Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

《BÖLÜM 23/1》

23.Bölüm


Daisy kusarken Adrian onun saçlarını tuttu ve ardından ona ağzını silmesi için ıslak bez uzattı. Sonrasında su içmesi için yardım etti. Daisy ise bir yandan ve boğaz ağrısından kıvranırken diğer yandan da Adrian'ın yanında kusmuş olduğu için utanctan yerin dibine girmiş gibi hissediyordu. Neden az önce halası yanındayken kusmamıştıda bu olay Adrian'ın yanındayken yaşanmıştı ki?

"Keşke bunu görmemiş olsaydın" diye mırıldandı suyuni içtikten sonra kendini yorgun bir şekilde yastığa geri bıraktığı sırada.

"Sorun değil, bunu dert etme" dedi Adrian elini Daisy'nin bileğinin üzerine koyarak.

"Hiç hoş olmadı." Diyen Daisy utanıp gözlerini kaçırdı. Henfield Kontu'nun önünde midesinde ne var ne yoksa çıkarmıştı. Daha rezil ne olabilirdi?


"Hastasın ve bu insani bir durum. Biz karı kocayız artık, bu tür şeyleri dert etmeni gerektirecek bir durum yok ortada." Adrian'ın sesi hiç olmadığı kadar yumuşak ve yatıştırıcı bir tondaydı. Elini Daisy'nin alnına dokundurduğunda hala ateşi olduğunu fark etti. Alnına koydukları bezi ıslatıp tekrar alnına yerleştirdi Daisy'nin.

"Çok soğuk." Diye yakındı Daisy alnına koyun bezin soğukluğundan irkilip titreyerek. Ardından Adrian Daisy'nin üzerindeki örtüyü beline kadar açtı.

"Üşüyorum, çok soğuk." Diye itiraz etti Daisy.

"Aksine yanıyorsun. Ateşin çok yüksek." Dedi Adrian. Sonrasında yatağın boş olan diğer tarafına oturdu.

"Bir şeye ihtiyacın olduğunda söyle, buradayım." Dedi, gözlerini kapatmış ve sanki uyuyormuş gibi gözüken Daisy'e.

Daisy ise gözlerini açmadan olumlu anlamda kafasını salladı sadece. Odanın ışığı gözlerini rahatsız ediyordu. Ayrıca konuşurken boğazı çok acıyor, vücudundaki tüm kemiklerinde ağrıdığını hissediyordu. Kolunu kaldıracak hali kalmamış gibiydi. Zaman zaman karnına giren kramplar ise cabasıydı.


'Öleceğim,' diye düşündü Daisy. Adrian'ın ve diğerlerinin tüm çaba ve umutları boşunaydı. Daisy botanikle ilgilendiği zamanlarda okuduğu kitaplardan birinde baldıran otunun zehrinin ne kadar ölümcül olduğuna dair bir şeylere rastladığını hatırlıyordu. Kurtulabilme umudu yoktu Daisy'nin.


Karnına giren kramp dişlerini sıkmasına neden olacak ladar kuvvetliydi. 'Acı çekerek öleceğim,' diye düşündü tekrar.

"Ne oldu?" diye sordu Adrian endişeyle. Genç kadının acı çektiğinin farkına varmıştı.

"Sadece yeni bir kramp," dedi Daisy. "Ama sanki bıçak saplanır gibi hissediyorum."

Adrian çaresiz bir şekilde Daisy'nin elini tekrar kavradı. Yapabileceği hiçbir şey yoktu ve Daisy acı çekiyordu. Boynunda birikenken ter damlacıkları ne denli kuvvetli bir acıya katlandığının kanıtıydı ve Daisy bunu kaldırabilecek kadar güçlü bir kadın gibi gözükmüyordu Adrian'ın gözüne. Yatağına dağılmış saçları ve solgun yüzü ile daha çok kırılgan, narin ve solmaya yüz tutmuş bir çiçeğe benziyordu genç kadın. 'Lütfen Tanrım' diye yalvardı içinden Adrian. 'Lütfen ona yardım et, ölmesine izin verme.'

Savaş zamanı emrindeki yaralanan askerlerinin cektiği acıyı düşündü. Bir çoğu artım kurtarılamayacak durumdayke acıları a son vermek zorunda kalmıştı Adrian. Kendisi de çok acı çekmişti ve vücüdunun hala çeşitli yerlerinde taşıdığı izler vardı. Ancak hiç bir acı karşısında ölümle cebelleşen bir insana karşı çaresiz kalmak kadar yoğun ve güçlü değildi Adrian'a göre. Şimdi de öyle hissediyordu. Daisy kaldırabileceğinden daha fazla acı çekiyordu ama Adrian'nın onun için yapabileceği hiçbir şey yoktu.

"Keşke elimden bir şey gelse." Dedi Daisy'nin her zamankinden farklı olarak pırıltıdan yoksun olan gözlerine bakarak.

"Sorun değil Adrian. Sen ne yapabilirsin ki." Dedi kısık sesiyle. Ardındandan tekrar gözlerini yumdu.


Marianne odaya girdiğinde Daisy'nin uykuya dalmasının üzerinden yaklaşık bir saat geçmişti. Adrian ise yatağın diğer tarafına kıvrılmış ancak uyanıktı. Bu gece istese bile uyuyamazdı zaten.

Marianne Adrian'a başıyla odanın yatağa uzak bir köşesini işaret etti.

"Daisy nasıl?" diye sordu Adrian yanına geldiğinde.

"Hiç iyi gözükmüyor." Dedi Adrian fısıldayarak. "Her geçen dakika sanki daha kötü oluyor."

Marianne sıkıntıyla uzun bir nefes verdi.

"Zavallı kızcağız."

Adrian ile Marianne arasında birkaç saniye süren bir sessizlik oldu.

"Hizmetçi kadın hala bir suçu olmadığı konusunda ısrar ediyor. Ancak bunu ona birisinin yaptırdığı kesin."

"Richard müsade etse ben onu konuşturmayı bilirim." Diye tısladı Adrian. "Sabaha kadar konuşmazsa devreye gireceğim."

"Adrian, Daisy düşmanı olabilecek birisi değil." Dedi Marianne tane tane ve alçak sesle konuşarak. "Kontes Olivia ve kızı Vivian'la aralarının iyi olmadığı doğru ancak onların böyle bir şeyi yapabilecek cesareti yoktur. Özellikle Olivia'yı iyi tanırım."

"Peki kim olabilir öyleyse?" diye sordu Adrian. Kendisininde aklına ilk olarak Daisy'nin üvey annesi ve kız kardeşi gelmişti ancak kanıtı olmadan hiç kimseyi suçlayamazdı.

"Senin geçmişinden biri olabilir mi?" diye sordu Marianne, Adrian'ın gözlerinin içine bakarak. Adrian ise şaşkınlıkla donup kaldı. Böyle bir şey olabilir miydi gerçekten?

"Anne, sana bunu düşündüren ne?" diye sordu telaşı sesine yansıyarak.

"Sadece tahmin yürütmeye çalışıyorum." Dedi Marianne. "Zehirle öldürme olayı bir erkek tarafından yapılacak bir şeyden ziyade, daha çok kadınlar tarafından tercih edilebilecek bir yöntem. Ancak az önce de dediğim gibi, Olivia ve Vivianın bunu yapmaya cesaret edemeyeceğini düşünüyorum. Geriye beni düşündüren senin ilişki yaşadığın kadınlar kalıyor. Bu olay tam da kıskanç ve terk edilmiş bir kadının yapabileceğu bir iş gibi gözüküyor. Richard'la da konuştum, o da benimde aynı fikirde olduğunu söylüyor."

"Ben kimseye bunu yapabileceği bir sebep vermedim." Dedi Adrian. Bir yandan da son üç senedir hayatına giren kadınları düşünmeye başlamıştı. Kimseye bir umut vermemiş, hayale kapılmalarına neden olacak sözler söylememişti Adrian. Hayatına aldığı kadımların hiç birine gelecekle ilgili umut vermemiş, hiçbir şey vaad etmemişti.

"Adrian, kadınların cephesinde işler böyle yürümeyebilir." Dedi Marianne. "Son zamanlarda hayatında biri var mıydı? Evlilkk haberinin duyulmasından öncesine kadar?"

Adrian'ın kafasında şimşekler çakmaya başlamıştı. Günler önce İsabelle'in kendisine nasıl sitemler ettiğini ve aynı gün kendi çalışma odasının önünde Daisy ile aralarında geçen kısa ve gergin konuşmayı hatırladı. İsabelle gerçekten bunu yapabilecek kadar ileri gimiş olabilir miydi?

"Daisy'nin yanında kal!" diyerek fişek gibi fırladı Adrian odadan. Hizmetçi kadının rehin tutulduğu odaya ulaşması ise sadece birkaç saniye sürdü. Kapalı olan kapıyı tek yumruğuyla kilidini zedeleyerek acarken kendini kaybetmiş gibi gözüküyordu.

"Konuş!" diye bağırdı kadının üzerine atlarken.

"Konuş seni kahrolası kadın!" Yoksa seni de, sana emri veren kişiyi de astıracağım! Konuş!"

"Lordum yemin ederim benim suçum yok. Böyle olacağını bilmiyordum." Diyen kadın ağlıyordu.

"Bana bu kadar zararlı olabileceğini söylemedi. Karınızın ölebileceğini bilmiyordum!"

"Sersem kadın! Zehir bir insanı öldürmeycekse ne için kullanılacak sandın?" Adrian hala bağırıyordu.


"Sana bunu Buckingham Düşesi mi yaptırdı?"

"Ağlayan kadın evet anlamında kafasını salladı.

"Sesli söyle be kadın!"

"Bana zehri Buckingham Düşesi İsabelle Hamilton verdi. Sadece karınızı birazcık hasta edeceğini söyledi Lordum, yemin ederim. Lütfen canımı bağışlayın."

Genç kadın hala hüngür hüngür ağlıyordu. Adrian ise inanılmaz bir hayal kırıklığı içerisindeydi. İçten içe bunu yapan kişinin İsabelle olmamasını ummuştu. Aylarını birlikte geçirdiği, defalarca aynı yatağı paylaştığı kadının bunu yapmamış olmasını istemişti Adrian. Ama malesef...

"Seyise söyle hemen atımı hazırlasın!" diye bağırdı Adrian. Yaklaşık 10 dakika sonra ise çalışma odasından silahını alırken Richard peşinden koşturup bir şeyler söylüyordu ancak Adrian'ın Richard'ı dinleyecek hali yoktu. Bir an önce İsabelle ile yüzleşmeliydi.

1.part sonu.

Arkadaşlar öncelikle böyle part part eklemek zorunda kaldığım için üzgünüm, biliyorum kısa oldu. Ancak zaten yb günü henüz gelmedi.

Şunu da belirtmek istiyorum ki bölümü hafta sonuna kadar tamamlayabilir miyim bilmiyorum. Bu yüzden yazdığim kadarını eklemek istedim.

Sebebi ise enerjimin düşmesi. Geçenlerde wattpad de bir sorun oldu ve kitap sıralamada 5. iken tamamen siralamadan cikti ve o süre içerisinde çok az okunma aldı. Şimdi ise daha 3 gün önce yb atmışken ve kitap 4.sıradayken 300 küsürlere geriledi. Bu kitap hiç o kadar geri sıralamada olmamıştı ve yb yayınlanmışken ve okunması artarken bu kadar gerilemesi bana hiç mantıklı gelmiyor.

Benim derdim hiç bir zaman çok okunma olmadı öyle olsa bu kitabı çoktan bırakmıştım zaten cunku 4 ayda daha 40bine ulaşamadı.

Ben istediğim istediğim için yazıyorum ve okuyanlar oldukça mutlu oluyorum. Ancak bu yukarıdaki bahsettiğim durumun ust uste gelmesi benim çok hevesimi kırdı. Ve gördüğüm kadarıyla sadece benim degil, genelde yavaş yavaş bin bir emekle ilerlemeye çalışan bazı yazarlar da aynı şeyi yaşıyor. Ortada bir emek var ve yaşanan bu durumu anlayamıyorum. Her neyse... özetle büyük miktar şevkim kırıldı. O yüzden bölümün yazabildiğim kadarını ekliyorum. Kalanınıda hafta sonuna kadar tamamlayabilmeyi umuyorum.

Neyse çok konuştum. Umarım söylediklerimi yanlış anlayan (!) Çıkmaz. İyi geceler herkese ☺

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro