Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

《BÖLÜM 1》

1.Bölüm

İlk Kıvılcım

Leighton kırlarında bahar yüzünü gösteriyordu. Havalar ısınmaya, yaban hayvanları kırlarda yüzünü göstermeye, doğa tam anlamıyla uykusundan uyanmaya başlamıştı. Mis kokulu nisan yağmurları eksik olmuyordu. Daisy Walmond atını Leighton Malikesine doğru sürerken hava bulutlanıp ince çiseler halinde bir yağmur getirdiğinde halinden hiç şikayetçi olmadı. Islanmak diğer leydilerin aksine onun için hiçbir zaman sorun olmamıştı. Daisy doğanın getirdiği her şeyi severdi.

Hiçbir zaman diğer leydiler gibi olduğunu düşünmemişti. Resim yeteneği yoktu. Piano çalamıyordu. Nakış işleyebilmesine karşın kasnağa elini sürmezdi. Görkemli baloları da pek sevdiği söylenemezdi Daisy'nin. Tüm o ihtişamlı davetler, müzikler, danslar, güzel elbiseler... Hepsi görünüşte güzeldi ama katlanması Daisy için çok zordu. Öncelikle mükemmel görünmek için saatler harcanıyor, sonra tüm o danslara ve geçen saatlere rağmen mükemmel görüntüsünü koruması gerekiyordu. Sanki mümkünmüş gibi! Sürekli gülümsemesi, nazik, kibar ve sevecen olması gerkiyordu ancak ayağını vuran topuklu ayakkabıları varken bunu nasıl yapabilirdi? Diğer soylu kızlar yakışıklı, zengin, soylu bir koca bulabilme ümidi ile tüm bunlara katlanıyor iken Daisy yapamıyordu. Zaten sadece sadece iki sezon boyunca balolara katılabilmişti. Katıldığı ikinci sezonda üvey kız kardeşi Vivian yüzünden sosyete rezil olmuştu. Vivian'ın henüz ilk sezonuydu ve yapacağını yapmış, Daisy'i yolundan çekmeyi başarmıştı. Aslında Daisy Vivian'ın yolunun üzerinde bir engel değildi hiçbir zaman ama Vivian'ın küçüklükten beri Daisy'i küçük düşürme ve başarısız görünmesine neden olma gibi huyları vardı. Daisy bunları zamanla görmezden gelmeyi başarmıştı ancak bu son sefer ona pahalıya mal olmuştu.

Daisy atından inerken yaklaşan balo sezonunu düşünmemeye çalıştı. Güzel kısrağı Nina'yı seyisleri Tommy'e verip malikaneye doğru ilerledi.

Büyük salondan gelen kahkahaların anlamını biliyordu Daisy, Baron Marcus Phelon, yani üvey annesinin sevgilisi yine buradaydı. Farkında olmadan trabzanları kavrayıp sıkmaya başladı. Baron Phelon'dan nefret ediyordu. Üvey annesi merhum babasından kalan mirası bu adamla birlikte fütursuzca harcıyordu. Başarısız olacağı belli olan yatırımlarına destek veriyor, kumar borçlarını kapatıyor, harcamaların ardı arkası kesilmiyordu. Üstelik üvey annesi, yani Kontes Olivia Walmond'da leydiler arasında sıklıkla kumar oynadıkları davetler düzenliyordu. Daisy Kontesin kazandığından çok daha fazlasını kaybettiğinin farkındaydı.

Babasından kendisine kalan mirasın böyle etrafa saçılması Daisy'nin içini acıtıyordu. Evet, mirasın sahibi Daisy'ydi ancak evlenene kadar yasal idaresi Kontesin elindeydi. Babası hastalanıp yatağa düştüğünde Daisy henüz mal varlıklarını idare edebilmek için çok küçük yaştaydı ve babası öleceğini anladığında bu şekilde vasiyet etmişti. Tüm mal varlığını Daisy'e bırakmış, ancak evlenene kadar idaresini ikinci karısına vermişti. Büyük ihtimal Daisy'nin yirmi yaşından önce evleneceğini düşünmüş olmalıydı. Ancak malesef üvey kardeşi elinden evlenebilme sansını almıştı. Daisy gözlerinin dolmaya başladığını hissetti.

''Islak sıçan gibi görünüyorsun.''

Daisy merdivenlerden inmekte olan Vivian'a baktı. Yavru ağzı ve beyaz tonlarında günlük ama çok şık bir elbise giymişti. Saman sarısı saçları, zümrüt yeşili gözleri ve bembeaz teniyle oldukça güzel olduğu yadsınamaz bir gerçekti.

''Sende sopa yutmuş gibi duruyorsun.'' diye karşılık verdi Daisy. Vivian korsesinin içinde dimdik dururken oldukça asil gözüküyordu ancak Daisy ona papuç bırakacak değildi.

''Mükemmel olmak kolay değil ama ben bunu becerebiliyorum, senin aksine.'' dedi Vivian bilmiş bilmiş gözlerini kırpıştırarak.

''Mükemmel olmak mutlu olabilmeyi öğretmiyor Vivian ama ben mutlu olabilmeyi başarıyorum, senin aksine.'' diye misilleme yaptıktan sonra ıslak binici çizmelerini yere vurarak Vivian'ın yanından geçip üst kata çıktı.

Vivian gerçektende mutsuz bir kızdı. Daisy onu yedi yaşından beri, yani on dört yıldır tanıyordu ve asla herhangi bir şeyden mutlu olduğunu görmemişti. Yüzü genellikle asık, asık olmadığı zamanlarda ise buz gibi soğuk ve ifadesizdi. Eğlenebilmeyi, mutlu olabilmeyi bilmiyordu ve mutsuzluğunun acısını insanlardan çıkartıyordu. Kendisine bu kadar zararı olmamış olsa Daisy onun için üzülebilirdi bile.

İstediğiniz başka bir şey var mıydı Leydim?'' diye sordu kişisel hizmetçisi Emily. Küvetini yıkanması için sıcak su ile doldurmuştu.

''Teşekkür ederim Emily sen çıkabilirsin. Gerisini kendim hallederim''

Emily tam çıkacaken aklına bir şey gelmiş gibi duraksadı ve tekrar Daisy'e döndü.

''Aslında Leydim, bir şey söyleyecektim.'' Orta yaşlı kadın, ellerini önüne bağlamış, bakışları Daisy ile yerdeki ahşap döşemeler arasında gidip geliyordu.

''Dinliyorum,'' dedi Daisy. O sırada sarı-beyaz renklerdeki uyuşuk kedisi Oscar Daisy'nin kucağına tırmandı ve tahtına kurulan bir kral edasıyla gerinerek genç kızın kucağında rahat bir yatış pozisyonu aldı.

''Kontesi ve Leydi Vivian'ı bu sabah konuşurlarken duydum Leydim. Yakın zamanda Londra'ya gideceker, malum balo sezonu için alışverişin tam zamanı.''

''Yani, bunda ne var ki?'' diye sordu Daisy Oscar'ın yumşak tüylerini okşarken.

''Sizinde iki yıl aradan sonra tekrar katılma zamanınız gelmedi mi Leydim?''

Daisy'nin Oscar'ı okşayan barmakları duraksadı ve koyu kahve gözleri Emily'e döndü.

''Yapamayacağımı biliyorsun.'' dedi net bir sesle.

''Ama Leydim, hiç bir skandal sonsuza dek sürmez, eninde sonunda unutulur,'' diyerek itiraz etti Emily. ''Hem sizin bir suçunuz yoktu. Herşey o çıyan gözlü üvey kardeşiniz yüzünden oldu!''

Daisy'nin gözleri şaşkınlıkla büyürken Emily kullandığı kelimelerin farkına vardı.

''Özür dilerim Leydim. Kardeşiniz hakkında öyle dememeliydim.'' Mahcup bakışlarını yere indirmişti.

''Bir çıyan olduğu su götürmez olsa da o bir leydi, konuşmalarını başkası duysa başına dert olabilir.'' diye uyardı onu Daisy. Vivian'a çıyan dediği için kızacak falan değildi. Aslında Vivian çok daha fazlasını hakediyordu.

''Haklısınız leydim, tekrar özür dilerim.''

''Londra'ya falan da gitmeyeceğim.'' dedi Daisy gözlerini kaçırarak. Sesi tahmin ettiği gibi kendinden emin çıkmamıştı.

''Leydim, yirmi bir yaşına geldiniz artık evlenmeniz gerek. Biliyorsunuz ki mirasınızı başka türlü alamazsınız. Kontes babanızın parasını böyle saçmaya devam ederse ortada Leighton Malikanesi bile kalmayacak. Babanızın tüm emekleri heba olacak.''

Daisy istemsizce çenesini sıktı. Babası eğer Kontesin bu yaptıklarını görüyorsa muhtemelen kemikleri sızlıyordu. Hatta annesinin bile.

''Kendimi bildim bileli Walmond ailesi için çalışıyorum Leydim Annenizde, babanızda çok iyi insanlardı'' dedi Emily biraz daha alçak bir ses tonula. ''Siz de öylesiniz, bu durumda olmayı hak eden en son insansınız''

''Annem olsaydı ne yapması gerektiğini bilirdi'' dedi Daisy buruk bir sesle. ''Ama ben annem gibi değilim.''

''Öylesiniz Leydim. Anneniz gördüğüm en güçlü ve zeki kadınlardan biriydi. Siz de öylesiniz, sadece henüz farkına varmadınız''

Daisy hiçbir zaman diğer leydiler gibi beğenilecek özelliklere sahip olamasa da aşık olamayı, tutkuyla sevilmeyi ve mutlu bir yuva kurmayı hep istemişti. Vivian gibi mükemmel olmasada günün birinde onu da sevebilecek bir adamla tanışacağına inanmıştı Daisy. Taa ki iki yıl öncesine kadar. Ancak şuan için aşk, mutluluk o kadar önemli değildi gözünde. O sadece babasının ve annesinin mirasına sahip çıkabilmek istiyordu.

''Nasıl tekrar Londra'ya gidebilirim Emily?'' diye sordu umutsuzca. ''Herkes benim hakkımda konuşacak, fırsat buldukça ikinci sezonumda olan şeyleri yüzüme vuracaklar. Onlarla nasıl baş edeceğim? Üstelik adım skandala karışmışken kim benimle evlenmek ister ki?''

''Bu kadar ümitsiz olmanıza hiç gerek yok Leydim'' dedi Emily bir öğretmen edasıyla. ''Londra sosyetesinde geçmişi skandallarla dolu olduğu halde iyi evlilikler yapan bir sürü Leydi var, yani imkansız değil. Hem siz çok güzel bir genç kadınsınız. Elbette bir çok erkeğin dikkatini çekeceksiniz. İçlerinden birinin sizle evlenmek istemesi o kadarda imkansız bir olay değil.''

Daisy Oscar'ın tüylerini okşamaya devam ederken bir süre sessiz kaldı. Emily'nin haklı olmasını o kadar çok istiyordu ki.

''Beni düşündüğün için teşekkür ederim, çıkabilirsin Emily''

Emily Daisy'nin ikna olacağından adı kadar emindi ve bu yüzden odadan çıkarken yüzünde zafer pırıltıları vardı. Emily Daisy'i doğduğu günden beri tanıyordu ve onun içinen iyisini istiyordu. Hiçbir zaman Vivian gibi aksi, huysuz, bencil ve şımarık bir çocuk olmamıştı Daisy. Oysa Vivian ve Kontes Olivia asla hiç bir şeyden memnun olmayan tiplerdi. Olivia kontun ikinci karısı olarak Leighton malikanesine geldiğinden beri tüm çalışanlara kök söktürmüştü. Emily haksız yere azar yemekten bıkmıştı artık ve Daisy'nin bu durumda olmasınada gönlü razı olmuyordu.

Bakalım Kontes ve kızı ellerindeki serveti kaybedince ne yapacaklardı? Emily Daisy'nin mirasını alabileceğinden emindi. Tek ihtiyacı olan harekete geçmesi için bir kıvılcımdı ve Emily o kıvılcımı az önce yakmıştı.

Okuduğunuz için teşekkürler ediyorum :) Umarım ilk bölümü beğenmişsinizdir. Beğendiyseniz lütfen oy vermeyi unutmayın :)

Karaker tanıtımı yapmayacağım ancak Daisy için hayal ettiğim görüntü Katerina Petrova gibi bir karakterdi :D

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro