"Hoşgeldin Ruhum..."
Günaydın sabah şekerleri 😍 sizlere uzun sayılabilecek bir bölüm ile geldim. Valla acaba atmasam mı diye düşünmüştüm ama dayanamıyorum😂😂 güzel yorumlarınızı bekliyorum. Ha bi de olacakları tahmin ediyorsunuz ya o yorumlara da ayrı bayılıyorum.
İyi okumalar 😍
Barış sabah uyandığında bu sefer kucağında Aselin'in varlığını hissederek huzurlu bir şekilde güne başlamıştı. Çok şükür ki kucağında onu bırakıp gitmeyen kadını ile birlikteydi.
Bu sefer de yalnız uyansaydı yaşadıklarının rüya olduğunu falan düşünmeye başlayacaktı.
Daha da sıkı sarıldı. Bugün İtalya'ya gidecek olmasaydı kesinlikle bu yataktan çıkmazdı. Artık hissediyordu ki bu son gidişleriydi. Asel gerçekleri öğrendikten sonra her şeyi Asel'in isteğine göre ya İtalya'da ya da İstanbul'da olacaktı. O ne isterse o olacaktı.
Asel uyanana kadar onun saçlarını okşadı. Yüzünün her ayrıntısını aklına kalıcı olarak kazıdı. Bol bol kokusunu ve sevgisini de depoladı. Çok çok aşıktı.
Saat neredeyse öğlen olmuştu ama küçük hanım da hala bir uyanma belirtisi yoktu. Hala uyuyordu. Gerçi dün gece uyuduktan sonra Barış yine yaramazlık yapıp Asel'i uykusundan etmişti yani uykuyu hak ediyordu ama Barış güzel gözlerinin ona aşkla bakmasını da özlemişti. Saçlarından başlayarak öpmeye başladı. Önce saçları, alnı, gözleri, yanakları, dudakları, boynu...
Göğsüne inerken Asel yavaş yavaş mırıltılar çıkarmaya başlamıştı. Barış ise bütün vücudunun her bir karışını öpmek istiyordu.
Sıra göbeğine gelmişti. Orada daha fazla oyalandı. Burada ikisine ait bir canın filizlenmesini hayal ediyordu. İkisinden bir parça ne kadar mükemmel olurdu. Erkek ya da kız fark etmez yeter ki sağlıklı bir bebek olsundu. Kendini o kadar kaptırmıştı ki sanki gerçekten bir bebek varmışcasına başını yaslayıp okşamaya başladı. İçten edilen dualar kabul olurdu. Belkide Barış'ın da bu duası cevap bulurdu.
"Ne yapıyorsun orada?"
Asel'in uykulu ve feci seksi sesini duyunca yaslandığı yerden başını kaldırıp sevgilisinin aşık olduğu gözlerine baktı. "Hiç babalık hazırlıkları falan bilirsin."
Barış bunu öylesine normal bir şey gibi söylemişti ki Aselin gülmeden edemedi. "Nasıl oluyormuş o ?"
Barış tekrar başını karnına yaslayarak okşamaya başladı. "İşte böyle, içeriye kulak veriyorsun, okşuyorsun konuşuyorsun."
"Hmm."
"Belki de içeride bir şeyler olur. Sonuçta İtalya'da korunmamıştık dün gecede iki kez malum..."
Asel ister miydi bir bebek bilmiyordu ama Barış'ın şuan boş yere bir umuda kapılmasını istemiyordu. Gerçeği bilmesi gerekiyordu. Vereceği tepkiden korksa da bunu söylemek zorundaydı. Eninde sonunda anlayacaktı çünkü.
"Barış ben korunuyorum. Yani en başından beri."
Barış kalkıp yerinde doğruldu. Bunu duymayı beklemiyordu. O hep bir bebekleri olsun niyetindeydi. Bebek her şeyi düzeltebilirdi çünkü. Ama Asel ondan habersiz ona sormadan korunduğunu şuan dile getiriyordu. Sonuçta bu tek başına yapılan bir şey değildi. Karşındakinin de fikrini alman gerekirdi.
"Ne zaman bana sordun peki ?"
Asel işte bundan korkuyordu. Buz gibi bakışlar, soğuk bir ses onu şimdiden üşütmüş ürpertmişti. Umarım Barış beni anlar diye düşündü.
Yatakta doğrulup başını önüne eğerek ellerini seyretti.
"Bu çok yeni ve kafam da milyonlarca soru işareti var. Şuan bir bebek sence de her şeyi daha karmaşık hale getirmez mi ?"
Asel'in sakin ve tane tane çıkan sesi onu dizginleştireceğine sinirlendirmişti. Oturduğu yerden kalkıp sinirle odada dolaşmaya başladı "Bebek daha büyük bir sorun olur ha ? Böyle bir sonuca vardıysan bile bunu benimle paylaşmadan kararı verdin yani."
"Barış şuan saçmalıyorsun. Ben karnımda bir bebekle kimliğimde bekar yazarken babamın karşısına geçemem anladın mı? Veya sırf hamileyim diye de seninle evlenemem. Aramızdaki problemler çözülmeden bir bebeğin olması onu kaos dolu bir ortama sürüklemek olur. Ona haksızlık olur. Ne zaman ki her şey temiz olur bu o zaman düşünülecek bir konu."
Barış elbette Asel'in haklı olduğunu biliyordu. Zaten onun haklı olması onu bu kadar sinirlendiriyordu. Hiçbir şekilde bir açıklama yapamazlardı çünkü. Bu Aselin'i de zor durumda bırakmak olurdu. Barış sadece bir anlığına sanki bebeği varmış da ondan alınmış gibi hissetmişti. İstiyordu işte. Sevdiği kadından bir bebeği olsun istiyordu.
Öfkesini yatıştırmaya çalışarak tekrar yatağa oturdu. "Tamam özür dilerim. Ama bir daha ikimizle alakalı bir karar verirken benimle paylaş.
Asel başını aşağı yukarı sallayarak onu onayladı.
Barış uzanıp sarıldı Asel'e. "Söz konusu sen olunca her şey hemen olsun istiyorum. Çok bekledim çok sabrettim. Hemen aile olalım istiyorum."
Asel de bunu çok fazla istiyordu ama her şeyin bir sırası vardı.
Birlikte kahvaltı ettikten sonra yola koyulmuşlardı.
Asel biraz keyifsizdi. Çünkü bu sefer kendi elleriyle Barış'ı İtalya'ya yolluyordu. Her ne kadar gitmesini istemese de içinden bir ses sabret diyordu. Sabret.
"Ne zaman döneceksin?"
Barış Aselin'in hissettiklerini az çok anladığı için ona güven vermek adına elini tuttu. "Eğer yarın gece balkonunun kapısını açık bırakırsan benimle uyumaya hak kazanırsın."
Asel'in keyfi yerine gelmişti biraz olsun. Kıkırdadı. "Seni gizli gizli odama mı almamı istiyorsun?"
Barış başını salladı. "Evet. Bunu sana daha öncede söylemiştim. İçinde sen olan odana zaafım var."
"Babam da ortamızda yatar ne dersin?"
Barış birden durgunlaştı. "Babanla ve annenle konuşmak istiyorum. Bu şekilde gizli olmak beni huzursuz ediyor onlara karşı. Arkalarından iş çeviriyormuş gibi."
Asel mırıldandı. "Çeviriyoruz ama."
"Çevirmeyelim işte. Emre amcamla kısa zamanda konuşmak istiyorum. Olmaz mı?"
Aselin omuz silkti. "Bilmiyorum. Sanırım ben konuşsam daha doğru olur. Benden duymak ister."
Barış arabayı durdurup Aselin'e döndü. "Yanında olurum bunu tek başına yapmak zorunda değilsin."
Asel başını iki yana salladı. "Babama sadece ben söylemeliyim bence."
Barış Aselin'in iki elini de avuçları arasına alıp öptü. "En kısa zamanda."
"Tamam."
Asel arabadan inip evine doğru yürüdü. Barış'a veda falan etmeyecekti çünkü yarın akşam zaten yanında olacaktı. Bunun avuntusu ile tüm günü geçirecekti.
Eve girdiğinde geçirdiği güzel günler sayesinde ağzını kapatamıyordu. Eh gülmeyi de haketmiyor değildi yani. Salona girdiğinde annesinin evde olduğunu görünce şaşırdı. Genel de bu saatte Emre ile dışarıda yemek yiyor olurlardı. Emre öğlen yemeğini bile her gün hususi Esra ile yemek için onu almaya gelirdi. Onsuz boğazından bir lokma geçmezdi.
''Anneciğim. Hayırdır buradasın?''
Esra izlediği programdan gözünü alıp kızına döndü. ''Hayret kızım sende bu saatte evdesin.''
''Geleyim dedim bugün de evdeyim.''
Esra sanki bir şey bilmiyormuş gibi kaşlarını kaldırdı. ''Hmm. Naptınız dün gece halanla.''
Asel annesine yalan söylemeyi pek beceremezdi. O yüzden istemsizce göz kaçırdı. ''Hiç işte sohbet muhabbet zaten onlarda yola çıkmıştır tatil için.'' dedi saatine bakarak.
''Elalar dün gece yola çıkacaktı diye kalmış aklımda.''
Asel seslice yutkundu. ''Şey öyle olmadı işte.''
Esra başını salladı. ''Peki bakalım öyle olsun.''
''Neyse ben bi yukarı çıkayım.'' diyerek koştur adım odasına çıkmıştı Aselin. Annesinden bir şeyler saklamak gün geçtikçe daha zor bir hal alıyordu.
...
Ertesi gün Sılay sabahın köründe Asel'i aradı.
"Kuzen napıyorsun?"
Asel yataktan kalkarak ayılmak için banyoya girdi.
"Hiç işte ne yapayım uyuyorum Sılay sen?''
Sılay elbette bu sitemli sese aldırmadı.
''Ha iyi uyandırdığım için üzgün değilim. Nasılsın napıyorsun demek isterdim ama konuya direk giriyorum. Bu gece dışarı çıkıyoruz ve sende Güney'i çağırıyorsun değil mi Aselciğim hadi ama Aselciğim. Canım kuzenim bal kuzenim.''
Eh biraz süründürmek iyi olabilirdi. ''Yoo neden çağırayım ki?''
Sılay ofladı. ''Ama inadına mı yapıyorsun? Taş gibi adam hadi lütfeeeeeeeen.''
''Of tamam tamam.''
''Yeeess be! Tamam size geliyorum bana kıyafet vermen gerek.'' Telefonu Asel'in suratına kapatmıştı.
Sılay kapatır kapatmaz tekrar telefonu çalınca o olduğunu düşünerek açtı. ''Tamam be kızım gel işte gelince hallederiz.''
''Neyi hallediyorsunuz?'' Barış'ın sesini duyduğunda telefonu kulağından çekip tekrar baktı. Arayan Barış'tı . Sesinden tanısa bile emin olmalıydı.
''Ayy sen miydin?'' dedi hülyalı hülyalı.
''Bendim sevgilim de sen kim sandın?''
''Ha Sılay ile konuşuyorduk da bugün dışarı çıkacağız öncesinde bize gelecek.''
''Dışarı çıkacaksınız. Biz dün sabah ne konuştuk bebeğim?''
Asel Barış'ın görmeyeceğini bildiği için rahatlıkla göz devirdi. Neyden bahsettiğini biliyordu. ''Ne konuştuk Barış?''
''Hani ilk birbirimize haber verecektik her şeyi.''
Asel kavga etmek istemediği için şirin tutmaya çalıştığı sesi ile cevap verdi. ''Ama aşkım sonuçta kız kardeşin ile birlikteyiz.''
Barış derin bir nefes aldı. ''Bilerek yapıyorsun değil mi?''
''Neyii?''
''Böyle aşkım diyerek beni öldürmeyi.''
Asel telefonun diğer ucunda kıkırdadı. ''Sen ölme daha bana lazımsın.''
"Al işte yine her şeyi darmaduman ettin. Ne yapacağım ben seninle?"
"Sev, çok sev."
"Seviyorum hemde çok. Gece eve erken geçin."
Aselin iç çekti. "Gelecek misin?"
"Geleyim mi?"
Bütün ruhunda hissettiği karıncalanma bu iki kelime sayesinde olamazdı diye düşünüyordu. Ama bu iki kelime içinde çok fazla vaat bulunduruyordu.
"Gel." Dedi sessizce.
"Seni seviyorum. Dikkat edin kendinize."
Asel güne Barış ile başlamanın verdiği mutlulukla duş almış, kahvaltı yapmış Sılay'ı beklemeye koyulmuştu.
Şuan koskocaman bir peri masalının içindeydi. Neredeyse otuz yaşındaydı ama kendisini on sekiz yaşında yeni aşkla tanışmış kızlar gibi hissediyordu. Aşkla tanışması yeni değildi ama aşkı ile aşkını yaşaması onun için çok yeni bir şeydi. Her dakika Barış'ı görmek yanına olmak istiyordu. Ona olan öfkesinin altında aşk yattığını elbette biliyordu ama bu kadar büyük bir şey onun hayallerine bile sığmazdı.
Barış yanındayken her sorunun altından kalkabileceklerine inanıyordu.
"Ne düşünüyorsun bu kadar derin derin."
Sılay gelmiş yanağından öpmüş ve karşısına oturmuştu. "Kimi olacak abini."
Sılay biraz şaşırsa da büyük bir rahatlıkla oh çekti. "Sonunda bunu ağzından duymak beni ne kadar mesud etti bilsen."
Sılay her şeyi bilmese de ikisinin de birbirine karşı bir şeyler hissettiğini anlıyordu. Ne abisi ne de Aselin bu konuyu asla açmamıştı ama biliyordu işte. İkisinin de birbirine davranış biçimi herkesten farklıydı. Barış asla Aselin'e kardeşi gibi davranmamıştı. Aselin de asla Barış'a davrandığı gibi Sılay'a davranmamıştı.
"Birlikte misiniz?"
Dedi dolaptan kendine uygun elbiseleri çıkarırken.
"Evet."
Elindeki elbiseyle dona kalmıştı. Yani tamam belki itiraf ederdi diye düşündü ama birlikte olacakları hiç aklından geçmemişti.
"N-nasıl yani? Şimdi abimle sen-"
Asel başını olumlu anlamda salladı. "Yani yaklaşık üç aydır benimle uğraşıyor ama bir buçuk aydır karşılık alabiliyor. "
"Ay inanmıyorum. Sonunda beee!" Sılay çığlık çığlığa Asel'in üzerine atladı. "Babamların haberi var mı?"
Asel parmağını büzdüğü dudaklarına götürdü. "Şş sakın Ela hariç kimse bilmiyor. Sende çaktırma."
Sılay sakinleşmeye çalışarak başını salladı olumlu anlamda "Tamam tamam sustum. Ama söyleyin en kısa zamanda babam sevincinden ölecek."
Bunu elbette Asel de biliyordu. Savaş'ın yıllardır kurduğu hayal tam otuz sene sonra gerçek olacaktı. Bu onun için tadından yenmez bir olaydı.
"Tamam şimdi sen seç bir şeyler. Hazırlanıp çıkalım bende Güney'e mesaj atayım. Ama bak abinin kesin talimatı var eve erken dönüyoruz." Dedi peşin peşin.
Sılay kıkırdadı. "O salaktan izin mi alıyorsun bir de. Ay yoksa o yapış yapış çiftler gibi misiniz?"
Asel müstakbel görümcesine sert bir bakış yolladı. "Sevgilim hakkında düzgün konuşur musun lütfen aaa! Hazırlan hadi."
Asel Güney'e mesaj attıktan sonra o da hazırlanmaya koyulmuştu. Gece için ikisi de hazırdı.
Asel ve Sılay arasında altı yaş olmasına rağmen Sılay makyaj ve kıyafetle özellikle sarı saçları ile Asel den daha olgun durmuştu. Tam bir sarı afetti.
Birlikte kulübe girerlerken Güney de onları karşılamıştı. Muhtemelen Güney de Sılay'a karşı boş değildi çünkü Asel çıkmayı teklif eder etmez balıklama atlamıştı. İkisi galiba iyi bir ikili olma yolunda ilerliyordu. Allahtan Güney ile dönülmez bir hataya girmemişlerdi.
Şuan kendini bu tabloda gereksiz bir ayrıntı gibi hissediyordu çünkü içeri girdikleri andan itibaren bir masa da boş boş oturup önündeki kokteyli içiyordu. Güney ve Sılay ise sahnenin tozunu attırıyorlardı.
Barlar, kulüpler Aselin'e güzel şeyler hatırlatmazdı. İçinde gizli gizli yanan aşkını buralarda söndürmeye çalışırdı. Sabahına gazetelerde haber olacağını bile bile bilerek yanında adamlarla çıkardı. Her sabah Barış'ın kıskançlıktan kudurup onu aramasını hayal ederdi ama Barış asla aramamıştı. Sadece o adamları öldüreceğine dair bir kaç tehdit mesajları..
Ama Barış ondan emin olduğunu Aselin'e zaten söylemişti. Gerçek kadınlar kendilerini sevdiği adama verirlerdi. Hem bedenlerini hem ruhlarını bütün benliklerini.
Asel de böyle yapıyordu. İçinde büyüyen şeyi hiç utanıp sıkılmadan dışarı vuruyor, Barış'ı sevdiğini her fırsatta kendisine ve ona gösteriyordu. Kadınlar da sevgilerini gösterirdi, en güzel kadınlar severdi.
Saat ilerlerken yavaş yavaş ayaklanmıştı ama Güney ve Sılay'ın keyfi yerindeydi. Onları bozmak istememişti. Şayet ki ortada bir sevgi varsa Asel bozucu değil yapıcı taraf olurdu.
Sılay'a gittiğini belirten bir mesaj yazdıktan sonra eve doğru hareketlenmişti.
Karanlık evinde odasına parmak uçları ile girmiş, kapısını kapattığı gibi ışığı açacakken belinden hissettiği kollarla eğer Barış ağzını kapamasa çığlık atacaktı.
"Şş benim güzelim benim."
Asel Barış'ın sakinleştirici sesini duyduğunda derin derin nefes alarak kalp atışlarını düzene soktu.
Az daha kalpten gidecekti.
Işığı açıp göz göze geldiler.
Asel onu gördüğünde rahatlayan bir ifade ile gülümsedi.
"Hoşgeldin ruhum."
Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro