SS:8
Sanki dünya başıma yıkılmıştı. Mert'in bizden gitmesini kaldıramayacak kadar güçsüzdük.
"N-nasıl kaybediyoruz? Siz ne diyorsunuz?"
Doktor umutsuzlukla başını sallayıp bana döndü.
"0 Rh negatif kan gerek."
"Benim kan grubum!"
Doktor beni hemen bir odaya soktu. İğneyi yavaşca koluma geçirdi ve 5 tüp kan aldı.
"İşiniz bitti hanımefendi."
Kafamı sallayıp dışarı çıktım. Doktor elindeki kanlarla ameliyathaneye geri döndü. Benim yüzümdendi eğer ben olmasaydım böyle bir şey olmazdı. Kalkıp, koşarak merdivenlerden indim. Arabaya binip hastaneden hızlıca çıktım. Her zaman gittiğim o uçuruma gittim. Yine karanlıktım. Kafamdaki mutsuz düşüncelerin daha da mutsuz olmalarını düşledim. Uçurum sessiz ve soğuktu yine. Bir fark vardı,o gün ölüm kokuyordu güzel mabedim. Saniyeler sonraki karanlığı anlatıyordu bu gün bana, karanlığı ve sonsuzluğun ne olduğunu öğretecekti bana. Yavaş adımlarla yürürken son kez güzel mabedime baktıktan sonra koştum ölümüme. Çok az bir mesafe kala yavaşça adımlar atmaya başladım. Siyahtan korkmayan içimdeki kız biraz beyaz arıyordu sanki. Tam ucuna geldim uçurumun. Arkamdan gelen sesle tekrardan döndüm arkama.
"Eliz?"
Cevap vermeden sadece ona baktım.
"Kardeşim gel hadi yanıma."
"Bana bir sebep söyle. Dönmemi engelleyecek şey 2 ay önce benimle barışmış olan ailem mi? Yoksa bu iğrenç hayat mı?"
"Mert. Mert yetmezmi doldurmazmı kalbini?"
"Mert gitmek üzere Efe onunla orada buluşacağım."
"Mert burada seninle buluşmak istiyor hemde evimizde."
"Ne?"
"Mert uyandı Eliz gel kardeşim."
"Neden inanayım ki sana eğer gelirsem ve Mert orada değilse buluşamam onunla yalan söylediğimi düşünür ne derim ona ben?"
"Bekle."
Efe cebinden telefonunu çıkardı. Görmem için biraz daha bana doğru geldi. Mert uyanmıştı ve mutsuzdu sadece bana bakıyordu. Ama ben onun bir bakışından bin anlam çıkarıyordum. Efe'ye yaklaştım parmak uçlarıma çıktım kulağına kısık sesle fısıldadım.
"Beni ona götür."
Beyazımı buldum yine siyah ve beyaz ne kadar da uyuşmuştu öyle.
Yürüyüp çalışandan zorla aldığım arabaya bindim. O da kendi arabasına bindi. Önden ben giderken o da arkamdan geliyordu. Evin sokağına girdim. Hızlıca sürüp içeri girdim. Arabayı bırakıp anahtarı çıkardım. Hızlıca inip evin kapısını çaldım açılmayınca yumruklamaya başladım. Kapı açıldı.
"Eliz neden gittin? Bizi bırakabilir miydin?"
Sude'ye cevap vermeden, merdivenleri üçer,beşer çıkmaya başladım. Mert in kapısına geldiğimde durup uzunca bir nefes aldım. Sessiz bir şekilde üfledim sonra. Kapının kulpunu tutup yavaşça açtım kapıyı uyuyordur diye. Kapıyı aralayınca kafamı uzatıp sessiz olmaya özen göstererek ona baktım tek bir noktaya bakıyordu.
"Gel güzelim gel."
Hızlı ve küçük adımlarla koştum ve boynuna sarıldım.
"İyi misin? Bir şeyin
yok değil mi? Çok korktum Mert çok korktum. Seninle buluşacaktım karanlıkta gökkuşağının tüm renkleriyle boyayacaktık orayı tüm siyahlığa inat..."
Cümlemi yarıda kesti. Kendisi devam etti.
"Ama sen karanlıktan korkuyorken, karanlığa koştun."
Başımı önüme eyip düşündüm ve yüzüne baktım. Konuşamadım, kafasında dönüp duran düşünceler beni susturmaya yetmişti.
"Biz karanlığa koşacağız ama siyah olunca, siyah ve bir bütün olarak. Ama daha erken ben kendimi toparlayayım konuşacağız."
Başımı salladım.
"Bir şey istiyor musun?"
"Çıkar beni bu odadan."
"Dinlenmen gerek Mert."
"Böylece durarak iyileştiğimi mi düşünüyorsunuz?"
"Tamam."
Mert'in kolunu omzuma atıp ayağa kalktım. Başarabilmiştim. Kapıya doğru minik adımlarla yürüdüm. Kapıyı açıp Mert'i çıkardım. Sıra zor olandaydı. Mert'in yüzüne baktım.
"Yapabilir miyiz? Mert,Efe'yi mi çağırsak?"
"Gitti onlar."
Kafamı sallayıp onayladığımi belli ettim. Kolundan iyice tuttum yavaş yavaş basamakları inmeye başladık. Son basamağa ulaştığımızda zaferle gülümsedim.
"Nereye oturmak istersin?"
"Beni mabedine götür."
"Hayır. Orası soğuk üşütürsün. Senin mabedin var mı? Oraya gidelim."
"Var."
Gülümseyip ona baktım.
"Hadi gidelim ozaman."
"Hayır. Orada korkarsın."
İfadesizce Mert'e baktım.
"Götür beni oraya iliklerime kadar korkmak istiyorum."
Başıyla onayladı.
"Otur sen ben geliyorum."
Yukarı çıkıp Mert'e gri bir eşofman aldım. Üstüne de siyah kısa kollu bir t-shirt aldım. Hava çok sıcak ve bunaltıcıydı Mert iyileşince denize giderdik artık. Kendi üstümü değiştirdikten sonra elimde kıyafetlerle aşağı indim.
"Bunları getirdim ama istediğin başka bir şey varsa onu getireyim."
Gülümseyip tavandaki bakışlarını bana yöneltti.
"Teşekkürler güzelim."
Kıyafetleri ona uzatıp arkamı dönmüş gidiyordum ki...
Mert kendim giyinemem diyene kadar. Ona baktım ve o çoktan gözlerini tavana dikmişti yanına gidip, t-shirtünün uçlarından tuttum çok yavaş dikişine deydirmeden kaldırmaya çalıştım. O da kollarını kaldırdı olabildiğimden de nazikçe t-shirtünü çıkarttım. Sıra giydirmekteydi. İlk önce kollarını soktu ve sonra da kafasını. Yavaşça yine uçlarından dikişine deydirmeden indirdim. Sıra altındaydı ve bundan hiç hoşnut değildim. Bakışlarımı ona diktim ve yapamayacağımı ima ettim.
"Ben halledebilirim tamam. Teşekkürler."
Ona bakıp gülümsedim ve ayakkabılarımı giymeye başladım. Beyaz kendinden yırtığı olan bir şort ve üstünede siyah göbeği açık üzerinde bir şey olmayan bir t-shirt giydim. Beyaz spor ayakkabılarımıda giydiğimde hazırdım. Mert yanıma geldi ve ona da siyah spor ayakkabılarını verdim. Eğilemediği aklıma gelince elinden alıp dizlerimin üstüne çöktüm. Ayakkabılarını giydirdiğimde bağcıklarınıda bağladım ve doğruldum.
"Teşekkür ederim güzelim."
"Bir şey değil. Bu gün ben sana yarın sen bana."
Gülğmsediğimde o da gülümseyip anlımdan öptü.
"Her zaman."
Kapıyı açıp geçmemi bekledi ve bende dışarı çıktım. Kapıyı kilitlediğinde anahtarı cebine attı. Garaja geldiğimizde arabanın anahtarını şortumun cebinden çıkarttım. Sürücü koltuğuna geçip oturdum. Mert'de yanıma geldi.
"Nereye gideceğiz?"
Bana yolu tarif etti. Eski bir depoydu ve İzmir'de tehlikeli bir yerdeydi.
"Neresi burası?"
"Mabedime hoş geldin. İlk misafirisin buranın."
"İyi de neden korkayım ben burada?"
"Burası.."
Yutkundu ve devam etti.
"Burası babamın öldüğü, benim kendime zarar verdiğim ve kız kardeşimin tecavüz edildiği yer."
"Ne? Na-nasıl?"
Kız kardeşini araba çarpmamış mıydı?
"Size yalan söyledim. Kız kardeşim burada benim yüzümden tecavüz edildi ve öldü."
Şiddetle ağlamaya başladım.
"Ağlama!"
Ben kendimi durduramayınca boğazımdan tuttu ve sıkmaya başladı.
"Eğer bir daha ağlarsan seni öldürürüm!Ağlamayı uasaklıyorum sana anladın mı?
Başımı sallayıp anladığımı belirttim.
Artık nefes alamıyordum ve gözlerim kararmaya başlamıştı. Tırnaklarımı eline geçirdim. Canı acıdığındam olsa gerke inleyerek boğazımı bıraktı. Bende beni yasladığı duvarın önüne oturdum ve bacaklarımı kendime çektim. Başımı yukarı kaldırıp tavana bakıyordum. Yanıma geldiğini hissettim oturup bana bakmaya başladı. Yaklaşıp boynumdan öptü! Hemen ona baktım ve ayağa kalktım
"Ne yapıyorsun sen?!"
"Seni seviyorum."
"Ne? Ne diyorsun Mert? Benden güzel onca kız varken sen sadece benimi seviyorsun?!"
Mert burnundan soluyup ayağa kalktı. Biz kardeştik nasıl olurduk?
"SADECE SEN lan sen. Başka kızlarda gözüm yok. Sadece seni seviyorum. Neden inanmıyorsun bana? SADECE SEN bana gül ve SADECE SEN beni sev. Benim seni sevdiğim gibi. "
Merhabaa! Sizlerş çok seviyorum derslerden dolayı biraz geç geldi özür dilerim. Güzel bir bölüm oldu yani benim çok hoşuma gitti. Bu bölümü XPandaWomenXxx , WattyKitten 'a ithaf ediyorum. Yorum ve vote atmayı unutmayın 😂İyi günler iyi okumalar takip etmeti unutmayın!❤️❤️
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro