Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

~Doktor Aşkına!~

Gülüm ile Yakup Efe'nin yakınlaşmasına şahit olan Özge'nin o günden sonra ağzını tutamaması sonucunda laflar birken bin olmuş Gülüm'ün adı daha işe ilk günden doktor avcısına çıkmıştı.Bu durum Gülüm'ün arkadaşı tarafından  uyarı amaçlı dile getirilmesine rağmen kendi kulağıyla şahit olmadığı için gidip kızların saçlarına yapışmasına engel oluyordu.Tabi ilk günden samimiyet kurduğu iki arkadaşı dışında çevresindeki çalışanların ona olan bakışlarının tutumlarının değiştiğinin farkındaydı.

“Üzülme bu kadar.Birlikte büyüdüğünüzü kimse bilmiyor ve aranızdaki dile gelmemiş aşkı..” Elif arkadaşının böylesine kötü itham edilmesine üzülüyordu. Birkaç kere yanında konuşulmalara şahit olmuş ve ağızlarının payını fazlasıyla vermişti.Gülüm hakkında dönen dedikodulara kulak asmamaya özen gösterse de çalışma saatleri içinde köşe bucak Yakup Efe’den kaçmaya gayret ediyordu.Yemek saati bile yemekhaneye herkesten sonra gidiyor ayak üstü atıştırıp kaçıyordu.

“Elimde değil.Görmüyor musun bana bakışlarını?Sanki evli adamlarla kırıştırıyormuşum gibi yaftalanıyorum!” sıkıntıyla oturduğu sandalyeye iyice sinerken Elifin ona acıyan bakışlarını görmemeye çalışıyordu.

“Yakup hocayla konuşsan.O herkesin ağzını kapatmayı bilir.Bu zamana kadar duymaması mucize zaten!”

“Olmaz Elif.Alanında başarılı bir doktor.Onun adının böyle iğrenç yaklaşımlarla anılmasını istemiyorum.Bırak avcı diye beni bilsinler!”

“Saçmalıyorsun Gülüm.Senin ne eksiğin var.Sende başarılı bir hemşiresin!Senin adının anılması çok mu iyi?Hem birbirinizi seviyorsunuz.Sana olan bakışlarının farkındayım.Sen işe başladığından beri çok farklı biri oldu çıktı.2 yıldır çalışıyorum adamı böylesine görmemiştim!”

“Çok seviyorum ben onu Elif!Ben onu tanıdığımda daha 12 13 yaşlarındaydım.Ailemden şiddet görüyordum.Okula gitmeye utanırdım o yara bere kalmış suratımı görüp dalga geçecekler diye.Seda benim ilk arkadaşım oldu.Sonra diğer kızlar.. İmran,Başak,Nergis.. farklı sınıflardaydık ama onlar sayesinde gülmeyi öğrendim.Sonra onu tanıdım.Karşı binada okuyordu. Kardeşini görmeye geldiğinde karşılaşmıştık.Tabi benim dudak patlamış yanak morarmış falan bana bir bakışı vardı hiç unutamam Elif.O an o küçücük aklımla utanmanın alasını yaşamıştım.Kaçıp saklanmak istemiştim.Bana acıyan gözlerle baktı diye sabaha kadar ağlamıştım.Sonrası değişen kaderim sayesinde daha da yakınlaştık.Her tenefüs İmranı görmeye gelsin diye beklerdim.Ona gelişini kendime sayardım.O kadar kararlı bakışları vardı ki insana güven veriyor ayakta dimdik kalmanı sağlıyordu.”

“Sonra ne oldu? Ailen yani?”

“Benim yüzümden birgün sınıfta kavga çıktı.Yakup Efe ve kuzenleri bana iğrenç teklifte bulunan çocukları dövdüler.Tabi iş müdüre ailelere kadar gitti.Olaydan sonraki gün evimize 5 tane adam geldi.Zengin oldukları her halinden belliydi.Babam zaten kumar oynardı.Onun borçlandığı adamlar falan zannetmiştim.Müdürün haber vermesiyle üvey annem  beni döverken babam içkisini yudumluyordu her zamanki gibi.Gelen adamlar yaka paça babamı dışarı çıkardılar.Sonrasını bilmiyorum korkudan yatağın altına saklanmıştım.O günden sonra bir fiske bile dayak yemedim.Benimle sözlü iletişime bile geçmediler.18 yaşımı doldurmama yakın babam eşyalarımı toparlamamı söyledi. Ben korkuyla toparlandığımda beni almaya gelen kişiyle yerimde kalmıştım.”

Elif arkadaşının anlattıklarına kendisini öyle kaptırmıştı ki sanki film izliyormuş gibi heyecanlanmıştı.“Ya kimdi?”

“Yakup Efe!”

“Ne? İnanmıyorum!” Elif aniden cırladığında etrafını kolaçan ederek yerine sindi.

“Bende inanamamıştım.O gün gelen adamlar benim hayatımı kurtaran kişilerdi.Biri Yusuf amcamdı Yakup Efenin babası.Beni evine alan Sinan amcamdı.Sedanın babası. Diğerleri de amcalarımızdı işte.O günden sonra Sinan amcamlarda yaşamaya başladım.Babamlardan da ne haber aldım ne kendilerini gördüm.Beni kızları yeğenleri gibi bağırlarına bastılar.Hatta 18.yaş günümü bahçede hep birlikte kutladık.Hayatımda bu kadar mutluluğu bir arada görmemiştim. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım haklarını ödeyemem.Özellikle de Yakup Efenin.İşte bu yüzden ona minnet borçluyum.Hayatımı borçluyum.O olmasaydı şuan babamın kumar borçlarına karşılık kimin yatağında olurdum yaşarmıydım bilmiyorum.”

Gülüm eski hayatını dile dökerken içinin acıyan yarası sızlamıştı. Gözünden akan yaşların farkına vardığında eliyle temizlemeye çalıştı.

“Gülüm.Ben çok üzgünüm. Yaşadıkların inanılır gibi değil.Bir baba nasıl evladına bunları reva görür aklım mantığım almıyor.”

“Bende çok sordum bu soruyu ama inan cevap bulamadım.Neyse öyle işte..” Derince nefes alarak parmaklarıyla oynamaya başladı.

“Canım arkadaşım ne kadar kötü hayat yaşarsan yaşa beterin beteri vardır.Bu haline şükür bak resmen hayatını kurtarmışlar.”

“Öyle tabi hep şükrettim Elif.O benim her zaman kahramanım oldu.” gözünün önünden gitmeyen adamın yüzüyle gülümsedi..

“Artık geçmişte kaldı.Üzülme tatlım hadi yemeğe gidelim saat gelmiş.” Elif oturduğu yerden kalkarken Gülüm “Sen git.” diyerek masasındaki karışıklığı düzenlemeye başladı.

“Saçmalama hani nerede o cesur Gülüm? Sen utanılacak ya da yanlış bir şey yapmadın hadi kalk!” pes etmeyen kız Gülümün kolundan kaldırmaya çalıştığında Gülüm el mahkum kabul etti.

İki genç kız yemekhaneye doğru yol aldığında üzerlerindeki imalı bakışları görmemek için direniyordu.Ta ki yemekhanenin kapısından girip yan masanın yanından geçerken konuşmaları duyana kadar..

“Yakup hoca yüz vermemiş buna.Ondan üzgünmüş!” kızın ağzından çıkan şeyle bir adım daha atamadı.Bir adım geri atarak masanın kenarına geldiğinde eliyle masaya vurdu.

“Eh yetti be! Sen ne hakla bilip bilmeden arkamdan atıp tutuyorsun! Sadece sende değil hepiniz!” etraftaki masalara dönüp bağırıp çağırmaya başladığında herkes yemeğini bırakmış kimseden çıt çıkmıyordu.

“Utanmıyorsunuz değil mi? Yaşınıza başınıza bakmadan gerçekleri bilmeden insanları böyle yaftalamaya utanmıyorsunuz!” Hızını alamayan genç kız öfke nöbetine tutulmuş gibi titremeye başlamıştı.

“Gülüm?” Yakup Efe karşısında etrafındakilere deli gibi bağıran Gülümü görünce Başhekimden duyduklarını onaylamış oldu. Yemekhanedeki ölüm sessizliği sürerken Gülüm hızlanan kalp atışlarının yavaşlamasını medet umarken karşısında Yakup Efe soran gözlerle bakıyordu.

“Neler oluyor?” Gülüm kendisini azda olsa toparlayarak etrafına aşağılayıcı bir bakış attı.

“Yok bir şey! Bazı kendini bilmez insanlar yüzünden hemşirelikten doktor avcısı statüsüne terfi ettim!”

Yakup Efe kendinden emin tok sesiyle bütün çalışanlara doğru dönerek “Nişanlım hakkında iğrenç yakıştırmayı kim yaptı?” diye sordu.Herkes şaşkınlık içerisinde birbirine bakarken asıl şaşkınlığı şüphesiz Gülüm yaşıyordu. Nişanlım mı demişti o ?

“Ah tabi sormam hata! Özge?” Genç adam çaprazında duran hostesini gördüğünde sinirli bakışlarını ok misali kızın üzerine fırlatmıştı.
Titrek sesle yerinden kalkan kız “Buyurun hocam!” diye fısıldadığında “Neden çalışanlara böyle bir haber uydurduğunu anlatır mısın?Yoksa ben zorla mı anlattırayım?”adamın yüksek sesini duymasıyla eli ayağına dolanmıştı.

“Şey ben gerçekten ben demed..” söylediği iftiralar kendi bacağına dolandığında utancından yerin dibine girme arzusuyla yanıp tutuşuyordu.Herkes yemek yemeyi bırakmış olayı izlerken bu sefer Özgeye ayıplayıcı bakışlar atarak söylenmelere başlamışlardı.Yakup Efe kızın hala suçsuzmuş gibi kendini sıyırmasına sinirle “Kes sesini!” diye bağırdı.İnsanlara her daim anlayışla sevgiyle yaklaşmasına rağmen şuan kızı bin parçaya bölmek istiyordu.

“Özür dilerim.Ben nişanlınız olduğunu bilmiyordum.Yani hiç hiç..” kızın lafını ağzına tıkan Yakup Efe bir adım attı.

“Özel hayatımızı duyurmak sana mı kaldı Özge hanım? Kendisi rahatsız olmamak adına saklama gereği duydu.Bende düşüncesine saygı duyarak hastane içerisinde iki çalışan olarak kalmayı kabul ettim! Ama bilseydim böyle iğrenç bir olaya maruz kalacağını davetiyeler bastırıp kendisinin nişanlım olduğunu belirtirdim!”

“Ben ben öz..”

“Benden değil! Gülümden özür diliyorsun!”

“Ben özür dilerim Gülüm hanım.” Ağlayarak kaçar gibi giden kızın ardından ne diyeceğini ne hissedeceğini bilememişti.Yakup Efe yine kahramanı olmuştu. Kendisine gülümseyerek yaklaşan adam herkesin gözü önünde alnından öperek “İyi misin?” diye sorduğunda “Hı hı!” demekle yetinmişti.Yakup Efe kızın haline gülmek istese de kolundan tutarak yemek alınan bölmeye doğru sürükledi.

“Yakup Efe herkes bakıyor. Yemeyeceğim bırak ne olur!” Gülüm adamın koluna yapışıp durdurmaya çalışsa da Yakup Efe oralı olmuyordu.

“Saçmalama bakarsa baksınlar onlarla da ayrıca ilgileneceğim. Nasıl saklarsın benden böyle bir olayı? Yönetimdekilerin kulağına kadar gitmiş! Onlar senin ne durumda olduğunu söylemese öğrenemeyecektim.Tevekkeli değil son zamanlarda kaçmalar uzak durmalar!”

“Ben üzülmeni istemedim!” Gülüm gözlerine dolan yaşları geri göndermek için etrafına bakıyordu.

“Kendi adına kararlar alma Gülüm! Sen üzülürken benim mutlu olabileceğimi mi sanıyorsun? Neyse önce yemeğimizi yiyelim sonra alacağım hesabını!”

Sessiz yenen yemeğin ardından kendilerine çevrilen bakışlar üzerlerinden kalkmış herkes kendi haline dönmüştü.Yakup Efe odasına doğru ilerken Gülüm görevli olduğu kata çıkmaya yol almıştı.Kolundan aniden tutulduğunda “Çıkışta hemen kaçma bekle!Konuşacağız!” sinirle konuşan Yakup Efe Gülümün başını sallamasının ardından odasına doğru gitmeye başladı.Ardında kalan Gülüm ise son yarım saatte yaşadığı şokun hala etkisindeydi..

************ ************* **
Demirhan kafasını kaldırdığı dosyalardan karşısındaki herifin mutluluktan dört köşe olmasını seyretmeye başladı.Hala sessiz sedasız beklemesine hayret ediyordu.İçinde atamadığı yumrukları biriktirmiş gelecek günlere saklıyordu.Kendisini böyle rahatlatıyordu.

“Son zamanlarda değişen ruh halin bende sinir bozukluğu yaratıyor!”

Giray arkadaşının kendisine kurduğu cümlenin altında birçok mesajı algılamıştı ama anlamamış gibi davranmaya özen gösterdi.

“Ne gibi?” diye sorduğunda Demir içinden küfürlerini sıralarken zorla gülümseyip “Diyorum ki böyle liseli bebeler gibisin.Elinden telefon düşmüyor! Yüzünde hep bir sırıtma hali.Piyango vurmuş gibi mutluluk hormonları saçmalar falan!”

Hem de ne piyango be birader!diye içinden geçiren Giray “Her zamanki halim!” diye geçiştirerek çayından bir yudum aldı.

Demir salladığı bacağını ritim tutarken elindeki çevirdiği kalemi adamın gözüne sokmamak için sabır duaları ediyordu.“Hı hı! Anlıyorum! Yoksa aşık mı oldun?”

“Neaa?” içtiği çayı püskürtmekten son anda kurtulan Giray Demirin sinsi bakışlarına aptalca bakmakla yetinmişti.

Neaaa ya! “Aşık mı oldun? Biri mi var?” Demirhan inat etmiş köşeye sıkıştırma yolunda ilerlerken Giray işi dalgaya vurarak konuşmadan sıyrılmanın peşindeydi.

“Hayırdır komiserim? Sorguya mı alındım?”

“Kes kelime oyunlarını da dökül!”
Giray işi yokuşa sürmeden tüm cesaretiyle “Evet.Aşık oldum!” dediğinde Demirin değişen suratı içinden patlayan volkanlara sebep oluyordu.Demirin ağzını konuşmak için açıp tekrar kapamasına gülerek bakan Giray “Ne bakıyorsun içime şeytan kaçmış gibi.Kalbim yok mu benim? Sen Nihan diye yanıp tutuşurken ben bir şey diyormuyum?”

Nihanın adını duymasıyla içindeki hareketlenmeye engel olamayan Demir yüzünü asarak “Yanıp tutuşmuyorum!”dedi.

Giray konunun kendisinden uzaklaşmasını fırsat bilerek  “Hı hı haklısın o önceki aşamaydı.O bölümleri geçtik pardon kül olma safhasındasın!” diyerek gülmeye başladı.

“Gülme gevrek gevrek! Kız kendine ulaşmamam için resmen savaş veriyor.Bubi tuzakları döşemiş bile olabilir evin bahçesine! Her adım atmamda dualar ediyorum!” genç adam o cadıdan her şeyi beklerdi. Aklına gelen kötü sahneleri kovarak “Tövbe Rabbim!” derken sirkelenerek kendine geldi.

Giray Demirin şekilden şekle girmesine gülerek “Başka şekilde ulaşmayı dene!” dediğinde yerinden aniden dikleşen adam  “Nasıl?” diye sordu.

“İmran’dan yardım iste!” sanki çok basit bir şeymiş gibi söylediğinde Demir mavi gözlerini yerinden fırlatarak “O cadılar bir olup beni kazanlarına atıp bir güzel har ateşlerde pişirip sonrada afiyetle yerler! Almayayım sağ olasın!”
Başka fikirler düşünen Demir kardeşinin durumundan da uzaklaşmıştı.Konu nasıl olduysa Nihan ile kendisini dönmüştü.Yine sıkıntı basan içini rahatlatmak için saatlerce uğraşacaktı.

“İyi kamp kur bahçelerinde!İllaki tek yakalarsın!Sonra omzuna attığ..” Girayın dediklerini yanlış anlayıp aniden elini masaya vurdu.

“Höst lan! Sen öyle mi yaptın Ner..Ner..iman! Nerimana?” bir çuval inciri bok edecek olmasının telaşıyla son anda lafı kurtaran Demir sakinleşmeye çalışırken Giray şaşkınca Demirin deli hallerini hep Nihanın aşkından mala döndü gariban diyerek avunuyordu.

“Neriman kim lan?” Demirhan ulan iyi kurtardım ha! Ah Nergis ah! Düşürdüğün hallere bak derken sakince “İşte meftun olduğun zat-ı muhteremlerin adını bilmediğimden mütevellit mahlas taktım!” diyerek durumu açıkladı.

“Osmanlıca sözlük getiriyim bekle! Sen iyi değilsin abicim yürü git hava al!”

“Adı ne o zaman?” Demir hala son bir kez şansını deneme yolunu denerken Giray artık sinirlenmeye başlamıştı.Acaba anlamış mıydı? O yüzden mi böyle üzerine geliyordu? Şüphelenmesinin ardından sakince “Kimin?” diye sordu.

“Aslında Neriman olmayan Nerimanın!” Demirin kaşı gözü ayrı yerlerde oynarken Giray yerinden kalkıp “Nerimanı s..Tövbe ya!” diye ağzında geveledi.Kendi çıkıp hava alsa daha iyi olacaktı.

Kapıya doğru yöneldiğinde arkasından “Ne sinirleniyorsun. Bunca yıldır dostuz! İnsan dostundan gizli saklı iş yapar mı?” diye seslenen Demire dönerek “Gizli saklı değil.”dedi.

“Bok değil!” sessizce mırıldandığından dolayı anlamayan Giray  “Efendim?” dediğinde hiç pes etmeden “Ne karı gibi kıvranıyorsun o zaman!”diye sordu.Giray iyice köşeye sıkıştığını fark ettiğinde söyle gitsin diyen iç sesine sırf Nergise söz verdiği için dilinin ucuna gelen kelimeleri yutmak zorunda kaldı.

“Kardeşim zamanını bekliyorum ortada henüz oturmamış şeyler var! Söz ilk sen bileceksin! Hatta..”
Giray birden sustuğu anda Demir merakla “Hatta?” diye üsteledi.
Hadi be oğlum söyle! Valla iki yumruk atacağım fazlası olmayacak!Belki üç,dört.Bilemedin biraz tekme neyse!! ” içinden heyecanla bekleyen Demirhan Girayın suskunluğu karşısında yine vazgeçtiğini anladı.

“Yok bir şey!” umarım sonunda yaşamama izin verirsin! diyen Giray sıkıntıyla adımlarını bahçeye doğru çevirdi..

*********** ********** *********
“Kızım özledim diyorum! Kaç dilde söylemem gerek anlaman için?”

Demirin baskılarından kaçarak bahçeye çıkan Giray etrafına bakındıktan sonra sessiz bir köşe bularak Nergisi arayıp içler acısı haline gülüyordu.

“Daha iki gün oldu görüşeli!” Kızın çemkiren sesine karşılık sakin kalmaya çalışan Giray “Bak sen şu Allahın işine! Özlemek için gün mü tamamlamamız gerekiyor.İki günden önce özlenmiyor mu?” diye sordu.

“Giray o anlamda demedim biliyorsun!”

“Abini ara bu akşam gelmesin o zaman.Kızım hasret kaldım ya! Dur sen söylemeden ben söyleyeyim iki günde! Düşünebiliyor musun? İki günde hasretler içinde kaldı yağız delikanlı sevdiceğin!”

Nergis son zamanlardaki haşin halinin yerini bu aptal herifin ona hissettirdiği duygular aldığında kendi haline bile inanamıyordu. Alayla “Sevdiceğim?” dediğinde Giray kızın nereye takıldığını anlayarak gülümsedi.

“Söyle yavrum!” işi dalgaya vuran genç adamın cevabıyla gülen Nergis karşısında ip gibi sıralanmış öğrencilerinin ona baktığını görerek toparlandı.

“Güldürme beni.Öğrencilerim var ve beni bekliyorlar ders saatim farkındaysan!”

“Tamam o zaman ara kızlarla buluşacağım de alışveriş yapmam gerek de.Köle misin kızım sen? Evden işe işten eve! Sanırsın aşiretin kızısın!İzinsiz çıkamıyorsun! Nergis bu akşam seni görmem lazım!” Giray son bir kez daha şansını deneyerek en acıklı sen tonunu kullanmaya özen gösteriyordu.

“Uf saçmalama Giray tabi ki istediğim gibi gezer dolanırım.Ama biliyorsun alışkın değilim öyle hayata.Birden böyle değişim gösterince anlarlar diye çekiniyorum!” Giray Nergisin hala utandığına anlam veremiyordu.Şu huyundan biran önce kurtulmasını sağlamak için elinden ne gelirse yapmaya yemin etmişti.

“Anlasınlar Nergis.Ne var bunda? Sevgilin olması anormal bir durum mu? Rahibe olarak mı göçüp gideceksin!”

“Bak yine konuyu o taraflara çekiyorsun!” Nergis Girayın her fırsatta kendisine yaklaşmasına öpmesine dokunmasına içten içe beğense de geri planda kalmayı tercih ediyordu. Giray şuan kızın yanaklarının kızardığının kesinlikle biliyordu. Sessiz tuttuğu sesiyle “Ne taraflara?” diye fısıldadığında Nergisin “Hırgggg!” sinirden hırlamaya yakın sesini işitince kahkahasını tutamadı.

“Vahşi kedim benim.Tırmala beni Nergis! Hatta mümkünse bu akşam!”

Telefondan bile kendisini bu derece etkileyen adamla ne yapacağını bilemeyen Nergis “Resmen annemin kaderini yaşıyorum!” diye dert yanmaya başladı.

“Babanın eline su dökemem yavrum adam bu yaşına rağmen anneni görünce gözler fıldır fıldır! Enerjisine imrenmiyorum dersem yalan olur.”

Konuyu kapatma gereği duyan Nergis aceleyle “Neyse tamam bu akşam olmaz.Yarın çıkarız!” dediğinde Giray derin bir nefes vererek “Oh buna şükür tamam.Bu arada erkek veletlere uzaktan öğret hareketleri!” dedi.Sinir oluyordu Giray ufakta olsa Nergisin o daracık taytın içinde o canına yandığı göğüslerinin erkeklerde yarattığı etkiyi düşündükçe sinirleniyordu.

Nergis şaşkınlıkla “Giray daha 13 yaşında çocuklar!” diyerek ya sabır çekmişti.El kadar çocuklardan kıskanan herif diye içinden geçirirken Giray “Çocuk mu? Güzelim biz 13 yaşındayken ııhım ..” Giray lafın nereye gittiğini anladığı sıra eliyle alnına vurdu.

“Eee 13 yaşındayken?”

“Dövüş mövüş bilmezdik.Sütümüzü içer 9 dedin mi uyurduk! Bebeğim gitmem lazım bana seslendiler sanki.Özle beni vahşi kadınım!” Ulan bunu şimdi unutmaz yarın bittin oğlum diye Nergisin unutması için dualar ederek emniyetin binasına doğru yürümeye başladı.

“Kapatma sakın kapatma Giray Giray?!!!”  yüzüne kapanan telefona sinirle bakan Nergis “Eh yarın bakalım nasıl kurtulacaksın elimden azgın teke!” diyerek öğrencilerine doğru yürümeye başladı..
************* *********** ******
Mesai bitiminde hiç oyalanmadan arabasının yanına giden Yakup Efe Gülümün ondan önce geldiğini gördüğünde gülümsedi.Yanına gidip tüm bakanlara inat saçına bir öpücük kondurup geri çekildiğinde Gülüm heyecanla “Oyuna çok kaptırdın kendini” diyerek laf çarptırdı.

Genç adam yanağını okşayarak Gülümün dudaklarına doğru “Oyun olduğunu nereden çıkardın?” diye fısıldadığında Gülüm jöle kıvamına gelen bacaklarını kontrol etmekte zorlanıyordu.Ağzını balık gibi açıp kapatan genç kızın haline gülen Yakup Efe “Hadi bin.Şu meselemizi çözüme kavuşturalım!” imalı bakışlarıyla açtığı kapıdan kızın geçmesini sağlayarak kendi tarafına geçti.

Değişik yollardan gittiklerini fark ettiğinde “Nereye?” diye merakla soran Gülüm adamın cevap vermemesine sinir olmuştu.

“Seda’yı ara seni idare etsin bu gecelik.Nöbete falan kalmış desin!”
Gülüm şaşkında “Neden?” diye sorduğunda Yakup Efe gözünü yoldan ayırmadan“Bu gece eve gitmeyeceksin de ondan!” diye cevap verdi.

“Saçmalama Yakup Efe! Ne demek eve gitmeyeceksin?”

Genç adam kızın sesli sorusuna “Gayet açıklayıcı konuştum Gülüm.Eve gitmeyeceksin!” gülerek cevap verdiğinde Gülüm alayla yandan bakış atarak “Peki nerede kalacağım acaba?” diye sordu.

Yakup Efe saniyelik bakışlarını kıza çevirip “Yanımda!” dediğinde Gülüm tükürüğüyle boğulacaktı. Öksürük krizine girdiğinde adam kahkahasına engel olmamıştı.
“Helal güzelim helal!”

“Çıldırdın herhalde! İkimiz baş başa bir evde!” Gülüm aklına gelen şeylerle tepeden tırnağa kızarırken düşündüklerini anlamasın diye içten içe savaş veriyordu.

“Valla benden korkmanı gerektirecek bir şey yok! Asıl benim korkmam gerekiyor biliyorsun her daim çemkirme yeteneğine sahipsin.Beni deli edip son nefesimi verdirebilirsin!” Ben ne düşünüyorum adamın aklına gelene bak! diye söylendiğinde yan tarafına hırsla döndü.

“Hah! Ben mi deli ediyorum? Ben? Melek gibi kızım be!” Genç adam hiç şaşırmadığı aynı beklediği tepkiyle karşılaştığında “Tam da bundan bahsediyordum Gülüm! Aksini iddia etmedim zaten meleksin!” diyerek yoluna bakmaya devam etti.

“Nereye gidiyoruz bari onu söyle!” sıkıntıyla nefesini dışarı verdiğinde merakına yenik düşmenin acısıyla arkasına yaslanarak ellerini göğsünde birleştirdi. Yakup Efe bilinmezliğin kızı deli etmenin verdiği zevkle  gülümseyerek cevap verdi.

“Gidince görürsün!”

*********** *********** **********
Aradan geçen zaman zarfında geldikleri eve bakarken etrafın güzelliğine kendisini kaptırmıştı.. İki katlı muhteşem yazlık evin bahçesi cıvıl cıvıldı.Akşam güneşinin batışındaki sıcaklığı iliklerine kadar hissedebiliyordu.

“Uzun zamandır gelmemiştim.” Uyuşan ayaklarını esnetirken etrafına bakınan  genç adam kızın büyülenmiş suratına aşkla bakıyordu.Güneşin saçlarında yansıttığı gölgeler gözlerindeki ela harelerle ne kadar çekici durduğunu kendisini nasıl cezp ettiğini bir kez daha anlamıştı..Bu kıza delicesine aşıktı.Ötesi berisi yoktu!

“Burada eviniz olduğunu bilmiyordum.” Gülüm evin dışarıdan görüntüsünü beynine kazırken yüzündeki oluşan sırıtmadan bihaberdi.

“Hım pek gelmeyiz.Babamla annemin aşk yuvaları burası.”

“Nasıl yani?” kızın meraklı haline gülerek “Anlatırım hadi içeri geçelim..” eliyle yol göstererek evin kapısından girdiler.

“Aç mısın?” diye sorduğunda genç kız kafasını hayır anlamında salladı.Yemek yiyecek hal mi bıraktın?! diye söylendiğinde Efe eliyle arkasında duran mutfağı gösterip “Dolapta kahve vardır kesin.Sen bize kahve yap ben bizimkilere haber verip geliyorum!” diyerek bahçeye doğru yöneldi.
********** ****** **********
“Hatun koskoca adam 2 saat geç kaldı diye ne bu telaş anlamadım!”
Yusuf akşamdan beri karısının evin içinde fır fır dönüp başının etini yemesine isyan edecek duruma gelmişti.Bahçe kapısını gören camın önünde durmuş geç kalmış oğullarını bekliyordu.

Kocasının kendisine sinirle bağırmasına karşılık “Koskoca olabilir dışarıda ne tür pislikler var biliyor musun? Hem İmran 5 dakika geç kalınca bütün emniyeti devreye sokan ben miyim?” sinirle cevap verdi.O anneydi! Merak etmesi normaldi.İster çocuk olsun ister kocaman adam olsun aklı hep evlatlarındaydı.

“O..” Yusufun ne diyeceğini bildiği için lafını aniden kesti. “Hiç o kız çocuğu diye başlama! Evlat ayrımı yapıyorsun!”

“Saçmalama Yaren.” Yusuf karısının üzerine panter gibi atlamaya eğilimli halinden çekinerek durumu toparlamaya çalıştığında çalan telefonu hayatını kurtarmıştı. “Ha işte arıyor.Dur bakalım” diyerek telefonu hızla cevaplayıp kulağına götürdü.

“Aslanım?”
“Nasılsın baba?”
“Sorma koçum bu ananla başım dertte.Seni merak ettiğinden iki saattir çin işkencesi çekiyorum. Babana bunu reva gördün ya helal olsun!”

Babasının kendisine dert yanmasına gülen genç adam “Araba kullanıyordum arayamadım. Öpersin yerime hem kendini de affettirmiş olursun telefonu kapatınca bana dert yandığın için misli laf yiyeceksin!” imalı sesiyle cevap verdi.

Arkasında kalan karısına bir bakış atarak “İşin ucunda öpme varsa tamamdır!” diye fısıldayan Yusuf karısının önüne geçmesiyle boğazını temizleyerek devam etti.

“Hayırdır neredesin?”

“Şilede aşk yuvanızdayız."

“Dayız? Hım itiraf için güzel yer seçmişsin.Aferin uğur getirir umarım. Özellikle bahçedeki masalı alanı kullan oğlum.Kahve yaptırmayı da unutma” Yaren mutfağa doğru ilerlediğinde Yusuf karısının ardından bakarken eski günlerini hatırladığında gülmeye başladı.

“Gülme baba.Size getirdiği uğuru bende alırsam ne ala!Ah evet kahve yapıyor şuan”

“İçinden ne geliyorsa onu söyle oğlum.Cesaretli ol aşkına sahip çık!”

“Çıkacağım baba.Bu arada bu gece diyorum..” Oğlunun mırın kırın etmesinden durumu anlayan Yusuf sinsice “Anlaşıldı.Merak etme ananı oyalarım!Kötü düşünceleri aklına sokmaması için meşgul ederim!” dedi.

“Baba kendini yorma bence kalbin için zararlı olabilir!” Oğlunun gülmesine sinirlenen adam sesini sertleştirerek “Eşek sıpası büyümüşte babasıyla dalga geçiyor!” çocuklar gibi suratını büzmüştü.

“Estağfurullah Yusuf bey dalgayla işimiz olmaz!”

“Tamam hadi git kahveni soğutma! Bu arada ona zarar verec..” babasının imasını anlayan Yakup Efe lafını tamamlamasına izin vermedi!

“Lütfen baba ben öyle birisi miyim?” Yusuf oğlunun nasıl biri olduğunu çok iyi biliyordu ama yinede bir baba olarak uyarmakta fayda vardır diye düşünmüştü.

“Evlat sen benim oğlumsun! Ama Samet olacak o amcanız size..”
Yakup Efe yıllardır amcasıyla birbirlerini yiyen babasının sinirlenmesine hemen engel olarak “Baba yine başlama merak etme.Anneme selam söyle.”diye konuyu kapatmaya çalışmıştı.

“Tamam aslanım iyi şanslar.” Yusuf telefonunu gülümseyerek kapattığında arkasından gelen sesle olduğu yerde sıçradı.

“Hii! Eyvahlar olsun.Eve mi atmış kızı? Sinan duymasa bari!” Yaren mutfaktan dönerken duyduklarıyla ellerini dizlerine vurup dövünmeye başlamıştı.

“Kadın sen beni mi dinliyorsun? Hem ne var eve aldıysa! Konuşacak aşkını itiraf edecek sonunda! Ben bile sana açılmak için bu kadar beklememiştim!” homurdanarak karısının yanından geçerek kendini koltuğa bıraktı.

“Kurban olsun annesi ona! Olsun ben biliyorum onu kızın okuluydu dersleriydi iş bulmasıydı sırf yoluna girsin diye bekledi.Zaten uzaklık vardı.Akıllarına aşk meşk sokup kariyerinden geri kalmasını istemedi.” Yaren parlayan gözleriyle kocasına bakarken Yusuf yine kendisine pay çıkarmanın derdindeydi.

“Kimin oğlu be! Aslan aslan!” Yaren aşkla kocasına bakarken bu kadar şanslı olduğu için yine şükrediyordu.Yusuf karısının bakışları ardından “İmran nerede?” diye sordu.

“Yorgunmuş erken yattı.” Yarende kocasının yanındaki yerini aldığında hemen göğsüne sinerek huzuruna kavuşmuş gibi gözlerini kapatmıştı. Yusuf kedi gibi koynuna giren karısını kollarıyla sarmalarken “Hıımm” derken Yaren tüm işvesiyle “Hıhım” diye gülmeye başladı.

“Hımmmm başbaşayız yani?” imalı sesini devreye sokarken karısının okşadığı saçlarına öpücükler kondurmaya başlamıştı çoktan..

“Hadi gel eskiyi yad edelim.Sana nasıl aşkımı itiraf ettiğimi belki sonrasında nasıl evlilik teklifi ettiğimi o da yetmezse düğün gecemizi hatırlatırım..Sonuçta bu tarihi anları unutmanı istemiyorum!” derken karısını çoktan etkisi altına almıştı..

******* ********* ****** ********
Yaptığı kahveleri titreyen ellerle bahçeye doğru taşırken bir yandan kendisini rahatlatmaya çalışıyordu.Bugün yeterince üzülüp ağlamıştı ve sevdiği adamın karşısında daha fazla ağlamak sızlanmak istemiyordu.Usulca çıktığı bahçede Yakup Efenin çardak kısmında oturup kendisini beklediğini gördü.Kendisine gülümseyerek bakan adamı gördüğünde koşup boynuna atlamamak için zor duruyordu. Kendiside tebessümle karşılık verdiğinde elindeki fincanın birisini uzattı.

“Teşekkürler eline sağlık” kahvesinden direk bir yudum alıp önündeki masaya bıraktığında kız kafasını sallamakla yetindi.

“Neden bana anlatmadın?” genç adam hiç vakit kaybetmeden konuya giriş yaptığında Gülüm oturduğu yerde rahatsızca kıpırdandı.

“Ben kendim üstesinden gelebilirim diye düşündüm. Yıllardır çalışıyorsun bugünlere gelmene birinci dereceden şahit oldum Yakup Efe. Kariyerin senin için çok önemli biliyorum benim yüzümden.." genç adam lafını kestiğinde susmak zorunda kalan Gülüm oturduğu yere iyice sindi.

“Ben bugünlere nasıl geldim biliyor musun? Bilmiyorsun! Seni ilk gördüğümde neler hissettiğimi bilmiyorsun! O gece hiç uyumadan daha 12 yaşındaki kızın neden dayak yediğini tahmin etmek için başımın ne derece ağrıdığını bilmiyorsun!Kızların ağzından gerçeği duymak için ne taklalar attığımı bilmiyorsun! Seni korumak o hayatın içinden çekip kurtarmak için ne savaşlar verdiğimi bilmiyorsun! Babamın okuyup adam olup başkalarına yoldaş olacaksın cümlesine bütün hayatımı sığdırdığımı bilmiyorsun! Sen kendine acıdığımı sansan da aslında daha 15 yaşındaki çocuğun kalbinin kuşlar gibi kanat çırparak uzaklaşmasına sebep olduğunu bilmiyorsun!”

Gülüm gözlerinden akan yaşları umursamadan gözünü dahi kırpmadan sevdiği adamın derin mavilerine bakıyordu.Cevap verecek gücü kendisinde bulamıyordu.Açtığı ağzını tekrar tekrar kapatmak zorunda kalıyordu.Yakup Efe kızın ağlamasına dayanamamıştı. Oturduğu yerden kızın yanına kaydığında eliyle yanaklarını kavradı.

“Ağlama..Gülüm sen bana kahramanım diyorsun ya.Asıl sensin benim kahramanım.Aldığım her kararda attığım her adımda öncülük ettin bana.Kariyerim yerin dibine batsın.Bugünlere sana duyduğum sevgiyle aşkla geldim.Senin için bizim için geldim. Varlığın sayesinde bu güzel duygulardan mahrum kalmadım.”

Genç kızın daha dayanma gücü kalmamıştı.Sarılmak sıcaklığına sığınmak istiyordu.Gözyaşlarının sayesinde gözleri pırıl pırıl parlarken ellerini kaldırıp adamın kalbine koydu..

“Seni çok seviyorum Yakup Efe.” Fısıtı şeklinde çıkan sesi adama ulaştığında derin bir nefes alarak gözlerini kapatıp bu mutluluğu ta özüne kadar hissetti.Kulakları kalbi bütün benliği bayram yerine dönen genç adam gözlerini açtığında hala gözlerinden yaş akan sevdiğinin alnını öperek geri çekildi.

“Seni seviyorum Gülüm.Bu iki kelimenin barındırdığı duygudan daha fazla seviyorum.Çok fazla seviyorum..” hem konuşup hem gülen Yakup Efe bir kere dilinden dökülen sevgi sözcüğünü her saniye dile getirmenin peşine düşmüştü.Gülüm mutlulukla gülmeye başladığında adama sarılarak yıllardır aşina olduğu kokusunu içine çekti..

Geri çekildiğinde kızın gözlerine sinsice bakan Yakup Efe “Eh artık şu alamadığım öpücüğü şimdi alsa..” Birden kendi dudakları üzerinde Gülümün dudaklarının baskısıyla nefesi ciğerlerinde asılı kalmıştı. Boşluğa düşmüş gibi geri sendelediğinde neredeyse kucağına çıkmış olan kızın kendi vücudunda yarattığı etkiyi kontrol etmeye çalışıyordu. Hızlanan kalbinin varlığını çoktan boş vermişti.Ölse de gözü açık gitmeyeceği kesindi..

Gülüm yaşadığı mutluluğun heyecanıyla nasıl yaptıysa adamın üzerine atlamıştı.Cesareti baskın gelen genç kız bunun utançlığını sonra yaşarım artık diye aklından geçirirken yıllardır hayalini kurduğu anın zevkini çıkarmaya başlamıştı..

-Bölüm Sonu-

^-^ Selamlar olsun vurgun ailesi :)

Sonunda suskun doktorumuz muradına erdi.. Nasıl buldunuz bakalim??

Gülümünde hayatı gecmisi hakkında azda olsa bilgi sahibi olduk..

Giray Demirhan cephesinde durumlar ne olacak merak ediyorsunuz biliyorum az sabredin:))

Seda ve Melih gelecek bölümde konuşma fırsatı bulacak mı acaba biraz merak edin :p

Selin Emirhan ikilisini bosladik guzel gelismelerle karsimiza cikacaklar..

Tabiki yeni karakterimi yani Can'ı unutmadim kendisi Basak'a yaptigi öküzlgu unutmadi..Bomba gibi gelecek..

Neysemmm cok Seviliyorsunuz.Kendinize çok iyi bakın..

Sevgiler..

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro