Defter
Keyifli okumalar...
Gökmen beni eve bıraktığında saat epey geç olmuştu. Onunla zaman geçirirken zamanın nasıl uçup gittiğini anlamamıştım. Üzerimi değiştirip yatağa uzandım. Uyumak istiyordum ama akşam olanlar sürekli beynimde dolanıp duruğu için bu mümkün değildi. Düşününce Gökmen'e beni sevme, dışında doğru dürüst cevap bile veremiştim. Ben değil miydim hiç bir şey söylemeden giden Yiğit'i bir umut bekleyen, hiç birşey beklemeden umutsuzca seven, özleyen. Onun bir sevgili olması şart değildi arkadaşım bile olmasına razı olan. Sadece yanımda olmasını istemeş miydim? Zaman içinde mantıklı düşünmeyi öğrenmiştim. Yiğit benim sorunlarımdan kaçtığım sığınağımdı. Mutluluk sebebimdi. Şimdi Gökmen'e beni sevme demek ya da benden uzaklaş demek en büyük haksızlık olmaz mıydı?
Gökmen'i kaybetmek istemiyordum. Son bir kaç ayda benim en büyük dostum, destekçimdi. Tüm kötü günlerimde yanımdaydı. Yiğit'le paylaşmak istediğim her şeyi onunla paylaşmıştım. Bir de öpücük meselesi vardı. Düşündükçe yüzümün kızardığı mesele... Bunu nasıl yapar bir türlü aklım almıyordum. Anlamadığım benim ona karşılık vermemdi. Benim ilk öpücüğümdü. Hâlâ bunu nasıl yaptığıma inanamıyordum. Zaaflarıma yenilmiş olmalıydım. Kesinlikle başka bir şey olamazdı. Bir de onun ukala tavırları aklıma geldikçe sinir oluyordum. Bir dahakine ben onu öpücekmişim. Bende ondan hoşlanıyor muşum. Haytıma kolay kolay kimseyi kabullenmeyen ben, bir kaç ayda Gökmen odak noktam haline gelmişti. Bu hislerim sadece ona karşı minnettarlıktı. Ona istediğini veremezdim. O yüzden boş bir umudun peşine takılmasını istemiyordum. Şuanda birbirine karışmış iplik yumağı gibiydim. Çöz çözebilirsen. Annem yanımda olsaydı şimdi bana akıl verirdi. Ne yapmam gerektiğini söylerdi. Bu için içinden nasıl çıkacaktım?
Birde yarın onunla okulda karşılaşmak vardı. Yüzüne nasıl bakacaktım? Umarım evlerine gitiğimde evde olmazdı. Okulda da ders dışında görmem imkansızdı. Ders de, arkalara oturursam böylece yüzyüze gelmezdik. Şuanlık en iyisi hiç bir şey olmamış gibi davranmaktı. Of ya kafayı yiyecektim. Üniversite sınavında bu kadar strese girmemiştim. Anlaşıldı bu gece uyku bana haramdı.
****
Sabaha kadar yatakta sağa sola döndüğüm için ancak sabaha karşı uykuya dalabilmiştim. Bu yüzden sabah zorla uyandım. Tembel tembel kalkıp kendimi banyoya atıp ılık bir duş aldım. Üzerime kot pantolo mavi tişört giydikten sonra kahvaltıyı hazırladım. Pek iştahım yoktu. Hazırladığım kahvaltıyı zorla yedim. Bu da normaldi, dün olanları düşününce... Gökmen'le karşılaşacağımı bildiğimden canım işe gitmek hiç istemiyordu ama gitmek zorundaydım. Mutfağı toparladıktan sonra ayaklarım geri geri gitse de çantamı ceketimi alıp otobüse binmek için evden ayrıldım. Evlerine gittiğimde elim titreyerekte olsa kapıyı çaldım artık geri dönüşü yoktu. Kapıyı evinin çalışanı Sinem açmıştı. Sinem kumral kahverengi gözlü yirmibeş yaşlarında oldukça güzel bir kızdı. İçeri girdiğim de Akın amca ve çoktan işe gitmişti. Gökmen'de ortalarda görünmüyordu. Berna teyze yanlızdı. Buna seviniyorum ki sevincim kısa sürdü. Gökmen belden yukarısı çıplak, saçları ıslak bir şekilde merdivenlerden ağır adımlarla iniyordu. Bakışlarımı kaçırdım. Yanaklarım yanmaya başlamıştı. Gökmen'i hiç böyle yarı çıplak görmemiştim. Bir an göz göze geldiğimiz de hemen arkamı döndüm.
Berna teyze "Oğlum artık alış bu evde genç bir bayan var biraz daha dikkat et "diyerek Gökmen'i çocuk gibi azarlayıp odasına yolladı.
"Özür dilerim. Haklısın anneciğim hemen gidiyorum."Gökmen koşarcasına odasına çıktı. Bu sefer üzerine spor bir gömlek ve pantolon giyip gelmişti.
"Günaydın, hoşgeldin " derken bıyık altı gülüyordu.
" Hoşbuldum" dedim bakışlarımı kaçırarak. Ayak üstü Berna teyze "Okulun ilk günü nasıl geçti" diye sordu.
"Gayet güzel, öğrenci olmayı özlemişim" dedim gülümseyerek.
"Hangi okul?"
"Marmara Üniversitesindeyim. " dediğimde oldukça şaşırmış gözüküyordu. Bakışlarımı oğluna çevirdi.
"Oğlum sen orada hocalık yapmayacak mıydın? "
"Evet anne. Duru'nun dün itibariyle hocası durumundayım." Deyip bana göz kırptı. Kaşlarımı ne yapıyorsun dercesine çattım. Umarım annesi bir şeyleri yanlış anlamazdı.
"Evet dün benim için sürpriz oldu aslında. Ben bizim üniversitede ki derslere gireceğini bilmiyordum " derken biraz gerilmiştim.
Kadının yüzünde muzip bir tebessüm vardı. Koca kadın olan biteni anlamadığını düşünmek biraz aptallık olurdu. Salona giderken Berna teyze;
"Oğlum gözlüklerimi bulamadım gördün mü?" diye sordu.
"Odamda anne masanın üzerinde unutmuşsun." Gökmen adımlarını mutfağa doğru çevirdi. Sanırım kahvaltı için gitmişti.
"Kızım sana zahmet gözlüklerimi getirebilir misin? Üst katta ikinci kapı masanın üzerinde. Dün Gökmen'in odasında albümüne bakıyordum orda unutmuşum. Zaman nasılda çabuk geçiyor koca adam oldu oğlum birde mürvetini görsem " diyerek iç çekmişti.
"Nasip" dedikten sonra "Olası evlilik muhabbetinden kaçmak için "Ben gözlüklerinizi getirsem iyi olacak" deyip kaçarcasına yanından ayrıldım. Çünkü dönüp dolaşıp konu bana gelecekti.
Merdivenlerden hızlıca çıktım. İlk kez yabancı bir adamın odasına girececektim. Odasından içeri girdiğimde biraz etrafa göz gezdirdim. Büyük bir odası vardı. Mobilyası beyazdı. Odasından açılan bir kapı daha vardı. Muhtemelen ebeveyn banyosuydu. Camın kenarında bir çalışma masası ve çarprazında küçük bir kitaplık vardı. Bir kaç adımda kitaplığın yanına gittim. Kitaplıkta bir sürü psikoloji ders kitaplarının yanında manga serileri anime C.D. leri vardı. Gökmen animeleri sevdiğinden bahsetmişti. Hatta dün bana anime repliğiyle hislerini ifade etmişti. Henüz okumadığım mangalar gözüme çarpmıştı. Bir ara okumak için ondan isteyebilirdim. Daha fazla oyalanmadan adımlarımı masaya çevirdim. Gözlükleri alırken bir defter dikkatimi çekti. Üzerinde Duru yazıyordu yani benim adım. İçinde ne yazıyor çok merak ediyordum. Yaptığım doğru olmasa da içini açtım okumaya başladım. Defterin üzerinde adımın yazılı olduğu için bu hakkı kendimde bulmuştum. Ne de güzel bahanem var diye içimden geçirirken yavaş yavaş yazdığı satırları okumaya başladım.
"Uzun zamandır ilk kez sabaha huzurlu uyandım. Mastırı bitirmemin verdiği haklı bir gurur da var tabi ki. Günlerdir sabahlara kadar tezimi bitirmek için çalışmıştım. Mastırı bitirmem tezimi bitirmeme bağlıydı. İstanbul'a dönmek için sabırsızlanıyordum, hem Okan'la Ezgi'nin düğünü hemde sürekli rüyalarıma giren o kız Duru için. Belki onu görmem bir daha imkansızdı ama yinede bir umuttu benimkisi"
Hangi Duru'ydu. Bu ben olamam diye düşündüm bu sadece tesadüfdü. Bir tarafım bu kızın kim olduğunu merak etmiyor da değildi.
"Annem babam, dedem hastalandığı için Rize'ye ziyarete gitmişlerdi. Bu yüzden Okan'ın düğüne gelememişlerdi . Gelmediklerine bir yandan seviniyordum. Annem artık torun sevmek istiyorum mastırında bitiyor ne bekliyorsun "deyip evlenmem için ısrar ediyordu. Okan 'la Ezgi'yide görünce baskıların artıcağına emindim .
Zamanı gelince benimde bir ailem olsun istiyordum. Hiç bir zaman tek gecelik ilişkiler taraftarı olmadım. Benimde bir çok kız arkadaşım oldu. Çıktığım kızlarla ilişkilerimde hep saygılıydım. Bazılarıyla ilişkilerim ileri boyutta olsa da olmayınca olmuyordu. 2 yıldır aklımda o kız vardı Duru. O kız aklımda olduğundan beri kimseyi gözüm görmüyor.
Garip benim adım olan deftere anılarını yazmış en azından çapkın birisi değilmiş onu öğrendim. Eğer aklında o kız varsa neden bana benim için hissettiklrini söyledi. Belkide beni onun yerine koymaya çalışıyordur. Kızları eğlence olarak görmemiş ama yine ilişkiler konusunda tecrübeliymiş. Gerçi beni öptüğünde bu zaten belli oluyordu. Ah şu merakım, biraz daha baksam sanırım bir şey olmazdı. Satırları okumaya devam ettiğim de benimle ilgili gözlemlediği bilgileri not almıştı.
Duru 23 yaşında annesi felçten ölmüş, Babası yaşıyor ancak babasıyla arasında problemler var. Sayfayı gözden geçirip arka sayfayı açtım ve okumaya devam ettim. Benden edindiği ön izlenimlerden bahsetmeye devam etmiş. Merhametli, iyi yürekli vs vs hızlıca okuyup diğer sayfayı açtım sadece adını Duru bildiğim kız, Ne tesadüfkü Ezgi'nin en yakın arkadaşı nikah şahidi Duru. Onu ilk defa iki yıl önce hastanenin acilinde görmüştüm. Arkadaşım Ömer'i ziyarete gitmiştim. Nöbetçiydi iyice geç vakite kadar boş olduğu zamanlarda sohbet etmiştik. Gitmek üzere kalktığım zaman bir kız getirdiler kendinde değildi. Ağzından sadece anne kelimesi çıkıyordu. Yanıda bir kadın artık ben varım teyzede anne sayılır deyip onu avutmaya çalışıyordu. Ömer hemen müdahale etti sakinleştirici ve ilaçlı serum verdiler . Bir ara kadının telefonu çalıp dışarıya çıktığını farkettim. Nedense ayaklarım beni oraya çekti, belki mesleğiminde etkisiyle ona yardım edebileceğimi düşündüm.O kadar çaresiz üzgündü ki hayattan tüm bağlarnı koparmış harebe bi evden farksız gibiydi. Boş yıkık sanki hep öyle kalacak gibi.. Gözlerini açık tutmaya çalışsada bi türlü beceremiyor anne beni yanlız bıraktın bana söz vermiştin diye sayıklıyordu. Sonra " Yiğit nerdesin? Sende yoksun artık kimsem yok." dediğini duydum kim olabilirdi acaba diye düşündüm, tektar bakınca uykuya dalmıştı. Uyuduğu zaman o kadar masum gözüküyordu ki, kahverengi saçları küçük yüzü ve fındık kadar burnuyla küçük bir çocuktan farksızdı. Teyzesi içeri girince çıkmak zorunda kaldım, aslında daha fazla onu o şekilde görmeye dayanamadım.
İngiltereye döndüğümde aklımdan bir türlü çıkmadı. Kaç gece o boş bakışlı kızın yüzü ve adını düşünerek uykuya daldığımı hatırlamıyordum. Resmen tüm beynimi ele geçirmişti. Sürekli aynı rüyayı görüyordum . Duru karanlık, ıssız bir yerde, elini uzatmış, bana yardım et der gibi bakıyordu. Ne zaman elimi uzatsam kayboluyor, ve ben sabahları terler içinde uyanıyordum.
Hem satırları okuyor hemde neden bana bundan daha önce hiç bahsetmedi diye düşünüyordum. Okumaya o kadar dalmıştım ki Gökmen'in içeri girdiğini farketmemiştim bile.
"Ne yapyorsun burda?" Gökmen'le göz göze gelirken defter elimden kayıp yere düşmüştü.
"Annenin gözlükleri dedim" kendimi savunurcasına. Bir kaç adımda yanıma gelerek eğilip defteri yerden aldı. Kaşlarını kızgın olduğunu belli edercesine çatarak bana baktı.
"Sanırım sana ait olmayn şeyleri karıştırmanın doğru olmadığını bilecek kadar büyüksün " Gökmen'in sesi oldukça iğneleyici çıkmıştı.
"Üzerinde Duru yazıyordu ben kendime engel olamadım " dedim hem mahcup hemde üzerimde hala okuduklarımın şaşkınlığı vardı. Mahcuptum yaptığım doğru bir davranış değildi. Gökmen'in beni daha önce tanıyor olmasına şaşkındım. Bende haklı duruma geçmek adına
"Sanırım bi açıklama yapman gereken sensin Gökmen Arkın Soylu." dedim kaşlarımı çatarak. Gökmen hemen kendini savunmaya geçerek "Açıklayabilirim" dese de nasıl açıklayacağını düşündüğü için oda da dört dönmeye başlamıştı.
"Dinliyorum, histerik krizi yaratıp kapıyı vurup çekip gitmeyeceğim merak etme!" Aslında neyi nasıl soracağımı bilmiyordum o yüzden aklıma gelen ilk şeyi sordum.
"Neden böyle bir şey yapma gereği hissettin?" diyerek meraklı bakışlarımı üzerine diktim. "Beni araştırma konusu mu yaptın?"
"Sadece seni tanımaya çalışıyordum.O zamanlar amacım sadece sana yardım etmek sana ulaşmaya çalışmaktı" Ağzından kelimeler dökülürken oldukça tedirgin bir halide vardı. Gözleri sürekli benim üzerimde nasıl tepki verdiğimi inceliyordu.
"Sence ben güvenilir, merhametli, iyi, kalpli birimiyim gerçekten, belki beni iyibilsinler diye öyle davranıyorumdur."
"Duru gözler kalbin aynasıdır derler, sana baktığımda anlamak zor değil, seni tanımak için haritaya gerek yok sen çok şeffafsın ,açık bir kitap gibisin. Adın gibisin bunlara yazmam bile gereksizdi aslında sen içinde yazdıklarımdan bile daha iyi birisin."
"Niye bana, 2 yıl önce olanları anlatmadın?"
"Sen zaten kendinde bile değildin beni fark etmemiştim bile Yiğit'i ve annemi sayıklıyordun. Sana tekrar gördüğümde anlatmanın önemli olmadığını düşündüm."
"Demek Yiğit'ten haberin vardı. Bu yüzden o gün kafede bana o patavatsızca lafları söyledin. Ne düz mantık ama sana göre ben Yiğit'e aşıktım arkadaşım sevdiğim adamla evleniyordu. Acaba Okan ve Yiğit isimler farklı olduğu jiç aklına gelmedi" dedim tok bir sesle
" Hata yaptığımı biliyorum. Sonradan kafama dank etti. Sen sonra Okan ve Ezgi'den bahsedince bir çuval inciri çoktan berbat etmiştim."
"Yiğit'i bildiğin halde beni sevdiğini söyledin ve öptün neden böyle bir şey yaptın?"
"Sadece kalbimin sesini dinledim Duru seni hastanede gördükten sonra seni hiç unutmadım. Sürekli aklımda rüyalarımdaydın ve benden yardım istiyordun. Bir yıl önce Okan'ın faceinde Ezgi'yle fotoğrafını görmek Düğün benim için bir mucizeydi. Özür dilerim anlatmlıydım."
Bir süre aramızda geçen sessizlikten sonra Gökmen aramızda ki sessizliği bozmuştu. Birşey demeyecek misin?" Tereddütlü bir şekilde gözlerimin içine bakarken tam bir ruhsuz gibi davranıyordum.
"Sadece tokat atmak istiyorum dünden içimde kaldığı ve de benden bir şeyler sakladığın için"
"Tamam tokat atabilirsin yeterki benden yüz çevirme "derken o kadar çaresiz bir hali vardı ki ama yine de biraz bu halde olmasının zararı yoktu.
"Tamam o zaman hazır mısın? " diyerek elimi ona vurmak için kaldırdım. Gökmen gözlerini kapadı.
"Bir iki üç "
bir bölümün daha sonuna geldik yeni bölümde görüşmek üzere yorumlarınızı ve votelarınızı eksik etmeyin.
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro