《BÖLÜM 48》
48.Bölüm
"Neden böyle söyledin?" Joseph Adrian'ı çok uzun zamandan beri böyle sıkıntılı ve ne yapacağını bilmez bir halde görmemişti. Adrian genelde soğukkanlı, iş bitirici bir adamdı. Ne durumda olursa olsun sıkıntılı görünmez, bir çözüm arar ve illa ki bulurdu.
"Daisy bana aşık olmuş olabilir ve sanırım bu benim suçum." Adrian suratına sanki çok büyük bir sorun varmış gibi bakarken Joseph ilk anda inanamadı. Sonra ise sırıtmaya başladı.
"Ben de önemli bir şey diyeceksin sandım. Bir kadının kocasına aşık olmasında ne sorun var ki?
"Joseph, bizimki anlaşmalı bir evlilikti." Diye hatırlattı Adrian. "Duyguların olmması gerekiyor.''
"Sahiden olmaması mı gerekiyor?" Joseph Adrian'a gözlerini kısmış bir şekilde bakıyordu.
"Ne demek istediğini anlamıyorum." Joseph ortadaki sorunu göremiyor muydu?
"Asıl ben senin ne demek istediğini anlamıyorum. Karın sana aşıksa bunu sorun etmek yerine keyfini sür işte. Daha ne istiyorsun?" Londra sosyetesi sırf çıkarları için evlenmiş aşkı tatmaktan yoksun çiftlerle doluydu.
"Joseph, aşka insanı üzer. Ben onu kırmak ya da günün birinde duygularını incitmek istemiyorum. Ama kahretsin ki onu birlikte olmaya ikna ederek çok büyük bir hata yaptım. O denli yakınlaşmasak aramızdaki buzlar erimeyecek ve büyük ihtimalle bana aşık olmayacaktı. Ama ben en başında bunu tahmin edemedim. Bu kadar kolay aşık olabileceği aklımın ucundan geçmemişti.
"Adrian, dostum, bir pislik değilsin ama kesinlikle bir aptalın tekisin! Hem bunun olacağını ön göremediğin, hem de senin de karına aşık olduğunu fark edemediğin için!"
"Ne?" Adrian ayağa fırlayıp odanın içinde dolanmaya başladı.
"Bu saçmalık!" Diye itiraz etti ve hemen ardından açıklama girişimlerine basladı.
"Ona aşık falan değilim Joseph! Ben sadece onu umursuyorum. Bilirsin, kötü bir şey yaşamasını isteniyorum çünkü ilk zamanlarda sandığımın aksine o fazlasıyla saf ve iyi niyetli biri."
"O halde ne halt yemeye onunla birlikte oldun?" Joseph'in sorusu daha çok hesap sorar gibiydi ve bir cevap alamadı çünkü Adrian da bilmiyordu ve tam da bunu yaptığı için kendini suçluyordu.
"Böyle bir kadınla sadece yatak ilişkisi kurabileceğini sanman hiç inandırıcı gelmiyor. Bence kendini ondan uzak tutamamışa benziyorsun dostum."
Adrian tekrar oturdu ve Joseph'in söylediklerini düşündü. Gerçekten de kendini ondan uzak tutamamıştı değil mi? Daha öncesinde her zaman kendini nerede geri çekmesi gerektiğini ya da ne kadar ileri gidebileceğini bilen biri olmuştu ancak bu Daisy'de işlememişti. Tüm zihni onun tarafından işgal edilirken bu işin sonunu görmezden gelmişti işte.
"Bu ona aşık olduğum anlamına gelmez." Dedi sesinin kararlı çıkmasına büyük bir çaba göstererek. Aslında Joseph'ten çok kendini ikna etmeye çalışıyordu.
"Adrian, arzu duymadığın bir kadına aşık olamazsın ancak kendini uzak tutamayacak kadar güçlü bir tutku beslediğin, şehvet duyduğun bir kadına aşık olman muhtemelen kaçınmazdır dostum. Bu sadece fiziksel olarak beğendiğin bir kadına hissettiğin şehvetten çok daha güçlüdür. Kolay kolay görmezden gelemezsin. Görüyorum ki sen de böyle bir durumun içine düşmüşsün."
Adrian Joseph'e 'sen aşktan ne anlarsın ki?' diye çıkışacaktı ancak sözlerinde onu durduran bir şey vardı. Daisy'nin saçları yastığa dağılmış ve uykulu halinin kendisine ne kadar çekici geldiğini ve tahrik ettiğini hatırladı. Daha önce bir başka kadında böyle bir şeyi hiç çekici bulduğunu hatırlamıyordu. Joseph'in bahsettiği fiziksel beğeniye duyulan şehvetin daha ötesinde olan şey bu muydu acaba?
"Gerçi senin de ona aşık olduğunu dün geceki tepkilerinden anlamalıydım." Joseph'in kendini beğenmiş bilmiş bakışları Adrian'ı sinirlendiriyordu.
"Ona aşık değilim!" Dedi bir kez daha. "Hem ne varmış dün geceki davranışlarımda?" Adrian bir içkiye ihtiyacı olduğunu hissediyordu ancak henüz saat içmek için oldukça erkendi.
"Kadın seni tavernada bastı ve herkesin ortasında tokat attı. Sen ise tanıdığım Adrian'a göre gayet sakindin. Bunu bir başka kadın yapmış olsa o sakinliği göstereceğini hiç sanmıyorum. Hatta başka hiçbir kadın buna cesaret dahi edemezdi. Ben bile şaşkına uğradım. Eve döndüğümüzde kıyameti koparacağını sanıyordum ama siz sakin sakin konuştunuz ve sonra hararetli bir şekilde aşka yaptınız."
"Joseph! Biz dinlemediğini söyle bana!" Adrian Daisy'nin o baştan çıkarıcı inleyişlerini Joseph'in duymuş olabileceğini düşününce sinirden yüzü kıpkırmızı oldu. Eğer Joseph yalnış bir şey söylerse onu her an yumruklamaya hazırdı.
"Sakin ol biraz. Bu ev eski ve duvarları da yeterince kalın değil. Tam yan odanızdayken bazı şeyleri duymamak inkansızdı." Adrian onun haklı olduğunu fark edince farkında olmadan sıktığı yumruğunu gevşetti. Sonuçta burası Joseph'in eviydi ve çalışma odasında sevişmişken adamı duyduğu şeyler yüzünden suçlayamazdı.
"Açıkçası sakin kalmaya çalıştım çünkü onun da kendince haklı sebepleri vardı. Ona verdiğim sözü tutmadığımı düşünüyordu."
"Ne söz verdin?"
"Beni yatağına kabul ettiği sürece tek eşli olacağıma güvence verdim." Joseph bunun üzerine Adrian'a şaşkın şaşkın baktı ve söylediği şeyi tam olarak idrak ettiğinde kahkahayı bastı.
"Adrian, bir erkek aşık olmadığı bir kadına böyle bir söz vermez dostum. Hele sen hiç vermezsin!"
"Bir daha ona aşık olduğumu söylersen yumruğu yersin!" Adrian iyiden iyiye öfkelenmişti. Joseph'ten kendisine bir akıl vermesini istiyordu, sürekli Daisy'e aşık olduğunu söylemesini değil.
"Bunu yaptım çünkü fiziksel ihtiyaçları karşılamak konusunda en mantıklısı buydu. Bilirsin, metresler her zaman maddi açıdan zarar verirler ve eninde sonunda başına bela olurlar. Eğer Daisy ile olursak ikimiz içinde daha kolay olacağını düşündüm. Birbirimizin ihtiyaçlarını karşılayacaktık ama zaten evliliğimiz anlaşmalı olduğu için duygularla ilgili bir sorumluluğumuz olmayacaktı. Zaten ona bu konuda hiçbir güvence vermemiştim. Böyle bir durum olabileceğini düşünmedim." Adrian bitkin bir şekilde kendini koltuğa bıraktı. Daisy'i üzemeden bu işin içinden nasıl çıkacağını hiç bilmiyordu.
"Pekala, eğer seni rahatlatacaksa şöyle düşün; zaten ona tek eşlilik sözü vermişsin. Yani bir başkasıyla olmadığın sürece onu incitmiş olmazsın ve ortada sorun kalmaz." Joseph iyi söylüyordu ancak gözardı ettiği şeyler vardı.
"Daisy bana karşı fazlasıyla ilgili davranıyor." Dedi Adrian dün geceyi düşünerek. "Şu ana kadar hayatıma giren diğer kadınların aksine beni gerçekten umursuyor, ilgileniyor, benim için endişeleniyor. Ama ben ona aynı şeyi veremem Joseph. Onu ne kadar umursasam da ihtiyacı olduğu ilgiyi bir aşık kadar gösteremem. Bunu fark ettiğinde üzülecek, kırılacak ve bunların hepsi benim yüzümden olacak. Kahretsin! Onunla birlikte olmamalıydık. Bunu ondan hiç istememeliydim!" Adrian başın eğdi ve elleri arasına alıp kollarını dizlerine dayadı.
"Ihm"
Öksürük sesine karşılık başını kaldırdığında Joseph'in oturduğu koltuğun arkasında kaşları çatılmış halde duran karısını gördü.
"Daisy!" Onun yüzündeki bembeyaz ifadeyi fark edince sanki kendi kanınında tamamen çekildiğini hissetti.
"Ne kadar süredir oradasın?" Diye endişeyle sorarken yeni gelmiş olması için dua ediyordu ancak yine de içten içe aksi olduğunun farkındaydı.
"Duymam gerekeni duyacak kadar." Dedi Daisy.
"Daisy, özür dilerim." Adrian yüzünde pişman bir ifadeyle eline uzandı ancak Daisy tutmasına izin vermeyerek geri çekildi.
"Üzgün olmana gerek yok" Dedi soğuk bir sesle. "Duygularım için boşuna endişlenmişsin. Sana aşık falan değilim Adrian. Dün olanlar seni bir yanlış anlamaya itti sanırım." Daisy'nin kaşları çatık ve yüzü hiçbir ifadeyi ele vermeyecek kadar donuktu. Adrian bunun daha kötü olduğunu düşündü çünkü şu ana dek Daisy'i bu denli buz gibi bir suratla görmemişti.
"Efendim, kapıda sizinle acil görüşmek isteyen biri var Kont Ramsey." Diye araya girdi Joseph'in uşağı.
"Çalışma odama alabilirsin." Dedi Joseph. Adrian cevap veremedi çünkü kafası fazlasıyla meşguldü. Daisy de bunu fırsat bilerek kaçarcasına yanlarından ayrıldı.
***
Onları görmeye gelen kişinim ismi Colin'di ve Marcus Phelon'un eski uşağıydı. Dün gece Hans'ın Tavernası'nda Adrian ve Joseph'in Jim Parkers'ı soruşturduğuna şahit olmuştu. Dediğine göre tam onlara bilgi verecekken malum olay gerçekleşmiş ve tavernadan ayrılmışlardı.
"Eee Colin, Marcus ile Jim'in ne gibi bir bağlantısı var?" Diye sordu Joseph.
"Aslında onun yok ancak Jim'in kardeşi Josh'un var. Josh Marcush'un atlarına bakması için işe aldığı biriydi ve zaman zaman Marcush'un bazı pis işlerini hallederdi. Zaten Marcus her zaman böyle işler karıştıran, yolsuzluk yapan, zor kullanan bir adam olmuştur.Tabii bunlar gizliydi, ben gözlemlerim ve takiplerim sonucu öğrendim. Jim ise Josh'u ara sıra ziyarete gelirdi. Ayağı aksadığından dikkat çekiyordu ve unutması zor bir tipti. Zaman zaman Marcus için bazı işleri birlikte yaptıklarını biliyorum. Güvenilir tipte adamlar değildi. Dün gece Jim'i soruşturduğunuzu duyunca kesin yine bir işler karıştırdıklarını düşündüm. Yoksa o tipte insanlar neden bir Kont tarafından soruşturulsun ki " Joseph karşısındaki adamı dikkatle süzdü. Soylu değil ancak temiz, düzgün giyimli ve nasıl davranması gerektiğini bilen bir adamdı. Evet, bir uşak karakterine uygundu.
"Peki o adamları ya da Marcus'u nerde bulabiliriz?" Diye sordu Adrian. Colin ceketinin iç cebinden bir kağıt çıkarıp uzattı.
"Burada Josh'a ait bir kulübenin adres tarifi var. Şehrin bir hayli dışında."
"Peki sen buna nasıl ulaştın?" Joseph'in bakışları şüpheci bir hale bürünmüştü.
"Son zamanlarda maaş alamıyordum ve Marcus'un bir işler peşinde olduğunu tahmin etmiştim. Onu ve Jim'i gizlice takip ediyordum. Marcus kısa süre önce borçları yüzünden ortadan kayboldu. Ardından da Josh kayıplara karıştı.O adreste saklanıyor olabileceğini düşünüyorum. Ancak yeni elime geçirdiğim için kontrol etme fırsatım olmadı. Ama sonuç olarak o kulübe aradığınız adamın kardeşine ait. Bu bilgi belki size yardımcı olabilir." Adrian ve Joseph düşünceli bir şekilde birbirlerine baktılar.
"Bu bilgiyi neden bize veriyorsun Colin?" Diye sordu Adrian"
"Çünkü Marcus pisliğin teki ve aylardır hiçbir çalışanına maaş vermeyerek bizi zor duruma soktu. Ayrıca her zaman bir pislik gibi davranmıştır. Bir halta karıştıysa layığını bulmasını istiyorum. Ve eminim ki eğer bir işler karıştırıyorsa Jim ya da Josh ona yardım ediyordur. Ben onlarla tek başıma başa çıkamam ama siz yapabilirsiniz. Nüfuzlu birisiniz, kanunlar konusunda da sözünür geçer." Colin söylediklerinde haksız sayılmazdı. Adrian çekmeceden çıkardığı bir kese altını Colin'e uzattı.
"Teşkkürler Colin, lütfen daha başka bir bilgi edinirsen tekrar bizi haberdar et."
Colin bir altın kesesine bir de Adrian'a baktı. Kesenin içine baktıktan sonra ise geri uzattı.
"Bu çok fazla Lordum." Dedi. "Ben çıkarcı ve paragöz bir adam değilim. Sadece o Baron Phelon denen adamın hakettiğini bulmasını istiyorum."
Bu kez Joseph uzanıp keseyi tekrar geri uzattı.
"Al şunu Colin. Sen paragöz bir adam olmayabilirsin ancak biz de hakkıyla iş yapan adamlarız ve kimseye borçlu kalmak istemeyiz. Bize önemli bir bilgi verdin. Ayrıca şu an işsiz kaldığına göre buna ihtiyacın vardır. Seni bir süre eder."
Bunun üzerine Colin keseyi aldı ve "Bir şey öğrenirsem sizi mutlaka haberdar ederim." Diyerek oradan ayrıldı.
"Phelon denen piç sana fena bilenmişe benziyor. Ne dersin, sence Olivia ile ortak hareket ediyor olabilirler mi?"
"Bu işin arkasında Phelon denen şerefsiz varsa onu doğduğuna pişman edeceğim! Eğer Olivia'da işin içineyse bu kez onun da benden çekeceği var!" Adrian yumruğunu sinirle masaya indirdi. Gün bir hayli skıntılı başlamıştı.
"Ben bağlantılarımla görüşeyim bakalım yeni bir şeyler var mı, bir de bu adresin doğruluğunu teyit etmem lazım. Sen de karınla ilgilensen iyi olur çünkü umursamıyor görünmesine rağmen dediklerinin tek kelimesine inanmadım dostum."
"Ben de inanmadım." Diyen Adrian derin bir nefes verdi. Daha şimdiden onu fazlasıyla incittiğini hissediyordu.
Misafir odasına gittiğinde Daisy'nin hazırlanıp pelerinini giymiş oldğunu gördü.
"Nereye gidiyorsun?"
"Hala mı ziyaret edeceğim." Daisy yüzüne bakmadan odanın içinde geziniyor, bir şeylerle uğraşıyormuş gibi görünüyordu.
"Öncesinde konuşmamız gerekmez mi?" Adrian usul usul ona yaklaştı.
"Konuşacak bir şey yok." Dedi daisy küpesini takmaya çalışırken. Ancak elleri titrediğinden bir türlü beceremiyordu. Adrian uzandı ve küpeyi alıp nazikçe kulağına yerleştirip klipsini kapattı. Daisy tenine değen parmaklar ve Adrian'ın bu kadar yakınlaşması karşısında buz kesilmişti.
"Lütfen böyle yapma, konuşalım." Dedi Adrian parmaklarını Daisy'nin boynunda gezdirerek. Bilinçli olarak yaptığı bir şey değildi, parmakları sanki Daisy'e dokunma ihtiyacı ile kendiliğinden uzanıvermişlerdi.
Daisy bu dokunuş karşısında geri çekilip sert bir ifadeyle baktı Adrian'a.
"Ortada bir sorun yok Adrian. Sana aşık falan değilim. Hiç o tür beklentilere girmedim. Girmemem gerektiğini en başından beri biliyordum zaten. Dün gece ki tavrım tamamen bana verilmiş olan söze sadık kalınmadığını düşündüğüm içindi ama sonuçta öyle olmadığını anladığım için artık sorun yok. Benim kırılmamış kalbim için de endişelenmene gerek yok."
Daisy son sözlerini söyleyıp Adrian'ı odada bırakırken aslında içi kan ağlıyordu ama bunu açık etmeye hiç niyeti yoktu.
Bölüm sonu.
Birazdan sabah olacagina gore herkese gunaydinnnn diyorummm. Yorumlari eksik etmeyin lutfen 😊😊😊
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro