Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

Bölüm 19


Aklımı ve ruhumu meşgul etmek adına müdahale odasındaki her şeyi en baştan düzenliyordum. Enjektörlerimi bir kenara dikiş setlerini bir yana dizmeye çalışıyordum. Bir yandan da nefes egzersizleri yaparak kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Çünkü olmuyordu, kendimi bir an ağlama durumu ile karşı karşıya buluyordum.

Kapının çalması ile eğildiğim yerden kalkmadan kapıya döndüm. Gördüğüm yüz ile yavaşça yerimden kalktım. Şuan belki de görmem gereken son insan bile değildi.

"Buyrun."

Genç kadın başını dikerek yukardan yukardan bakmaya çalışıyordu bana. Bir şey bilip bilmediği hakkında fikrim yoktu ancak bu bakışları bana pek masum gelmiyordu.

"Ebe Hanım ben bir gebelik testi isteyecektim."

Gebelik kelimesini söylediği andan sonrasını ne duymuştum ne görmüştüm. Nefesim sıkışmış, kalbim acıyordu. Bu, bu olacak bir şey değildi. Ben bu acıyı hak edecek bir şey yapmamıştım. Ne yapacaktım nasıl yaşayacaktım?

Başım dönüyor neredeyse düşecektim.

Sevdiğim adamın bebeğini mi doğurtacaktım?

Hamile, hamile, hamile...

Beynimde bu sesler dönerken hızla gözlerimi açıp yataktan fırladım. Kahretsin. Kahretsin bu nasıl bir rüyaydı. Aklım çıkmıştı. O kadar gerçekçiydi ki. O kadın çok gerçekti, söyledikleri çok gerçekti. 

Bir an Ali Mirza evliydi ve çocuğu olacaktı hisleri beynimi kalbimi kaplamıştı ve elim ayağım titriyordu. 

Banyoya girip kendimi kaynar suyun altına attım. Hala geceydi ama kendime gelmek için banyo yapmalıydım.

Dün Ali Mirza'ya olan çıkışımdan sonra benden başka kimseye dokunmayacağına dair yeminler etmiş, koluna ne olduğunu söylemeden beni öperek gitmişti. Eve yine ruh gibi gelip zar zor uykuya dalmıştım ve bu lanet rüyayla zor daldığım uykudan uyandım.

Gerçek olması çok mümkün bir rüyaydı. 

Duştan çıkıp bornozumu giyer giymez kapı çaldı. Gecenin üçünde çalan kapı beni korkutmuştu doğrusu. 

Kapıyı açar açmaz Ali bir hışımla içeri girdi. 

Kapıyı kapatıp iki omzumdan da beni tutup kendine yapıştırdı. 

''Annem gerçekten hasta. Elimizden kayıp gidecek.''

Sesi titriyordu. '' Çok kötü Lalin.''

Annesinin hasta olduğuna kahrolan Ali'ye mi üzülecektim yoksa kaybedeceğim Ali'ye mi...

Geri çekilerek göz göze bakmamızı sağladı. Aynı zamanda da ellerimi tuttu.

''Hemen yarın. Evlen benimle.''

Sanırım kulaklarım yanlış duyuyordu. ''Ben mi?'' diye aptalca bir soru sordum.

İçinde hüzün barındıran bir gülüş sundu bana. ''Aşık olduğum başka bir kadın yok şuan buralarda.'' 

''Ama nasıl olur ?''

Sözümü kesti. ''Başka çaremiz yok. Olgunca halletmek isterdim bu meseleyi. Ama her ne kadar annemin hastalığına kahrolsam da hem bizi üzemem hem de onun sevenleri ayırma günahı işlemesine göz yumamam.''

Sessiz kalınca bu sefer yüzümü elleri arasına aldı. ''Böyle olsun istemezdim. Beni seviyorsun değil mi? Evlen benimle Lalin.'' Saatine baktı. '' 5 saat sonra belediye açılacak. Hızlı bir nikah. Düğün istersen onu sonra da yaparız. Ama ben senden ayrı kalma fikrini dahi istemiyorum artık.'' 

Ne diyeceğimi bilmiyordum. Evlenme fikrini hiç düşünmemiştim ki. Hem gençtim hem bu kadar hızlı. Ama evlenmezsek Ali'nin çıkmaza gireceğini de biliyordum. Ne yapacaktım ben? Benim ailem.. Annem babam ne diyecekti buna?

Evlensem babam nikah kıyıldıktan 10 dakika sonra öğrenirdi bunu. Nasıl tepki vereceğini asla bilemezdim ki.

Ali Mirza yalvaran gözlerle bana bakıyordu. 

Sonu ne olacaktı? Evlendikten sonra o evde yaşarsam o zaman ne olacaktı?

''Bak bana bitanem.'' Baktım tekrar gözlerine.

''İkimiz de yetişkin insanlarız. Genç toy değiliz.''

''Ama- ama ailelerimiz...''

''Biliyorum bebeğim. Ama bu mevzunun uzamaması gerekiyor artık. Herkes senin benim karım olduğunu görünce aramızdaki sevgiyi zorla da olsa anlayacak. Senin ailene çok ayıp olacak evet. Ama anlatırsak her şeyi bize inanırlarsa onların da gönlünü alırız.'' 

''Ali emin misin? Beni daha tam anlamıyla tanımıyorsun bile. Ya senin hoşlanmadığın huylarım varsa. Mini etek giyerim ben, makyaj yaparım, ilgi çekerim ne bileyim dik kafalıyım. İşkoliğim?'' hızlıca ona kendimle ilgili hoşlanmayacağını düşündüğüm şeyleri sıraladım. Çünkü benim serbest bir kişilik olduğumu bilmeliydi. 

Eğilip dudaklarıma öpücük kondurdu. ''Oldukça sabit fikirli bir aileden çıktım. Bir sürü kardeşim var ve her şeye burunlarını sokmayı severler. Sen daha doğru düzgün görmesen de sinirli biriyim. Uyurken çok aksiyimdir, yemek seçerim ama müstakbel karımı çok seviyorum.'' 

Tekrar eğilip dudaklarımı öptü. ''Emin misin?'' dedi. 

O da kendince kötü huylarını saymıştı.

''Korkuyorum ama. Galiba bu ilk defa düşünmeden hızla verdiğim bir karar olacak. Tamam evlenelim.'' dedim. 

Bu sefer eğilip dudaklarıma derin bir öpücük kondurdu. Kollarımı boynuna doladım ve onu kendime çektim. Dudakları dudaklarımı talan ediyordu. Aramızdaki tutkunun ne denli arttığını anlamamak için salak olmak gerekirdi. Kalplerimizin atış hızı gittikçe artarken saçımdaki havluyu çekti ve saçlarımı serbest bıraktı. Dudaklarımdan ayrılıp boynuma eğildi hem derin bir şekilde kokladı hem de tüy kadar hafif bir öpücük kondurdu. 

Gözlerim kapanmıştı. Şuan kendimi herkese her şeye karşı güçlü hissediyordum. Sevdiğim adam yanımdaydı, benimleydi. Ömür boyu da benim olacaktı. Biliyordum. Onun benim olması gücüme güç katacaktı. 

Yavaş yavaş boynumdan köprücük kemiğime gelip oraya da bir öpücük kondurdu. Bir eli boynumdaydı diğeri belimde. Belimde olan eli bornozumun kuşağına geldiğinde artık her şeye hazırdım. Ama o durdu. Dudağımı öptü ve gözlerimizi aynı hizaya getirdi. Ben de o sırada gözlerimi açmıştım. 

''Seni ilk gördüğüm andan beri benimdin, ben de senin. Bugün gerçekten birbirimizin olacağız. Sabırsızlanıyorum.'' dedi ve derin bir iç çekti.

Ve ben de çektim. 

Ne yapacağımı şaşırmıştım. O kadar yoğundu ki.. Duygularını gözleriyle anlatmayı çok iyi biliyordu ve şuan o bana baktıkça yanıyordum. 

''Ben-ben giyineyim.''

Gülümsedi başını onaylarcasına salladı. 

Hızla odama geçip kapıyı kapattım. Yatağımın üstüne oturup iki elimle kalbimi durdurmaya çalıştım. Durmayacaktı muhtemelen. 

Nefesimi düzenlemeye çalışırken üstüme hemen siyah bir tayt ve uzun pembe bir tişört giydim. Saçlarımı kurulamadan toplayıp Ali Mirza'nın yanına içeri gittim.

Ceketini çıkarmış, gömleğinin kollarını kıvırmış koltuğumda oturuyordu. Yakışıklılığı beni öldürecekti.

Derin bir nefes aldım ve yanına oturdum. O sırada gözüme gömleğinin altından belli olan sargı bezi çarptı. 

''Koluna bakayım.'' dedim. 

Gömleğinin düğmelerini açtı beni çıldırtan bir yavaşlıkla. Sonra gömleği üzerinden sıyırdı ve koltuğun kenarına koydu. Onu böyle görünce zaten hafif kaçmaya başlayan aklım iyice kaçmıştı. Bu yüzden dikkatimi koluna vermeye çalıştım. 

Evdeki malzemelerle pansumanını yaptım. Yaparken ufak öpücüklerden de nasibimi almıştım.

''Çok güzelsin.'' diyip tekrar yanağımı öptüğünde yanından kalktım ve ellerimi yıkamaya gittim. Geri döndüğümde ise gömleğini giydiğini gördüm. Biraz bozulmadım diyemezdim. 

''Evet, şimdi nasıl olduğunu anlat. ''

Neyin dercesine suratıma baktı. ''Kolunun.'' dedim.

''Ha o mu iş kazası. Bunu bırakalım da saat 8'e dört saat var. Biraz uyuyalım. Evet derken uyuyakalmamızı istemeyiz.''

Ona katıldım. Nikahıma hiç uyumadan gitmek istemezdim. 

Ayağa kalktım yatak odasına geçmek için ancak Ali Mirza koltuğa uzanmıştı. Peşimden gelmesini beklemiştim. 

Geri dönüp ona bakarak ''Sen gelmiyor musun?'' dedim.

Çoktan gözlerini kapatmıştı. ''Hayır bitanem. Yarın geceye kadar sabredebilirim, senin koynunda uyumak için.'' dedi.

O öyle deyince bende L şeklinde duran iki koltuğun Ali Mirzasız olan tarafına geçip yattım. ''Eh bu gece böyle olsun bari.'' dedim.

Uyumadan önce Allah'tan alarm kurmuştuk. Yoksa sabaha uyanmamız kesinlikle mümkün değildi...

Sabah uyandığımızda şahitler için Yiğit, Zehra ve Beyza'yı da uyandırmıştık. Onlar da şoka girmişti ve üçü de emin misiniz dercesine bize bakıyordu. 

Ama mutluluğumuz gözümüzden okunuyor olacak ki moral bozmamak adına hiçbir şey demiyorlardı.

Ali Mirza, Miran'a haber vermişti sadece. Ki o da Mirza'nın bu fikrinden haberdardı.

Birlikte belediyeye gittiğimizde işlemleri halletmek için Ali Mirza ve Miran içeri girmişti.

Bizde dışarı da bekliyorduk.

Beyza çok heyecanlıydı, Zehra ise durgun. Yiğit ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. 

Ali Mirza ve Miran içeriden çıktıklarında her şeyi halletmişlerdi. Hemen salona geçebileceğimizi söylediler. 

Onun üstünde dün ki takımı varken ben dolapta bulduğum günlük beyaz bir elbiseyi giymiştim. İkimiz de nikahı olan insanlar gibi durmuyorduk ama bunun hiçbir önemi yoktu. Çünkü aşırı mutluyduk.

Salona geçtik ve nikahımız gerçekten yıldırım hızıyla kıyıldı. Bir rüyada gibiydim. Gerçekten rüyada olmalıydım. 

İkimiz de Evet derken başka nelere evet dediğimizi az çok biliyorduk...

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro