68
Baha: Kız senin amacın ne
Baha: Grupta öyle imalı imalı konuşmalar
Lezan: Ay sanki sen imalı imalı konuşmuyorsun
Lezan: Dostlarım, biri hariç ckwpdpwğdğw
Baha: Tutamıyorum bazen kendimi çıkıyor öyle ama bu sende yapabilirsin demek değil
Lezan: Üf Baha
Lezan: Çok uzattın he, kızın da gönlü yumuşadı atsana bir adım ne bekliyorsun?
Baha: Olmaz Lezan, olmaz
Baha: Yaraları daha kapanmadı, ya ben de kanatırsam?
Baha: Bir de ben yapamam ona
Lezan: Nereden biliyorsun? Ya, yarasına merhem olursan? Güzel olmaz mı?
Baha: Olmaz mı, çok güzel olur
Baha: Ama işte güvenemiyorum ki kendime anasını satayım
Baha: Biliyorum yaparım mutlaka densiz densiz şeyler
Baha: Elimde olmadan, fark etmeden üzerim
Baha: Bu kez ikimizin de canı yanar
Baha: Hem daha bebeği var? O doğduğunda nasıl olacak? Nasıl yapacağız?
Baha: Of Lezan! Grupta ne güzel moralim yerindeydi ne diye açtık konuyu ya
Lezan: İyi oldu açtığımız
Lezan: Kendine gel Baha. Hiç denemeden geri adım atıyorsun
Lezan: Çocuk doğduğunda sen onun yanında olacaksın. Ne sıfatla olacağın yine sana bağlı ama elbet olacaksın, yalnız bırakmayacaksın
Lezan: Biraz iyi yönünden bak duruma, biraz iyi şeylere alıştır kendini
Lezan: Kendine güven, inan, kötü şeyler olmayacak de. Yürü ya kulum
Baha: Tövbee dkwşdşsş
Lezan: fkwlfpeğd
Lezan: Çok ciddiyim. Ezo mutlu olmak istiyor ve içimden bir ses bunu sende bulacağını söylüyor
Lezan: "Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmadığını?" demiş Şems-i Tebrizi ;)
Baha: Oo Atiye izlenmiş dkwldpwğsğ
Lezan: Baya iyi lafmış keşke oradan görmeseydim :(
Baha: Amaan götüm
Baha: Dediğini yapacağım lan
Baha: Adım atacağım, mutlu edeceğim
Baha: Üzüleceksek de beraber üzülelim
Baha: Üzen ben olmayayım da...
Baha: Çok gaza geldim şu an, huh
Baha: Gidiyorum ben
Lezan: Lan dur bu gazla gitme
Baha: Niye daha vereceğin gaz mı var?
Baha: Ağğğağ mahvettin beni Lezan!
Baha: İnşallah geri döndüğümde saçını başını yolmam
Lezan: Amin!
Baha Çevrimdışı
*
*
Baha: Ezo
Baha: Kapının önündeyim, iki dakika konuşalım mı?
Ezo: Bir sorun mu var?
Baha: Hayır hayır sorun yok. Konuşmak istiyorum sadece
Ezo: Geliyorum
-Baha Tunç-
Allah'ım sen keçilerime mukayyet ol.
Bu Müstesna Teyzenin sinirlendiğinde söylediği laftı, bense en heyecanlı anımda kullanıyordum. Allah'ım sen gerçekten keçilerime mukayyet ol, delireceğim sanırım.
"Sakin ol Baha, kırmayacaksın, üzmeyeceksin. Bunları yapman için bir sebebin yok rahatla... Huh. Rahatlasana amınakoyayım!"
Lezan'ın kapısının önünde volta atarken derin derin nefesler alıp veriyordum. Benimle yaşaması uygun olmaz diye Lezan yanında yaşamasını istemişti Ezo'nun. Bu yüzden günlerdir hatta haftalardır bu evden çıkasım gelmiyordu.
Kapının üzerindeki motifleri ezberlemiştim yahu! Kapıyı çalmadan önce yarım saat düşünüyordum da.
"Baha?" Ezo'nun sesini duyduğumda yutkunup arkamı döndüm.
Pijamalarının üzerine giydiği uzun hırkasıyla mükemmel duruyordu. Sımsıkı sarılmak istiyordum, kokusunu içime çekmek. Ve diğer istediğim zamanlarda yapamadığım gibi bunda da yapamadım. Sadece gözlerine daldım.
"İyi misin? Gecenin bu saatinde çağırdın. Kötü bir şey yok değil mi?" Kafamı salladım.
"İyi miyim değil miyim bilmiyorum. Ama eve nasıl gideceğimi sen belirleyeceksin." Hüzünlü bir gülüş yerleşti yüzüme. Engel olamadım.
"Sen nasılsın iyi misin? Bebek-..."
"Biz iyiyiz, senin neyin var? Anlat hadi." Birkaç adımda yanıma yaklaşıp bir eliyle yüzümü okşadı. Bunun verdiği hissiyatı anlatmak mümkün değildi. Öylesine güzeldi ki, istemsizce gözlerimi kapattığımı fark etmem zamanımı aldı.
Çekeceği sırada fısıldadım. "Elin hep orada kalsın istiyorum," Yavaşça gözlerimi açıp tepkisini ölçmeye çalıştım.
"Gözlerine, hiçbir sebep göstermeden saatlerce bakmak istiyorum Ezo. Dalıp, hayaller kurmak." Kollarına dokundum ürkekçe.
"İstediğim zaman, muhtaç olduğum her an kollarında bulmak istiyorum kendimi. Sımsıkı sarılmak, kokunu içime çekmek istiyorum." Yüzünde oluşan tebessüm içimi rahatlattı.
"Şimdi yanındayım ama daha farklı yanında olayım istiyorum. Sebep göstermeden kapında biteyim istiyorum." Gözleri dolmuştu. Ne ara bu kadar etkileyici konuştum bilmiyorum. Ne ara çıktı bu sözler ağzımdan...
"Ama bunların hepsini incitmeden yapayım istiyorum. Kırmadan, yaralarını kanatmadan." Yüzünü okşadım elimle. Öylesine korkuyordum ki, her hareketimde geri çekilmesinden.
"Bu mümkün mü Ezo? Yapabilir miyim tüm söylediklerimi?" Hâlâ ne cevap vereceğini kestiremezken burukça gülümsedim.
"Lezan'ın dediği gibi, sarabilir miyim yaralarını?" Kafasını sallayıp sarıldı boynuma.
Öyle afalladım ki birkaç saniye sonra kollarım belinde yer edindi. Ne yani? Kabul etmiş miydi her söylediğimi?
"Elim hep burada kalır," Yüzüme dokundu. "Gözlerin hep gözlerimde, kolların kollarımda. Bana, bize iyi gelen her şey olabilir." Ağlayarak gözlerime baktı.
"Bir daha kimseye güvenemem, inanamam diyordum. Ama öylesine kuvvetli ki verdiğin güven, sanırım inanabilirim. Yaralarımı unutur, sarmana bile izin vermeyebilirim. Sadece mutlu olmak istediğimi bildiğin ve uğraştığın için her şeyi kabul edebilirim Baha."
"Çok mutlu olacaksın, Ezo'm. Sana söz."
*
*
Daha fazla duygusal devam edemem bende, yeterli :D
🖤
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro