Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

BİR ADIM ÖTE AŞK CEREN💞SEYHAN İLK FİNAL PART 2



SÜRPRİZ 😍😍🥰🥰💕💕💃💃

İyi geceler sevgili canlar, ilk final 4 parttan oluşacak gibi görünüyor. Kitap basımı için benden istendiği şekilde kelime sayısını azaltmaya çalışmıştım o dönemde. Geçişleri o kadar karışık yazmışım ki şimdi finalin hepsini düzenlemek zorunda kalıyorum. Çıkardıklarım kadar eklediklerim de oluyor. Açıkçası 5. parta çıkar mı hiç bilmiyorum inanın. 🙈 Bunu zamanla göreceğiz. Umarım bölümü beğenirsiniz, düşüncelerinizi satır arası yorumlarınızda belirtirseniz sevinirim.

Keyifle okuyun. 💖

Part 2

Babaannesinin bomba etkisi yaratan sözlerinin ardından Ceren, yudumladığı çayını püskürtmemek için zor tuttu. Yanlış mı duymuştu acaba? Beyninde dönen bu sorunun cevabını kavramaya çalışırken kuzeni Melek, onu hafifçe dürttü. Çaktırmadan mırıldanarak sadece duyduklarının değil bugün ona anlattıklarının da doğruluğunu sözleriyle teyit etti. "Bak gördün mü evliliğe razı olmuş. Dediğim gibi bizim Arıza sana karşı boş değil."

Bunu Pelin ve Ceyda dışında kimsenin duymadığını biliyordu. Buna rağmen oturduğu yer ona dar gelmişçesine gergince kıpırdandı. Çünkü sessizliğin bir anda çöktüğü salonda tüm gözler pür dikkat onun üzerinde toplanmıştı ve bir tepki vermesini bekliyorlardı. Bu anormal durum karşısında ne yapacağını bilemiyordu. Kalbi kulaklarında atıyor, midesinde yine o tuhaf garip burulmayı hissediyordu. Bundan ancak oradan kaçarak kurtulabileceğini düşündü. Basit bir bahane uydurarak oturduğu yerden hızla kalktı. Kapıda duran Alper abisiyle Mahir amcasını görünce olduğu yerde kalakaldı. Tüm konuşmaları duyacak kadar orada mıydılar acaba? Bu düşünceyle gerginliğine tedirginlik de eklendi. İstemsizce suratı düştü. O an kapıda duran iki adamla göz göze geldi. Abisinden bir tepki beklerken onun ciddi bir ifadeyle Bahar'a doğru ilerlediğini gördü. Bunun rahatlığıyla tuttuğu nefesini bıraktı. Amcası da aynı ciddiyetle salonun diğer ucunda oturan karısına doğru ilerliyordu. Kuzeni Melek'in ani çekiştirmesiyle genç kız az önce kalktığı yere düşercesine oturdu.

"Melek abla ne yapıyorsun?"

"Dur gitme şimdi canım. Önemli bir durum var herhalde. Ne olduğunu anlayalım. Sonra hep birlikte çıkar bir durum değerlendirmesi yaparız."

Melek'in sözlerinin ardından Ceyda, endişeyle mırıldandı. "Hayırdır inşallah."

Heyecanlı bir merakla çayını yudumlayan Pelin, kısık sesle kızlara sordu.

"Konağı tütsülesek mi ne yapsak kızlar? Son zamanlarda önemli bir durum olmayan günümüz yok. Her gün bir aksiyon yaşıyoruz."

Erkeklerin içeri girmesiyle tüm dikkatler, onlara yöneldi. Kocasının ciddi ifadesini yanlış anlayan Bahar, tatlı bir ifadeyle açıklama yaptı. "Hayatım, sadece bir bardak çay içmek için kalktım."

Üzerindeki bakışlardan kurtulan Ceren, içinden bir oh çekip arkasına yaslandı ama içi rahat değildi zira kalbine kesif bir ağırlık çökmüştü. Mühim bir haber alacaklarmış gibi hissediyordu. Nitekim hislerinde yanılmadığını anladı. Abisi karısına bir anlık gülümsemiş, sonra aynı ciddi ifadesine tekrar bürünmüştü.

"Afiyet olsun tatlım. Aslında sana söylemem gereken bir şey var."

Abisinin bu sözleriyle bu kez salondaki herkes ortada ciddi bir şey olduğunu anladı. Bahar yengesi yaslandığı yerden merakla doğruldu. Aynı anda babaannesi de doğrulup herkesin cevabını merak ettiği soruyu sordu. "Hayırdır oğlum önemli bir şey mi var?"

Ensesini sıkıntıyla sıvazlayan abisi, konuya nasıl gireceğini bilemez gibiydi. Neden sonra Mahir amcası, konuşmayı ele alıp sorulan soruya cevap verdi.

"Anne merak edilecek bir şey yok. Toygar tahliye oldu."

Kardeşiyle ilgili bu habere sevinen Bahar yengesi, oturduğu yerden kalkıp Alper'e sarıldı.

"Aşkım bu harika bir haber." Sonra sevinçle parlayan gözleri bir anda hüzünle gölgelendi. "Peki neden bu kadar sıkıntılısın, yoksa Toygar'a hâlâ kızgın mısın?"

"Hayır tabii ki. Aşkım sana söylemek istediğim başka bir şey var. Hadi gel otur şöyle ayakta kalma." Alper karısını az önce kalktığı yere yavaşça oturttu.

Ceren dahil herkes Alper'in ne söyleyeceğini merakla bekliyordu.

"Hadi oğlum söylesene ne olduğunu!"

Annesinin hafifçe azarıyla Alper, kısa bir soluk alıp açıklamasına başladı.

"Toygar hapisten çıkmadan önce küçük bir kaza geçirmiş."

Bu sözlerinin üzerine Bahar endişeli şekilde hareketlendi. Alper hemen atılıp onu kollarından tuttu ve kalkmasına engel oldu. Güzel karısının gözyaşlarıyla bulanan titrek gözlerine, şefkatle bakıp güven verici ses tonuyla, "Sakin ol güzelim. Toygar iyi, bir şeyi yok. Yalnız baban bu haberi alınca biraz telaşlanıp rahatsızlanmış. Sanırım tansiyonu yükselmiş. Seyhan onu bizim hastaneye kontrole getirmiş. Durumu iyiymiş ama doktor ne olur ne olmaz bu gece gözetim altında hastanede tutmak istemiş. Bilgin olsun istedim."

Bahar, her şeyin yolunda olduğuna ikna olmuş gibi görünse de Elif, Alper'in yaptığı açıklamadan iyice işkillenmişti. Kocası Mahir'i kimseye fark ettirmeden salonun dışına çekip sordu. "Neler oluyor hayatım?"

"Alper'in söylediği gibi önemli bir durum yok güzelim."

"Bu bana hiç inandırıcı gelmiyor hayatım. Henüz olaylar bu kadar sıcakken abim kendi rızasıyla sizin hastaneye gitmez. Şimdi bana olanları en doğru şekilde anlatmanı istiyorum."

Akıllı karısını ikna edemeyeceğini anlayan Mahir, anlatabileceği en yumuşak şekilde olanları kısaca özetledi.

Duydukları Elif'i çok endişelendirmişti. "Abimin anjiyo olduğunu söylüyorsun. Her ne kadar durumu iyi desen de içim hiç rahat değil. Onu görmek istiyorum beni hastaneye götürür müsün?"

Mahir'in cevap vermesine fırsat olmadan Bahar'ın korku dolu sesi duyuldu.

"Hala! Ne anjiyosu? Babam kalp krizi mi geçirdi?"

*_*

Bahadır'ın durumunu öğrenen aile büyükleri, Baharlar ile hastaneye gitmişti. Bunu fırsat bilen Melek, kızları odasına topladı. Olması muhtemel düğününün hazırlıklarıyla ilgili liste yapmaya başladı.

Durumu kavrayan Ceren, hemen itiraz etti. "Bana kimse sormadı kızlar. Bu düğün tek tarafın isteğiyle olmaz değil mi? Boşuna liste hazırlamayın." Kızların ona göz devirmesiyle tekrar itiraz etti. "Belki de bu, babaannemin yanılgısı olabilir. Ayrıca Bahadır amcanın durumu da kritikmiş, kısacası acele etmeyin kızlar. Henüz kesinleşmemiş olan bu düğün olmayabilir."

"Babaannem ve yanılgı? Elmas Sultan emin olmadığı konuda hiç konuşmaz. Bunu sen de gayet iyi biliyorsun küçük kuzenim. Bahadır amcaya gelince, onda bu inat varken ona hiçbir şey olmaz, merak etme sen."

Bahadır amcasının durumu ne olur bilmiyordu ama Melek ablası babaannesi konusunda haklıydı. Onu kendisi de iyi tanıyordu. Yine de temkinli olmayı tercih ediyordu. Bu konu kalbinin en hassas noktasıydı çünkü.

Pelin yengesi onun düşüncelerini anlamış olmalıydı ki konuyu direkt Seyhan'a getirmişti. Melek de konuya hemen dahil oldu. İki genç kadın Seyhan ile ilgili o kadar emin konuşuyorlardı ki, sevdiği adamın ona karşı hislerinin olduğuna tamamen ikna olmuştu. Aşkına karşılık bulması için ettiği dualar gerçekleşmişti demek. Kendini rüyada gibi hissediyordu. İnanmaya meyilli kalbi heyecanla hızlanmış, mutluluktan içi içine sığmaz olmuştu. Nitekim gece boyu uyuyamamış, sevdiği adamı sabahın ilk saatlerine kadar düşünmüştü.

Gün ışırken daldığı uykusundan kapısının ardı ardına çalınmasıyla uyandı. "Girin." demesine fırsat olmadan Pelin yengesi içeri söylenerek girdi.

"Allah'ım her şey üst üste geldi. Bugüne nasıl başladık böyle."

Üstünden örtüsünü atıp yataktan hemen kalktı.

"Hayırdır inşallah yenge ne oldu yine?"

Pelin, henüz sabahın erken saati olmasına rağmen konakta cereyan eden olayları tek tek anlattı.

"Gece arazide kalan işçiler arasında sorun çıkmış. Gün yeni ağırırken şoför, acilen Seyit dedemle birlikte Kadir babamı ve Tahir amcamı oraya götürmüş. Aynı vakitte Bahadır Denizer'in doktoru Bahar'ı aramış, Babasının Elif yengem ile Mahir amcamı acilen görmek istediğini söylemiş. Bahar'la Alper, Amcam ve Elif yengemle birlikte apar topar hastaneye gitmişler. Elmas babaannem ve Aliye annem bu durumu az önce öğrendiler ve pek hayra alamet bulmadılar. Çok endişeliler. Onlar da hastaneye gitmek istiyorlar. Kocacığım ise şirketin merkezdeki ofisine gitti. Dolayısıyla araba kullanacak ikimizden başka kimse yok konakta. Biliyorsun Duru rahatsız onunla ilgilenmem gerek. Bizimkileri hastaneye sen götürebilir misin diye soracaktım canım, yoksa bizimkiler taksi çağıracaklar."

Nefes almadan, panikle konuşan yengesine nahifçe gülümsedi. "Taksiye gerek yok yengeciğim, ben götürürüm onları. Hemen hazırlanıp iniyorum, annemlere haber verir misin?"

"Tamam canım."

Birkaç dakika içinde hazırlanıp aşağı indi. Babaannesinin ısrarı üzerine kahvaltı sofrasına oturdu. İştahı pek olmadığı için zorla birkaç şey atıştırıp kalktı. Aklı amcasında ve yengesindeydi. Bahadır amcasının onları üzecek bir söz söylemesinden korkuyor, canı oldukça sıkılıyordu. Aile büyüklerinin gitmesi çok iyi olacaktı. Bu olası muhtemel durumu bertaraf edebilirlerdi. Bunun için bir an önce gitseler iyi olacaktı.

O esnada Pelin yengesi büyük aile arabasının anahtarını ona verdi. Garaja doğru ilerlerken içten içe yengesine teşekkür etti. Farklı arabayla gitmenin çok iyi olacağını düşünüyordu. Bu hassas durumdayken kendi arabasına binmek ona hiç iyi gelmeyebilir o kötü panik atağı geçirmesine sebep olabilirdi. Çünkü arabası ona, imzaladığı kağıdı ve o adamları hatırlatıyordu.

O adamlar ortalıkta pek görünmeseler de, hiç ummadığı anda karşısına çıkabiliyorlardı. Ya Ailesi yanındayken karşısına çıkıp arabayı almak isterlerse ne olacaktı. O zaman önüne geçemeyeceği hoş olmayan olaylar yaşanacaktı. İçinde yükselen panik ve korkuyla titreyerek başını sağa sola salladı. "Allah muhafaza" diye mırıldanarak kapalı garaja girdi.

Alnında bir anda tezahür eden ter damlacıklarını silip bindiği büyük cip tarzı arabayı çıkardı ve aile üyelerinin de binmesi için konağın önüne getirdi. Melek de kırık olan koluna baktırmak için son anda onlarla birlikte gelmeye karar vermişti.

Hastaneye ulaşmaları çok vakit almamıştı lakin arabayı park etmek zaman alacak gibiydi. Çünkü ön taraftaki park yeri oldukça dolu görünüyordu.

"Anne sizi hastane girişinde indireyim. Ben arabayı arka tarafa park edip gelirim."

Nehiroğlu kadınlarının evham huyunu bilen Melek, itirazlar gelmeden hemen atıldı.

"Ben de seninle kalayım papatyam. Park ettikten sonra beraber geçeriz."

Durumu hemen kavrayıp kuzenine minnetle gülümsedi.

"Olur Melek abla."

Hastanenin arka girişinden içeri girerlerken Melek ablası, "Sen de benimle gel istersen. Oradan cildiye doktoruna geçer kolundaki yanığa baktırırsın." diye teklifte bulundu. "Belki tamamen iyileşmiştir, kurtulursun bu sargılardan."

"Çok iyi düşündün ablacığım."

Şanslarına sıra yoktu. Doktorun odasına fazla beklemeden geçmişlerdi. Melek'in alçısını değiştiren doktor, genç kızın kolunun filmini çektirmişti.

Film çıkana kadar Ceren'in kolundaki yanık için cildiye bölümüne geçtiler. Yanığın bayağı iyileşmiş olduğunu gören doktor, sargıya artık gerek olmadığı müjdesini vermişti.

Film sonucunu alan Melek'e de doktoru iyi haberler vermişti. Alçıyı daha erken çıkarma ihtimalleri vardı. Bu güzel haberle Melek'in gözleri sevinçten dolu dolu oldu.

İstedikleri gibi iyi sonuçlar alan iki genç kızın keyfi yerindeydi. Gözleri ışıl ışıl, gülümseyerek Bahadır Denizer'in tedavi gördüğü yoğun bakım katına çıktılar. Kattaki iki ziyaretçi salonundan birine doğru ilerlerken konuşma seslerinin koridora kadar yayıldığını duyuyorlardı. Sanki birileri tartışıyor gibiydi. İki genç kızın da içini merak duygusu kapladı. Hızlı adımlarla ilerlerken kulak kabartıyor, ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. O anda Mahir odadan ok gibi fırlarcasına çıkıp hızla önlerinden geçti. Gördükleri kadarıyla oldukça üzgün bir ifadesi vardı. Amcasının o hali Ceren'in içine dokunmuş, endişeden bir an eli ayağı boşalır gibi olmuştu.

"Amcam hiç iyi görünmüyordu."

"Fark ettim canım. Hadi gel anlayalım ne olduğunu."

Melek ablası koluna girip onu ziyaretçi odasına doğru yönlendirdi.

İçeride ise durumlar karışıktı. Herkes bir köşeye çekilmiş, Elif ile Mahir'in durumunu konuşuyorlardı. Elmas babaanne ile birlikte Zümrüt babaanne, Seyhan'ı bir kenara çektiler ve konuyu evlilik mevzusuna getirdiler.

"Oğlum bu karmaşanın bitmesinin tek bir yolu var biliyorsun. Sadece senin bir olumlu sözün iki aile arasındaki tüm sıkıntıları sonlandıracak. Herkesin mutluluğu senin ağzından çıkacak bir söze bağlı."

Seyhan da bunun farkındaydı. Onun "Evet" demesiyle tüm bu sıkıntıların sonlanacağını gayet iyi biliyordu. Lakin bu mevzunun tek muhatabı kendisi değildi. Vereceği bu karar sadece onun hayatını etkilemeyecekti. Ceren henüz çok gençti. Başkalarının mutluluğu için ondan sevmediği bir adamla evlenmesi fedakarlığını istemeleri, onu mutsuzluğa sürüklemeleri çok büyük haksızlıktı. Bu haksızlığa evet demeye ise gönlü razı olmuyordu.

"Bu evlilik mevzusuyla ilgili ne düşündüğümü biliyorsun babaanne."

"Ama oğlum durumu görüyorsun."

"Babaanne bunu daha önce de söyledim ve şimdi son kez söylüyorum. Bahsettiğiniz henüz çok genç bir kız ve evlilik. Sizce basit bir konu gibi görünüyor ama değil. Bu çok büyük bir fedakârlık. Bundan dolayı gönlüm bu evlilik olayına razı değil. Eminim başka bir yol daha vardır ve ben onu en kısa zamanda bulacağım."

Kapıdan girer girmez duyduğu sözler Ceren'in tüm hayallerini yıktığı gibi, yüreğini paramparça etti. Canının acısıyla gözleri karardı. Yere yığılmamak için Melek'in sağlam koluna sıkıca tutundu.

Seyran, kapıdaki genç kızı fark etti. Sarı saçlarından ve güzel gözlerinden onun Ceren olduğunu anladı. Seyhan da genç kızı fark etmiş, onunla bir an göz göze gelmişlerdi.

Seyran, abisinin kulağına eğilip fısıldayarak konuştu. "Abi Ceren her şeyi duydu. Çok ayıp oldu genç kıza, onu istemediğini bu kadar bariz şekilde duyması hoş olmadı."

Devam Edecek...

Bölümle ilgili düşüncelerini burada belirtirseniz sevinirim. 😊

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro