Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

BİR ADIM ÖTE AŞK 17. BÖLÜM

İyi akşamlar arkadaşlar. Ben geldim. 🥰 Nasılsınız, iyi misiniz? Umarım hayatınızda her şey yolundadır. Hepinize ayrı ayrı sevgilerimi ve selamlarımı yolluyorum . Bu güzel bölümü keyifle okumanızı diliyorum. 💗


MULTİMEDYA: DERYA


17. BÖLÜM

'GELİN LİSTESİ'

Hastane çıkışı Ceren eve adımını atar atmaz Elmas Hanım dualar okutturmuş, Üç genç kıza da kurşun döktürmüştü. Festival günü ayağı burkulan Melek, kendisine kurşun dökülmesine terslikle söylenirken Ceyda halinden memnun sessizce söyleneni yapmıştı. Ceren'se duaya çok ihtiyacı olduğunu düşünmüş, karşı çıkmamıştı. Ev halkının çoğunluğu da kızların başına gelenlerin ağır gözden kaynaklandığını düşünmüşlerdi.

Hastaneden çıkalı bir hafta olmuştu. Mecbur kalmadıkça dışarı çıkmıyor, çıktığı zamanlarda da babasının özel olarak seçtiği korumalar ona eşlik ediyordu. Kadir Beyin emriyle sadece Ceren değil bütün aile üyeleri, çiftlik ve etrafı sıkı güvenlik önlemleriyle korunuyordu.

Orduyu andıran bu korumalarla okula gitmek onun hoşuna gitmese de itiraz etmiyor, kendini bu şekilde daha güvende hissediyordu. Okul arkadaşları ve hocaları önceleri bu durumu yadırgasalar da son iki gündür bu duruma alışmış görünüyorlardı.

Haftanın son ders günü hocanın dersi bitirmesiyle, kendini hemen bölümün kantinine attı. Bir bardak çaya o kadar ihtiyacı vardı ki önünde uzayıp giden sıraya bile aldırış etmedi. Çayını alabilmek için sıranın kendisine gelmesini beklerken yanına iki koruma yaklaştı.

"Ceren Hanım."

Korumalar genelde onunla iletişimde bulunmadıkları için oldukça endişelenmişti. Kalp atışları hızlanmış, gözleri panik ve telaşla büyümüştü.

"Bir sorun mu var?"

"Hayır, sorun yok Ceren Hanım. Fakat burası çok kalabalık, güvenliğiniz için riskli olabilir. Siz oturun siparişinizi arkadaşlar getirsinler."

İçi rahatlarken başını tamam anlamında salladı. Bu kalabalıkta boş yer bulmak cidden çok zordu. Dolu olan masaların arasında boş masa bulma umuduyla göz gezdirirken sınıf arkadaşlarını gördü. Onların yanına doğru ilerlerken korumalar genç kızı engellediler ve kalabalıktan uzaklaştırıp daha önce ayarladıkları bir masaya doğru yönlendirdiler. Gösterilen yere oturduktan sonra lavaboya giden Ceyda'ya, "Kantindeyim." diye mesaj attı.

Ayağına kadar getirilen çayı yudumlarken gözleri kantinin girişindeydi. Hâlâ gelemediğine göre Ceyda yine birilerini görüp sohbete dalmış olmalıydı. Sıkıntı yoktu, zaten çayı bitene kadar buradaydı. Korumaların yanındaki hareketliliği fark etmeden çayından büyük bir yudum aldı.

"Merhaba Ceren."

İsmini duymasıyla başını merakla arkaya doğru çevirdi. Sesi gibi kendisi de hoş, esmer tatlısı, genç bir kadınla karşılaştı. Onu daha önce buralarda hiç görmemişti. Öğrenci olmadığı belliydi. Onu tanıyamadığını kibarca söylemeyi düşünürken genç kadın kendini tanıttı.

"Ben Aslı Akarman; Oğuz'un kız arkadaşıyım."

Duyduğu isimle şaşkınlıkla kalakaldı. Oğuz'un kız arkadaşı hiç beklemediği anda karşısına çıkmıştı. Özel olarak okuluna kadar gelmesinin önemli bir sebebi olmalıydı.

Denizer Çiftliğinde yine tatlı bir telaş vardı. Seyran'ın düğününe üç gün kalmıştı. Düğün her ne kadar modern olacak olsa da gelenek ve göreneklerine bağlı olan bu aile için çok fazla detay vardı. Zümrüt Hanım her şeyin kusursuz olmasını istiyordu. Malum ilk defa torun evlendiriyordu.

Bahar da kuzeni Seyran'ın düğünü için yıllık iznini kullanmaya karar vermiş, hazırlıkların her aşamasında kuzeninin yanında olmuştu. Tüm aile bireyleri gibi kendisi de titizlikle hazırlanmıştı. Düğün için özel tasarım yaptırdığı elbisesini denerken Seyran da yanındaydı. Vücut hatlarına göre tasarlanan elbise üzerinde çok hoş ve şık durmuştu. Seyran onu hayranlıkla süzerken O da son zamanlarda açık olan iştahının eseri olan göbeğine sıkkınca bakıyordu.

"Harika görünüyorsun. Bayıldım."

"Teşekkür ederim tatlım."

Seyran'ın güzel yorumu içini rahatlatsa da düğün bitene kadar yediklerine dikkat etmeye karar verdi. Üzerini değiştirmek için fermuarını açarken Seyran'ın merakla söylediği sözlere dikkati kaydı.

"Derya yengemin düğünde giyeceği elbiseyi merak ettim gidip soracağım."

Hızla dışarı çıkan kuzeninin arkasından, "Dur tatlım yanlış anlayabilir." diye seslendi ama kuzeninin onu duyduğu şüpheliydi. Hemen üzerini değiştirip Seyran'ın arkasından gitti. Derya'nın odasının önüne geldiğinde kapı açıktı. Seyran ve Derya gardırobun önünde durmuşlar, düğünle ilgili konuşuyorlardı. Kapıyı hafifçe tıklatıp içeri girdi.

"Seyran'cığım..."

"Bahar sen de gel hadi."

Seyran, bir şey demesine fırsat vermeden onu, Derya'nın gardırobunun önüne doğru sürükledi.

"Derya yengem de bana düğünde ve kınada giyeceği elbiselerini gösterecekti."

Derya'nın gülümsediğini görünce bu durumdan rahatsız olmadığını anladı. Rahatça gardırobun içine göz gezdirmeye başladı. Çünkü o da en az Seyran kadar Derya'nın düğünde giyeceği elbiseyi merak ediyordu.

Müstakbel yengeleri gardırobundan çıkardığı elbiseyi kızlara gösterirken kızlar elbiseyi incelemeye başladılar. Diz altında biten sade siyah elbise düğün için pek uygun görünmedi kızların gözüne.

Seyran kendini tutamayıp, "Yengeciğim başka elbisen yok mu?" diye sordu.

"Neden, bu elbise düğün için uygun değil mi?"

İki genç kız kısa bir an bakıştılar. Bu elbisenin uygun olmadığını onu kırmadan anlatmaları gerekiyordu. Kızlar sessizliklerini korurlarken Derya, "Başka elbiselerim de var, onlara da bakalım siz karar verin." dedi samimiyetle.

Yaklaşık bir saattir gardırobun önünde elbise seçmeye çalışıyorlardı. Derya'nın yatağının üstü bir bavul elbiseyle dolmuştu fakat hâlâ düğüne uygun bir tane bile bulamamışlardı. Bütün elbiseleri birbirine benziyordu. Dolapta asılı kalan son iki elbiseye bakarken Seyran suratını astı. Onların da diğerlerinden farkı yoktu. Sonra aklına gelen bir fikirle müstakbel yengesine döndü.

"Yengeciğim elbiselerin çok hoş fakat bizim buranın düğünleri için uygun değil. Sakın üzülme geç kalmış değiliz. Aklıma çok güzel bir fikir geldi."

Bahar ve Derya'nın meraklı bakışları altında cebinden telefonunu çıkardı ve Elif halasını arayıp hoparlöre aldı. Telefonu açan Elif'in, "Efendim güzel gelin." sözleriyle üçü birden gülümsedi. Sonrasında durumu güzelce anlatıp Elif'ten yardım istediler.

"Dikim için geç kaldık kızlar ama elimde hazır olan harika modeller var. Hemen buraya gelirseniz onların aralarından seçebiliriz."

"Peki, hemen geliyoruz halacığım. Sen de aklındaki modelleri hazırlarsan seviniriz. Buradan bir şeye ihtiyacın var mı?"

"Yok, hadi gelin bekliyorum güzeller."

"Geliyoruz halacığım, görüşürüz."

Aşağıya indiklerinde babaanneleri ve yengelerini bahçede buldular. Masada oturmuşlar, ellerindeki listeyi eksik var mı diye inceliyorlardı.

"Anne biz Elif halama gideceğiz, merkezden istediğiniz bir şey var mı?" diye soran Seyran'a meraklı teyzesi hemen atılıp sordu.

"Hayırdır neden gidiyorsunuz kızlar?"

"Derya yengeme elbise seçeceğiz fazla geç kalmayız."

Seyran'ın annesi hoşnutça gülümsedi. "Tamam canım, biz her şeyi hallediyoruz. Siz de rahat rahat seçin." diyerek masadakilerin bir şey demesine fırsat vermeden konuyu kapattı.

"Peki anneciğim, sen bir tanesin." diyen Seyran, bu durumdan memnun olan annesinin boynuna sarıldı ve tatlı yanağına bir öpücük kondurdu. Sonra da kızları kendi arabasına yönlendirdi.

Gözlerini deviren Zümrüt Hanım, asık suratla gelinine laf soktu. "Peh! Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz."

Diğer iki gelin bu sözlere kıkırdarken Melike Hanım üzgünce iç geçirdi. Derya'yı kayınvalidesine nasıl kabullendireceğini bilemiyordu. İşin kötü yanı Derya'dan kimse haz etmiyordu, kendisi de dâhil. Fakat oğlunun mutluluğu için onu kabullenmeye çalışıyordu ve bu konuda çaba gösteren sadece kendisiydi. Derya konusunda ona yardım etmesine rağmen Elif de içten içe Derya'yı Seyhan'a yakıştırmıyordu. Seyran'ın düğünü geçer geçmez bu konuda adam akıllı bir şeyler düşünmesi lazımdı.

🌹

Elif'in alışveriş merkezindeki mağazası, cadde mağazasına göre küçük olsa da daha elit kesime hitap ediyordu. Elif kızları özenle ağırlamış, öncelikle kendi tasarımı olan elbiseleri Derya'ya göstermişti. Hepsi birbirinden harika olan elbiselerin arasından kızlar, özellikle gösterişli ve şık olan elbiseleri seçmiş, Derya'dan tek tek denemesini istemişlerdi. Derya onları kırmamak adına içlerinden aldığı birkaç elbiseyi denemişti. Aslında hepsi üzerinde çok güzel durmuştu. Ancak gözü sade olan elbiselerde takılı kaldığı için hiçbiri içine tam olarak sinmemişti.

Durumu fark eden Elif, elinde sade ama şık bir elbiseyle Derya'nın yanına geldi.

"Bir de bu elbiseyi dene canım."

Elif'ten elbiseyi alıp kabine geçti. Elbiseyi giydikten sonra aynadaki görüntüsüne baktı. Çok hoş göründüğüne karar vererek gülümsedi. Bu elbiseyi çok beğenmişti. Kabinden çıktığında Seyran heyecanla atılıp fikrini belirtti.

"İşte budur yengeciğim."

"Bu elbise sana çok yakıştı Derya'cığım." diyerek Bahar da fikrini belirtmişti.

En nihayetinde içine sinen elbiseyi aldığı için halinden memnundu.

🌸

Ceren ve Ceyda çiftliğe gitmeden önce ilçedeki tanıdık tuhafiye mağazasına girdiler. Korumalardan ikisi onlarla birlikte girmişti. Tuhafiyenin yaşlı sahibi onları çok sıcak karşılamış, listedeki malzemeleri kızların elindeki kumaş örneklerine göre hazırlamaya özen göstermişti. Eksik olan ufak tefek birkaç malzeme dışında her şey hazırdı.

Yaşlı adam sipariş defterine eksikleri not ederken içeriye birkaç müşteri girmişti. Önündeki defteri ve kalemi Ceren'e uzatan adam, "Ceren kızım sen devam et, ne eksikse hepsini yaz. Ben hemen geliyorum." dedi.

"Tamam, Yücel amca. Sen müşterilerinle ilgilen ben hepsini yazarım. Ayrıca senin kumaşçı arkadaşından sipariş edeceğimiz dantel ve kumaşları da yazıyorum."

"İyi hatırlattın. Onları yan tarafa ayrı yazıver kızım. Ben gerekeni yaparım."

Aklındakileri not defterine aktarırken Ceyda da gelenleri merak edip kapıya doğru döndü. İçeri girenleri görünce heyecanla ayağa fırladı. Elindeki listeyi ve kumaş örneklerini onun eline tıkıştırırken, "Ben hemen geliyorum." dedi.

"Geç kalma." diye kuzeninin arkasından seslendi. Önünde duran korumalardan dolayı gelen müşterilerin kim olduğunu görememişti.

🌺

Zümrüt Hanım ve iki gelini düğün hazırlıklarını tamamlamak için çarşıya çıkmışlardı. Alışverişlerinin sonunda şoförün gelmesini beklerlerken Melike Hanım, telefonuna arka arkaya gelen mesajlara bakıyordu. Seyran'ın yolladığı fotoğrafları, kız kardeşi Nermin'e de gösterirken Zümrüt Hanımın dikkatini çektiklerinin farkında değillerdi.

"Neye bakıyorsunuz siz öyle?"

"Seyran fotoğraf göndermiş ona bakıyoruz anneciğim."

Melike Hanım kız kardeşini susması için dürtüklese de artık çok geçti.

"Ne fotoğrafıymış onlar ver bakayım."

Küçük çantasından yakın gözlüklerini çıkaran Zümrüt Hanım, telefonun ekranında Derya'nın fotoğraflarını görünce kaşlarını hoşnutsuzlukla çatmıştı. Seyran'ın en sona yazdığı 'Abim Derya yengeme bir kez daha âşık olacak' mesajı ise tansiyonunu fırlatmaya yetmişti. Zaten güneşte beklemekten de bunalmıştı.

"Melike al şu telefonunu. Bana su şişesini ver, tansiyonum yükseldi ilacımı içmem lazım." küçük çantasından çıkardığı ilacını içtikten sonra etrafında oturacak yer aradı lakin bulamadı.

"Nerede kaldı bu şoför ayakta duramıyorum."

Kayınvalidesinin bu halini beğenmeyen Melike Hanım, onu oturtmak için yer ararken gözüne tanıdık tuhafiye dükkânı ilişti.

"Hadi gel anne. Yücel abinin dükkânına geçelim. Araba gelene kadar orada dinlenirsin."

Tuhafiyeye girdikten sonra boş olan sandalyelerden birine kayınvalidesini oturttu ve şoförü arayıp acele etmesini söyledi.

Tuhafiyenin yaşlı sahibi Yücel, onları görür görmez yanlarına gelmişti. "Hoş geldiniz Zümrüt Hanım iyi misiniz?"

"Biraz tansiyonum yükseldi, şoför gelene kadar burada oturabilir miyiz?"

"Tabii tabii buyurun. Bir şey içer misiniz?" Az önce ilacını içerken biten suyu hatırladı. "Zahmet olmazsa su alabilir miyiz?" dedi.

"Estağfurullah ne zahmeti." diyen yaşlı adam dükkânın arka tarafındaki küçük mutfağa giderken Ceyda gelmişti.

"Merhaba Zümrüt babaanne." diyen genç kız, yaşlı kadının elini öptükten sonra Toygar'ın annesi Nermin Hanım ve onun ablası Melike Hanımla da selamlaştı.

Ceyda'yı görünce Nermin Hanımın yüzünde güller açmıştı. Bu güzel kız uzun zamandan beridir oğlu Toygar'ın kız arkadaşıydı ve şimdiden ona gelini gözüyle bakıyordu. Ceyda'nın yaşlı tuhafiyecinin elinden tepsiyi alıp suları dağıtması, Nermin Hanımı daha da memnun etmişti.

Ceren'se sipariş defterine eksikleri yazdıktan sonra telefonunu eline alıp Oğuz'a mesaj attı. Oturduğu yerden kalkıp yaşlı adamın yanına geldi ve elindeki defteri ona uzattı.

"Yücel amca ben eksikleri yazdım. Kumaşçı arkadaşından istediğim kumaş ve dantelleri de ekledim. Siparişlerin gelmesi çok uzun sürer mi?"

"En geç bir haftaya gelir kızım. Size uyar mı?"

"Uyar amca, teşekkür ederiz."

Yaşlı adamla konuşan Ceren dikkatle izlendiğinin farkında değildi. Telefonu çaldığında, elindeki paketleri yanında duran korumalardan birine verdi.

Zümrüt Hanım oturduğu yerde düşüncelere dalmıştı. Seyhan'a bir türlü Derya'yı yakıştıramıyordu. Bir şeyler yapmazsa Seyran'ın düğününden sonra mecburen bu kızı istemeye gitmek zorunda kalacaktı ve kendi elleriyle bu nişanı resmileştirecekti. Düşündükçe başına ağrılar giriyordu. Bu durumda tansiyonunun yükselmesi normaldi. Elindeki bardaktan bir yudum daha su içerken dikkatini tuhafiyeciyle konuşan genç kız çekti. Uzun boylu, sarışın ve çok güzeldi. Daha önceden beri tanıdığı bu genç kızı çok beğeniyordu.

Kayınvalidesinin sessiz oturuşunu rahatsızlığına bağlayan Melike Hanım endişelenmişti. "Yücel abi tansiyon aletin var mı?" diye sordu.

"Eski tip olandan var. Torunum kullanmasını biliyor ama bugün burada değil. Eğer siz kullanmasını biliyorsanız vereyim."

"Hayır bilmiyorum."

Telefon konuşması biten Ceren çıkmak için hazırlandı. Yücel amcasıyla vedalaşmak için ilerlediğinde konuşulanları duydu. "Geçmiş olsun. Ben kullanmasını biliyorum isterseniz size yardımcı olabilirim."

Melike Hanım genç kızla birlikte kayınvalidesinin yanına geldi. O anda kayınvalidesini tanıyan genç kız onu hürmetle selamladı. "Zümrüt babaanne! Merhaba. Uzun zaman oldu görüşmeyeli. Nasılsın?"

"Merhaba Ceren kızım, bugün biraz yoruldum, onun dışında iyiyim hamd olsun. Sen nasılsın?"

"İyiyim, teşekkür ederim."

Ceren yaşlı kadının elini öperken yanı başında oturan Nermin Hanım da genç kızı tanımıştı. Ona hemen samimiyetle sarıldı. Ceyda ve Melike Hanım onları gülümseyerek izliyordu.

Nermin Hanım hâlâ hayretler içindeydi. "İnanamıyorum çok değişmişsin kızım ilk başta tanıyamadım."

"Ben de tanıyamadım saçlarını uzatmışsın çok yakışmış. Büyümüş çok güzel bir genç kız olmuşsun tıpkı Ceyda gibi." Zümrüt Hanım, diğer yanında oturan Ceyda'nın gönlünü de almayı ihmal etmedi. İki genç kız aynı anda, "Teşekkür ederim." deyip utangaç bir edayla gülümsediler.

Birkaç dakika sonra Yücel amcanın getirdiği eski aletle Ceren, Zümrüt babaannenin tansiyonunu ölçtü. "Büyük tansiyonun biraz yükselmiş Zümrüt babaanne. Eğer Yücel amcada limon varsa limonlu su yaparım sana, içersen iyi gelir."

"Var kızım mutfaktaki küçük buzdolabında." Yaşlı adamın onayı ile genç kız mutfağa gittiğinde, şoför gelmiş arabanın hazır olduğunu söylemişti. Zümrüt Hanım geç kaldığı için şoföre çıkışmıştı.

"Nerede kaldın sen?"

"Siparişlerinizi ancak alabildim Zümrüt Hanım."

"Tamam, birazdan çiftliğe gideriz sen de gel otur, dışarıda güneşte bekleme! Bu sene çok sıcak olacak belli."

"Peki, Zümrüt Hanım."

Az sonra Ceren'in yaptığı limonlu suyu içmiş, kısa bir süre geçince kendini iyi hissetmişti. Çiftliğe giderken yol boyunca düşüncelere dalmıştı. O an aklında ne Derya ne de düğün vardı.

🌸

Ceren ve Ceyda sözleştikleri gibi çiftliğe gitmeden önce her zaman gittikleri kafede oturmuşlardı. Soğuk bici bicilerini yerlerken Ceren, Aslı'yla aralarında geçen konuşmayı olduğu gibi Ceyda'ya anlatmıştı.

"Ne yapmayı düşünüyorsun, abimden ayrılacak mısın?"

"Evet. Bugün yemeğe çıkacağız orada söylemeyi düşünüyorum."

"İşler çok karışacak, abim karşı çıkacak. Elmas babaanne de çok kızacak."

"Biliyorum ama en doğrusu bu."

İki genç kız deniz kenarında biraz dolaştıktan sonra çiftliğe geçtiler. Ceren de vakit kaybetmeden hazırlanmaya başladı.

"Gece sonunda aramanı bekleyeceğim. Abim bana bir şey anlatmaz ben de meraktan uyuyamam."

"Tamam."

❤️

Seyhan önce Toygar'ı alıp sonra da Elif halasının mağazasına geçecekti. Toygar'la buluşacakları kafeye doğru ilerlerken telefonuna arka arkaya gelen mesajların sesi onu rahatsız etmişti.

Mesaj olayını sevmiyordu. Arayıp konuşmak hem daha iyi hem daha kolaydı. Kafeden içeri girdiğinde Toygar'ı bir arkadaşıyla konuşurken gördü. Yanlarına giderken yine çalan melodiyle mesajların kimden geldiğine baktı. Kız kardeşi Seyran'ın ismini görünce hiç şaşırmadı. Mesajı görmek için tıkladığında Derya'nın fotoğraflarını gördü. Değişik elbiseler içinde şık görünüyordu. Fotoğraflara bakmayı bıraktı. Çünkü ilgisini çeken başka bir şey vardı.

🌺

Toygar okul çıkışı Berke'yi de yanına alıp annesinin bitmek bilmeyen siparişlerini almıştı. Seyhan abisiyle buluşmadan önce de arkadaşıyla bir kafede oturup kahve içmeye karar vermişlerdi.

İki arkadaş hem kahvelerini yudumluyor, hem de sohbet ediyorlardı.

"Beyza senden hoşlanıyor." Toygar'ın sözüyle Berke soluğunu seslice bıraktı. "Biliyorum ama ben başka birine aşığım."

"Ceren mi?"

"Evet. Başına gelen son olaylardan sonra bunu daha iyi anladım. Ona bir şey olacak diye çok korktum. Sonsuza kadar onu kaybetme düşüncesiyse, benim aklımı başıma getirdi. Ondan uzakta olmak istemediğimi anladım."

"Ceren nişanlı biliyorsun."

"Ceren'in nişanlısına âşık olmadığını biliyorum. Ceren hâlâ bana âşık buna inanıyorum."

"Ne yapmayı düşünüyorsun?"

"Ceren'e evlenme teklif edeceğim..."

Seyhan'ın gelişiyle iki gencin konuşması burada kesilmişti.

"Merhaba."

"Merhaba abi hoş geldin."

🌸

Oğuz Ceren'i göl kenarında güzel bir balık restoranına getirmişti. Onun acil olarak konuşmak istediği konunun ne olduğunu merak ediyordu. Keyifle yedikleri yemeklerinin sonuna gelmelerine rağmen genç kız hâlâ konuyu açmamıştı. Onunla sohbet etmekten her zaman keyif alırdı fakat bu sefer merakı ağır basmıştı. Lafı dolandırmadan direkt konuya girdi.

"Bu güzel sohbeti bölmek istemezdim canım ama acil konuşmamız gereken konu nedir çok merak ediyorum."

Konuşmadan önce genç kızın ifadesi ciddileşti. Belli ki konuşmak istediği önemli bir konuydu. Nitekim sorduğu soru karşısında şaşkınlıktan afalladı.

"Aslı senin kız arkadaşın mı?"

Bu soruyu sorduğuna göre Ceren her şeyi öğrenmişti ve inkâr etmenin bir anlamı yoktu. Zaten ortada inkâr etmesini gerektirecek bir durum da yoktu. "Ne zaman öğrendin?" diye sorarak, genç kızı onaylamış oldu.

"Kahvaltıya gittiğimiz gün öğrendim ve anlatmanı bekledim." O gün Aslı'yla yaptığı telefon konuşmasını, genç kızın duyduğunu anladı. Ne diyeceğini bilmiyordu. Ceren haklıydı.

"Neden bana anlatmadın Oğuz, Bu saçma sapan nişan olurken birbirimize verdiğimiz sözü unuttun mu?''

"Unutmadım. Eğer bu süreçte birine âşık olursak nişan bozulur demiştik."

"Peki, neden nişanı bozmadın?"

"Okulunun bitmesine çok az kaldı..."

Ceren parmağındaki yüzüğü yavaşça çıkardı ve Oğuz'un avucunun içine koydu.

"Benim için hayatını ertelemeni istemiyorum."

"Öyle bir şey yapmıyorum."

"Âşıksın Oğuz. Aslı çok iyi bir kız. Benim ya da başka birinin yüzünden mutluluğunu elinden kaçırma."

"Aslı'yla ne zaman karşılaştınız?"

"Bugün okula geldi."

"İnatçı."

"Bence âşık." Karşılıklı gülümsediler.

Aslı'yla ilgili biraz daha konuştuktan sonra geceyi sonlandırıp kalktılar. İkisi de mutluydu. Bu nişan üstlerinde bir yük gibiydi. Şimdi hafiflemiş hissediyorlardı.

Aslı'dan bahsederken Oğuz'un gözleri aşkla parlıyordu. Ceren onun mutlu olmasına o kadar sevinmişti ki arabaya binmeden önce Oğuz'a sıkıca sarıldı. Ayrıldıklarında Ceren'e minnetle bakan Oğuz, "Umarım sen de gerçek aşkı bulursun." diyerek yaşadığı mutluluğu Ceren için de diledi.

❤️

Zümrüt Hanım yemekten hemen sonra dinlenme bahanesiyle odasına çekilmişti. Eski toprak olmasına rağmen okuma yazması vardı ve böyle zamanlarda çok işe yarıyordu. Önünde tanıdık ve akrabaların telefonlarının yazıldığı ajanda vardı. Eline kalemi aldı ve gelinlik çağa gelmiş kızları ve torunları olan arkadaşlarının isimlerini ve telefon numaralarını defterden kopardığı kâğıtlardan birine not almaya başladı. Yazmaya o kadar dalmıştı ki kapının tıklanıp açıldığını fark etmedi.

"Anneciğim ilaçlarını getirdim."

"Sehpaya koy kızım, birazdan içerim."

Melike Hanım, yatağın üstünde dağılmış kâğıtları görünce kayınvalidesinin ne yaptığını çok merak etti.

"Anneciğim bunlar nedir?" Kâğıtlardan birini eline alıp incelemeye başladı.

"Gelin listesi."

Şaşkınlıkla kayınvalidesine baktı. Doğru mu duymuştu, anlamaya çalışıyordu.

"Gelin listesi mi?"

"Evet."

"Toygar için mi?"

"Hayır. Seyhan için. Sakın bir şey deme! Senin bu oğlun kendi başına doğru düzgün birini bulamayacak. İş başa düştü."

"Ama anne..."

"Aması maması yok!"

Bu durumun sıkıntısıyla iç geçirdi. Kayınvalidesini bu konuda ikna edemeyeceğini biliyordu. Arada kalmıştı ve ne yapacağını bilmiyordu.

Az sonra Zümrüt Hanımın diğer gelini Nermin de gelmişti, listedeki kızlardan eleme yapıyorlardı. Geriye bir liste kalmıştı. Aklındaki ismi ise listeye yazmamıştı. Ama en çok da onun olmasını istiyordu.

Gelini Melike, nedense listedeki gördüğü her kız için bir kusur buluyordu. "Anne bu listedekilerin hiçbiri olmaz."

"Peki, o zaman geriye tek bir isim kalıyor."

İki gelini de aynı anda merakla sordu. "Kim?"

Beklediği tepkiyi alan Zümrüt Hanım, büyük bir keyifle gülümseyerek aklındaki ismi açıkladı.

"Ceren!"    

💗 VE BÖLÜM SONU 💗

BÖLÜM HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİZİ BURAYA YAZABİLİRSİNİZ. 😍

SONRAKİ BÖLÜMDE GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE. ALLAH'A EMANET OLUN. LÜTFEN YILDIZA TIKLAMAYI UNUTMAYIN. SEVİLİYORSUNUZ 💗







Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro