Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

"Ama sen çok güzelsin..."


Barış sustuğundan beri Aselin on dakikadır sessizdi. Kalbinde ve beyninde olayın muhasebesini yapıyordu. Dinlediği şeyler çok acı şeyler olabilirdi evet ama her bir noktasında Barış'ın suçlu olduğu aşikardı ona göre. Her şey o zehir dolu maddeyi kullanmasıyla başlamıştı, ona başlayıp başlamamak Barış'ın elindeydi ve o hiç düşünmeden kendini o çukura atmıştı.  Kızıyordu Aselin hem de çok. Yine de haksızlık etmek istemiyordu bundan on sene önce ki Barış'ın gençlik ateşinin bu hatalara sebep olduğu belliydi ama yine de Aselin uyuşturucu kullanıp kendini bu kadar kaybetmesine anlam veremiyordu. Bunu bir insanın kendine nasıl yaptığını düşünemiyordu. Barış bu kadar iradesi zayıf bir adam mıydı?
Bir daha böyle kendini kaybetmezdi biliyordu ama yine de şüphe vardı işte, ya kaybederse. Hele ki şimdi kaybederse daha da büyük çıkmaza girerlerdi çünkü ortada iki tane çocuk vardı. Olmaz dedi içinden bir ses, olmaz. O zaman ile bu zaman aynı değil çocuk sorumluluğunu bilen adam kendini kaybetmez.

Her şeye eyvallah diyebilirdi. Kendini çıkmazda hissedip uyuşturucu kullanmasına, istemediği bir ilişkiden olan kızına aralarına giren on senelik acıya.. Her şeye eyvallah derdi ama yalana diyemezdi işte. Her ne kadar bu yalan değil bir şeyleri saklamak olsa da en başta bunları duymalıydı bilmeliydi. Ama Barış anlatmak yerine Aselin'i  kendine bağlayıp öyle konuşacaktı ha. Yaptığı korkaklıktı.

"Bir şeyler söyle lütfen."

Evet bir şeyler söylemesi gerekirdi. Ne söyleyeceğini bilmese de konuşması gerekiyordu değil mi ?

Ama aklı o kadar doluydu ki hangi birinden bahsedecekti, hangi birinin hesabını soracaktı?

"Korktun, seni kabul etmem diye korkup bencilce bana yaklaştın. Benim duygularımı fikrimi sormadan benimle evlenip senden kaçamayayım diye çocuk yaptın. Beni kendine bağladın. Benim hislerimi duygularımı önemsemeden bunu yaptın. Değil mi?"

Gerçekleri Aselin'den duymak Barış'a inanılmaz bir utanç yaşatmıştı. Sanki biri başından aşağı su dökmüştü de kendine gelmişti. Evet bencilce davranıp Aselin'in ne hissedeceğini düşünmeden ona bu şekilde yaklaşıp elini kolunu bağlamak istemişti ama ona göre bunun tek bir sebebi vardı. O da aşk. Aşk onu bu hale getirmişti. Şimdi Aselin ne derse haklıydı. Gitse kal demeye yüzü var mıydı? Bitti dese hayır bitmedi demeye hakkı var mıydı? Yoktu işte. Kendi hayatını kendi elleriyle mahvetmişti.

Gözlerini başka bir noktaya dikti Aselin'e bakacak yüzü yoktu. "Evet seni yanımda tutmak için yaptım. "

"Hiç düşündün mü Barış? Ben ya kızını istemezsem ya kızın beni istemezse hiç düşündün mü? İlerde çocuğumuz doğduğunda ikisine aynı sevgiyi veremezsem hatta vermezsem neler yaşayabileceğimizi düşündün mü? Kendi canınından olmayan birine annelik yapmayı sen kolay bir şey mi sandın? Şimdi benim bir adamdan çocuğum çıksa sen sessiz kalıp  ona kolay babalık yapabilecek misin?"

Aselin'in gerçek düşünceleri buna yakındı elbette. Eğer şuan hamile olmasaydı gerçek düşünceleri bunlarla birebir aynı olurdu hatta. Sevdiğim adam için bile kendi kanımdan olmayan  birine annelik yapamam diye düşünürdü. Ama şimdi durum farklıydı. Ne zamanki rahminde bir bebek olduğunu öğrendi o zaman içinde ki annelik iç güdüsü ortaya bu denli çıktı. Hele ki dün gece hissettiği o tekmelerle kalbinde ki sevgi taşacak kıvama geldi. Barış'ı affedip affedemeyeceğini bilmiyordu bu çok şaibeli bir konuydu. Ama bildiği şey şuydu ki ortada annesiz kalan kendi oğlunun ablasına şefkatle yaklaşacaktı. Kendi doğurmamıştı kendi canı da değildi sadece anne sefkatinden  yoksun bir kuzuydu. Hele ki hastalık döneminde yaşadığı çöküntüleri tahmin etmek bile istemiyordu. Kendi grip olduğunda bile annesinin ona nasıl bir ilgiyle yaklaştığını bilirdi, o ilgi biraz az olsa kendini mahvolmuş hissederdi. İşte bunları düşündükçe kalbine oturan acı artıyordu ve o anne demeye bile dili varmayacağı kadın müsveddesini öldürmek istiyordu. Belki anne olamazdı ama ilgili bir abla olacağına emindi.

Barış ise aynı zamanlarda çok kötü bir şekilde boka bastığını fark etti. Evet Aselin kızını kabul etmeyebilirdi istemeyebilirdi o zaman ne yapacaktı? Hiçbir şey.  Bir cevabı yoktu işte. Koskoca adam aşkının  rehavetine kapılmış düşüncesizce hareket etmişti. Belki de herkesin hayatını kendi hayatını mahvettiği gibi mahvedecekti.

"Bunu sana nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Yaşım kadar senedir her günüm senin hayalinle geçti seni istedim arzuladım bu isteğim hatalara sebep oldu. Hatalarımdan ders çıkarmaya çalıştım, kendi canımdan olan senden ayrı kalmama sebep oldu belki sana daha erken gelirdim ama kızım hastaydı daha bir çok sebep... Kahretsin ki  haklı olduğunu biliyorum. Anlasana beni hiç bir yol bulamadım. "

Aselin'in kalbi yumuşamaya yüz tutsa da kendini toparladı. Kolay olmayacaktı, Barış'ın bunları sevgisinden yaptığını biliyordu ama bilmek yeterli değildi. Eğer o zamanlar gelip ilan ı aşk etseydi ne tepki verecekti bilmiyordu. Belki de Barış'ın dediği gibi olurdu babası da annesi de Aselin de ondan uzaklaşırdı. O yüzden keşke en başta gelip bana açılsaydın diyemezdi. Diyebileceği tek şey keşke en başından gelip bana bu yaşananları anlatsaydın olurdu.

"Seni takdir ediyorum. O yaşta başkası olsa aynı annesinin yaptığı gibi çocuğunu bırakıp gidebilirdi. Sen yapmadın. Ama bu kadar Barış sana olan saygım bu kadar.  "

"Özür dilerim. Sana çektirdiğim acılar  söylemeyip gizlediğim şeyler için çok üzgünüm. Zamanı geri alamam yaptığım hataları düzeltemem ama artık hata yok, bencillik yok.''

Aselin başını iki yana salladı. ''Üzgünüm Barış her şeyi anlatmış olabilirsin ama öfkem yerinde. Sen bana yalan söyledin, gizledin ve benim adıma karar verdin. Belki de o kadının hamileliğini geçirdiği evde ben senin oldum. Oğlumuz orda oldu. Bunları düşündükçe deliriyorum anlıyor musun?  Sınırları çok fazla aştın.''

Kaybetmenin acısını ikinci kez bu kadar yoğun yaşıyordu. Her şeyin kafasında yarattığı düzene göre gideceğini ummuştu belki çok şeyi atlamıştı ama aşkın yeteceğini sanmıştı.

"Asel bak biz aynı evde yaşamadık ben on-"

Aselin elini kaldırıp susturdu. " Lütfen zorlaştırma zaman vermelisin. Oğlunu istediğin gibi istediğin zaman görebilirsin. Ama bizim aramızdaki ilişki ne olur bilmiyorum. Ben bunları hazmedemem."

Aselin'in ayları hatta yılları kapsayan konuşması Barış'ı mahvediyordu. Lakin artık bir yerden başlaması gerekiyordu. Sevdiği kadını, karısını üzmemesi gerekiyordu. Biliyordu ki gerçek aşk her şeyi iyileştirirdi kendini bile.
Eğer iyileştirmezse de vazgeçecek değildi sadece Aselin'in ondan uzak durmasına alışması gerekecekti. Yenilmişti, yine ve tekrar hayat yaptığı hataları ayaklarına dolayıp onu Aselin'den uzaklaştırmıştı. Hayatın ona Asel'in aşkıyla bahşettiği ikinci şansı da ilki gibi hatalarla lekelemişti. Barış iflah olmaz bir aşık olduğunun farkındaydı.

''Bizim evimiz boş sensiz önünden bile geçemem,  onun yakınlarında ilk baktığımız boş daireyi tuttum orada kalıyoruz, Şebnem nişanlısı ile birlikte lütfen gel.''

Aselin hiçbir şey söylemedi. Barış'ın bu kadar kolay kabullenmiş gibi yapması onu rahatlatıyordu. Sınırlarının aşıldığı düşünülürse artık kendini koruması gerekiyordu. 

Barış cevap gelmeyeceğini fark edince istemeyerek de ayağa kalktı. ''Ben gideyim.''

Aselin kalkmadan konuştu. ''İyi olur.''

Kapanan kapının ardından içinden bir şeyler yıkıldığını hissetti. Her şeyin bu kadar yokuşa sürülmesi gerekli miydi? Ne yapmıştı da bunları yaşıyordu ki? Barış kesinlikle haklıydı eğer şuan ortada bir bebek olmasaydı çoktan kapıyı çarpıp gitmişti değil mi, evet gitmişti. Ama şimdi giderse ardında haksızlık edeceğini bildiği insanlar vardı. Sessiz sessiz gözlerinden damlayan yaşları sildi. Hayatının en stresli günlerini yaşıyordu belki de.

2 Hafta Sonra

Aselin geçen sıkıntılı günlerden kendini bir nebze olsun uzaklaştırmak için işe geri dönmüştü. Kafasını anca böyle dağıtabiliyordu. Aklında dolanan binbir türlü tilkiler böyle dağılıyordu. Odasının kapısı tıklatılınca oturuşunu düzeltip gel diye mırıldandı.

Gelene bakınca gülümsedi. 

''Güney nerelerdesin sen?''

Güney'de aynı gülümseme ile karşılık verip yaklaştı Aselin'e.  ''Şuna bak harika gözüküyorsun.''

Birbirlerine sarıldıktan sonra karşılıklı oturdular. ''Ee anlat bakalım nasıl geçti tatiliniz?''

Güney ve Sılay gayet rahat bir ilişki içindeydiler son bir aydır tatilde oldukları için bütün olanlardan uzak günler geçiriyorlardı. ''Harikaydı, tabi görümcen beni yalnız bırakıp okula geri dönmese daha harika olacaktı.''

Aselin kıkırdadı. ''Sılay ile birlikte olacaksan böyle şeylere alışman gerekiyor.''

Güney derin bir iç çekti. ''Alıştım alıştım. Ee sen anlat bakalım. Sılay hamile olduğunu söylemişti ama böyle tatlı bir görüntü ile karşılaşmayı beklemiyordum.'' Aselin burukça gülümsedi.

''Teşekkür ederim.'' Konuyu dağıtmak adına ayaklandı. Yaşadığı sorunları birileri ile konuşarak tekrar hatırlamak istemiyordu. ''Toplantı için geldin galiba yavaş yavaş geçelim.''

Güney Aselin'in ne yapmaya çalıştığını anlayarak gülümsedi. ''Geçelim bakalım.''

Toplantı salonuna girip oturduklarında Barış'ın gözleri Asel'in üzerindeydi. Şirkete gelmesi onu daha da rahat hissettirmişti çünkü her gün gözünün önünde oluyordu. Günden güne oğlunun gözlerinin önünde büyümesi onun isteyebileceği tek şeydi belkide tabi sevdiği kadını görmekten sonra.

Oda da sadece Savaş, Barış, Aselin ve Güney vardı bir kaç da asistan. Emre, Barış'ın olduğu hiçbir ortama hala ayak atmıyordu. Kendini öfkesine kaptırıp tutamamaktan korkuyordu ve bu durumda en çok üzülen kızı olurdu.

Toplantı bittikten sonra herkes yemeğe gidecekti ama Aselin Barış'ın yemekte olmasının rahatlığı ile günlerdir yapmak istediği ama ertelediği o şeyi yapmak için ayaklandı.

"Yemek yemeden nereye?"

Aselin ofladı. Günlerdir iletişimleri  bundan ibaretti ancak Aselin bıkmıştı. Kendi yiyip yemeyeceği zamanı zaten biliyordu.

"Barış iki üç ay sonra otuz yaşına gireceğim. Yani yemek yemem gereken vakitleri anlayabileli çok oldu."

"Tamam sadece birlikte yerdik diye sordum."

Aselin sadece bakış atmakla yetinip şirketten çıktı. Zaten yapacağı şey için oldukça gergindi. Ama içinden bir ses bunu yaparsa daha da mutlu olacağını söylüyordu. Ve zaten yaşanacak bir şeydi ertelemeye de gerek yoktu.

Taksiye binip adresi verdiğinde elleri heyecandan titriyordu. Nasıl karşılanacağını ne söyleyeceğini bilmiyordu ancak heyecanlıydı işte. Tek umudu kötü karşılanmamaktı. Belki de Barış'ın izni olmadan bunu yapmamalıydı. Ofladı Barış ondan izinsiz milyon şey yapmıştı şimdi o yapmış çok muydu?

Taksiden parayı ödeyip indiğinde kapıyı çalmadan önce derin bir nefes aldı.

Bunu yapabilirdi.

Kapıyı çalıp bekledi. Genç güler yüzlü bi kadın açmıştı kapıyı.

"Buyrun kime bakmıştınız?"

Aselin yapamayacaktı. Kalbi bu karşılaşmayı kaldıramayacaktı. "Ee şey-"

"Ah siz Asel Hanım olmalısınız. Barış Bey söylemişti buyrun lütfen."

Genç kadının onu davet etmesi ile çekingen adımlarla içeri girdi. Barış'ın  ondan herkese bahsetmesi şaşırtmamıştı acaba kızına da bahsetmiş miydi?

"Ben Gülçin, Nil'in bakıcısıyım bu arada."

Aselin sadece tebessüm etmekle yetindi. "Şebnem Hanım içerde birlikte yemek yiyorlar size de servis açmamı ister misiniz?"

Aselin başını iki yana salladı. Büyük salona girdiğinde masada arkası dönük uzun açık kumral  saçlı bir kız oturuyordu. Tam karşısında da Şebnem. Birlikte gülüşüyorlardı ki Şebnem Aselin'i fark etmişti.

"Aa Asel hoşgeldin. "

Ayağa kalkıp ona yaklaştığında küçük kızında dikkatinin ona yoğunlaştığını fark etti. Şebnem ona sarılıyordu ama onun gözü küçük kızdaydı. Yaşıtlarına göre zayıf ama oldukça güzel bir kızdı. Gözleri ve dudakları Barış'a benziyordu ancak göz rengi maviydi. Kumral teni ile de farkını ortaya koyuyordu.

Şebnem gülümsedi. "Ben sizi yalnız bırakayım."

Aselin Şebnem odadan çıkmadan önce onu durdurup kısık bir sesle konuştu. "Barış'ın buraya geldiğimden haberi yok."

Şebnem gözleriyle ona güven verdi. En azından buraya geldiğini ondan duymamalıydı değil mi?

Küçük kız masadan kalkıp Aselin'e yaklaştı.

"Gülçin abla, abla kim?"

Aselin eğilerek onun boyuna geldi. "Merhaba küçük hanım ben Aselin?"

Nil'in kafası karışmıştı. "Aselin mi ne değişik isim?"

Aselin tebessüm etti. "Biraz öyle ama sen Asel ya da Selin diyebilirsin."

Küçük kız düşünür gibi gözlerini havaya dikti. "Hmmm Asel diyebilir miyim o zaman?"

Babasının kızı diye düşündü Aselin ve bu düşüncesine göz devirdi. "Söyleyebilirsin canım. Bu arada ben babanın bir arkadaşıyım seninle tanışmak için geldim."

Nil'in yüzünde istemsizce bir gülümseme oldu. "Ama sen çok güzelsin."

Aselin küçük bir kahkaha atıp küçük kızın yanağına bir öpücük kondurdu. Refleks olarak yaptığı şeye birden şaşırmıştı. Kendini geri çekti.

"Sende öylesin. " saçlarını okşadı. "Saçların çok güzel."

Nil burukça gülümseyip parmaklarıyla iki yaparak konuştu. "İki yıldır saçımı kestirmiyorum. Saçım hiç uzun olmadığı için uzun saçı merak ediyordum."

Aselin içinde kırılan şeylerle ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Oturmak için kanepeye geçtiklerinde ne yapacağını ne diyeceğini bilemez halde küçük kıza baktı.

Sonra zar zor konuştu. "Ama biraz uçlarından kestirmeliyiz olur mu? Daha güzel uzarlar."

Küçük kızın yüzü asılmıştı. "Ama babam da bende istemeyiz ki kestirmek."

"Merak etme çok az bir parça kestirdiğini anlamayacaksın bile daha uzun uzun olsunlar diye."

Nil bu fikre olumlu bakmış olacak ki başını olumlu anlamda salladı. " olur."

Aselin neden böyle şeyler söylediğini bilmiyordu. İçinden gelmişti ve bu kız için bir şeyler yapmak istiyordu.

Sonra gözü Aselin'in hafif çıkıntılı karnına takılmış olacak ki parmağı ile orayı gösterdi. "Orada bebek mi var?"

Aselin dudağını ısırdı. Vardı hemde kardeşi. Aselin başını olumlu anlamda salladı. "Evet canım bebek var."

Nil'in yüzüne gülümseme yayıldı. Güzel gamzeleri belli olduğunda Aselin onları öpmek istedi. "Dokunabilir miyim?"

Aselin başını olumlu anlamda salladığında Nil çekingen bir şekilde Aselin'in karnına dokundu. "Ayy çok güzel. Adı ne olacak ki?"

Aselin işte bunu hiç düşünmemişti. Nil'in sorusuyla ciddi ciddi hiç isim düşünmediğini fark etti. "Bulamadık ki daha senin bir fikrin var mı?"

Nil kıkırdayıp eliyle ağzını kapattı. "Ama kız mı erkek mi bilmiyorum ki?"

Nil'in bu tatlı hali onu da gülümsetti. Saçlarını okşadı. "Erkek."

"Şimdi aklıma gelmiyor ama düşünürüm olur mu?"

Aselin başını onaylar anlamda salladı. Gözü saate takıldığında her an Barış'ın gelebileceğini düşündüğü için ayaklandı.

"Ben şimdi gitsem sonra seni kuaföre götürmek için gelsem olur mu?"

Nil ellerini çırparak başını salladı. "Bende bebek ismi düşünürüm. "

Aselin onu öpüp kapıya doğru yöneldiğinde masanın üzerinde ki fotoğrafa gözü takıldı. Barış ve Nil'in fotoğrafıydı. Nil beş altı yaşlarında gözüküyordu ve  kısacık saçları gülümseyen yüzü ile harika bir kızdı.

Kendini alelacele dışarı atıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Bir anne bunu neden kızına yapardı ki? Neden onun en zor zamanlarında onu yalnız bırakırdı? Nil'in bakışlarında bile o mahzun kız kendini gösteriyordu. Aselin'in karnına dokunduğunda ise içinden neler geçirdiğini tahmin etmek zor değildi.

İçinde ki acıma ve şefkat birbirine karışmış onun içini yakıyordu.

Bu kadar harika bir kızın annesiz kalması hiç adil değildi.

Evet bebekler yorumlarınızı bekliyorum🤗

Nil kuşumu nasıl buldunuz?

Barış ve Aselin nasıl ilerliyor?

Ve bütün yorumlar için teşekkür ederim sizi seviyorum❤

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro