Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

BİR ADIM ÖTE AŞK CEREN💞SEYHAN İLK SERİ FİNAL PART 6

Selamlar ve Sevgiler Canlar ❤️

Türkiye'deyim ve çok yoğun bir dönemden geçiyorum. Kitap için yazdığım finalden daha ayrıntılı bir final yazmayı hedeflediğim için düzenlemeden öte baştan yazıyor gibiyim. Çoğu yer önceki yazılmış finalde yok. Bundan dolayı bölümler benim yoğunluğuma göre yazılıyor. Fakat oy sayısı 80 olduğunda yayımlanıyor. Geç gelme sebebi oy sayıları canlar. Okunma sayısı uçmuşken oy çok az oluyor. Bundan sebep ben de bu sınırı yapmak zorunda kaldım. Oy veren tüm herkesi sevgiyle onurlandırıyorum. İyi ki varsınız.

Büyük ihtimalle bu bölüm sondan bir önceki olacak. Part 7'de bitirmeyi planlıyorum. Çok az kaldı çünkü. Partları bölüm yapacağım. Final 32 bölüm olacak gibi. Sonrasında hemen 2. Kitaba geçiş yapacağız.

Lütfen oy butonuna tıklamayı unutmayın.

Keyifle okumanızı dilerim.

Part 6

Neden sonra odaya kahve servisi yapıldı. Bahadır amcasına ise taze sıkılmış meyve suyu ikram edildi. Seyhan, hasta yatağının yanındaki komodinin üstündeki dolu kâğıt bardakları, farkında olmadan simetri sıralarken ona bakan bir çift öfkeli gözden habersizdi.

"Psikopat Herif!"

Kadir Bey, öfkeyle dişlerinin arasından söylenen oğlu Ender'in omuzunu tutup, hafifçe sıkarak onu uyardı.

"Sakin ol oğlum bilerek yapmıyor. O da gerginliğini bu şekilde dışa vuruyor."

"Ben de gerginliğimi dışa vururdum da neyse." Kız kardeşinin bu deliyle evleneceğine hala inanamıyordu.

Ağzının içinde söylenen ve yumruklarını sıvazlayan oğlunun omuzunu sakin olması için bir kez daha sıktı.

Kahveler içildikten sonra esas olan konuya girildi. Konuşmayı ilk önce ailenin en büyük üyeleri dedeler ele almıştı.

Öncelikle Seyhan'a bu evliliğe gönüllü olup olmadığı soruldu. O da açıkça gerçek düşüncelerini aktarmayı seçti. Bu evliliği, iki aile arasındaki huzuru sağlamak amaçlı yapılan bir mantık evliliği olarak gördüğünü net bir dille anlattı.

Seyit dede, bu gencin dürüstlüğünü sevmişti lakin torunu Ceren onun için çok kıymetliydi. Bu gencin torunu için uygun olduğunu, mutlu bir evliliklerinin olması için de aralarındaki uyumun çok önemli olduğunu düşünüyordu. Birbirlerine kanlarının ısınması şarttı. Eşi Elmas Hanım en baştan beri bu iki gencin birbirlerine karşı boş olmadıklarını savunmaktaydı fakat şimdi yaşlı ve akıllı kafası çok karışmıştı. Eşi yanılıyor olabilir miydi? Her ne kadar iyi bir amaç için yapılıyor olsa da bir nevi görücü usulü bir evlilik olacaktı. Onu düşündüren ise bu evliliğin iki genç için sadece mantığa dayalı olmasıydı. İkisi de mantık adı altında aileleri için fedakârlık yapıyor gibi görünüyorlardı. Eğer hâl böyleyse amacı ne olursa olsun bu evliliği onaylamayı düşünmüyordu. Çünkü böyle bir evliliğin sonu hüsran ve mutsuzluk olabilirdi.

Seyhan'ın sorulan her soruya dürüstçe cevap vermesi, bir nebze de olsa Mahir'in ön yargılı bakış açısını yıkmıştı. Asık suratı yumuşamış daha ılımlı bir ifade almıştı. Yine de kızını evlilik adı altında bu gence emanet etme konusunda içten içe tereddütleri vardı. Ceren onun kızıydı ve Seyhan da onun damadı olacaktı. İleride bir gün bu gerçek açığa çıktığında, aralarındaki gerilimi Seyhan'ın Ceren'e yansıtmasından, kızını mutsuz etmesinden çok korkuyordu. Buna hiç katlanamazdı. Ayrıca tek taraflı aşkla bir evlilik yürümezdi. Mantık nereye kadardı? Bundan dolayı bu evliliğe onay vermeyi düşünmüyordu.

Kadir Bey'in gözünde Seyhan çoktan sınıfı geçmişti ve evlilik onayını almıştı. Bu konuda içi rahat şekilde aklındaki soruları soruyor ve aldığı dürüst cevaplardan da memnun kalıyordu.

Ender ise bu evliliği hiç onaylamayı düşünmüyordu. Bu sinir bozucu adamın, kız kardeşine hiç uygun olmadığını düşünüyordu.

Elmas babaannenin içten içe keyfi yerindeydi. Torunu için en uygun seçimi yaptığını düşünüyordu.

Aliye Hanım'ın da önyargıları kırılmıştı. Şimdi daha olumlu bir bakış açısı içindeydi. Sadece kafasına takılan önemli bir husus vardı. Nitekim kayınbabası düşüncelerini okumuş gibi konuyu açmıştı. Seyhan'ın mantık çerçevesinde baktığı bu evliliğin iki aile arasında huzur sağladığında boşanmayla sonuçlanmasını istemediklerini, iki taraf için herhangi bir uyuşmazlık ve anlaşmazlık haricinde bu evliliğin sürekliliğini ailece istediklerini ciddiyetle aktarmıştı. Yaşlı adamın bu önemli uyarısıyla Seyhan, düşüncelerini içten bir dürüstlükle dile getirmişti. Artık evlilik konusunda yaşının kemale erdiğini, boşanmak için evlenmediğini, evlilik kurumunun önemini bildiğini, hoşgörü ve saygı çerçevesinde, özellikle iki tarafın da mutluluğunu göz önünde bulundurarak bu evliliğin daimi olması için elinden gelen her şeyi yapacağını söylemiş; "Kızınız aksini istemediği sürece bu evlilik sonlanmayacak." diye de söz vermişti.

Onun iki aile önünde verdiği bu söz; her iki tarafın büyüklerinin içini rahatlatmıştı. Toplantı sonunda Nehiroğlu ailesi ayrı bir yerde kendi aralarında bir durum değerlendirmesi yapmışlardı. Seyhan bir damat adayı olarak aile büyüklerinin çoğunluğundan geçer not almıştı. Sonra da iki aile tekrar bir araya gelip Seyhan'ın iş durumunu konuşmuşlardı. İstanbul'a gitmesi ve oradaki işlerini sonlandırması için genç adama iki ay süre verilmişti. Yarın sabah İstanbul'a gideceği için de bugün Ceren ile konuşmasına karar verilmişti.

*_*

Toplantıyı iyi atlatan Seyhan, müstakbel nişanlısı Ceren'i okuldan almak için yola çıktı. Öncesinde Kadir Bey, kızının telefon numarasını ona vermiş ve akşam yemeği saatinde çiftlikte olmalarını otoriter dille vurgulamıştı. Ardından da tüm Denizer ailesini akşam yemeğine davet etmişti.

Şimdi ise üniversiteye giden yolda ilerliyordu. Aynı zamanda da genç kıza sormak istediği tüm soruları aklında toparlamaya çalışıyordu. Saatine baktığında genç kızın sınavdan çıkma saatinin çoktan geçmiş olduğunu gördü. Bir kez daha verilen numarayı aradı ama genç kız açmıyordu. Belki de numarayı yabancı bulduğu için cevaplamıyordu. Mesaj yazmaktan hiç hoşlanmıyordu ama kendini tanıtmak için bunu mecburen yaptı.

Aynı vakitte Ceren, Ceyda'yı bulamadığı gibi korumaların bir anda ortadan kaybolmalarına anlam verememişti. İçine çöken sıkıntıyla ve Ceyda'yı bulma umuduyla kantine doğru ilerledi. Kantinin girişine geldiğinde ona pis pis sırıtan iki adamı gördü. Bunlar onu tehdit eden adamlardı. Korku bedenine yayılırken iç güdüsel olarak gerisin geriye koşmaya başladı. Bir yandan da arkadaşının cebini arıyordu. Ceyda'nın telefonu hâlâ kapalıydı. Artık aramayı bırakıp okul dışına doğru telaşlı bir panikle koşarken bir çift kol tarafından tutuldu. Attığı çığlığı bir anda ağzına kapanan elle boğazında tıkalı kaldı. Çırpındığı kollar tanıdık gelmesine rağmen durulmadı. Kulağında duyduğu teskin edici sözler bir nebze sakinleşmesini sağladı. Yüreğini etkisi altına alan korku yerini huzura bıraktı. Bir mucize gibi yine en ihtiyacı olduğu anda kahramanı yanındaydı. Ona uzatılan kâğıt mendili alıp istemsizce akan gözyaşlarını yavaşça sildi. Aynı zamanda da doktorun önerdiği şekilde nefes terapisi yaparak sakinleşmeye çalışıyordu. Seyhan, ona sürekli sorular soruyor, kimden kaçtığını anlamaya çalışıyordu. Lakin kendisi cevap verebilecek durumda değildi. Kolunu tutan elin onu yönlendirmesiyle kısa bir süre bilinçsizce yürüdü. Aklı o adamlardaydı hâlâ. Durduklarını ise eline tutuşturulan su şişesiyle fark etti.

Genç kızın hareketsizce su şişesini tuttuğunu gören Seyhan, şişeyi eline alıp kapağını açtı. Sonra da onun iki avucunu açıp hafifçe döktü.

"Yüzünü yıka istersen."

Onu dinleyip avuçlarına dökülen suyu yüzüne çarptı, biraz daha su alıp boynuna sürdü.

"Şimdi daha iyi misin?"

"Evet." Sevdiği adamın yanında olmanın verdiği güvenle kendini daha iyi hissediyordu.

"Neden böyle telaşla koşuyordun, seni rahatsız eden birileri ya da bir şey mi oldu?"

O adamlar tekrar aklına gelince, hafifçe titredi. Onlardan Seyhan dahil kimseye bahsedemeyeceğini çok iyi biliyordu. Aklına gelen ilk bahaneyle, "Korumalar!" diye atıldı. "Korumaları göremedim. Bundan dolayı telaşlandım."

Gözlerini kaçırmasından hâl ve tavırlarından onun gerçeği söylemediğini hemen anladı fakat ısrar etmedi. Konuyu değiştirerek sordu. "Arabayla mı geldin?"

"Şoförle geldim." Sonra aklına gelen düşünceyle etrafa bakındı. "Ceyda yok. Telefonu da kapalı. Şoför de ortalarda görünmüyor."

Telefonu tekrar eline alıp arkadaşının telefonun üstüne tıkladı. Çok şükür ki bu kez çalıyordu.

"Efendim canım."

"Neredesin Ceyda?" diye azarlayarak sordu. "Seni kaç kez aradım telefonun kapalıydı."

"Affedersin canım. Sınav sonrası açmayı unutmuşum." dedi arkadaşı mahcupça. "Biz Cemal amcayla çiftliğe gidiyoruz."

Seyhan'dan biraz uzaklaşıp şaşkınca sordu. "Çiftliğe mi gidiyorsunuz?"

"Evet. Selim ile Şule'nin işi çıktığı için seninle dönmek istedim. Kadir amca Cemal amcayı aradı o esnada. Çiftliğe beni tek götürmesini söylemiş. Nedenini bilmiyorum."

Elini ağzına yaklaştırıp neredeyse fısıltıyla durum bildirimi yaptı. "Seyhan burada."

"Hadi ya! İki müstakbel nişanlı baş başa kalmanız içindi demek."

Neşeli bir imayla şakıyan arkadaşını yine aynı fısıltılı kısık sesle azarladı. "Saçmalama!" Sonra da hemen konuyu değiştirdi. "Korumalar da ortalıkta yok."

"Bir dakika" diyen arkadaşı kısa bir sessizlikten sonra, "Ceren, korumalar bizim arkamızdalar." dedi şaşkınca "Acaba senin de arabada olduğunu mu düşündüler? Yoksa ikinizi baş başa bırakmak için planlanmış bir şey mi bu?"

İstemsizce gözlerini devirdi. Korumaları cidden çok aptaldı. "Planlanmış olduğunu sanmıyorum." Arabasıyla ilgilenen Seyhan'a göz ucuyla baktı. Onu daha fazla bekletmek hoş olmayacaktı. "Neyse şimdi kapatmalıyım."

"Tamam canım. Size keyifli vakitler dilerim. Akşama geldiğinde detaylı konuşuruz."

Seyhan, genç kızın konuşması bitene kadar arabasıyla ilgileniyor gibi yaptı. Aklı korumalardaydı. Genç kızı tehdit eden adamlarla iş birliği yapıyor olabilirlerdi. Bu şüphesini Kadir Bey'e açmadan önce ufak bir araştırma yapmak istiyordu ve bunu kimseye belli etmeden yapmayı düşünüyordu. Konuyu direkt Levent'e devretmeye karar verdiği an Ceren yanına geldi. Daha iyi görünüyordu.

"Ceyda şoförle çiftliğe gidiyor, korumalar da onları takip ediyormuş."

Genç kızın kısa özetle yaptığı açıklama şüphesini doğrular nitelikteydi. Şu anlık bunu bir kenara bırakıp genç kıza neden burada olduğuyla ilgili kısa bir bilgi verdi. Sonra da konuşabilmeleri için önerebileceği bir mekân olup olmadığını sordu. Onun rahat edebileceği bir yer olması daha iyi olurdu. Genç kız çekingen bir kibarlıkla mekân seçimini ona bıraktı.

Arabaya bindiklerinde, onun pencereden etrafa tedirginlikle bakındığını gördü. Daha önceki gibi korkulu, telaşlı hali olmasa da panik olmuş gibi hızlı hızlı nefes alıyor, elleri, dudakları ve gözbebekleri titriyordu. Onu tehdit eden adamların buralarda bir yerde olduğunu anladı. Belli etmeden kendisi de camdan şöyle bir bakındı. Etraf sınavdan çıkan öğrencilerle doluydu. Kalabalık arasında biraz göz gezdirdi ama dikkat çeken farklı birilerini göremedi. Hepsi Ceren yaşlarında öğrencilerdi. Çalıştırdığı arabaya odaklanarak o alandan çıktı. Bir süre sonra genç kızın sakinleştiğini gördü. Bu konu çok fazla ertelenmeyecek kadar önemliydi. İlk fırsatta araştırmaya başlaması için Levent'e direktif vermesi, çıkan sonuca göre de Kadir Bey ile konuşması gerekiyordu.

*_*

Nehiroğlu çiftliğinde yoğun bir hareketlilik vardı. Akşamki yemek hazırlığı tüm hızla devam ediyordu. Melek kolu alçıda olduğu için yardım edemiyordu. Lakin mutfakta mantı açan Pelin'le sohbet ederek zaman geçiriyordu. Konu kız isteme ve düğün hazırlıklarıydı.

"Seyhan'ın eniştem olacağı, kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi." Dedi Melek inanamazcasına.

Elindeki işi seri yapan Pelin, bir an durakladı. "Her şey kısmet Melek'im. İkisi için en hayırlısı olsun."

"Âmin canım."

"İkisi de aileleri için fedakârlık adı altında gönülsüz bir evlilik yapıyor. Bu beni çok üzüyor." dedi Pelin. Sonra da Melek'e yaklaşıp kısık sesle konuştu. "Ben tatlı görümcemin sevdiği adamla, karşılıklı bir aşkla evlenmesini yürekten isterdim. Onun evliliği dahil her konuda mutlu olmasını çok istiyorum."

Melek şöyle bir düşündükten sonra, "Benim düşüncem değişmedi." dedi. Ben hâlâ bu evliliğin iki taraf için de gönülsüz olmadığını düşünüyorum."

Pelin merakla sordu. "Nasıl yani?"

"O gün hastanede şahit olduğumuz konuşma nahoş bir tesadüftü. Aslında ortada büyük bir yanlış anlamanın olduğunu düşünüyorum. Çünkü konuşmanın öncesini bilmiyoruz. Babaannem de oradaydı. Eğer bizim anladığımız gibi bir konuşma olsaydı bu evliliğe asla onay vermezdi. Gördüğün üzere babaannem gayet olumlu." diyerek omuzlarını silkti Melek. Sonra dikkatle odağını ona veren Pelin'e bu konuyla ilgili tüm farkındalıklarını olduğu gibi anlatmaya devam etti.

"Gelelim asıl konuya; Seyhan, Ceren'in o halini gördüğünde oldukça endişelendi. Pek duygularını belli etmeyen biri ama ben onun gözlerindeki endişeyi net şekilde gördüm. Hatta Ceren ile konuşmak için hareketlendi lakin bizim kız konuşabilecek durumda olmadığı için odadan hemen çıkarttım onu. O kalabalığın ortasında aralarında yanlış anlaşmalara daha çok sebebiyet verecek ters bir konuşma geçmesinden çekindim. Seyhan benim okul arkadaşım, çocukluğumuzdan itibaren aynı okullarda okuduk, sınıf farkımız vardı ama aynı ortamdaydık, biz hep beraber büyüdük sayılır. Ben onu çok iyi tanıyorum. Ceren'e aldığı çiçeği, çikolataları, ilaçları bir kenara bırakalım. O gün hastanede onun Ceren'e olan bakışlarında farklı bir şey vardı. Ben onun bizim kıza karşı kayıtsız olmadığını fark ettim. Umarım her şey düşündüğüm gibidir. Umarım bugünkü konuşmalarında tüm yanlış anlaşılmaları giderirler. Bu evlilik olması gerektiği gibi normal seyrinde ilerler."

"Umarım canım." Melek'in anlattıklarını dikkatle dinlerken yaptığı işi ihmal ettiğini fark etti. Hemen toparlanıp mantı işine geri döndü. İçinden bu işin görümcesi için en hayırlı olacak şekilde ilerlemesini diledi.  

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro