
5.Bölüm: "Yazık size."
Ben geldim. Nasılsınız? Umarım çok çok iyisinizdir.
Yks sonuçları açıklandı biliyorsunuz. Aranızda girenleriniz varsa sonuç inşallah istediğiniz gibidir. İstediğiniz gibi değilse de lütfen üzülmeyin. Sadece bir sınav dünyanın sonu değil. Kulaklarınızı insanlara tıkayın! Hepimizin hakkında en hayırlısı olsun. 🌸 Haftaya tercih döneminde olacağım için yoğun olurum diye düşünüyorum. Ama şöyle bir hesaplama yaptım. Günde 300 kelime yazsam isisisixşx bence bir dokuz güne bölüm gelir ğeğdğdğdğ matematiğim efsanedir sşdğdğxğdğ
Bölüme gelecek olursak bence uzun bir bölüm oldu ve uzun zamandır attığım bölümlerden en içime sineni oldu. Bol bol yorum ve beğenilerinizi bekliyorum.
Sınır: 1350 beğeni, 2000 yorum. Çok demeyin emin olun değil.
Bölüm şarkısı: Çağan Şengül - S.O.N (Bölümle alakasız hoşuma gittiği için koydum ğsğdğdğd)
İnstagram: mavininhikayeleri
İyi okumalar.
2.Sezon 5.Bölüm: "Yazık size"
~
Kutay'dan...
"Ateş," diye fısıldadım. Benim gözlerim doğru mu görüyordu? Buradaydı. Yaşıyordu. Gerçekliğini kontrol etmek ister gibi gözlerimi kapatıp açtım. Hâlâ buradaydı. Karşımda sağ bir şekilde dikiliyordu.
"Kardişim." Asrınla birbirlerine bakmaya başladıklarında, ayaklarımı onlara doğru hareket ettirdim. Onlara doğru yaklaşıyordum ve hâlâ Ateş kardişim olduğu yerde duruyordu. Vallahi gerçekti. Bir yere kaybolmuyordu. Ben hayal görmüyordum.
"Allah kardişim benim," diye bağırarak üzerine doğru koşmaya başladım. Üzerine doğru atıldığımda geriye doğru kaçmaya çalışsa da ben çoktan atlamıştım bile. İkimiz birden yere çakıldığımızda sıkıca sarılmaya devam ettim. Ama bu terslikte bir iş vardı. Yok yok böyle değildi. Bu işte bir terslik vardı. Şu ana kadar Ateş kardişimin on kez beni itekleyip, dövmesi falan gerekiyordu. Ama o bunların hiçbirini yapmıyordu. Belki de gittiği yer de azıcık insanlığı öğrenip gelmişti.
"Lan kalksana çocuğun üstünden öldüreceksin." Saçma düşüncelerimden Asrın kardişimin sesiyle sıyrılabilmiştim.
"Kalkamıyorum Asrın kardişim. Bir el atıver." Asrın kolumdan tutup geriye doğru çektiğinde, Ateş kardişimde yerden söylene söylene kalktı. İyi söylenmesi hâlâ yerindeydi.
"Bu çocuk hâlâ mal." Ateş kardişimin dediğiyle birlikte güldüm. Tamamdır, bana mal dediğine göre yavaş yavaş kendine geliyordu.
"Sen yaşıyorsun?" Soru sorar bir şekilde söylemiştim bunu. Karşımda durduğuna, onunla konuştuğuma hâlâ inanmakta güçlük çekiyordum. "Yaşıyorsun sen kardişim." Yanağına doğru hızlıca bir tane geçirdiğimde, o şap sesini duyabilmiştim.
"Ulan Kutay," deyip üzerime doğru atıldığında Asrın kardişimin arkasına doğru saklandım. Tabii kardiş kardiş diyordum ama kalleş olduğunu unutmuştum. Önümden çekildiğinde Ateş kardişimin karşısında savunmasız bir şekilde kalakaldım.
"Valla kardişim ben yaşıyor musun diye şey etmek için vurdum." Açıklamam gerçekten çok güzeldi. Sinirli bir soluk alıp verdiğinde, geriye doğru çekildi. Oh be rahatlamıştım.
"Lan çocuğu keşke yaşamasaydım diyecek duruma getirdin beş dakikada."
"Tövbe de Asrın kardişim o nasıl laf öyle? Yaşamamak falan yok öyle." diye hızlı bir şekilde konuştum. "Yemin ederim kafama vurmalarını bile özlemişim." Gözümden akan birkaç damlayı çaktırmamaya çalışarak sildim.
"Çok özlediysen vurayım?" dediğinde güldüm. Öküzdü, gıcıktı falan ama kardişimdi işte. Çocukluğumdu.
"Vur kardişim," deyip kafamı önüne doğru uzalttım.
Kafama vurmak yerine kafamı çekip göğsüne doğru bastırdığında, daha çok ağlamaya başladım.
"Tamam lan ağlama iyice sulu göz olup çıktın başımıza." Bana diyordu ama kendi seside ağlamaklı çıkmıştı. Biliyordum işte Ateş kardişim de beni özlemişti.
Ayrıldığımızda Ateş kardişimi incelemeye başladım. Çok değişmişti be. Bir kere hiçte öyle eski taş halinden eser yoktu. Çok zayıflamıştı. Yüzü falan baya çökmüş görünüyordu. Sonrasında yüzünün bazı bölgelerinde kesikler ve morluklar vardı. Saçı, sakalı uzamış tıpkı bir serseri olmuştu. Serseri diyince aklıma Adaşkım gelmişti.
"Adaşkım," diye bağırdım. Bağırmamla birlikte ikisi bana bakmaya başladıklarında, sözlerime devam ettim. "Adaşkım çok sevinecek. Ona ona haber vermemiz lazım." Heyecanlı bir şekilde cebimden telefonumu çıkardığımda, telefonum birden elimden çekildi.
"Hiç kimseye bir şey söylemeyeceksin Kutay!" Ateş'in dedikleriyle beraber kaşlarımı çattım. Ne demek kimseye bir şey söylemeyecektim? Herkese söyleyecektim işte.
"Ne demek söylemeyeceğim? Söyleyeceğim işte." diye söylendim sinirle çıkan sesimle.
"Söylemeyeceksin Kutay!" Ateş kardişim fazlasıyla telaşlı görünüyordu.
"Ya niye söylemiyormuşum?"
"Kutay bak bilmediğin şeyler var tamam mı? Bir süre kimsenin öğrenmemesi gerekiyor." Asrın lafa girdiğinde daha çok kaşlarımı çattım. Ona çok sinirliydim.
"Sen hele sus Asrın kardişim. Bak kardişim diyorum o da saygımdan yani korktuğumdan falan değil. Sen nasıl biliyorsun ya yaşadığını? Hadi tamam biliyorsun bize nasıl söylemiyorsun?" diye yüzüne doğru bağırdım. Valla ben Asrın'a bağırmıştım.
"Lan oğlum bilmediğin şeyler var yükselme hemen." Hıh bilmediğim şeyler varmışmış.
"Ben herkese söyleyeceğim."
"Kutay hiç kimseye bir şey söylemeyeceksin." Ateş'in yüzüne baktım.
"Ben sizin gibi değilim tamam mı? Sevdiklerim orada ağlarken seni görmemiş gibi yapamam. Adaşkım orada çiğköfte bile yiyemezken ben ona bunu yapamam." diye bağırdım. Tabii bağırdığım gibi de deponun çıkışına doğru koşmaya başladım. Koşmasam her an ikisi birden üstüme atlayacak gibi duruyordu.
"Kutay!"
"Kutay bekle lan."
"Bir konuşalım dur!"
İkisi de arkamdan bağırırken ben onları duymamazlıktan gelerek koşmaya devam ettim. Ama bir yakalarlarsa bitmiştim.
Birden iki kolumdan tutulduğunda, hapı yuttuğumu anlayabilmiştim. Bunlar beni çiğ çiğ yerlerdi.
"Bırakın beni, imdat. Adam kaçırıyorlar bırakın beni," diye avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım.
"Lan bu çocuk görmeyeli daha da salaklaşmış." Ateş kardişimin söylediğiyle birlikte Adaşkım gibi çemkirmeye başladım.
"Akıllılara da baksana sen. İki süper zeka birleşmiş bizi kandırmışlar. Sizin gibi olacağıma aklım olmasın daha iyi." İşte şimdi tam Adaşkım gibi olmuştum.
"Bak bilmediğin şeyler var Kutay."
"Anlatında bileyim o zaman," diye söylendim.
"Anlatamayacağımız şeyler var." diyen Asrın'a baktım. Karışmasa olmuyordu. Zaten Ateş kardişimin yerini de bilipte söylememişti. Ama ben hep diyordum bu çocukta bir sinsilik var diye. Alın işte sinsiliğini belli etmişti.
"Merak etmiyorum zaten anlatacağınız şeyleri. Bırakın beni gideceğim ben." Kollarımı çekiştirmeye başladığımda tabii ki de bırakmamışlardı. "Bırakın kollarımı ulan!" Bu sefer de sesimi kalınlaştırarak söylemiştim. Hani belki korkarlarda bırakırlar diye.
"Kutay!" diye bağırdığında Ateş kendimi yerimde sıçramamak için zor tutmuştum. Bu kadar ses neresinden çıkmıştı acaba?
"Ne var ne? Ben gideceğim ve herkese her şeyi anlatacağım tamam mı? O kadar insan senin için üzülürken oh siz burada buluşun kardeşim kardeşim diye takılın. Yazık yazık size verdiğim emeklere."
"Bak bilmediğin şeyler var. Hayatım tehlikede benim, o yüzden çıkamadım ortaya. Kimsenin yaşadığımı bilmemesi gerekiyor." Söylediklerinden sonra öylece durdum. Hayatım tehlikede demişti değil mi? Ateş kardişime kim ne yapacaktı? Yapanı yakardım ulan! İçimde konuşan sesi susturup, şu an ki olaya odaklanmaya çalıştım.
"Kim seni ne yapsın ki?" diye sordum.
"Şu an bunları sana anlatamam, kimseye söyleme Kutay!"
"Bari Adaşkıma, Beste'ye, Burak'a, Arel abiciğime söyleseydim." Söylediklerimle birlikte ikisi de kaşlarını kaldırıp bana bakmaya başladı. Birisi Ateşti diğeri de çakma Ateşti işte.
"Geriye kim kaldı lan? Ada'ya söylediğini herkese söylemiş san sen." Ateş kardişimin söylediğine kaşlarımı çattım.
"Adaşkım hakkında düzgün konuş! En azından o sizin gibi yalancı, kandırıkçı değil." Bu sefer kaşlarını çatan ikisiydi. İşte böyle bozarlardı insanı. Adaşkımın hakkını kimseye yedirmezdim.
"Söz ver Kutay kimseye söylemeyeceksin?" Ateş kardişim bunu soru sorar bir şekilde söylemişti.
"Söz veremem. Adaşkım'ı ağlarken gördüğümde her an ağzımdan kaçırabilirim."
"Kutay sakın!"
"Ne sakın sakın ya? Ne yapayım vicdanlı bir insanım ben. Herkes senin arkandan ağlıyor. Burak uyuyamıyor, Beste'yi çocukluk resimlerimize bakıp ağlarken buluyorum, Adaşkım'dan artık bahsetmiyorum bile. Yaa Allah'ım ben neden geldim ki buraya? Hay Asrın kardişimi takip etmez olaydım, takip etmeseydim görmezdim hem. Vallahi benim hiçbir suçum yok." Elimi havaya kaldırıp dua etmeye başladım.
"Kutay söz mü? Bak ben ortaya çıkana kadar kimseye bir şey söylemeyeceksin? Ben her şeyi halledene kadar kimse yaşadığımı bilmeyecek."
"Duamı bölme duamı." diye söylendim. İki elimi yüzüme doğru koyup 'Amin," dedim.
"Bitti tamam. Size bol bol beddua ettim." Söylediğimden sonra ikisi de kaşlarını çatarak bana bakmaya başladı. "Ayrıca kimseye bir şey söylemeyeceğim. Ama söz de vermiyorum sadece söylemeyeceğim işte. Ama siz ikiniz ne işiniz varsa bir an önce halledeceksiniz. Size bir hafta veriyorum. Sadece bir hafta söylemem. Gerçi ağzımda bir dakika bir şey tutamayan ben bir hafta nasıl dayanacağım onu bile bilmiyorum ya. Sadece bir haftanız var!" Konuşmam bittiğinde onları ardımda bırakarak havalı bir şekilde depoyu terkettim. Şimdi onlar düşünsündü.
****
"Oyyyy benim yemekleri güzel teyzem," deyip kapıdan içeri girdim. Evet, Nurten teyzenin beni davet etmesini beklememiştim bile.
"Hoş geldin oyyy benim aklı bir karış havada olan oğlum." Beni taklit ederek konuştuğunda kahkaha attım. Seviyordum bu kadını yahu. Aynı Ada gibiydi.
"Ada evde mi Nurten teyze?"
"Odasından çıktığımı var yavrum evde tabii." dediğinde üzgünce iç çektim.
"Tamam, ben bir bakayım Adaşkıma."
"Ben de size bir şeyler hazırlayım da getireyim," dediğinde güldüm. Kaç saattir açtım be sonunda karnıma doğru düzgün bir şeyler girecekti. Tabii bir de Nurten teyzeciğimin o güzel yemeklerinden girecekti.
Ada'nın odasının önüne geldiğimde, kapıyı tıklatarak hemen içeri girdim. Normalde kapıyı tıklatmasan dalardım ama bu seferlik düzgün bir insan olacağım tutmuştu.
İçeri girdiğimde, Adaşkım'ın elinde tuttuğu defteri hızlıca kapattığını görmüştüm. Beni gördüğü an hafifçe gülümsedi.
"Nasılmış bakalım benim Adaşkım?" deyip yatağının üzerine doğru atladım. Allah'ım en sevdiğim şeydi yatak üzerinde hoplamak.
"İyiyim sen nasılsın?"
"Valla Adaşkım açım ben aç," diye bağırdım. Güldüğünde güldüm. "Sen de açsındır. Nurten teyzeciğim bir şeyler getirecekmiş beraber gömeriz değil mi?" diye sordum.
"Canım istemiyor desem?" dediğinde sahte bir sinirle konuşmaya başladım.
"Canın ister canın. İstediğin bir şey varsa siparişte verebiliriz bak. Şimdi şurada bir hamburger olsa ne güzel olurdu değil mi?" deyip garip garip hareketler yapmaya başladım. Maksat canını çektirmekti.
"Çok fenasın sen," dediğinde güldüm.
"Bekle bekle hemen sipariş veriyorum. Lan keşke Asrın'dan kartını alsaydım. Beleşe getirirdik." Çok iyi fikirdi ama işte geç kalmıştım. Neyse ki bundan sonrası için o ikisinin canını okuyacaktım.
****
"Çok güzel şey sizi yemek, çok güzel şey sizi sevmek." Patateslerimi ketçapa bandırırken bir yandan da konuşuyordum. Adaşkım bu halime gülerken ben de güldüm.
"Bir sizi bir Adaşkım'ı seviyorum," deyip Adaşkım'a hayali öpücük attım.
"Ela duymasın bu dediğini?" Ana bir de Ela vardı değil mi?
"Söylemezsen duymaz ki Adaşkım? Söylemezsin değil mi?" Paçalarım birden tutulmuştu.
"Söylemem söylemem korkma," dediğinde rahatlamıştım. Yani kendisini şu hamburgere tercih ettiğimi bir öğrense halim harap olurdu.
"Adaşkım resmimi çeksene," deyip telefonumu uzalttım. Saçma salak pozlar vermeye başladığımda, Adaşkım baya gülüyordu. Sırf Adaşkım'ı güldürmek için böyle davranıyordum. Allah'ım sen herkese benim gibi bir arkadaş nasip eyle.
"Sıra ben de Ada Hanım. Ben de seni çekeceğim hadi." Telefonumu alıp, Adaşkım'ı çekmeye başladım. Hem poz veriyor hem yiyordu.
"Gel bakalım nasıl çıkmışız." Adaşkım'la ikimiz telefona eğilip resimlerimize bakmaya başladık. Baktıkça daha çok gülüyorduk. Resimlerimizi birleştirip bir tanesini instagramıma attım hemen.
"İyi ki varsın sen." Adaşkım'dan duyduğum cümleyle burukça gülümsedim.
"Asıl sen iyi ki varsın. Ben onlardan başkasını hayatıma hiç almadım, sonra sen geldin hayatımıza. Sen benim ikizim gibisin, aynıyız biz seninle. En çok seninle eğleniyorum mesela, seninle delilikler yapabiliyorum, fazla yemek yediğim zaman beni garipsemiyorsun sen. Sen de benim gibisin işte. Sen benim kardeşim oldun, Adaşkım oldun." Kollarını boynuma doladığında, sıkıca sarıldım ona. Omuzları sarsılmaya başladığında, ağladığını anlayabilmiştim. Benim de gözlerim dolmuştu zaten.
"Seni seviyorum." Ağladığı için sesi kısık çıkmıştı.
Saçlarını okşamaya başladığımda mırıldandım. "Seni seviyorum."
KutayAktuna: Tarafını seç asdffldpx @AdaSolmaz 💙
10056 beğeni, 1784 yorum
+345: Ada
+2: solda ki kız çok güzel
+145: canım çekti
+498: sağda ki çocuk çok iyi
@CerenTaner: Bu kız yaşıyor muydu ya
@AdaSolmaz: 💙
****
Yanımda oturan Ela'ya bakarken hafifçe gülümsedim. Adaşkım'la biraz daha konuştuktan sonra onlardan ayrılıp, evime gelmiştim. Tabii Ela'yı da kendimle beraber sürüklemiştim. Annem, babam ve Uzay evde olmadığından zorla da olsa gelmeyi kabul etmişti.
"Sana bir şey soracağım," diye mırıldandım. Birisinden akıl almam gerekiyordu yoksa bu içimdeki huzursuzluğum hiç geçmeyecek gibi hissediyordum.
"Sor bakalım," deyip güldü. Çok güzel gülüyordu be.
"Şimdi hayatında senin için çok önemli iki kişi var. Ve birisinin diğerinden sakladığı bir şey var. Ben bunu şans eseri öğrendim. Ve bu sırrı kimseye söylememem gerekiyor. Ama aynı zamanda da sanki söylemem gerekiyor gibi hissediyorum. Arkadaşımın gözyaşlarını gördükçe kahroluyorum. Ne yapardın sen?" diye sordum. Ela düşünceli bir şekilde bana baktığında onun da kafasını karıştırdığımı anlayabilmiştim. Söylediklerimden sonra benim bile kafam karışmıştı Ela'nın da karışması çok normaldi.
"Peki o iki kişi biribirini seviyor mu?" Seviyordu. Hem de çok seviyordu.
"Seviyor. Çok seviyorlar birbirlerini."
"O zaman söyleme. Seven sevdiğini üzmek istemez Kutay. Seven sevdiğini ağlatmak istemez. Seven sevdiğine yalan söylemekte istemez. Eğer o arkadaşın böyle bir şey yapıyorsa demek ki gerçekten zor durumda. Tabii bunlar gerçekten birbirlerini seven insanlar için geçerli." dediğinde düşünmeye başladım. Onlar birbirlerini çok seviyorlardı.
Ela'nın da dediği gibi; 'Seven sevdiğini bilerek ağlatmazdı, üzmezdi. Bunlar anca mecburiyetten olurdu.'
Ateş kardişim buna mecburdu.
****
Beste'den...
Telefonumun titremesiyle okuduğum kitabımı yanıma doğru koyup, telefonumu elime aldım. WhatsApp'tan mesaj gelmişti.
Lodos: Nasılsın?
Lodos: Napıyorsun?
Mesajları okuduğumda güldüm.
Ben: İyiyim
Ben: Kitap okuyordum
Ben: Sen nasılsın?
Ben: Sen napıyorsun?
Lodos:!İyiyim
Lodos: Yatıyordum
Lodos: Bir şeyler yapalım mı?
Ben: Ne gibi?
Ben: Mesela kapı zillerine basıp kaçmak gibi mi ;)
Evet, bunu da yapmıştık. Lodos'la geçen bir ay da daha iyi bir ilişki kurmuştuk. Ateş'in yokluğunda gözyaşlarımı onun omzuna dökmüştüm mesela. Ağladığım, yıkıldığım her an yanımda olmuştu. Beni eğlendirmek, yüzümü güldürmek için her şeyi yapmıştı. Tabii bunların arasında kapı zillerine basıp kaçmakta vardı. Biz kaçarken teyzenin teki balkondan kafamıza su bile dökmüştü. O anlar aklıma geldiğinde gülümsedim. Lodos'la çok iyi bir ikili olmuştuk.
Birbirini anlayan iki yakın arkadaş olmuştuk.
Lodos: Daha iyi bir fikrim var desem? ;)
Ben: Peki ben bu fikri başka zaman yapalım desem
Ben: Bugün pek uygun değil gibi
Ben: Kutay'a gitmem gerek.
Lodos: İyi değilsin biliyorum.
Lodos: Peki başka zaman yapalım.
Ben: Teşekkür ederim her şey için.
Lodos: Ben teşekkür ederim.
Lodos: Hayatıma bu kadar güzel dokunduğun için.
Mesajı görüldü atarak bırakmıştım. Lodos'a karşı bir şey hissetmediğime emindim. Kalbimi attıran, dengemi şaşırtan tek bir kişi vardı.
Kalbimin sahibi tek bir kişi vardı.
Ama Lodos'un attığı bazı mesajlara bazen anlam veremiyordum. Ben onu arkadaşım olarak görürken onun bana karşı bir şeyler hissetmesini istemezdim. Kalbim başkasına aitken onu üzmek istemezdim.
Düşüncelerim aklımı bulandırmaya başladığında, yatağımdan kalkıp, dolabımdan giyeceklerimi çıkarttım. Bugün Kutay'ın yanına gidip, onunla konuşmam gerekiyordu. Onunla konuşmaya ihtiyacım vardı.
Kulaklıklarımı kulağıma geçirip, son zamanlarda çok dinlediğim bir şarkıyı açtım.
'Aynı değilsin, sen evim değilsin
Ölü bulunmuş yıllarım, sen benim değilsin
Her şey gibi değiştin, bu son seslenişti
Yazılmayacak sayfalarca, artık adın yok şarkılarda'
Kutay'ın evinin önüne geldiğimde, kulaklıklarımı çıkartıp, gözümden akan yaşları sildim. Hangi ara ağladığımı bilmediğim gibi Kutay'ın evine hangi ara geldiğimi de anlayamamıştım.
Yol bu hissettiklerimle çok hızlı geçmişti.
Gözyaşlarımı son kez silip, zile bastım. Ağladığımın belli olmasını istemiyordum. Kapı açıldığında, yardımcılarına gülümseyerek içeri geçtim.
"Merhaba! Kutay nerde?"
"Hoş geldin kızım. Odasındaydı."
"Teşekkürler. Kolay gelsin," deyip merdivenlere doğru yöneldim. Merdivenleri çıkarken yukardan gelen bağırma sesleriyle birlikte kaşlarımı çattım.
"Her şey sizin suçunuz. Şimdi hiç üste çıkmaya çalışmayın." Kutay'ın sesiydi bu. Kutay'ın ilk defa birisine karşı sesini bu kadar yükselttiğini duyuyordum.
"Bağırma böyle olmak zorundaydı oldu." Bu da Asrın'ın sesiydi. Asrın; Kutay'ın aksine bağırmamıştı sakin bir ses tonuyla konuşmuştu. Kutay'ın odasının önüne geldiğimde, duyduklarında birlikte öylece kalakaldım.
"Ya siz söylersiniz Ateş'in yaşadığını ya da ben gider söylerim." Ne? Ateş yaşıyor muydu? Duyduklarım karşısında zor durduğum yaşlarım yeniden akmaya başlamıştı. Elimi ağzıma kapatıp, duyduklarım gerçek olup olmadığını anlamaya çalıştım.
Gerçek miydi?
Ateş yaşıyor muydu?
Ani bir hareketle odanın kapısını açıp, içeri girdim. İkiside benden tarafa döndüğünde, şaşkınlıkla bakmaya başladılar. Tabii tek gördüğüm şaşkınlık değildi aynı zamanda gözlerinde korkuyu da görmüştüm.
"A ateş yaşıyor mu?" Cevap vermediklerinde sinirle bağırdım.
"Ateş yaşıyor mu dedim size!" İkisi de birbirine baktığında, ilk konuşan Kutay oldu.
"Vallahi ben daha yeni öğrendim. Gerçekten yeni öğrendim." diye kendisini savunmaya başladı. Yaşıyordu. Çocukluğum yaşıyordu.
Gözlerimden akan yaşları silerek sinirle konuştum. "Yazıklar olsun size. Yazık size." Söylediklerim bittiğinde arkamı dönüş koşmaya başladım.
Dışarıya çıktığımda, kalbim ağzımda atıyor gibi hissediyordum. Ateşsiz günleri geçmiştik biz artık onsuz ay olmuştu. Ve şimdi ben otuz altı gündür aradığımız kardeşimin yaşadığını öğreniyordum.
Bu nasıl bir şeydi?
Sokakta hızlı adımlarlar yürürken, kolumdan geriye doğru çekilmemle sinirle bağırdım.
"Bırak! Bırak kolumu. Dokunma bana." Kolumdan tutanı görmesem de kim olduğunu tabii ki de biliyordum.
"Böyle olması gerekiyordu."
"Böyle olması falan gerekmiyordu gerizekalı. Siz böyle olmasını istediniz," diye bağırdım.
"Tamam, bana bağır çağır rahatla." Asrın'ın dediğiyle birlikte alaylı bir şekilde güldüm.
"Değmiyorsun. Ne bağırmama, ne çağırmama ne de arkandan döktüğüm gözyaşlarına değmiyorsun. Sen hiçbir şeye değmiyorsun," diye bağırarak haykırdım.
"Özür dilerim."
"Özür dileme artık. Yapıp yapıp özür dilemeyin. Biz kaç gündür ne haldeyiz ya? Ada ne halde? Ben ne haldeyim? Ben uyuyamıyorum ya. Gözlerimi kapattığım an Ateş geliyor gözlerimin önüne. Ben kendimi suçluyorum kaç gündür. Kardeşimin acılarını göremedim, ona yardım edemedim diye. Sen ne biliyorsun ya? Sen bizi hiç mi görmedin Asrın? Biz bitiğiz kaç gündür. Bu kadar mı kör oldunuz bize?" Elimi kolumu koyacak bir yer bulamıyordum. Yaşadığına sevinmem gerekirken ben sevinemiyordum bile. Her şey o kadar üstüme üstüme geliyordu ki nefes bile alamıyordum artık.
Asrın omzumdan tutup beni kendisine sardığında, ellerim iki yanımda durmaya devam ediyordu. Boşlukta gibiydim sanki. Sıkı sıkı sarıldığında, hıçkırarak ağlamaya başladım.
Bunu bana neden yapıyordu?
"Canımı yakıyorsun." Boğuk çıkan sesimle konuştum.
"Canını yakarken canım yanıyor."
Ama yine de canımı yakmaya devam ediyordu.
Bana daha çok sarıldığında, saçımı okşamaya başlamıştı. Ellerim hâlâ iki yanımda duruyordu.
Kırıktım işte.
Sarılamayacak kadar kırık..
~
Evet, bir bölümümüzün daha sonuna geldik. Lütfen soruları cevaplamadan kaçmayınız. sğdşğxspsp
• Bölümü beğendiniz mi? Nasıl buldunuz?
• Bölümü tek bir emojiyle anlatın desem?
• Kutay söylemedi ama bir hafta verdi bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
• Kutay'ın söylemesini mi isterdiniz?
• Kutay'dan sonra Beste de öğrendi sizce söyler mi? Beste bundan sonra sizce ne yapar?
Tarafınızı seçin;
• Beste ve Lodos hakkında neler düşünüyorsunuz?
• Asrın ve Beste hakkında neler düşünüyorsunuz?
• Ada ve Kutay ikilisi benim için çok özel. O ikili hakkındaki düşünceleriniz neler? O ikiliyi yazarken bazı yerlerde ağladım. Kutay'ı çok seviyorum.
Yıldızları doldurmayı ve bol bol yorum yapmayı unutmayınız lütfen!
Hep yanımda olduğunuz için çok teşekkür ederim. 🌸💙
İnstagram: mavininhikayeleri
Sizleri seviyorum.
💙
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro