《BÖLÜM 31》
31.Bölüm
Leighton
Daisy uyanıp kendini handaki rahatsız yatak yerine siyah kadife kaplı arabada, Adrian'ın kolları arasında bulmayı hiç beklemiyordu. Başı Adrian'ın göğsüne yaslanmış, Adrian'ın kolları ise sıkıca kendisine dolanmıştı.
"Bu da ne demek?" diye sordu doğrulmaya çalışırken. Ancak Adrian'ın kendisini mengene gibi saran kolları ayrılmasına izin vermedi.
"Bırak beni!"
Daisy kafasını sola doğru çevirdiğinde Adrian'ın boynu ile burun buruna geldi. Gömleğinin üstten düğmeleri gereğinden fazla açıktı ve göğüs kılları Daisy'nin yüzünü gıdıklıyordu. Daisy kendini saran kollardan kurtulmaya çalışarak tekrar debelendi.
"Rahat dur Daisy." Adrian konuştuğu an dudakları Daisy'nin alnı üzerinde hafifçe kıpırdamış ve Daisy nefesini hissetmişti.
"Beni neden arabaya taşıdın?" diye sinirle sordu Daisy. Bir yandan da Adrian'ın kendini saran kollarına yumruk indirdi.
"Karımı başkasının kucaklayıp taşımasına izin vereceğimi sanmıyordun herhalde değil mi?" diyen Adrian yüzüne doğru eğilerek konuşmuştu. Biraz daha eğilse ya da Daisy başını az daha kaldırsa dudak dudağa değeceklerdi. Bu durum oldukça geriyordu.
"Beni uyandırabilirdin."
"Uyandırmak istemedim. Dün gece uyumadığını ve daha fazla uykuya ihtiyacın olduğunu biliyorum."
Adrian'ın bu sözleri Daisy'nin sinirlenmesine neden oldu. Neden kendisini düşünüyormuş gibi yapıyordu ki? Gerçek gün gibi ortadaydı.
"Sanki umursuyormuşsun gibi," diye söylendi. Dün geceyi hatırlamak istemiyordu. Hele de şuan Adrian'a bu kadar yakın ve etkisi altındayken.
"Uyurken daha eğlenceliydin sen. Neden kendini biraz olsun rahat bırakıp iyi bir uyku çekmiyorsun?"
Daisy Adrian'ın bu çıkışması karşısında bir an için sessiz kaldı. Kendini nasıl rahat bırakabilirdi ki? Handaki bir saatlik uykusu gerçekten yetmemişti ve uykuya ihtiyacı vardı ancak kendini Adrian'ın kollarına nasıl bırakabilirdi?
Aslında istemiyor değildi. Adrian'ın göğsüne iyice sokulup kendini o yağmur kokulu teninin verdiği huzura teslim etmek istiyordu elbette. Ama bunu yapmak Adrian'a karşı tamamen zayıf düşmek anlamına gelirdi ve dün gece yaptığı şeyden sonra ona böyle bir koz veremezdi.
"Neden beni rahat bırakmıyorsun?" diye sordu kisa suren sessizlikten sonra. Sesine yansıttığı sinirle de Adrian'ın yakınlığından etkilendiğini gizlemeye çalıştı.
Adrian kafasını eğip dudaklarını Daisy'nin boyun çukuruna yerleştirdi. Karnının üzerindeki kolu ise yukarı kaydı ve sol eli göğsünü kavradı. Daisy kendini hapsedilmiş hissediyor ama bir yandan da kendine itiraf edemese de içten içe kurtulmakta istemiyordu.
"Adrian," diye fısıldadı gözlerini kırpıştırırken.
"Seni rahat bırakmak istemiyorum," diyen Adrian'ın sesi hissettiği arzu nedeniyle boğuklaşmıştı.
"Bunu yapmak istiyorum," Daisy'nin boynuna ve omzuna öpücükler bıraktı.
"Ve bunu," göğsünü kavrayan eli ile baskısını artırıp Daisy'nin dudaklarından kısık bir inilti kaçmasını sağlayınca hınzırca gülümsedi.
"Beni istediğini biliyorum Daisy," Adrian'ın öpücükleri boynundan yukarı kayıp kulak memesine ulaşırken ardında Daisy'i tutuşturan nemli bir iz bıraktı. Göğsündeki eli karısının yakasını çekiştirip göğüslerini açığa çıkarmaya çalışırken diğer eli ise karnına ve daha aşağılara ufak ufak baskı uygulamaya başladı.
Daisy kendini kaybetmemeliydi. Her ne kadar şuan kendini bu adamın kollarına bırakmak istese de bunu yapmamalıydı.
"Adrian hayır," dedi ancak itirazı çok güçsüzdü ve Adrian ciddiye almadı. Göğsündeki elini kaldırıp yüzünü kavradı ve kendisine döndürdü. Daisy'nin dudakları Adrian tarafından esir alınırken itirazları da o dudakların arasında kayboldu. İkisi de bir ateşin içi ne düşmüş gibi yanıyor ve bedenleri arzu ile kıvranıyordu. Birbirlerinin dudaklarını tutku ile berelerken zaman ikisi için de durmuştu.
Dudakları kısa bir nefes için birkaç saniyeliğine ayrıldığında Daisy bunu fırsat bilerek kendini bir miktar geri çekti.
"Yeter Adrian!" dedi nefes nefese kalmış sesiyle. Adrian kendisini umursamayıp tekrar dudaklarına uzandığı anda bu kez ona fırsat vermedi.
"Yeter dedim!" diye sesini yükselterek kafasını yana çevirip kendini geri çekmeye çalıştı.
Adrian biraz kızgın biraz da şaşkınlıkla baktı Daisy'e. Kendini kaybedecek duruma gelmişken Daisy nasıl kendinde geri çekilecek gücü bulabiliyordu? Adrian onu etkileyebildiğini biliyordu ve şuan ki dağılmış görüntüsü bunun kanıtıydı. Buna rağmen yine de kendisine hayır diyebilecek gücü buluyordu demek.
İstemsizce de olsa karısını saran kollarını gevşetip onu serbest bıraktı. Daisy'nin bunun üzerine kendisinden iyice uzaklaşıp köşeye sindiğini görünce sinirle dişlerini sıktı. İstese şimdi bile yatağına girmeye can atan bir sürü kadın bulabilirdi. Sosyetede Daisy'nin yerine geçip kendisinin karısı ya da metresi olabilmeyi isteyen bir sürü genç kız varken Daisy'nin kendisini elinin tersi ile itmesi gururuna dokunmuştu. Ne sanıyordu ki kendini? Sonuçta evliydiler, Adrian'ın bunu istemeye hakkı vardı. Üstelik bu evliliğe mecbur bırakılmış tarafken...
Yolculuğun kalan kısmı büyük ve sessiz bir gerginlik içerisinde geçti. İkisi de birbirine zaman zaman kaçamak bakışlar attı ama kesinlikle konuşmadılar. Daisy uyumaya çalışsa bile yapamadı. Başını dayadığı yüzey Adrian'ın göğsü gibi rahat değildi.
Akşam olduğunda geceyi geçirmek üzere daha iyi ve daha büyük bir handa konakladılar. Adrian bu kez geceyi farklı bir odada geçirdi. Bu Daisy'nin işine gelen bir durumdu aslında ama Adrian'ın kedisine tavır aldığını da anlamıştı.
Sabah olduğunda kendisini yola çıkmak için uyandıran Emily olmuştu. Adrian kendisiyle tek kelime etmemiş, resmen yok saymıştı. Daisy Adrian'la arabanın içinde yolculuk etmektense Emily'nin yerine geçip arabacının yanında yola devam etmek isterdi ancak bu hiç uygun olmayan bir davranış olduğundan dile getirmedi.
Öğleden sonra arabaları Leighton topraklarına girdiği anda Daisy aralarındaki gergin havayı unutmuş, sevinçten sabırsızca yerinde duramayan bir çocuğa dönmüştü. Ufak pencerenin perdesini açmış dikkatle çevresini inceliyor, ayrı kaldığı son birkaç ayda değişen bir şeyler olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. Nihayet araba Leighton Malikanesi'nin önünde durduğunda kendini Adrian'dan önce dışarı atmamak için zor tuttu. Adrian ise yüzünde hiçbir duygu değişimi olmadan sakince indi ve bir centilmenin yapması gerektiği gibi Daisy'e kolunu uzatarak inmesine yardım etti.
Giriş kapısına doğru ilerlerken Adrian yaklaşık ikiyüz elli yıllık barok tarzı inşaa edilmiş malikaneyi beğeniyle süzdü. Bu güzel mülk artık kendisine aitti.
Kendilerini kapıda ilk karşılayan Baş Uşak Billy'di. Diğer çalışanlar ise ardına dizili halde selamlayarak karşıladılar onları. Hepsi Leydi Daisy'nin evlendiğini duymuş ve dolayısıyla kocasını yani yeni kontlarını oldukça merak ediyorlardı.
"Ben Uşağınız Billy Peterson, emrinizdeyim Lordum." Dedi Billy. "Ayrıca Leydim, döndüğünüz için çok mutluyuz. Keşke haberimiz olsaydı. Hazırlık yapamadık." Dedi biraz sıkılarak. Bir yandan da diğer tüm çalışanlar gibi Ramsey'den çekiniyordu.
"Döndüğüm için bende çok mutluyum Billy. Sorun değil, her şeyi kısa sürede yoluna sokacağınıza eminim," dedi Daisy anlayış göstererek.
"Akşam yemeğinden sonra tüm çalışanlar toplansın, herkesle tek tek tanışacağım. Eşyalarımız ise karımın uygun gördüğü odaya çıkarılsın. Ardından herkes işinin başına dönebilir." Diyen Adrian'ı herkes dikkatle dinliyordu.
"Emredersiniz Lordum," mırıltıları yükseldi çalışanlardan.
"Billy, Emily'nin yanına iki kişi daha ver. Büyük odayı bizim için hazırlasınlar," dedi Daisy. Ancak bu Billy'nin bir an için panik olmasına neden oldu.
"Leydim, büyük odada Kontes'in eşyaları var," diye hatırlattı Daisy'e.
"Misafir odalarından birine taşıyın!" diye araya girerek emir verdi Adrian. "Olivia Walmond ve kızı Vivian Walmond bu evde artık sadece bir misafirdir ve Kontesiniz ise karım Leydi Daisy Ramsey'dir. Bu konu ile ilgili bir problemi olan varsa kısa sürede kendine yeni bir iş bakmakta özgürdür."
Daisy Adrian'ı ilk defa bu kadar otoriter ve emrivaki yönüyle görüyordu ancak kendisini yeni tanıyan çalışanları tarafından saygı duyulması için bunun gerekli olduğunu biliyordu.
"Özür dilerim Lordum, sadece ağız alışkanlığından Kontes Olivia dedim," diye açıkladı Billy.
Ardından tüm çalışanlar işinin başına döndü.
Büyük oda hazırlanana kadar istirahat etmek için yerleştikleri bir misafir odasında Daisy yine tedirgindi. Hizmetçiler yıkanmaları için odadaki küveti ve sıcak suyu hazırlayıp ikisini baş başa bırakmışlardı.
"Önce sen yıkanmak ister misin?" diye sordu kararsızlıkla bir Adrian'a bir de dumanı tüten sıcak su dolu küvete bakarak. "Bu sırada ben de gidip hazırlıkları kontrol edeyim."
"Beni çıplak görmekten korkuyor musun?" diye takıldı Adrian.
"Ne diye korkayım!" Adrian Daisy'nin çıkışı karşısında güldü.
"Güzel. Madem öyle odanın hazırlanmasını kontrol etmek yerine kocanın yıkanmasına yardım edebilirsin."
"Ne!" Daisy şaşkınlıkla ne diyeceğini bilemezken Adrian çoktan gömleğinden kurtulmuştu bile.
"Neden uzakta duruyorsun?" diye alayla sordu Adrian.
"Pek yüce sevgili Kont Ramsey'in yıkanmak için birisine ihtiyaç duyacağını sanmıyorum," diyen Daisy kafasını başka yöne çevirmiş, Adrian'ın heybetli görüntüsünden etkilenmemeye çalışıyordu.
"Pek yüce Kont Ramsey birisine değil ama karısına ihtiyaç duyuyor," diyen Adrian'ın parmakları pantolonunun düğmelerine gittiğinde Daisy içinden Tanrı'dan yardım diledi çünkü bu adamla uğraşabilmek ve aynı zamanda hem sinirlerine hem de kendi arzularına hakim olabilmek için gerçekten ilahi yardıma ihtiyacı vardı.
Bölüm sonu.
Herkese iyi gecelee diliyorum. Sabah bir güncelleme daha yapacağım. Iki kez bildirim gelebilir, baştan söyliyeyim 😄 Bu arada henüz diğer kitabım okumadıysanız sizi Aşka yolculuğu okumaya davet ediyorum 😊
Şu zamana kadar Daisy dışında karakter fotosu koymadım çünkü hayal gücünüzü etkilemek istemedim ama şuan dayanamayacağım. Rasgele bulduğum bu foto tıpkı hayalimdeki Adrian gibi!
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro