《BÖLÜM 7》
Bölümdeki gecikmeden dolayı çok üzgünüm. 😳 Bahane olsun diye demiyorum ama yeni başladığım işime alışma sürecindeyim o yüzden yazmaya çok vakit bulamadım.😳 Bundan sonra yine eski sıklıkta yayınlamaya çalışacağım. Okuyan herkese çok teşekkürler sizi seviyorum 🙏
7.Bölüm
Hırçın Kedi
"İyi akşamlar Leydim,"
İşte bu ses Daisy'nin tüm gece boyunca duymayı istediği sesti. Gece boyunca bulduğu her fırsatta gizlice Adrian'ı dikizleyip durmuş, kendisini tanıyıp fark etmesini, hatta dans teklif etmesini beklemişti. Oysa Adrian değil Daisy'i fark etmek, başka hiç bir leydiyle dahi dans etmemişti.
"İyi akşamlar Kont Ramsey," diyerek reverans yapan Daisy Adrian'a tatlı bir şekilde gülümsedi. "Sizi burada görmek ne güzel."
Adrian'ın Daisy'e olan yoğun ve tutkulu bakışlarını yakınlarında olup fark etmeyen kimse yoktu.
"Sizi de Leydim," diyen Adrian Daisy'nin önünde sağ elini uzatarak hafifçe eğildi. "Sizden bu son dansı bana vermenizi rica ediyorum"
"Elbette," diyen Daisy Adrian'ın koyu renk gözlerinin içinde kaybolabileceğini hissetti. Kendine uzanan eli tutarken bunun ikinci temasları olduğunu hatırladı hemen. Bu kez elinde eldivenleri yoktu. Adrian'ın uzun yıllar orduya hizmet etmesinden hafif nasır tutan elleri kendi narin parmaklarını avuçlarken adamın teninde ki yangının farkına vardı. İçinin tatlı tatlı kavrulmasına neden olacak o his sanki Adrian'ın teninden çıkarak kendisini himayesi altına alıyordu ancak kötü bir his değildi bu Daisy için. Halinden gayet memnundu.
Aralarında bir kol boyu mesafe açılırken Adrian Daisy'i kendi etrafında döndürdü. Ardından kendine çekip elini Daisy'nin narin beline yerleştirdiğinde hiç olmadığı kadar yakınlaştılar. Öyle ki Adrian genç kadının savrulan iri bukleleri arasından gelen çiçek kokusunu gayet net alıyordu.
Birbirlerinin gözlerinde kaybolmuş haldeyken kendilerini izleyen meraklı gözleri fark etmeleri mümkün değildi. Biri sosyetenin son skandalına imza atan ve iki sezon boyunca Londra'dan elini ayağını çeken Leydi Walmond, diğeri ise orduda ki uzun yıllar süren görevinden döndüğünden beri hiç bir kadınla ilgilendiği görülmeyen Kont Ramsey. Hiç şüphesiz bu akşamın zirveye oturan çiftiydiler. Elbette meraklı bakışlar ve fısıltılar ayyuka çıkacaktı.
Kontes Olivia Walmond yüzüne sahte maskesini takındığından ne düşündüğü ya da ne hissettiği anlaşılmıyordu ancak Leydi Vivian annesi kadar duygularına hakim olabilen biri değildi. Daisy'i ilk gördüğü an bu gece bir şeylerin olacağını hissetmişti. Lanet üvey kardeşi Kont Ramsey'in ilgisini çekmeseydi her şeyi görmezden gelebilirdi aslında. Sonuçta Daisy'nin gece boyunca dans ettiği soylular tam bir fiyaskoydu ancak Kont Ramsey? Daisy nasıl olmuştu da yaşlı ya da düzenbaz, kendine metres arayan soyluların ilgi alanından çıkıp Kont Ramsey'in dikkatini çekebilmişti?
"Biraz gülümse," diye uyardı onu Kontes Olivia dişlerinin arasından konuşarak. Ancak yüzündeki ifade hiç bozulmadı.
"Nasıl gülümseyebilirim?" diye tısladı Vivian. "Tüm gece boyunca Kontun ilgisini çekmeye çalıştım, annesiyle bile zoraki muhabbet ettim ancak elde ettiğim şeye bak Kont benim adımı dahi bilmezken Daisy ile dans ediyor!"
"Sus! Tanrı aşkına sus!" diye uyardı onu kontes tekrar. "Birisi dediklerini duyarsa rezil olursun. Hem kont Daisy ile neden ilgilensin ki? O'nu metresten fazlası yapar mı sanıyorsun?"
Vivian bu söz üzerine biraz olsun yatıştı. Elbette Kont Ramsey'in amacı Daisy'i metresi yapmaktan başka bir şey olamazdı değil mi? Dedikodular kulağına gidip ilgisini çekmiş olmalıydı.
"İyi eğleniyor musunuz Leydim?"
Elleri Kontun geniş omuzlarında olan Daisy başını omuzlardan yukarı kaldırınca Adrian'ın kısık ama bir zeytin tanesi gibi koyu gözleri ve keskin bakışlarıyla karşı karşıya geldi. Dudakları ise anın keyfine vardığını belli eder bir biçimde hafifçe yukarı kıvrılmıştı.
"Elbette Lordum, sizce de çok güzel bir gece değil mi?" diye sordu gözlerini Adrian'ın çapkın gülümsemesinden kaçırarak.
"Sizi gördüğüm andan beri öyleydi. Taa ki hoş olmayan bir takım şeyler kulağıma gelene kadar." Diyen Adrian tüm dikkatini Daisy'nin tepkisine verdi. Daisy'nin ima ettiği şeyi anlamasıyla yüzünü düşmesini, eğlenceli ifadesinin yerini rahatsız ve endişeli duyguların alışını izledi.
"Elbette her şeyi duydunuz. Herkes konuşuyor tabii."
"Lütfen o güzel yüzünüz düşmesin Leydim, ben sadece duyduklarım karşısında sizin adınıza üzüldüm. Yoksa yargılıyor falan değilim." Diyen Adrian kendince Daisy'i teselli ettiğini sanıyordu.
"Benin adıma üzülmenize gerek yok," diyen Daisy'nin sesi sertti ve başı kibir ve gurur karışımı bir hisle dimdik olmuştu. Adrian bakışlarını çenesinin altında görünen boynuna ve oradan göğüs dekoltesine indirdi kısa bir an. Sonra hemen gözlerini ilgisini çeken asıl noktadan çekip hırçın bir kedi misali kendisini süzen Daisy'e çevirdi. Genç kadın tırnaklarını bileyip her an kendini savunmaya geçecekmiş gibi görünüyordu. Bu hırçın kedi benzetmesi Adrian'ı istemsiz olarak gülümsetti.
"Komik olan nedir Lordum?" diye sordu Daisy. Ses tonu hala kendini savunmaya geçecekmiş gibi geliyordu.
"Bu halinizle sizi hırçın bir kediye benzettim."
Daisy'nin ince ve biçimli kaşları havaya kalkarken kırmızı dudakları hafifçe büzüldü.
"Kediler harika hayvanlardır."
"Elbette öyle."
"Nankörden ziyade gayet uysaldırlar ama dilinden anlayabilene."
"Elbette Leydi Walmond,"
"Ayrıca özgürdürler. Başkalarını memnun etmek yerine kendi canları istediklerini yaparlar ki bu gayet cesurca."
"Kedilerden bahsettiğinize emin misiniz Leydim?" Adrian'ın amacı dalga geçmek değildi ancak Daisy'nin bu hali içinde onunla uğraşma isteği uyandırmıştı.
Daisy Adrian'a gözlerini kısarak baktı.
"Oysa ben sizden bahsediyordum. Kedilerin dilini boş verin. Ben asıl Vikont Francis'in sizin dilinizden anlayabildiğini pek sanmıyorum. Yanılıyor muyum?" Sonunda Adrian konuyu istediği yere getirebilmişti.
"Konu neden buraya geldi Kont Ramsey?" Daisy'nin sesi düz ve duygusuzdu.
"Lordum kelimesinden Kont Ramsey'e geçiş yaptığımıza göre sanırım ciddi bir konuya parmak bastım."
"Bence Lordum," diye söze başlayan Daisy'nin sesi tane tane ve uyarır gibiydi. "Sizi ilgilendirmeyen bir konuya parmak bastınız."
Adrian tekrar güldü. Her nasılsa bu kadınla ilgili olabilecek her şey kendisini ilgilendirmesi gerekir olmuş gibi hissediyordu. En başta ise Francis meselesi geliyordu.
"Yanılıyorsunuz Leydim," dedi Daisy'nin kulağına eğilerek hafif mırıldanır bir sesle. "Sizi çamur içinde gördüğüm andan beri içimden bir ses yakında tekrar karşılaşacağımızı söylüyordu ve bakın işte karşımdasınız. Ve şuanda da içimdeki ses bu ara sık sık bir araya geleceğimizi söylüyor. Bu da sizinle ilgili şeyleri merak etmeme neden oluyor."
"Bence içinizdeki ses fazla gevezelik ediyor." diyen Daisy Adrian'ı tekrar güldürdü. Dışarıdan bakıldığında bir biri ile atışıp laf sokan bir çift yerine dans boyu açıktan açığa flört eden bir çift gibi gözüküyorlardı.
Daisy ve Adrian'ın bu halinden rahatsız olan bir çok insan vardı. Bir sürü genç leydi Kontun ilgisini çekememekten yakınarak Daisy'e kıskançlıkla bakıyorlardı. Kont savaştan döndüğünden bu yana balolara katılmıştı ancak ilk defa birisiyle dans ediyordu. Saygın bir kont düşmüş bir leydide ne bulmuş olabilirdi?
Leighton Kontesi Olivia Walmond ve kızı Leydi Vivian'ın kıskançlık sebebi belliydi zaten, onlar oldum olası Daisy için iyi olan hiçbir şeyi istemezlerdi. Şimdi Daisy balonun odak noktası olmuşken elbette durumdan şikayetçi olacaklardı.
Ancak balonun ev sahibi olan Düşes İsabelle Hamilton'ın rahatsız olma sebebi ise başlı başına Adrian'a olan hisleriydi. Yedi yıllık evli olan ve henüz yirmi beş yaşında olan genç düşes evliliği boyunca bir çok aşık edinmiş ancak ilk defa birine çok fazla bağlanmıştı ve bu kişi Adrian'dı. İlişkilerini elbette kimse bilmiyordu. Ancak şu ana kadar Adrian başka hiçbir leydiyle ilgilenmediğinden İsabelle'in içi hep rahat olmuştu. Peki bu ne demek oluyordu şimdi? Bu kendini bilmez Leydi nereden çıkmıştı da Adrian'ın ilgisini çekmişti?
İsabelle diğer leydilere göre alkole dayanıklı olduğunun farkında olarak sayısını unuttuğu viskisini bir dikişte içerken boğazındaki ateşi hissetti. Ancak Adrian ve Daisy'i izlerken hissettiği ateş çok daha fazla yakıcıydı. Canı acıyordu İsabelle'in. Aşığı olan Adrian kendi evinde, kendi balosunda başka bir kadınla dans edip flörtleşiyordu. İsabelle Adrian'la bir kez olsun dans edememişti topluluk içerisinde. Oysa Leydi Walmond gayet rahat bir şekilde Adrian'ın kollarında kendinden geçiyordu.
Hissettiği kıskançlığın yanında aynı zamanda korkuyordu İsabelle. Belki de son zamanlarda Adrian üzerinde fazla baskı kurmuştu ve sonuç olarak Adrian kendine yeni bir metres arayışına girmişti. Öyle ya, Daisy Walmond artık saygın bir leydi olarak görülmüyordu. Adrian onu metresi yapmaktan başka ne yapacaktı ki? Başka ne sebepten onunla ilgilenebilirdi?
"Ben içimdeki sese her zaman güvenirim, özellikle hırçın kediler konusunda," diyen Adrian dansın son hareketini tamamlayarak Daisy'e selam verdi ve genç kadına başka söz söyleme fırsatı bırakmadan kalabalığın arasına karışarak gözden kayboldu.
Daisy ise serseme dönmüş bir şekilde ne hissetmesi gerektiğinden emin olamayarak karmaşık duygular içinde dans pistinin ortasında kalakaldı.
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro