzından gün yüzü görmemiş küfürleri duymasına neden olmuştu.Zeynep kendisini geri çekip adamın hiçbir şey demesine fırsat vermeden odadan fişek hızında çıktı.
Barış olanca siniriyle telefonunu cevapladı..
"Ne var?!" Fırat telefondan doğru bögüren kuzeninin sesiyle yine öfkeli olduğunu anlamıştı.
“Bacanak ne haber?”
“Ooo deli fişek bacanak mı olduk?”
“Olmasakda oldururuz birader!”
Barış Fırata şimdiden acımış derin bir nefes alıp sandalyesine sinmişti. “Oğlum eğer ablasına çektiyse Allah şimdiden yardımcın olsun.Kızdaki inat kimsede yok! Bana inanabiliyor musun Barış Aksoy’a direnen bir hatunla karşı karşıyayım!”
“Direncini kırıyoruz o zaman! Yengemizin doğum günü varmış iki gün sonra!”
Barış sevdiği kadının daha doğum günü tarihini bilmiyor oluşunun şaşkınlığıyla “Hadi ya?” diye sorduğunda Fırat tam tahmin ettiği gibi durumla karşılaştı.
“Ulan ne adamsın.Aşık olduğun kızın doğum gününden bihabersin!Tü senin kalıbına!”
“Kes lan alırım ayağımın altına şimdi.Büyümüşte abisine aşık adam dersleri veriyor! Daha sevgililik kararnamesini imzalayıp yürürlüğe sunmadık.Geri kaldım bazı konularda!”
“Avukat Barış konuştu.Neyse bak ben bir şeyler düşündüm.İş çıkışı toparlanalım.Detaylıca konuşuruz! Sen hediyeni al yeter!”
Barış hevesle yerinden kalkıp odada ileri geri dolanıp neler alacağının listesini yaparken telefondaki kuzenini hatırladı. “Aslansın.Aklımda güzel hediye çeşitleri belirdi.Tamamdır!”
“Victoria Secret gibi mi?”
"....." Fırat cevabı daha fazla dinleyemedi.Bu kadar küfürü kaldıracak bünyesi olmadığından dolayı telefonu Barışın suratına kapatmakta çareyi buldu.O sıra arkasında boğaz temizleme sesi duyarak kafasını çevirdi.Zehra karşısında az önceki halinden daha toparlanmış halini görünce gülümseyerek “İyi misin?” diye sordu.Genç kız evet anlamında başını salladı“Vakit geç olmadan bakalım artık.” diyerek yürümeye başladı.
Girdikleri mağazalarda aklına yatan gözüne hoş gelen hiçbir şey bulamayınca sıkıntıyla oflamaya başladı.Kuyumcunun önünde beklerken gözü vitrindeki kolyeye takıldı ve beğenerek baktı.Fırat kızın üzgün suratına dayanamayıp “Takı tarzında bir şey baksak?” diye öneride bulundu.
Zehra o kadar açılmayı düşünmüyordu.Gelirleri belliydi. Çalışmaya yeni başlamıştı ve maaşını daha çekmemişti.O yüzden altın fiyatlarını düşününce cebindeki paranın ona yetmeyeceğini biliyordu.Fırat ise kızın suskun kalması karşısında söylediğine pişman olmuştu. Durumu anlamıştı anlamasına ama şimdi nasıl toparlayacak bilemiyordu.
“Zehra?” elini kızın koluna koyup dikkatini çekti.Zehra kolundaki sıcaklıkla irkilerek adama baktı.
“Bende ablan için bir şeyler bakmaya geldim sonuçta.İkimiz alabiliriz.Yani sen beğen ben al..”
Adamın demek istediğini anladığında lafını tamamlamasına fırsat vermeden“Hayır Fırat bey.Olmaz öyle şey.Siz ne isterseniz onu alın.Sadece o kadar yüksek fiyatlı bir hediye alabilecek durumda değilim şuanda.Zaten maddiyatın aramızda lafı olmadı şimdiye kadar.Ablam yüreği zengin biridir.Tabiri caizse dalından bir çiçek koparıp verseniz dünyalar onun olur.” uzun bir açıklama yaptı.
“Anlıyorum ama sende almak istemez misin?Kolyeye nasıl baktığını gördüm.”
“Evet ama..”
“Aması yok.Ona uygun bileklikte ben alır öderim.”
“Ne anlamı kaldı ben almadıktan sonra.Teşekkür ederim ama istemiyorum!”
Fırat şimdi kriz geçirebilirdi. Barışın dedikleri geldi aklına.İnatçı kız kardeşler!
“Peki şöyle yapalım.Şimdilik ödemeyi ben yapayım.Maaş zamanı hesabından düşerim! Nasıl?”
Genç kızın gözleri Fıratın söyledikleriyle umutla parladı. Gerçekten kolye çok hoşuna gitmişti ve ablasının boynuna da çok yakışacaktı. Utanmasını bir yana bırakıp “Söz mü? Düşeceksiniz ama?” dediğinde Fırat kızı mutlu etmenin keyfiyle başını evet anlamında sallayıp gülümsedi..
***** ****** ********** *********
Selin bütün güzelliğiyle lüks bir restaurantta karşısında Japon iş adamıyla konuşurken bir yandan da Emirin ölümcül bakışlarına maruz kalıyordu. Emir son yarım saattir içinde oluşan duygu değişimi yüzünden katil olma yolunda ilerliyordu.Son zamanlarda Seline olan yaklaşımı katbekat artmış neredeyse kızı paketleyip yanında taşıma yoluna başvuracaktı.
Eski okul yıllarını hatırladıkça yüzünde bir gülümseme belirdi. Onun o tonton hali sevimliliği her şeyiyle kendisine has çekici bir yanı vardı.Özgüveni sıfır olmasına rağmen Emir her zaman desteklemiş yanından ayrılmamıştı.Aşk konusunda geri durmayı başaran Emir o zamanlar tek ideali okulu derece ile bitirmek saygın bir iş adamı olmaktı.Selin yurdu terk ettiğinde ise düşünceleri zaten yok olmuştu..
Onu yıllar sonra ilk spor salonunda gördüğünde neredeyse dilini yutacaktı.Yüz güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen Selin aksine güzelliğine güzellik katarak yıllar sonra karşısına çıkmış kalbinde gömdüğü uzun zamandır hissetmediği kıpırtıları gün yüzüne çıkartmıştı.
Şimdi ise o güzel tapılası ağzı ve diliyle bir metrelik Japon adama dil gösterisi yapıyor adamda zevkini tavan yapmış onun kadınının ağzının içine bakıyordu.
Selin oturduğu yerde şekilden şekle giren Emire son bir bakış attı. Japon iş adamına gülümseyerek Emire dönen Selin “Adama şöyle bakmayı keser misin?” dedi.
“Sende elin Japonuna gülmekten vazgeç!” Genç adam biranda ağzından çıkanlara engel olamamıştı. Zaten lafını esirgeyen biri hiç olmamıştı. Gayet açık ve net şekilde konuşur istediğini söyler istediğini alırdı.
Selin şaşkınca Emire bakarken bir yandan da adama çaktırmamak için gülümsemeye özen gösteriyordu. “Ne saçmalıyorsun Emir. İş konuşuyoruz burada. Hem de senin aylardır peşinde olduğun işi hatırlatırım!”
“Hatırlatmana gerek yok! O isteğim bu Tsubasa tipli herifin seni yiyecek gibi bakmasıyla son buldu!”
“Emir! Sen beni mi kıskanıyorsun elin Japonundan!”
“Elin Japonu dediğin iki saattir senin göğüslerinde hüküm sürüyor! Oiki moiki hirokimi diyip duruyor. Elimin tersiyle koycam otu boku görecek!”
Adam çekik gözleriyle gülümseyip Emire Japonca bir şeyler dedi. Emir sinirle “Siktir,pezevenk!” dediğinde Selin içtiği suyu püskürttü.Eliyle peçeteyi ağzına tıktığında öksürmekten boğulacaktı neredeyse.
Emir artık sinirinden kahkaha atıyordu. Japon adam hala gülüyor Seline çevirmesi için bakıyordu. Selin toparlandığında adama küfürleri diyemeyeceği için “Emir bey sizinle iş yapacağı için çok mutlu olmuş. Onu dile getiriyor.” dediğinde Emire kızgınlıkla Seline bir bakış attı.
“Çok merak ediyorum altı üstü siktir pezevenk dedim. İki kelimeyi nasıl bu kadar uzun cümle kurdun!”
“Tabi ki onu çevirmedim iş konusunda mutlu olduğunu söyledim!” kız ayıplarcasına adama baktı.Ne olmuştu bu adama böyle?
“Dur şunu da çevir o zaman!” Emir hırsla Japon adama döndü.
“Bana bak kornişon turşusu! Az daha bu kızı yiyecek gibi bakarsan o kısık gözlerini iyice çekerim daha bir bok göremezsin!” Emir adama ciddi tavırda söylemiş rahatlamış şekilde “Oh be!Rahatladım. Hadi çevir!” eliyle adamı gösterir şekilde işaret verip gülerek arkasına yaslandı.
Selin artık bu olanlara diyecek kelime dahi bulamıyordu.Yıllardır Emiri tanımasa resmen kendisini ciddi anlamda kıskandığını sanacaktı! Japon adam hala gülerek ikisine birden bakıyor böyle insanlarla çalışacağı için mutlulukla gülümsüyordu.
Yemek kazasız belasız son bulmuş anlaşma imzalanmak için ileri bir tarihe gün verilmişti.Selin sinirden başı çatlayacak noktaya gelmişti. Yemeği resmen zehir eden Emir belki de kendisinin bile hayret edeceği performansı sergilemişti. Olsun içi rahatlamıştı sonuçta. Hiçte pişman değildi.Yine olsa yine aynı şovu sergileyebilirdi.
Selin içindekileri dökmeden rahatlayamayacaktı.Hızla şoför koltuğuna döndü.“İnanamıyorum sana! Hani o iş adamı kimliğin nerede senin? Hem ne kıskanıyorsun beni?”
“Kıskanırım! Arkadaşımsın!” Selinin sorusuna aniden verdiği cevapta aslında çok şey gizliydi. Arkadaştan ötesin! dese daha erkendi.Önce nabız yoklaması yapmalıydı.Gerçi Selinin hislerinden emin olsa da araya giren zaman aleyhine işlemişti. Öncelikle bunu aşmaları gerekiyordu.
“Arkadaşın olmam kıskanmanı gerektirmiyor.Ben seni kıskanıyor muyum? Geçen Olga mıydı Helga mıydı gayet iç içe sohbet muhabbet ediyordun! Ben engel oldum mu? Hayır!” Selin kırdığı potu fark etse de artık çok geçti.Çocuklar gibi dudaklarını büzdüğünde Emirin gülen suratını görmemek için kafasını camdan dışarıya doğru uzatıp hava almaya başladı.
Pis pis sırıtan Emir o geceyi hatırlayınca suratındaki gülümseme daha da arttı.
“Kadının üzerine şarap kadehini ben dökmüştüm zaten!”
“Kendi sakarlığıydı o!”
“Tuvalette bileğini de sakarlığından burktu yani?”
“Giymiş 15 cm topuk yürümeyi bilmiyordu sarışın aptal!” Tamam azıcık Selin çelme takmış olabilirdi.O da koca göğüslerini gevşek ağzının salyalarını adamına akıtmasaymış!Selin sadece ipleri sıkı tutmanın peşindeydi.Yoksa başka hiçbir art niyeti yoktu..!
“Selin?”
“Ne var?” Selinin çıkışı üzerine gözlerini yoldan biran ayırıp kızın öfkeden kudurmuş suratına bakarak “Tamam sakin ol.Hoşuma gitti.” diyerek gülümsedi.
“Ne?”
“Beni kıskanman hoşuma gitti.”
“Seni kıska..” Emir daha fazla kızı üsteleyip sinirlendirmek istememişti.“Tamam Selin kıskanmadın ama yinede hoşuma gitti.”
Selin cevap vermek yerine susmayı tercih etti.Bozulan yüz ifadesiyle camdan dışarıyı izlemeye devam etti. Emir Selinin bozulmasına üzülerek elini uzatıp kısaca yanağını okşayıp geri çekti.
“Asma suratını tamam abarttım özür dilerim.Bende anlamadım ne olduğunu! Düğün yerinede az kaldı bak.Neşelen biraz söz vermeseydim gitmezdik ama Mehmet usta yıllardır çalışanımız. Adam geldi ayağımıza kadar.”
“Tamam sıkıntı olmaz.Severim düğünleri.Azcık göbek atarım belki!”
Ara sokaklardan geçerek düğünün yapıldığı mahalleye lüks arabasıyla giriş yaptığında bütün çocuklar türk filmlerindeki gibi etrafını sarmıştı.Seline torpidoyu işaret ederek “Paket olacaktı orada.Çocuklara verir misin?” dedi.Selin işaret ettiği yeri açıp büyük bir paket çıkardı.İçini açıp baktığında çeşit çeşit şeker çikolata bisküvi gördüğünde zayıfladığından beri yemesine içmesine dikkat etse de çikolata gördüğünde ağzının suları akardı.Elini daldırıp en sevdiğinden kendine ayırdığında Emir “Çocuklar içindi!” diyerek dalga geçti..
“İçimdeki çocuk hala ölmedi Emirhan bey!” göz kırparak kapısını açıp dışarı çıkan Selin etrafını saran çocuklara elindeki paketi uzatarak “Aranızda paylaşın.Çok yemek yok zararlı özellikle kızlar.Güzelliğinizi kaybetmeyin!” ufacık çocuklara verdiği nasihatle Emiri yine güldürmeyi başarmıştı.
Kalabalığa doğru ilerlerken Mehmet amca dedikleri adam ve oğlu bütün sıcaklığıyla ikisini karşılamaya geldi.
“Beyim hoş geldiniz sefalar getirdiniz.”
“Hoş bulduk Mehmet amca.” Adamın itirazına rağmen uzattığı eli sıkmak yerine öpüp başına koyan Emirhan saygısını bir kez daha kazanmıştı. “Hayırlı olsun Uğur.”
“Allah razı olsun Emir abi.Darısı başınıza.Yenge bayanlar şu tarafta.Esra yengeyi götür annemlerin yanına..”
Selinin kulağında yenge kelimesi çınlarken dünya ile bağlantısını kesmiş beynine giden komutlar sus pus olmuştu.İçinden adım at ilerle sevgili ayaklarım diye yalvarsa da hala yerinde duruyordu.Emir Selinin halini elinde olsa fotoğraflayıp çerçeveletirdi.Balık gibi ağzı açılmış alık alık karşısına bakıyordu.Birkaç saç telini kulağının arkasına iliştirip “Hadi git yengesi..” diye fısıldadı.
Selin kendine geldiğinde sadece tebessümle cevap verip hızla Emirin yanından uzaklaştı.Emir kızın ardından bakıp gülümserken yaşlı adam “Sizin düğün ne zamana beyim?” diye sordu.
Emir hala gülerek kalabalığa karışan kızın sersem haline bakıp adama döndüğünde kendinden emin ve tok sesiyle "Yakında" diye cevap verdi.
****** ******* ******* *********
“Yavrum yemin ederim bıktım. Dayanamıyorum artık gel etme söyleyelim.Sen neden korkuyorsun ki yumruk yiyecek olan benim! Hem de birinden değil.Adamlar ikiz.Birde baban var tabi!”
Öğle arası vaktini yine sevdiğinin kollarında geçirmek isteyen Giray her zamanki gibi soluğu salonda almış.Çalabildiği kadar öpücük çalmıştı.Günlerce yemek yerine Nergisi sunsalar hayır demez bıkmadan usanmadan doymak nedir bilmeden yerdi.Yerdi yemesine de artık ciddi anlamda zorluk çekiyordu.İstediği her an görmek bir araya gelmek akşamları olsun hafta sonları olsun rahat rahat buluşup vakit geçirmek istiyordu.Her buluşmalarında Nergisi ikna etme çabaları hüsranla bitiyor çok zorlama durumunda ise yaka paça Nergis tarafından kapı dışarı ediliyordu.
“Senin için korkuyorum işte.Giray annemle konuştum ama nasıl konuştum birde bana sor.Allah’ım her yanımdan ateşler çıktı.”
Nergis annesine durumu anlattığı anı hatırladıkça utanması daha da artıyordu.Halbuki Yasemin kızının aşk gibi mükemmel bir nimeti tattığı için çok mutlu olmuştu.Aşık olduğu kişiyi sormasına gerek bile yoktu.Anneler her şeyi bilir derler ya aynen öyleydi.Hayatındaki kişinin Giray olmasına son derece memnun kalmıştı.Çünkü Girayı delikanlılık çağından beri tanır severdi.Kızına sahip çıkma konusunda hiç şüphesi yoktu ki Giraya daha çok acımıştı.Kızının nasıl bir karaktere sahip olduğunu herkesten iyi bilirdi.Nergis zor biriydi.Giray bile bile kabul ettiyse ve iki yürek bir araya geldiyse kendisine mutluluk dilemekten başka bir şey düşmezdi.Çünkü kendiside kocasına ilk günkü gibi aşıktı.Tabi bu durumda kocasına bu durumu nasıl izah edeceğini düşünmüştü.Zaten birkaç zamandır şüphelendiğini biliyordu.Ne zaman yatak odasında kıstırsa ağzından laf almaya çalışıyordu.Bu yaşına rağmen hınzırlıkta üstüne yoktu. Nergis annesinden aldığı olumlu sözler üzerine rahatlamış olsa da hala abilerinden ve babasından korkmaya devam ediyordu.
“Hım.Ateşlerinde yak beni Nergis.” Giray duvara yasladığı kızın dudaklarına saldırdığında anında karşılığını almış başka alemlere yolculuğuna başlamıştı.Nefesi kesilen Nergis zorla dudaklarını geri çektiğinde elinin tersiyle Girayın göğsüne vurdu.
“Fırsat buldukça aç kediler gibi saldırma dudaklarıma!”
“Sende karşılık veriyorsun ama ?” Genç adam dudaklarını yalayıp pis pis sırıtırken Nergis adamın kedi gibi yalanmasına kahkaha attı.Hayır diyemiyordu.Şeytan tüyümü vardı bilmiyordu ama kimin sevabını alıp Allahı ona bu adamı bahşettiyse şükrediyordu.
“Bana da lanet olsun. Dayanamıyorum işte şu haline!Neyse öğle arası bitmek üzere hadi sende git artık.” Ayrılmak istememesine rağmen yanında durdukça daha da zorluk çektiği için biran önce göndermenin peşindeydi.
Giray ise normal vakitte geçmeyen zamanın Nergisin yanında su gibi akıp gitmesine deli oluyordu. Oflayarak tekrar kıza sokulduğunda göğsüne yaslayıp sıkıca sarıldı.Geri çekilip “Son bir öpücük alayım!” diyerek öpmeye başladığında o son bir öpücük çığırından çıkmış Girayın “Bu son vallahi bu son bide gıdık ver!” demesiyle öğle arasının üstünden on beş dakika daha harcamıştı. Sonuç olarak mutlu mesut sevdiğinin yanından ayrılmıştı..
Nergis kabul etsin veya etmesin kararı kesindi bu hafta sonu mutlaka arkadaşına her şeyi anlatacaktı başka kaçış yolu yoktu..
********* ********* ********* *****
Seda günün sonuna yaklaştığında yavaş yavaş eşyalarını toparlamıştı.Öğleden sonra Başak aramış iş çıkışı bütün kızlarla toplanıp Zeynep’in doğum günü kutlaması için plan yapacaklarını söylemişti.Çok yorgundu ama kızlarla konuşmak yorgunluğuna iyi gelebilirdi.
Saatine baktığında artık çıkma zamanının geldiğini gördü. Arkasında asılı yerden çantasına uzandığı anda arkasından gelen kısık boğaz temizleme sesiyle arkasını döndü.
Döndüğü anda elindeki çanta yeri boylarken karşısında gördüğü suretle yıllar önceki bütün acıları gün yüzüne tekrar çıktı.Ağzını açıp tek kelime edemiyordu hiçbir şey düşünemiyordu.Nefes dahi almadan olduğu yerde bekliyordu..
Karşısındaki kişinin geliş sebebini bilmiyordu ama hayallerinin bir kez daha yok oluşunun habercisi olduğunu hissediyordu..
-Bölüm Sonu-
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro