Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

Allahın Emri

Keyifle okuyun...

Duru'yu istemeyi Gökmen'den okuyun bakalım sevecek misini

Dün gece heyecandan sabaha kadar uyuyamamıştım. Bugün büyük gündü. Duru'yu istemeye gidecektik. Uyuyamayınca erkenden kalkıp duş almıştım. Su beni biraz sakinleştirir diye umuyordum ancak hiç bir işe yaramamıştı. İçim içime sığmıyordu.  Duru'yla beraber olmaya biraz daha yaklaşmıştım.
Takım elbisemi giymiş salonda bir sağa bir sola dolanıyordum. Bizimkiler bir saattir hazırlanamamışlardı. Salonda sağa sola gitmekten çukur açacaktım neredeyse.
"Anne! baba! Hayat! Neredesiniz geç kalacağız." Diye bağırdım. Annem kısa bir süre sonra hızla merdivenlerden inerken hemen arkasından babam göründü. "Kız kaçmıyor ya oğlum. Deli danalar gibi oradan oraya koşturuyorsun. Ne bu acelen? Daha kravatımı bağlayamadım" derken eli kravatında bağlamaya çalışıyordu.

"Bir saattir bekliyorum baba. Daha Umut abim ve Elif yengem gelmedi. Çiçek ve çikolatayı onlar getirecekti."

"Sakin ol oğlum bu kadar sabırsız kime kime çektin" diyen anneme babam "sana çekti Laz kızı" dedi ve küçük bir kahkaha attı.
"Aşk olsun Aynasız! Ne sabırsızlığımı gördün şimdiye kadar" Annem yalancı kızgınlıkla çatarken kaşlarını babamın bağlanmak bilmeyen kravatını telaşla bağlamaya çalışıyordu. Onların tatlı atışmaları başladı mı, dakikalarca bitmezdi. Sonra da yeni yetme sevgililer gibi cilveleşmeye başlayacaklardı. Asla evden çıkamayacaktık geç kalıyorduk.

"Anne,  baba lütfen rica ediyorum didişmelerinizi yarına bırakın. Zaten yeterince gerilip telaş yaptım. Daha hepimizin gidip Allahın emriyle almaya çalışacağımız bir Duru var. Sözlerimden sonra annemle babam bir anda sıra dışı bir kahkaha atmaya başlamışlardı. Başımı yere eğip olumsuzca salladım. Bu akşamı hayırlısıyla bir atlatsak diye geçirdim içimden. Annem babamın kıravatı bağlamış ikisi de hazır gözüküyordu.

Yaşlı kurt lacivert takım elbisesi içinde oldukça yakışıklı gözüküyordu. Mavi gözleri benim kadar heyecanlı bir okadar da mutlu bakıyordu. Kırlaşmış saçlarını arkaya taramıştı. Annem lacivert döpiyesinin içinde oldukça güzel gözüküyordu. Babamla uyum içindeydi. Saçlarını arkadan toplamış hafif bir makyaj yapmıştı. Gitmek için abim ve yengemi bekliyorduk. Tüm kardeşlerim yanımda olsun istemiştim ama çok kalabalığa gerek olmadığını söyledi annem. Nasılsa nişan da hep beraber olacaktık. Hayat ise hâlâ ortalarda gözükmüyordu.

"Hayat!!! Bura da beklemekten iki dirhem bir çekirdek oldum hadiii! diye seslendim. Okan'la Ezgi de kız tatafını temsilen oradaydı. Sürekli bana mesejlar atıyordu." Nerde kaldınız yahu çok geç kaldınız. Şimdi varyaa Yavuz amca daha da sinirlenip Duru'yu sana vermekten vazgeçecek. Yüz ifadesini görmen lazım" Okan'ın bu mesajları beni daha da çok telaşlandırmak için attığını biliyordum. Ve gerçekten de işe yaramıştı.
Salonu dolduran kalın sesimi yükselterek "Hayat!!!" dediğim o sırada kapı telaşla çaldı. Çok şükür ki abi ve yengem gelmişlerdi. Koşarcasına hızlı adımlarla ilerleyip kapıyı açtım.

"Nere de kaldınız? Geç kalalıyoruz"

"Hoşbulduk kardeşim sana da merhaba" dedi alayla.

"Bu teferrautları sonraya bırakalım. Her şey hazır değil mi? "

"Hazır merak etme?"

Annem ellerini semaya kaldırıp "Hayırlısıyla bu günü anlatsak" dediğin de Elif yengem koca bir kahkaha patlattı.

"Sanki seni istemeye gelecekler Gökmen. Ne bu heyecan? Karakterine ters davranıyorsun." Gerçekten bugün sanki ben, ben değildim. Ağır başlı sakin olan ben gitmiş başka ben gelmişti.

Annem "Nasıl heyecanlı olmasın rüyalarının kızına kavuşuyor" dediği sıra da, Hayat söylene söylene merdivenlerden iniyordu. "İki ayağım bir pabuca girdi doğru dürüst hazırlanamadım bile." Kardeşim dize kadar dar kesim kısa kol elbise içinde oldukça güzel va alımlı gözüküyordu. Kumral saçlarını arkada toplamıştı.

"Çok güzelsin ikizim. Bu kadar güzelliğe ne gerek vardı. Seni istemeye gelmeyecekler. Biz kız istemeye gidiyoruz."

"Evet kardeşim"dedi Umut abim devam etti. "Başımıza kaldın"
"Çocuklar!" Babamın uyaran sesi salonu duyuldu. Hayat bizim bu tarz şakalarımıza alışkın olsa da babam bu konu da her zaman uyarıyordu.

"Bırak baba dalga geçsinler bende güleyim. Hah! Hah Hah! Beni ne doktorlar mühendisler ne iş adamlarının istediğini unuttunuz galiba. Gitmeyen bendim" dedi kendini beğenmiş bir edayla. Haklıydı, bir çok teklif almıştı ama şimdiye kadar kimse kardeşimin kalbini çalmayı başarmamıştı. Dilerim o da yakın zamanda ruh eşini bulurdu. Mutluluğu fazlasıyla hak ediyordu.
***
Nihayet ki en sonunda bizimkileri apar topar evden çıkarıp iki araba halinde yola koyulmuştuk. İkizim abimin arabasına binmişti. Annem, babam ve ben aynı arabadaydık. Heyecanla yola çıktığımıza dair Duru'ya mesaj attım. Onu görme merakım daha da artmıştı ve bu nedenle daha fazla dayanamayıp ondan bir fotoraf istedim ama Duru bu isteyimi kabul etmedi. Bildiğimiz kız nazları işte. Neymiş efendim süpriz olacakmış.

"Baba biraz daha hızlı süremez misin?"

"Bu geceyi hastane de geçirmek istiyorsan süreyim oğlum. Kahveyi acil serviste içeriz. " Annem parmaklarını büküp cama birkaz kez tıklattı.

"Allah korusun. Bu güzel günde konuştuğunuz şeye bak. Kapa şom ağzını oğlum" dediğin de babam sanki inadıma yapıyordu arabayı biraz daha yavaşlatmıştı. Kaplumbağa misali sonunda Duru'nun Çamlıca'daki evlerine varmıştık. Duru'nun evinin kapısına yaklaştık. Babam kapıyı çalacağı sıra da babamı geçip zili ben çaldım. Babam kocaman gözlerini açarak beni uyarmıştı. "Sabırsız oğlum seni tanıyamıyorum bu gün." Sanki ben kendimi tanıyordum da. Laz kızı şunun eline ayağına hakim olun.  Kendimi bir adım geri çektim.  İçime derin bir nefes çekerek beklemeye başladık. Kısa bir süre sonra kapı açıldı. Kapıyı açan Duru'ydu. Bir elimde çiçek bir elimde ise çikolata'yla birlikte Duru'ya öylece baka kaldım. Neredeyse küçük dilimi yutacaktım. O kadar güzel ve o kadar alımlı duruyordu ki hayran kalmamam mümkün değildi. Giydiği kar beyazı dantel elbisesinin içinde adeta bir meleğe benziyordu. Kömür karası saçlarını kalın bukleler halinde omuzlarından aşağı salmıştı. Her zamankinden biraz daha fazlaydı makyajı ama ben onu her haliyle her gün daha da fazla aşık olup seviyordum.

Bu dalgınlığıma farkeden Duru bu anlık bekleyişe bir son vermek için seslendi.
"Buyrun hoşgeldiniz. İçeri geçin."
Durunun davetiyle heyecanla içeri geçip kısa bir hoşgeldin merasiminin ardından hep birlikte salona geçip oturduk. Ben elimde bekleyen çikolota ve çiçeği ayağı kalkıp orta sehpanın üzerine bıraktım.

Ezgi ve Okan'da bu isteme töreninde hazır bulunuyordu. Eminim ki her ikisi de bu gece bana çok çektirecekti. Salonda mum gibi oturmuş telaş içinde beklerken ben, bizimkiler havadan sudan konuşmalara başlamıştı. Yavuz amcayla babam, görünüşe bakılırsa bir hayli iyi anlaşmış,  kaynaşmıştı. Ezgi ve Duru ortalarda görünmüyorlardı ben ise meraklı gözlerle fıldır fıldır sağa sola bakıp ihtimal yürütüyordum. Muhtemelen mutfakta bize kahve yapıyorlardı. Merak ediyordum. İçerde ne konuşuyorlardı. Acaba o da benim kadar heyecanlı mıydı?"

Bizimkiler hoş sohbetlerine devam ederken Duru elindeki gümüş tepsiyle kahveler eşliğinde solona geldi. Biran Duru'yu görmenin rahatlığı ile derin bir oh çekip rahatlamıştım. Sonunda Duru'yu isteme merasimi başlamıştı. "Allah'ım sana şükürler olsun." Duru önce aile büyüklerimizden başlayıp teker teker hepimize kahve ikram etti.

Kahvemi elime alırken o anda Duru'yla göz göze geldim. Kalbim yerinden fırlayacaktı sanki. Duru öyle tatlı ve keskin bakıyordu ki biran ellerim titremeye başlamıştı ve bedenimden soğuk terlerin aktığını hissettim. O bakışlara bakacak olursak kesin bu kahvenin içinde tuz vardı. Malum geleneksel kız isteme teknikleriydi. Şimdi gelde bu kahveyi içme. Mecbursun Gökmen bu kahveyi öyle ya da böyle içmek zorundasın dedi iç sesim.

Okan karşımda oturmuş pis pis sırıtarak "Hani kardeşim diye demiyorum, Allah için konuşmam gerekirse Duru çok güzel kahve yapar Gökmen, inan tadı damağında kalır güzel kardeşim. Hadi soğutma da iç" dedi.
Okan'ın bu sözleri üzerine salondaki herkesle göz göze geldim ki hepsi de kahkahayla gülmemek için kendini zor tutuyordu.
İçimden artık Duru'nun elinde ki zehir de olsa mecburen içeceksin' deyip kahveyi elime almamla bir anda ağzıma götürmem bir oldu. Ama bilmediğim bir şey daha vardı. Kahve tuzlu olmayla kalmayıp şekerli ve de acıydı. Ağzımdan çok midem yanmıştı. O an bir kaç saniye kendimi tutmaya çalıştım ama sonrasında daha fazla dayanamayıp tuzlu, şekerli ve de acılı kahvenin etkisiyle  öksürüklere boğulup ister istemez kahveyi ağzımdan püskürttüm.
"Yavaş oğlum yavaş" dedi babam. Ve beklediğim kahkahalar yerini bulmuştu. Herkes üzerime sıçrattığım kahveye bakıp bana gülüyordu. Hemen su dolu bardağı elime alıp ağzıma götürdüm. Kahvenin acısından gözlerim sulanmış ve kıpkırmızı olmuştu. En çok kahkaha yı atan da Umut abim ve yengemdi. Elif yengem elini ağzına kapatarak içten içe gülmeye devam ederken, Umut abim "Yavaş kardeşim kaçmıyor yine sen içeceksin" deyip alaycı bir şekilde gülmeye devam ediyordu. Neyse ki babam duruma müdehale edip boğazını temizleyerek söze girdi.

"Yavuz bey, Ayşe hanım öncelikle misafir perverliğiniz için çok teşekkür ederim."
Babam söze girdi girmesine de Duru bir köse de gülümsemeye devam ediyordu.  Yavuz amca Duru'yu bakışlarıyla uyarınca Duru hemen ciddi tavrını takındı.
  "Sizi ağırlamaktan mutlu oldum. Gerçi Gökmen için kötü bir başlangıç oldu ama kahveyi üzerine sıçratmasaydı iyiydi" dedi. Ve bir kahkaha daha atıldı bu sözün üstüne. Duru'ya intikamım kötü olacak dercesine bakışlar sallarken Duru bana göz kırpmıştı.
Babam zaman ilerledikçe lafı daha da çok uzatıyordu. Ve daha nereye kadar uzatacak merak ediyordum. Yanımda oturan abimin kulağına usulca yaklaşıp fısıldadım."Şu kızı biran önce verseler de rahatlasam. Çok gerildim çok."

"Ya vermezse Yavuz amca Duru'yu ha o zaman ne yapacaksın?"

"Kaçıracağım" dediğimde sesim biraz yüksek çıkmıştı ve tüm gözler bana çevrilmişti. Abim "Sabırsız kardeşim sessiz ol,  herkes bize bakıyor" dedi fısıldarcasına.

Yavuz amca meraklı gözlerle bana bakarken"Bir sorun mu var evladım?" Diye sordu.
Panikle Yavuz amca'nın meraklı gözlerine bakarken "Hayır, ne sorun olacak" dedim gülümsemeye çalışarak. Okan'ın imalı bakışlarının altından bir şeyler duymaya hazırladım kendimi "Kahve dokunmuştur belki de. Yüzün çok solgun görünüyor bak eğer istersen başka bir güne kalsın bu kız isteme merasimi."

"Gerçekten çok düşüncelisin dostum. Ben iyiyim devam edelim." Kendimce Okan'a göz dağı veriyordum. İyiyim desem de midem alev almıştı sanki. Duru gözlerimin içine herşey yolunda mı dercesine baktı. Evet anlamında Duru'ya gözlerimi yumdum. Babam konuşmaya devam etti.

"Efendiiim sebebi ziyaretimizi biliyorsunuz Yavuz bey...
Oğlumuz Gökmen ve  kızınız Duru, bu iki gencimiz bir birilerini görmüş sevmiş ve anlaşmışlar. Ve biz aile büyüklerinin kararları ile de evlenmek istiyorlar. Bizce uygundur, eğer sizde münasip ve uygun görürseniz bu iki gencimizi baş göz etmek istiyoruz. Allah'ın emri Peygamber'in kavliyle Duru kızımızı oğlumuz Gökmen Arkın'a istiyorum."

Eymen, babamın sözünün bitimiyle beraber bir anda oturduğu koltuktan ayağa fırladı. " Ben ablamı hiç kimseye vermiyorum. O bizi bırakıp hiç bir yere gidemez" deyip koşarak ablası Duru'nun yanına gitti. Belinden sımsıkı sarıldı. Eymen'nin hemen arkasından da Seymen, koşarak ablasının yanına gitti" Ben de ablamı kimseye vermem zaten az görüyoruz evlenirse daha da az göreceğiz "diyerek ikizine destek verdi. Ha bir bu eksikti, daha en başından vetoyu ikiz kardeşlerden yemiştim.

"Çocuklar!" Dedi Ayşa abla uyarıcı bir ses tonuyla.

"Çocuklar istediğiniz zaman görebilirsiniz. Biz geleceğiz,sizler geleceksiniz. Daha çok görüşeceğiz merak etmeyin" Umarım onları ikna edebilirdim.

"Ama ikisi de aynı şey değil ki Gökmen abi. Ablam zaten bizimle kalmıyor. Eğer seninle evlenirse onu daha da az göreceğiz"dedi Seymen küçücük dudaklarını büktü. Duru kardeşlerinin gözlerine duyguluca bakıp ikisine de sımsıkı sarıldı.

"Çocuklar, babam beni daha Gökmen abinize vermedi ki. Hem verse bile ben nereye gidersem gideyim inanın hep sizin yanınızda olacağım, size söz veriyorum. Bana bir haber etmeniz yeterli. Evlenene kadar sizinle kalacağım artık. Daha çok zaman geçireceğiz"

Eymen gülen ve parlayan gözleriyle ablasının gözlerine bakıp"Gerçekten mi?" Dedi.

"Evet gerçekten" Rahat bir nefes veridim.
Durum tatlıya bağlandığına göre kaldığımız yerden artık devam edelim mi?"

"Birilerinin acelesi var galiba"dedi Okan şakayla.

"Bizden kız almak öyle kolay değil"deyip Ezgi Okan'a destek verdi.

"Kız evi naz evidir. Sizinde kızınız var, bakalım siz kızınızı verirken nasıl bir hal alacaksınız"dedi Yavuz amca.

"Ben kızımı kimseye vermeyeceğim."Dedi babam ulu orta gülümseyerek.

"Aman Akın vermeyip de ne yapacaksın turşusunu mu kuracaksın kızının?"

"Aşk olsun anne ya benden bu kadar mı bıktın?"

"Yanlış anladın Hayat'cığım annem sadece seninde yuvanın kurulmasını istiyor." Dedi Elif yengem.

"Her anne çocuklarının mutlu olmasını ve  yuvalarının kurulmasını ister." Dedi Ayşe abla konuyu toparlamaya çalıştı.

Her kafadan bir ses çıkmaya başlamıştı. "Aaa yeter. Verecekseniz verin artık şu kızı canıma tak etti" diye bağırmak geliyordu içimden. Düşüncelerimi bir kenara atıp onun yerine ya sabır çektim. Duru için her şeye katlanmam gerekiyordu ve katlandım. Sonunda muhabbet tatlıya bağlanmış, babam Duru'yu tekrar istemişti. "Allah'ın emri Peygamber'in kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz" Yavuz amca babamın ikinci istemesinde ciddiyetini ve istifini hiç bozmadan"Diyecek fazla söze gerek duymuyorum. Bizlere düşen bu çocukların yanında olmak. Duru kızımı oğlunuz Gökmen'e verdim gitti. E hadi hayırlı uğurlu olsun dünürüm"deyince Yavuz amca rahat bir nefes alıp verdim. "Ohhh be?" Neredeyse sevinçten bir çığlık atmadığım kalmıştı.

"Eee kızda verildiğine göre artık nişanı kararlaştıralım." Dedi babam.
Bana kalsa soluksuz nişanı ve düğünü hemen yapardım. Ne gereği var ki günleri uzatmaya. Ama malesef ki bugün söz büyüklerimizindi.

Babam "Dünür eğer sizler içinde uygunsa haftaya pazar bizim evin bahçesin de olsun"dedi.
"Nişan kız tarafına ait olur. Bu yüzden de onların herşeyiyle bizzat ben ilgileneceğim Akın bey. Nişan  20 Nisanda olsun. Çünkü o gün benim biricik ve güzel kızımın doğum günü."

Duru"Baba inanmıyorum, dogum günümü hatırlıyorsun demek" dedi şaşkınlıkla.

"Elbette bir tanecik kızım var hatırlayacağım tabi." Yavuz amca kızına sevgiyle bakıyordu. Gözlerinde ki evlat aşkını rahatlıkla gorebiliyordum. Herkesin yüzünde güller açıyordu. En çokta Duru ve benim... Artık herşey kararlaştırılmış gitme vaktim gelmişti. Midem iyice yanmaya bailamıştı. Soğuk terler döküyordum.

Abim kulağıma eğildi. "Hadi istediğin oldu ne bu halin. Solgun gözüküyorsun"
"Bilirsin midem fazla hassastır kahve mideme dokundu"
"Artık yapacak bir şey yok kardeşim Duru'yu almanın ceremesi olsun."

Duru'yu aldım ya gerisinin bir önemi yoktu. Duru benim müstakbel karımdı. Mide ağrısına razıydım.

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro