《BÖLÜM 40》
Adrian kısa sürede ulaştığı nehir kenarında önce Daisy'nin atını gördü. Etrafına bakındı ancak kendisi ortalıkta yoktu. Atı buradaysa oda buralarda olmalıydı değil mi? Adrian da atından inip onu bir ağaca bağladı ve çalıların öte tarafında görünen nehire doğru inen patikada ilerlemeye başladı. Tam adını seslenecegi anda ise karısını gördü ancak hiç tahmin edemeyeceği bir şekilde; soyunurken! Adrian elbisenin Daisy'nin önce omuzlarından, ardından kalcalarından sıyrılıp yere düşüşünü izlerken hem şok hemde hipnotize olmuş gibiydi. Daisy yer yer gün ışığının parlaklığını taşıyan iri bukleli saçlarını omzunun arkasına attı ve suya doğru yürümeye başladı. Bunu yaparken kıvrımlı kalçalarının hareketi görülmeye değerdi. Klasik İngiliz Leydilerinin özenle güneşten saklanan soluk genlerinin aksine hafif tonda ve sağlıklı bir bronzluğa sahip olan teni de muhteşem görünüyordu. Adrian kasıklarında sert ve ihtiyaç dolu bir sızının varlığını hissedince içinden bir küfür savurdu. Lanet olsun! Karısı her erkeğin rüyalarını süsleyencek kadar güzel bir bedene sahipti ancak Adrian bu güzelliğin tadına bakamıyordu!
Daisy sakince akan nehrin sularına kendini bırakıp rahatlarken Adrian onu bir süre daha hayranlıkla izledi ancak bir an sonrası hayranlığını yerini öfke aldı. Bu kadının aklından zoru mu vardı? Bu hareketinin başına kötü bir şey açma ihtimali olduğunu hiç mi düşünmüyordu? Adrian bu düşüncelerle çalılıkların arkasından çıkarak kıyıya ilerledi.
"Leydi Daisy Ramsey! Size o sudan hemen çıkmamızı emrediyorum!"
***
"Adrian lütfen dur, çıkıyorum!" Diye seslendi Daisy kocasının soyunup suya girme girişimi karşısında pes ederek. Bu ise Adrian'ın pek hoşuna gitmemişti çünkü karısıyla çıplak bir halde suda olma ihtimali şu an için istediği tek şeydi. Ancak yine de Daisy'nin isteği üzerine durdu.
"Arkanı dönersen daha kolay çıkabilirim." Daisy'nin'nin sesi gergindi. Adrian cevap vermeden arkasını döndü ve yerde duran gömleğini sırtına geçirip ceketini eline aldı.
"Böyle sorumsuzca bir davranışı bir daha asla istemiyorum." Diyen sesi sert ve otoriterdi.
"Hiçbir şey yapmadım. Sadece yuzuyordum."
"Çıplak bir şekilde!" Adrian bağırarak arkasını döndüğünde Daisy irkildi. Kocası gerçektende sınırlı gözüküyordu.
"Adrian, insanlar genelde kıyafetleriyle yüzmezler." Dedi sesini alçaltıp biraz da alay katarak. Amacı gergin havayı biraz olsun dağıtabilmekti ancak başaramadı.
"Başına neler gelebileceğinin farkında değil misin?" Diye öfkeyle sordu Adrian, ilerleyip Daisy'nin tam karşısına dikilerek.
"Adrian, ben çocukluğumdan beri burada yüzlerim. En derin yeri omzuna bile gelmez" diye açıklamaya çalıştı Daisy. Adrian'ın öfkelenmesinin sebebini yanlış yorumlamıştı.
"Artık çocuk değilsin ama!" Adrian bağırdı tekrar. Bu kadın çocukluğundan farklı olarak artık dolgun göğüslere, inanılmaz çekicilikte kıvrımlara sahip olduğunun ve bunların başına iş acabileceginin farkına varamıyor muydu?"
"Bu kadar saf olmana inanamıyorum. Tanrı aşkına Daisy, ormanın orta yerinde çıplaktın! Seni dakikalar önce soyunurken ve göle girerken izledim. Benim yerime bir başkası, kötü niyetli birisi olsa ne olurdu farkında mısın?" İçindeki ses Adrian'a kendisinin de pek iyi niyetli olmadığını fısıldadı ama bunu Daisy'nin bilmesine gerek yoktu.
"Bir sapık gibi beni mi izledin?" Diye suçlarcasına sordu Daisy yüzüne kan hücum ederken. Bu adam gözlerinin içine bakarak onu dikizledigini söylüyordu! Vücudunun ne kadarını görmüştü acaba? Hepsini mi? Bu düşünceyle birlikte yerin dibine girmek istedi.
"Karısını izleyen bir adama sapık diyemezsin. Sakin haklı çıkmaya ve konuyu başka yöne çekmeye çalışma!" Diye uyardı Adrian.
"Bu sorumsuzluğunun haklı hiçbir yanı yok." O anda Daisy'nin elbisesinin ıslak vücuduna yapıştığını ve göğüslerini tamamen ortaya çıkardığını fark etti. Uçları serin suyun etkisinde daha da belirginleşmişti ve bu halde, ıslak kumaşın altında kısmen gizlenirken bile ne kadar çekici göründüklerini düşünmeden edemedi.
"Şu an seni çimlere yatırıp tam da burada hatalı olduğunu kabul edene dek seninle sevişmeliyim." Dedi hissettiği arzudan dolayı boğuk bir tınıya bürünen sesiyle. Daisy ise söylenen kelimeleri idrak ederken şaşkınlıkla gözleri büyüdü.
"Bu dediğini yaparsan avazım çıktığı kadar bağırırım!" Diye tehdit etti kendince. Adrian ise alaylı bir ifadeyle gülümsedi.
"Peki burada seni elimden kim alacak?" Daisy'e doğru birkaç adım attığında Daisy de endişe içinde gerilemeye başladı. Gözlerindeki panik ifadesi çok barizdi.
"Ama elbette bunu yapmayacağım." Dedi Adrian aslında kendisine de çok cazip bir fikir gibi gelse de. Bunun yerine ceketini çıkardı ve Daisy'nin omuzlarına örtüp ıslak göğüslerinin kapanmasını sağladı. Hiçbir leydi hizmetçilerine bu halde görünmemeliydi. Daisy kendi itibarını umursamıyor olabilirdi, bunu daha öncede fark etmişti ama Adrian onun adına umursuyordu ve bir daha böyle çocukça ve sorumsuzca davranmasına izin vermeyecekti.
Atları üzerinde sakince ve konuşmadan yol aldılar kısa bir süre. Hava sabahkinin aksine bulutlanmış ve rüzgar çıkmıştı. Çok geçmeden bardaktan boşalırcasına yağmur başlayınca hızlarını artırdılar. Eve dönmeleri toplamda onbeş dakika sürmemesine rağmen ikisinde sırılsıklam olmuştu.
"Bir daha Leydi Ramsey benim haberim olmadan malikaneden dışarı çıkmayacak! Çıkarsa hemen bana bildireceksiniz!" Diye Emir verdi Adrian kendilerini karşılayan hizmetçilere. Bahçivanları Benji Emily'e 'neler oluyor?' bakışı atsa da karşılık alamadı çünkü hepsi Adrian'ı malikaneye geldiğinden beri ilk defa böyle sinirli görmenin şaşkınlığı içindeydiler.
"Bu yapamazsın!" Diye bağırdı Daisy ateş saçan gözlerle. Ardından herkesin onları izlediğini fark edince sinirle sustu ve arkasını dönüp hızla yatak odalarına çıktı.
Bölüm sonu.
Lütfen kısa demeden hemen bir sonraki bölüme geçin 😊 fazla uzun olunca iki bölüm halinde yayınlamak istedim.
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro