Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

《BÖLÜM 25》

25.Bölüm

Kesik

Adrian uyandığında kendini çalışma odasının boydan boya uzun penceresinin önünde yere yığılmış halde buldu. Kalkmaya yeltendiğinde ise elindeki ıslaklığı fark etti. Sol eli ve kolu kırmızıya bulanmıştı. Kristal viski şişesinin kırık parçaları yere dağılmış haldeydi.

"Kahretsin!" diye kendi kendine homurdandı elinin acısını fark ederek. En son hatırladığı şey şömine karşısındaki koltukta oturuyor olduğuydu. Uykuya dalmış ve kabus görmüş olmalıydı ancak ne gördüğü kabusu, ne de elini nasıl kestiğini hakkında hiçbir şey hatırlamıyordu. Yine de şaşılacak bir şey değildi Adrian için. Çok daha kötü durumlarda uyandığı da olmuştu.

Pencereden dışarı baktığında havanın loş bir karanlığa bütünmüş olduğunu gördü ancak akşam mı yoksa sabah mı olduğuna karar veremedi. Zaman kavramını yitirmişti, ne zamandır uyuyor olduğunu bilemiyordu.

Yerinden doğrulup dikkatli ve yavaş adımlarla koridora çıktığında evin derin bir sessizliğe bürünmüş olduğunu fark etti. Etraf karanlıktı, pencerelerden süzülen zayıf ışık sadece pencere önlerini aydınlatmaya yetiyordu.

Kan damlayan elini diğer koluyla sabitleyerek merdivenleri çıkıp Daisy'nin üst kattaki odasına ulaştı.Uşak yardımcısı Harold kapısının önünde nöbet tutuyordu. Kontun kolunu kanlar içinde görünce paniğe kapıldı.

"Lordum bir şeyiniz yok ya?" diye sordu endişe ile büyüyen gözlerle Adrian'a bakarak.

"Önemli bir şey değil. Saat kaç Harold?"

"Sabah olmak üzere efendim, yaklaşık yirmi saat boyunca uyudunuz."

Adrian şaşırdı. Hasta olduğu zamanlarda dahi bu kadar uyuduğu olmamıştı, tabi yaralandığı zamanlar hariç.

"Leydi Daisy nasıl?" diye sordu bu sefer.

"Daha iyi efendim. Kişisel hizmetçisi geldi, o ilgileniyor."

Adrian Daisy'nin daha iyi olduğu gerçeğini gözleriyle görmek istese de Harold engel oldu.

"Efendim, eliniz kanamaya devam ediyor. Doktoru uyandırayım da yaranıza bir baksın. Leydimiz şuan zaten uyuyor."

Adrian cevap vermedi ancak kafasını olumlu anlamda salladı.

On dakika sonra tekrar Adrian'ın çalışma odasındaydılar. Oda yakılan gaz lambaları ve tutuşturulan şömine ile daha da aydınlık hale gelmişti ve Doktor Harper gaz lambası eşliğinde Adrian'ın elinden küçük cam parçalarını çıkarmakla meşguldü.

Adrian'ın yüzünde acı çektiğine dair bir ifade yoktu çünkü zamanında çok daha fazla acı çekmiş ve çok daha fazlasına şahit olmuştu. Bundan sebeple elinden çıkan cam kırıkları ve sürekli olarak süzülmeye devam eden kan Adrian için pekte mühim bir şey değildi.

Odanın büyük penceresi önündeki henüz temizlenmemiş olan kan birikintisi ve cam kırıkları doktorun gözünden kaçmamıştı.

"Bu kesik nasıl oldu Kont Ramsey?" diye sordu küçük cam kırıklarını çıkarmaya devam ederken.

Adrian şömine ateşini harlamakta olan hizmetçiye bir bakış attı ve kadın ne yapması gerektiğini anlayarak hemen saniyesinde odadan çıkarak gözden kayboldu.

"Hatırlamıyorum Doktor." Dedi Adrian. "Uyuduğum sırada gerçekleşen bir kaza işte."

Doktorun sol kaşı yukarı kalkarken bir Adrian'a bir de pencere önünde ki dağınıklığa baktı tekrar.

"Pencere önünde uyumadığınızı var sayıyorum." Dedi Doktor.

"Bazı sıkıntılar yaşıyorum," diyen Adrian'ın ses tonundan aslında konudan bahsetmek istemediği belliydi.

"Bu sıkıntılar uyuduğunuz yerden farklı bir yerde uyanma gibi şeyler mi?"

"Onun gibi diyelim." Diyen Adrian tuttuğu soluğunu verdi. Doktor cam parçalarını çıkarmayı bırakmış kesikleri alkolle temizliyordu. Birazdan Adrian yeni birkaç dikişe sahip olacaktı.

"Sanırım beraberinde oldukça gerçekçi kabuslarda görüyorsunuz?" diye devam etti doktor.

Adrian birkaç saniye boyunca cevap vermedi ve gözleri masanın üzerinde biriken kanlı bezlere daldı. Ne çok kan görmüştü hayatı boyunca...

"Bunları kimsenin bilmesine gerek yok." Dedi sessizlikten sonra.

"Kont Ramsey ben bir doktorum bütün hastalarım için gizlilik esas ilkemdir." Diye sesini yükseltti doktor bir miktar alınarak. Adrian ise anladığını belirterek kafasını olumlu anlamda salladı.

"Bazen bittiğini sanıyorum ama zaman geliyor tekrar başlıyor ve üst üste olduğu zamanlarda çok katlanılmaz geliyor." Diye açıldı Adrian. İlk defa birisine bu probleminden bahsediyordu.

"Sizin gibi uzun yıllar orduda görev yapan kimseler için çok sık rastlanan bir durum." Dedi doktor artık dikişe başladığı sırada.

"Sadece kabuslar olsa yine üstesinden gelebilirdim ama çoğu zaman tehlikeli hale geliyor. Şu an olduğu gibi."

"Size uyumadan önce içmeniz için zihninizi rahatlatmaya yardımcı bir karışım hazırlarım. Ama önemli olan sizin kendinizi rahatlatmanız. Kendinizi affetmeniz lazım."

"Kendimi herhangi bir şeyle suçladığımı da nereden çıkardınız doktor?" Adrinan'ın sesi yükselmişti.

"Pek çok asker tanıdım Kont Ramsey," dedi doktor içini çekerek. "Savaşı bizzat yaşamasam da insan zihnindeki etkilerini çok iyi öğrendim."

***

Bir saat sonra artık hava aydınlanmış ve evde hareketlilik başlamıştı. Daisy'de kendini daha iyi hissederek uyanmıştı bu sabah. Aslında onu uyandıran şey yüzünü gıdıklayan yumuşak tüyler olmuştu.

''Oscar! Seni şapşal kedi.'' diye gülümseyerek gözlerini açtı Daisy. Oscar'ın cevabı ise her zamanki gibi bir 'miyav' oldu.

''Yardım edeyim Leydim,'' diyerek yanına geldi Emily, Daisy yerinden doğrulmaya çalıştığı esnada.

''Tanrım, Emily! Oscar'ı kim getirdi?'' diye sordu Daisy kedisini ne kadar özlemiş olduğunu fark ederek.

''Halanızın emriyle Wessex Malikanesine giderek getirdim Leydim. Size iyi gelebileceğini düşündü.''

''Kesinlikle haklı.'' diyen Daisy parmaklarını Oscar'ın tüyleri arasında gezdirmeye devam ediyordu. Oscar ise halinden memnun bir halde başını Daisy'nin boynuna sürtüyordu.

''İyi görünüyorsunuz Leydim, bu çok güzel.'' dedi Emily Daisy'nin arkasındaki yastığı kabarttıktan sonra. Ardından gidip şömineye birkaç odun daha attı.

''Çok yorgunum, ancak düne göre daha iyi hissediyorum sanırım.''

Bu esnada kapı iki kez tıklatıldıktan sonra yavaşça aralandı ve Adrian göründü. Bunu gören Emily uğraştığı işi bıraktı.

''İzninizle Lordum,'' diyerek odadan ayrılarak Daisy ve Adrian'ı baş başa bıraktı.

''Nasıl hissediyorsun?'' diye sordu Adrian yavaşça yatağın ucuna otururken. Daisy hala hasta ve bitkin görünüyordu ama gözlerine bir pırıltı gelmişti sanki ve göz altlarındaki morluklar azalmıştı.

''İnanılmaz yorgunum ama sanırım düne göre daha iyiyim.''

''Sana söylemiştim.'' diyen Adrian Daisy'nin kucağındaki tüy yumağını fark etti.

''İsmi Oscar'' dedi Daisy.

Adrian uzanıp Daisy'nin kucağındaki sarılı beyazlı tüy yumağını okşadı.

''Sende mutlusun değil mi Oscar?'' diye sordu sesine eşlik eden hafif bir tebessümle.

Daisy tam o esnada Adrian'ın sol elindeki bandajı fark etti.

''Eline ne oldu?'' diye sordu telaşla.

''Önemli bir şey değil.'' dedi Adrian. ''Bardak kırıldı ve o esnada birkaç ufak kesik oluştu.''

''Bardak elinde mi kırıldı?'' Daisy şüpheyle sormuştu.

''Kaza işte Daisy,'' diye geçiştirdi Adrian. ''Doktor Harper gerekeni yaptı, sorun yok.''

Adrian'ın sesinin baskınlığı karşısında Daisy daha fazla üstelememesi gerektiğini anladı.

''Günlerdir yatıyormuş gibi hissediyorum.'' dedi Daisy. ''Evde durumlar nasıl? Hiçbir şeyden haberim yok.''

''Merak etme bir problem yok.'' dedi Adrian. ''Çalışanların ağzı sıkıdır. Bu olaydan yabancı kimsenin haberi olmayacak. Sen iyileşmene odaklan.''

''Peki Amelia nasıl? Düğün gecesinde rahatsızlandığını duydum.''

''Doktor Harper onunla da ilgilendi ve Amelia şimdi gayet iyi. Öğlene doğru malikaneden ayrılacaklar.''

''İçim rahatladı.'' diyen Daisy nefesini verdi. ''Herkes için ne olaylı bir düğün oldu. Hiç böyle hayal etmemiştim.''

''Sen bunları düşünme. Dediğim gibi, iyileşmene odaklan. Bak herşey yavaş yavaş yoluna giriyor. Sen iyileşiyorsun. Amelia'nın ciddi bir şeyi yok. Yakında bebeğini kucağına alacak. Sen tamamen iyileşir iyileşmez de Londra'dan ayrılacağız.''

''Ayrılacak mıyız? Henfield'e mi gideceğiz?''

''Evet. Orayı daha çok seviyorum ve seninde seveceğini düşünüyorum. Zaten buraya annemin ısrarı sonucunda sadece balo sezonunu geçirmek için gelmiştim.'' diye açıkladı Adrian.

''Henfield'i Londra'dan daha çok seveceğim kesin.'' dedi Daisy.Bir an için sanki gerçekten evli çiftlermiş gibi plan yaptıklarını hissetti. Bu histen mutluluk duyduğunu fark edince ise korktu ve aklını başka şeylere odaklamaya çalıştı. Şuan en son ihtiyacı olan şey sahte evliliğinin gerçeğe dönüşmesini istemekti.

''Yani Henfield'e gelmek istermiydin?'' diye sordu Adrian. ''Her şeyi geride bırakır mıydın?''

Adrian'ın her şeyden kast ettiği şey aslında geride bırakmak istemeyeceği birinin olup olmadığıydı ancak Daisy bunu elbette anlayamadı.

''Şey, evliliğimizi gerçek gibi göstermek istiyoruz değil mi? Bu yüzden sen nerede olursan benimde orada olmam uygun olacaktır.'' dedi Daisy.

Bu, Adrian'ın istediği cevap değildi. Joseph yaptığı araştırmalarda Daisy'nin Leighton'da bir aşığı olduğuna dair bir bilgi edinmemişti ancak Daisy haftalardır Londra'daydı. Ya burada bir aşığı olduysa? Hatta Adrian'la evilik anlaşmasından sonra bile aşık edinmiş olabilirdi çünkü anlaşmalarına göre birbirlerinin özel yaşantılarına karışmayacaklardı.

Peki neden şimdi Adrian Daisy'nin özelini bu kadar merak ediyordu? Sonuçta anlaşmaları sadakat içermiyordu ve bunu en başında özellikle Adrian belirtmişti. Bu kadar kafasına takması hiç mantıklı değildi.

''Evet, evet öyle.'' diye mırıldandı Adrian. ''Bu arada İsabelle hakkında konuşmamız lazım.'' diyerek konuyu değiştirdi. Daisy'nin ise İsabelle'in adını duyunca yüzü düştü.

''Onun hakkında konuşmak istemiyorum.''

''Biliyorum, ancak İsabelle hala burada rehin halde ve onunla ilgili bir karara varmamız gerekiyor.''

Çalan kapı bu hararetli konuyu bölüm meselenin ertelenmesine neden oldu. Gelen Amelia'ydı.

''Gitmeden önce Daisy'i görmek istedim. Umarım rahatsız etmemişimdir.'' dedi kapı eşiğinde bekleyerek.

''Tabi ki rahatsız etmedin, içeri gel.'' dedi Daisy.

''Bu arada Richard seni arıyordu.'' dedi Amelia Adrian'a.

''Peki, ben ona bir bakayım.'' diyen Adrian odadan ayrıldı.

''Nasıl hissediyorsun?'' diye sordu Amelia, kocaman karnı ile yavaş adımlarla ilerleyip yatağın çaprazındaki tekli koltuğa yerleşti.

''İyiye gidiyorum sanırım. Asıl sen nasılsın?'' diye sordu Daisy.

''İyiyim. Hamileliğimin sonlarına yaklaştığım için sanırım gereğinden fazla yoruluyorum. Malesef herkesin paniklemesine neden oldum.''

''Önemli olan iyi olman.''

Amelia gülümsedi. Herşey o kadar hızlı olup bitmişti ki Daisy ile düzgün bir muhabbet edebilme fırsatları olmamıştı. Sadece Adrian ile nişanlarının ilan edildiği gece Mairanne tarafından ayaküstü tanıştırılmışlardı o kadar. Ancak Amelia Daisy ile iyi arkadaş olabileceklerini düşünüyordu. Özellikle kocalarıda yakın arkadaşken.

''Biliyorum tanışmamız çok alelade oldu ve seni düğün için tebrik edemedim. Üzgünüm. Ama senin ve Adrian'ın adına Richard'da ben de çok mutluyuz. Adrian'ın sana bakarken gözleri nasılda parlıyor. O nun bir kadına böyle aşka bakarken göreceğimizi sanmazdık. Umarım çok mutlu olursunuz''

''Teşekkür ederim.'' dedi Daisy gülümseyerek. Amelia sözlerinde çok içten görünüyordu. Anlaşılan Richard bu evliliğin sahte olduğunu karısına söylememişti. Her neyse, ne kadar az kişi bilirse o kadar iyiydi.

''Artık doğumdan sonraya kadar, hatta sonrasında bile pek sık davetlere katılabileceğimi sanmıyorum. Ama en kısa sürede seni ve Adrian'ı misafir etmekten mutluluk duyarım.'' diyerek ayağa kalktı Amelia. ''Artık gitmek durumundayım, Richard beni bekliyor.''

''Hoşçakal, kendine ve ufaklığa dikkat et.'' dedi Daisy.

Amelia gittiğinde Daisy'nin aklı Amelia'nın Adrian ile ilgili söylediklerinde kalmıştı. Adrian kendisine bakarken gözleri mi parlıyordu gerçekten? Dışarıdan böyle mi görünüyordu?

Ah Adrian, ne de güzel rol yapıyordu böyle!

Bölüm Sonu

İyi geceler sevgili okurlar. Bölümü yükleyip kaçıyorum, gözümden kaçan hatalar olduysa affola :) Yarın gündüz gözüyle tekrar kontrol edeceğim.

Bu arada tatile giren tüm öğrencilere de iyi tatiller diliyorum :)

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro