SS:1
(Multi Eliz Erez iyi okumalar.)
Eliz Erez evet ben. Ben ve iğrenç hayatım. 17 yaşındayım ve senelerin iğrençliği olan yine o sesle uyandım. Bakıcımın sesi. Evet evet bakıcım var sanki çok gerekliymiş gibi. Babam ve Annem benimle konuşmuyor. Çünkü çok küçükken kardeşimin ölümüne sebep oldum. Babam,ben,annem ve erkek kardeşim Demir ile yoldaydık. Ben babamı gıdıklamaya başladım. Çocuk aklı ya babamı güldürecektim. Babam direksiyonun hakimeyitini kaybetti ve önümüzden gelen tıra çarptık. Kardeşim,annem ve babam çok hasar aldılar. Ben ise arka koltukta olduğum için pek fazla hasar almadım. Annem ve babam kurtuldu fakat kardeşimin küçük kalbi dayanamadı. Ve o günden sonra benimle asla konuşmadılar.
"Eliiiiiz!"
"Ne var lan ne var? Sabah sabah!"
Salak kadın.
"Kahvaltı hazır onu haber verecektim."
Sanki ona kaldı. Küçükken hep vururdu bana bizimkiler de fark etmediler tabii. Ondan dolayı gıcığım hep bu kadına. Siyah şortum ve askılımla aşağı indim ve bağırmaya başladım.
"Bana bak kadın! Eğer birdaha adımı ağzıma alırsan ve bağırırsan seni gebertirim anladın mı!?"
Çok korkmuşa benziyordu.
"Ta.. Tamam."
Hızlıca merdivenlerden çıkıp, odamdaki duşa girdim. Soğuk suyu açıp küvetin dolmasını beklerken. Üstümdekilerden kurtuldum. Suyu kapatıp hafif taşmış olan suyun içerisine köpük olması için bir sıvı koyup içine girdim. Biraz durduktan sonra kakaolu şampuanımdan biraz alıp saçlarımı yıkadım. Yine kakaolu olan duş jelimden lifin üstüne döktüm. Tamamen arındıktan sonra. Siyah bornuzuma sarılıp içreri geçtim. İç
çamaşırlarımı giydikten sonra,üzerime beyaz gömlek giyip lacivert beyaz kareli olan kravatı taktım. Altıma ilk önce ten rengi bir çorap giyip siyah kısa bir etek giydim.
Gömleğimi içine sokup, gözlerime fazla belirgin olmayan bir eyeliner çektim. Saçlarıma sadece tarayıp zaten kısa oldukları için pek bir şey yapamayıp doğal haline bıraktım. Dudaklarıma sadece parlatan bir lip-balm sürdüm. Ayağıma da yüksek tabanlı botlarımı giydim. Tamamen hazırdım. Kitaplarımı küçük siyah çantama koydum ve sırtıma taktım. Telefonumu ve arabamın anahtarını aldım.
Siyah spor bir arabaydı ve iyi ki de vardı. Arabayı garajdan çıkarırken aynı zamanda dış kapıyı açması için güvenliğe işaret verdim. Kapı açılınca hızlıca evden çıktım. Radyoyu açtığımda rastgele bi kanal açınca şu aralar en çok sevdiğim şarkı olan Ahzee-But A Lie çalmaya başladı. Şarkıya eşlik ederken. Okula vardığımı anlayamadım bile. Okuldan içeri girerken tüm gözler üstümdeydi. Tabii okuldaki bir gereksiz yüzünden fazlaca tanınıyordum ve babam mafya olduğu için çok dikkat çekiyordum. Arabamı boş olan bir yere park ettim. Anahtarlarımı ve telefonumu alıp arabadan indim. Erkekler ayran budalası gibi bakıyordu. Sınıfa çıkarken Sude'yi gördüm. Sude benim öz kardeşim gibiydi ben onlarda kalırdım,o da bizde. Hemen koşa koşa gelip boynuma atladı bende sıkıca beline sarıldım.
"Kankaaa!"
"Kankaaa!"
"Çok sıcak değil mi?"
"Evet ya!"
Milli selamlaşmamız böyleydi. Bahçeye çıkacak olan Sude'yi tekrar sınıfa yönelttim. Hiç itiraz etmedi benim Nutellam evet ona genelde Nutella derim o da bana Bonibon der. Sınıfa girdiğimizde en arka sıraya oturduk. Sınıfta Efe,Selen,Mert,Ezel ve Eylül vardı. Genelde Mert,ben,Sude,Efe takılırdık. Efe'ye daha mesafeli davranıyorum. Ondansa Mert ile daha yakınım. Sude ise Mert ile daha mesafeli Efe ile daha yakın. XPandaWomenXxx
"Selaaaam!"
Sesim ile irkilen kankalarım bana baktı ve sonradan bakışları yumuşadı.
"Selam."
Mert'te bir şey vardı. Yanıma gelip sıkısıkı sarıldı. Kafasını boynuma gömdü. Gelen ıslaklıkla endişelendim.
"Me... Mert?"
Kafasını kaldırıp gözlerimin içine baktı.
"Eliz sakın beni bırakma olur mu?"
"İyimisin ne oldu? Endişelendiriyorsun beni!"
Kafasını önüne eğip.
"Amcam."
Amcası onun için çok önemliydi çünkü Mert bebekken babası öldüğü için ona amcası baktı. Annesi Mert'i istemeyip başka adamla evlendi ve şuan da Londra'da.
"Ne oldu Selim Amca'ya?
"Amcam kalp krizi geçirdi. Ve...."
Olamazdı hayır şakaydı bu Mert biterdi.
"Şhh. Ağlama sakın."
Ben onu teselli ederken hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Sude şok olmuş bir biçimde sessizce ağlıyorken. Efe ona sarılmış gözünden bir iki damla yaş aktı.
"Mert kardeşim tamam sakin ol. "
Efe her zaman ki gibi soğukkanlı davranıyordu. Ama biliyorduk ki onun da içi paramparçaydı.
"Ben şimdi ne yapacağım. Amcam olmadan o evde yaşamam ben. Biliyorum paramda var ama yalnız kalmak istemiyorum."
Aklıma gelen fikirle gözlerimi büyüterek onlara baktım.
"Hadi dördümüz bir ev alalım. "
Hepsi bana parlayan gözlerle baktı.
Mert şaşırarak bana baktığında;
"Gerçekten mi?"
"Evet gerçekten."
Herkes onayladığında akşam Efe ve Sude ailelerini anlatacaklarını ve kesinlikle onaylayacaklarını söyledi. Bir kaç derse girdikten sonra sınıftan çıkarken Mert'e seslendim.
"Mert?"
Mert'in yerdeki bakışları bana döndü.
"Efendim güzelim?"
"Benimle eve gelmek ister misin?"
Mert bana bir kaç dakika baktığında bende ona sorar bakışlar yolladım.
"Ailen?"
"Ah Mert sanki bilmiyorsun seni çok seviyorlar. Ve ayrıca Demir öldüğünden beri beni taktıkları mı var?"
"Haklısın güzelim hadi gidelim."
Sude ve Efe'ye el salladıktan sonra. Mert'in koluna girdim.
"Senin arabanla mı gidelim benimkiyle mi?"
Mert sorduğum soruyla bakışlarını bana çevirdi.
"Ben taksiyle geldim araba bakımdaydı."
Mert ne kadar üzülse de belli etmezdi. Bir şey olmamış gibi davranırdı ama içinde fırtınlara kopardı.
"Gel bu tarafta. "
Arabanın önüne geldiğimizde Mert'e baktım.
"Sen sürebilir misin? Ama istersen ben süreyim."
"Ver güzelim anahtarı."
Gülümsediğinde bende ona en sıcak gülümsememden yolladıktan sonra anahtarı ona attım. Arabaya bindiğimde. Çantamı arkaya attım ve koltukta iyice yayıldım araba çalıştığında radyo ya bakıp Mert'e izin isteyen bakışlarla baktım. Sonuçta amcası vefat etmişti ve istemeyebilirdi. Kafasıyla onayladıktan sonra radyonun açma düğmesine bastım. Ne ara gözlerim kapandı uyudum bilmiyorum fakat gece uyandığımda yanımda yatan bir adet Mert gördüm. Garipsemedim çünkü böyle ikimizinde canı yandığında birlikte uyurduk. Üstümdekilere baktığımda kıyafetlerimin değiştirilmiş pizzalı pijama takımımın giydirilmiş olduğunu gördüm. Başta
Biraz kızsam da bunun saçma olduğunu düşünüp tekrar Mert'e baktım. Ayağa kaşkıp kapıyı yavaşça açtım. Merdivenlerden sessizce inerek mutfağa ulaştım. Buzdolabından sürahiyi çıkarıp bardağa su doldurdum. Arkamdan gelen esneme sesiyle küçük çaplı bir çığlık attım.
"Şşhhh. Benim güzelim. "
"Ödümü kopardın. Çok mu ses çıkardım?"
"Hayır güzelim uyumuyordum. "
"Neden?"
"Uyuyamadım."
"Rahat mı edemedin?"
"Yok zaten önceden de kalmıyormuydum? Yarın amcam gömülecek ya onu düşünüyordum."
Yüzümde acı bir gülümsemeyle baktım ona.
"Düşünceli kardeşim benim. "
Gülümsedi. Su isteyip istemediğini sorduğumda. İstediğini söyledi. Bende bir bardak çıkartıp ona da su koydum. İkimizin de işi bittiğinde merdivenlerden çıkmaya başladık. İçeri girip ona yol verdiğimde gülümsedi. Kapıyı kapatıp kilitlediğimde. Yatağa yöneldim. Mert çoktan yatmış yorganı benim için açmıştı. Hemen yanına gidip yattığımda sıkı sıkı sarılıp yanağına minik bir öpücük kondurdum. O bunların hiç birini haketmiyordu.
MERHABAAALAR! Yeni hikayem umarım beğenirsiniz. Sizleri çok seviyorum yorum ve vote atmayı unutmayın! 😂💙💙😍
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro