Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

Bölüm 11

Geldim sayılır :). Malum hayat biraz yorucu yoğun, klasik şeyler söylemek istemiyorum ama gerçek bu maalesef. Hala vazgeçmeyen, okumaya devam edenlere teşekkür ediyorum. Elimden geldiği kadar anlatmak istediklerimi anlatmaya devam edeceğim. Sadece kadın ve çocuk değil erkekler için de farkındalığın artması en çok istediğim şeyler.



Herkesin derdi, acısı, yarası vardı. Herkes birbirinden farklı dertlere ve sorunlara sahipti. Ancak bunların hiçbiri insanın yaşama gücünü ve mutluluğunu elinden almamalıydı. Şu dünyada en dayanamadığım şey insanların umutsuz olması, kendilerini kötü düşünceye sürüklemeleriydi. Belki uzaktan davulun sesi bana hoş geliyordu, bu zamana kadar çok şükür hiçbir büyük derdim olmamıştı ancak gördüğüm şeyler çok vardı. Zehra'nın annesi bile bana en büyük örnekti. Sonunun ölüm olduğunu-bence- bile bile aşkının peşinden gitmiş, ailesine olan sevgisini de unutmamış umutları ile ailesine geri dönmüştü. Bence böyle olmalıydı, insan hayattan ve sevgiden vazgeçmemeliydi. Yoksa nasıl yaşanırdı ki?

Zehra'nın anlattığı olayın ardından 2 koca hafta geçmişti. Aramızdaki ilişki sıcak bir hale gelmişti. Birbirimize cıvık cıvık davranmıyorduk elbette ancak o sıcaklığı herkes hissederdi. En büyük sırrı paylaşan iki kişinin oluşturduğu sıcaklıktı. Ali Mirza'yı da görmemiştim açıkçası görmek de istemiyordum. Çünkü tamamen kendime ve burada yapmak istediğim amaçlara odaklanmak istiyordum. Evet kafamı karıştırmıştı. Daha önce kimseye bakmadığım şekilde ona bakmış, kimseye ısınmadığım gibi kendimi ona yakın hissetmiştim. Bunu kendime itiraf etmeliydim. Ancak bizim aramızda hiçbir şey olamazdı, biz olamazdık. Bu alenen belliydi. Ben insanlar için kendimi feda etmeye hazırdım ancak sonu belli olmayan bir duygu için ne kendimi ne de başka insanları tehlikeye atamazdım ve üzemezdim. Bu denli bencil değildim.

Ruhumu dinlendirmek ve kendimle hesaplaşmak için vakit yaratıyordum kendime, yemek yaparak. Ocağın altını kapattım. Düşüncelerime bir ara vererek yaptığım son derece sağlıklı yemekten kendime bir tabak koydum ve bilgisayarımın başına çalışmak için geçtim. Yardım arıyordum günlerdir. Kadınlar ve çocuklar için. Elbette kendini yetersiz hisseden babalar için. Babam bana yeterince destek olmaya çalışıyordu eski diplomattı ancak her ebe benim kadar şanslı olmayabilirdi. O yüzden hiç alternatifi olmadan yardım arayan ebelerin de neler bulabileceğini görmek istiyordum. Durum pek iç açıcı değildi.

Bilgisayarımı kapatmamla kapının çalması aynı anda olmuştu. Buraya taşındığımdan beri kapım sık sık çalıyordu. Bu sefer kimdi merak ediyordum doğrusu. Kapıyı derin bir nefes alarak açtım. Karşımda Zehra duruyordu. 

''Ah sen miydin? Gelsene.''

Zehra öylesine gelmiş gibi görünmüyordu. Muhtemelen yine bir şey olmuştu.

''Yok da bir kadın var, sen de bak istersen.''

''Tamam bekle hemen geliyorum.''

İçeriden kendime bir hırka alarak telefonumla birlikte Beyza'nın peşinden aşağıya indim. Karanlık havada dış kapının önüne bir sandalyede kadın oturuyordu. Tir tir titriyordu. Beyza ve Yiğit'de yanında bekliyordu.

''Ne oldu?'' diyerek yanlarına yaklaştım. 

Beyza bir bana bir de kadına baktıktan sonra Yiğit'e döndü. ''Yiğit sen yukarı çık istersen biz hallederiz, bir şey olursa sana haber veririz.'' 

Yiğit anlayışla başını sallayarak yukarı binaya girdi. Şimdi Zehra, Beyza ve ben kadınla birlikte kapının önünde baş başa kalmıştık. Kadın görmeden ne oldu dercesine kızlara kaş göz yaptım.

Beyza kadının önüne eğildi. ''Bak güzelim ebe de geldi, Yiğit'i de gönderdik bize anlat istersen neler oldu, neden buradasın?''

Genç kadın gözlerini sıkıca yumarak ağlamaya başladı. İki avucuyla kirlenmiş eteğinin ucunu sıktı. Çok kötü görünüyordu. Ağlamaktan gözleri kaşlarına kadar şişmişti.

''Kocam..'' diye mırıldandı, ardından hıçkırdı. 

''Kocam bana tecavüz etti.'' dedi ve ardından büyük bir çığlıkla ağlamaya başladı. 

Ne yapacağımı şaşırmıştım. Bir bu eksikti. Kendi nikahlı karısına tecavüz eden eksikti. Gerçekten bu insanlar bu kadar acımasız olmak zorunda mıydı? Daha kötüsü olamaz derken neden hep iki üç katı ile karşılaşıyorduk? 

İçimde bir yerler dağlanmıştı. Mahvolmuştum. Ama bu kadının her şeyi anlatması ve bizim de ona çözüm bulmamız gerekiyordu. Önüne, Beyza'nın yanına eğildim bende. Eteğini sıkan ellerinden birini tuttum. 

''Güzelim. Anlat bize, bize her şeyi anlatabilirsin. Senin için her şeyi yapabiliriz.'' 

Genç kadın gözlerini açtı ama hıçkırıkları devam ediyordu. 

'' Olmaz dedim. Ağrım vardı. Zaten daha yeni olmuştu. Alışamamıştım.'' 

Genç kadının anlatmaya çalıştıklarından biz de bir şeyler anlamaya çalışıyorduk. Ama ağlamaktan anlatamıyordu. Çok ağır gelmiş olmalıydı. Kocam, hayatımın geri kalanında arkadaşım ya da her şeyim dediği, diyeceği insan tarafından tecavüze uğramıştı. Bu daha acı daha da yıkan bir şeydi. Hangi hayvan herif böyle bir şey yapardı kesinlikle anlamıyordum. 

Genç kadını yaklaşık yarım saat beklemiştik. Su vermiştik, ağlamasını içini dökmesini beklemiştik. En sonunda biraz kendine gelmişti.

''Gel yukarı çıkalım. Elini yüzünü yıkarsın.'' dedim.

Hep birlikte benim daireme girdik. O banyoda elini yüzünü yıkarken bizde salonda gerginlikle gelmesini bekliyorduk. Ne yapacaktık, nasıl olacaktı bilmiyordum. Kadınları nasıl kurtaracaktık, nasıl hepsine yetecektik ki? Bu sadece yardım isteyen iki üç kişiydi. Bunun daha çok devamı vardı.

Kadın içeriye geldi. Derin derin soluyarak koltuğun bir köşesine oturdu. 

''B-ben 1 hafta önce evlendim. Sevmiyordum ama sevdiğimde olmadığı için kabul ettim. Zamanla severdim nasılsa. Ama o çok kötüydü. İlk sefer-'' Durdu gözlerini tekrar sımsıkı yumdu. Ama anlatmak istiyordu.

''İlk sefer çok kötüydü. Sanki biri beni kesiyordu.'' Kaba aptal hayvan herif!

''Bir hafta geçmesine rağmen ne kanama durdu ne de ağrı. Durmadan tekrar istiyordu ama yapamıyordum çığlık çığlığa ağlıyordum her seferinde.'' 

Artık çığlığım göz yaşım burnumun ucunda duruyordu. 

''En sonunda'' tekrar ağlamaya başladı.

''B-bana zorla sahip oldu. Ne kadar yalvardıysam, ağladıysam fayda etmedi. Acımadı bana.'' 

Kadın mahvolmuştu. 

''İşi bitince bana küfür ede ede evden gitti. Bende buraya kaçtım. Çünkü korkuyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Onun da bana ne yapacağını bilmiyorum. Bana nolur yardım edin.'' 

Son cümlesindeki yalvarışı kesinlikle kulaklarımdan gitmeyecekti. Bir insan bu kadar ruhsuz, kalpsiz olmayı nasıl başarabilirdi?! 
Kadınlar mal, erkekler de onların üzerinde hak sahibi olan tüccar ya da alıcı mıydı? Evlilik bu kadar basit miydi? Sadece sevişmek, üremek, evlendiği kadını kendine hizmetçi olarak görmek miydi? Belli bir yaşa gelene kadar hizmetçiliğimi annem yapsın sonra bir kadınla sevişebilecek yaşa gelince de evleneyim hem cinsel ihtiyacımı karşılayayım hem soysuz soyum yürüsün hem de yemeğim olsun, temizliğim tamamlansın, ütüm yapılsın. Bu muydu? Delirecektim. 

Ama şimdi bütün bunları içime atıp bu kadına yardım etmeliydim de nasıl? Dayak, ölüm tehdidi hepsini dillendirebiliyor şikayetçi olabiliyorlardı. Ama ben bu kadına gel polise gidelim orada her şeyi anlat nasıl diyebilirdim ki? Kocası tarafından tecavüze uğradığını polise nasıl anlatabilirdi?

Ama olmak zorundaydı, desteklemek zorundaydım. 

Derin bir nefes aldım. ''Tamam sana yardım edeceğiz, elimizden geleni yapacağız. Ama önce sakinleş biraz tamam mı? Sonra birlikte düşüneceğiz.''

Burnunu çekerek başını onaylarcasına salladı. 

Ağlamaktan yorgun düşmüştü, onun için uyuyacak bir yer hazırladıktan sonra yatmasını sağlamıştım. Sonrasında kızlarla salona geçerek derin bir sessizliğe gömüldük. 

Üçümüzde çözüm bulamıyorduk kendi içimizde biliyordum. Çünkü polise gitsek en iyi senaryoyla adam birkaç yıl yatar sonra çıkar ve kadını yine rahatsız ederdi. Kadının gidecek başka yeri de yoktu muhtemelen ve gitmesi de gerekmezdi. Çünkü kaçması gereken o değildi. Yaptığı ahlaksızlıkla kocasının gitmesi gerekiyordu. Ama böyle bir olay duyulsa bile yine ayıplanan adam değil kadın olurdu. O erkekti, ihtiyaçlarını kadın karşılamalıydı. Yoksa ya dayak yer ya tecavüze uğrar ya da üstüne kuma getirilirdi. 

Ah delirecektim?

''Ne yapacağız?'' Aklımızdaki soruyu Beyza dillendirmişti.

Zehra ''Hiçbir şey.'' diye cevap verirken ben de ''Bilmiyorum.'' dedim.

''Nasıl hiçbir şey? Kadını o tecavüzcü herifin yanına mı göndereceğiz?''

Zehra umutsuz şekilde başını sallayıp Beyza'ya döndü. ''Ya kocasının yanına gidip cehennemi yaşayacak ya da onu gönderebileceğimiz bir yer bulacağız.''

''Yani yine kaçan kadın olacak, erkek ahlaksızlığına devam edecek.''

Zehra bu sefer bana dönerek sanki bilmiyorsun bakışı attı. 

''Başka bir şey yapmalıyız.'' diye söylendim. ''Tamam şiddet çok büyük bir olaydı ama daha çözülebilirdi. Kendi karısına tecavüz eden herife ne yapabiliriz? Kim ne yapabilir?''


Evet. Sizce kim ne yapabilir? Yorumlarınızı bekliyorum.

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro