Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

"Verdim Gitti..."

Ben geldim. Hemde upuzuuuun bir bölümle geldim prenseslerim 😂 yorumlarınızı bekliyorum. Biraz komik biraz duygusal bir bölüm oldu ama ben asıl bomba son da ki Aselin in cümlesinde 😂😂😍😍 hadi buyruun.

Barış, Aselin'den bebeğinin olacağını öğrendiği andan beri sevdiği kadını bir an olsun bile yalnız bırakmıyordu. Düğün işlerini hızlandırmış üç hafta sonraya nikah günü almıştı.  Buna Aselin'de katılmıştı çünkü hamile olduğunu kimseye söylemeyi düşünmüyordu ve bebeği kendini belli etmeden evlenmek istiyordu. Allah'tan fiziği çok çabuk kilo almaya elverişli değildi. Birkaç kilo ile şimdilik kurtulmuştu. Oturduğu yerden bacaklarını masasına uzatıp sırtını sandalyesine yaslayarak gözlerini kapattı. 

Unutmaya çalışıyordu hatta unutuyordu bazen ama yine de beynini kemiriyordu işte Aylin'in cümleleri ve yaptığı. Resmen yıllardır arkadaşım dediği, her hatasında birbirlerinin arkalarını toplayan insan onu ve bebeğini ölüme bırakmıştı etmediği hakaret de kalmamıştı. Yakıştıramıyordu ona söylediği sözleri ve yaptıklarını. Onu bunları yapmaya belki de kendi zorlamıştı, yine de aklına o çektiği sancı ve kanları gördüğünde yaşadığı korku geldikçe Aselin öfkeleniyordu. Ama artık rahattı vicdanı, Asel günler boyu Aylin'e haksızlık ettim diye ağlayıp kendini yerden yere vurmuştu. Üzülmüştü, Allah'a isyan edecek duruma gelmişti. İki arkadaşın kalbine neden aynı adam diye? Ki hala onun için üzülüyordu  Lakin görmüştü arkadaşım dediği insanın gerçek yüzünü. Tek olay da topuklarını vura vura kaçışını asla unutamayacaktı.  İyi ki evde yalnız değildi de bebeği de kendi de o lanet günü sağsalim atlatmıştı. 

Aklına bebeği gelince gülümsedi, gerçi hiç çıkmıyordu ya.  Barış illa bebeğimi göreceğim diye ısrar edince iki gün sonraya randevu almışlardı. Asel'de görmek istiyordu ilk görüş gününde heyecandan hiçbir şey anlayamamıştı çünkü. Her şey rüya gibiydi.

Kapısının çalınması ile toparlandı. ''Gel.''

Babası kapıyı açıp kafasını içeri uzattı. ''Müsait misin prenses?''

''Gel babaacım.'' 

Emre kızı ile her ne kadar bu konuşmayı yapmak istemese de yapmak zorundaydı babaydı sonuçta ve kızının mutluluğu önemliydi.

Koltuğa oturup alnını sıvazladı. ''Konuşalım mı biraz?''

Aselin babasına tebessüm etti. Ne konuşacaklarını az çok anlıyordu.  ''Konuşalım babacım.''

Emre sıkıntı ile ter döküyordu elli küsür senelik hayatında en zor anlarından birini yaşıyordu.

"Selin emin misin ? Yani o herif ile evlenmeye kesin kararlı mısın?"

Aselin şuan bundan daha emin olduğu bir şey olduğunu sanmıyordu.  Tabiki de emindi. Bunu babası da biliyordu ama yine de sormak zorunda hissetmişti. Aselin bunu da anlıyordu.

Başını aşağı yukarı salladı.
"Eminim baba, senin şüphen mi var?"

Emre başını iki yana salladı. "Hayır şüphe değil, sen eminsen benim içimde şüphe kalmaz."

Aselin yatıp kalkıp böyle anne babaya sahip olduğu için şükrediyordu. Her ne kadar annesi biraz mesafeli olsa da ilk başta ki o katı hali biraz olsun azalmıştı. Kendini tamamıyla kızının mutlu olmasına odaklamıştı.

Babası çıktıktan sonra Barış ile buluşmak üzere oda çıkacaktı ki çalan telefonu ile araladığı kapıyı bırakarak çantasından telefonunu çıkardı. Arayan numarayı tanımıyordu.

"Alo kimsiniz?"

"Benim, Aylin."

Duyduğu ses ile bütün vücudunu saran ürperti yüzünden gözlerini kapattı. Buna hazır olmadığını şimdi daha iyi anlıyordu.

Ne diyecekti ki? Ne konuşacaktı? Hem neden aramıştı durduk yere?

"N-neden aradın?"

Karşıdan bir iç çekme sesi duydu."İyi misin ?"

Aselin alaylı bir kahkaha attı. "Her katil suç mahalline geri döner derler senin ki de o hesap oldu."

"Selin bak çok korkmuştum ne yapacağımı bilemedim."

"Sende kanlar içinde bir insanı bırakıp  kaçayım dedin. Mesela bi ambulans arayabilirdin veya birine haber verebilirdin ben az daha bebeğimi kaybediyordum!"

Hışımla açılan kapı ile Aselin ne yapacağını bilmez halde Barış ile göz göze gelmişti. Suratında amansız bir öfke ile Aselin'e bakıyordu. Bu adamdan hiçbir şey saklayamayacak mıydı?

Aylin şuan bir şeyler söylüyor ama Aselin duymuyordu Barış sinirle telefona uzandığında Aylin'i Barış'ın öfkesi ile yalnız bırakmamak için telefonu geri çekip kapattı.

"Sen demin ne dedin bir daha söyle o cümleleri?!"

Aselin ılımlı olmaya çalışarak Barış'ın elini tuttu. "Bir şey demedim aşkım sen neden sinirlisin ki böyle?"

"Asel beni deli etme! Ne demek kanlar içinde ne demek bebeğimi kaybediyordum! Kimdi o seni o halde bırakan şerefsiz! Ve sen bana bunları neden anlatmadın delireceğim!"

Barış'ın sesi yükseldikçe Aselin iyice çıkmaza girdiğini görüyordu. O kanamadan ona bahsetmeyi düşünmüyordu çünkü şuan gördüğü Barış'tan daha sinirli bir Barış ortaya çıkıp her yeri dağıtacaktı.

"Barış sakin olur musun yemin ederim önemli bir şey yok ."

Barış sakin falan olamıyordu, elini Aselin'in elinden kurtararak oda da sinirle dönmeye başladı.

"Önemli bir şey Yok diyor ya! O yüzden hastaneye kaldırıldın değil mi ? Kahretsin ya sana bir şey olsaydı ya bebeğimize! Ben neredeydim seni bir daha tek saniye yalnız bırakan şerefsiz olsun! Şimdi her şeyi bana anlatıyorsun! Ve sonra doktora gidiyoruz. Hatta şimdi hemen gidiyoruz."

"Ya yeter! Beni ne sanıyorsun sen? Ha tabi çocuğum tehlike de ama ben burada oturmuş çalışıyorum gülüp eğleniyorum falan. İyi diyorum sana inanmıyor musun?"

Barış sakin kalmaya çalışarak derin bir nefes aldı. Sakin davranmalıydı karşısındaki kadın hamileydi çünkü.

"Kafayı yememem için bana her şeyi anlat. Lütfen."

Aselin Barış'ın nispeten sakin çıkan sesi ile rahatlamıştı.

"Hamile olduğuma dair şüphelerim son zamanlarda artmıştı, hazır kimse yokken hastaneye gidip öğrenmek istedim ve hamile olduğumu öğrendim."

Barış'ın bir anda beynine doluşan düşünceler onu korkutmuştu. Aselin en baştan beri bir bebek fikrine soğuk bakıyordu. Ve Barış iki gündür mecnun gibiydi Aselin'e hiç sen istiyor musun diye sormamıştı.

"Asel bu bebeği istiyor musun?"

Aselin kaşlarını çattı. "Ne saçmalıyorsun sen?! Çocuğumun yanında konuştuklarına dikkat et." Koruma iç güdüsü ile elleri karnının önünde birleşmişti.

Barış'ın içindeki şu rahatlama başka hiçbir şey de olmazdı. İçten içe derin bir oh çekti.

"Tamam devam et."

"İşte sonra eve geldim hala inanamıyordum. Odamdayken arkadaşım geldi-"

"Hangi arkadaşın?"

"Barış." Dedi yalvarırcasına

"Asel, öğrenirim."

"Of Aylin."

Olay daha da ilginç hale geliyordu. "Sonra işte tartışmaya başladık ve " gözünden düşen damlayı hızla sildi "Kan vardı her yerde ve Aylin gitmişti devamını hatırlamıyorum hastanedeydim."

Barış hala delirmediği için kendini tebrik ediyordu. Aselin'in o hali gözünde canlanmıştı.

"Neden kavga ettiniz?"

"Barış lütfen."

"Neredeyse bebeğimin hayatına mal olan o önemli konunuz ne merak ediyorum Aselin. "

"Geçti gitti Barış iyi bebeğim Daha fazla kurcalama lütfen."

"Şuana kadar sakin olmamın tek sebebi sendin. Gidip Aylin'i öldürmemi istemiyorsan anlat. Ne demek seni bırakıp gitmek ya ne demek! Siz yıllardır arkadaş değil misiniz?"

"Seni seviyordu anladın mı? Başından beri konu sendin! Bunu bile bile seninle birlikte oldum ondan gizledim. Hamile olduğumu gördü ve neye uğradığını şaşırdı! Ben arkadaşım dediğim insanın duygularına ihanet ettim! Konu buydu Barış, rahatladın mı?"

Barış bir günde şaşırma kotasını bu kadar dolduracağını asla düşünmemişti. O kadın, sevdiği kadını ve bebeğini ölüme bırakmıştı ve bir de onu sevdiğini mi iddia ediyordu.

"Ne ihaneti ne saçmalıyorsun! Kızım ben sana yıllardır aşığım bunu anlaman bu kadar zor mu?"

Aselin çoktan ağlamaya başlamıştı. "Ben yaptım onu bu hale ben getirdim. Bana söylemişti seni sevdiğini anlatmıştı ama ben onun yanından çıkıp senin yanına geldim. Tam bir örnek arkadaş gibi davrandım. "

Barış, Aselin'i çekip kendine yasladı. "Kör göz bile fark ederdi sana nasıl tutkun olduğumu. Emin ol o da bunun farkındaydı, senin ve benim çevremizdeki herkes. Sadece inanmak istememiş. Madem seviyor, sevgi insanın içindeki insanlığa insanlık katar  Asel, seni orada o şekilde bırakmanın hiçbir açıklaması olamaz. Sen her şeyden önce karnında minik bir can taşıyan insandın. Bana bak."

Aselin ıslak bakışları ile zor da olsa Barış'a baktı. "Ben sana aşığım değil mi? "

Aselin başını salladı. "Senden başa hiç kimseye de umut vermedim"
Aselin tekrar başını salladı. "O zaman sen kimseye ihanet etmedin. Ve benim gidip onu öldürmediğime dua etsin ."

Aselin Barış'a sıkıca sarıldı. Belkide vicdanı hiç rahatlamayacaktı ama aşıktı işte. Sevdiği adam ve ondan sahip olduğu bebeği her şeyin önüne geçecekmiş gibi hissediyordu. Dünyada ki tüm değerlerin.

Barış kucağındaki kadının omzunda ağlamasına izin vermişti ama bu kadar yeterdi. Kendinin gereksiz gördüğü bir şey için müstakbel karısının bu kadar üzülmesine izin veremezdi.

Geri çekilip Aselin'in bal gözlerinden damlayan yaşları sildi. "Yeter bu kadar kendini hırpaladığın her şey çok güzel olacak. Şimdi mesela bebeğimizi görmeye gideceğiz."

"Barış zaten iki gün sonra gideceğiz."

Barış kesinlikle itiraz kabul etmiyordu. "Ne olacak canım iki kez görmüş oluruz."

Çıktıkları gibi kendilerini hastane de bulmuşlardı. Hiç boş yeri olmayan kadın bir jinekologtan zorla randevu almıştı. Eh özellikle kadın olmasını istemişti.

"İlk gebeliğiniz mi?"

Aselin yatağa uzanırken onun yerine Barış cevap verdi. "Evet ilk bebeğimiz."

Doktor tebessüm etmekle yetinip yavaş yavaş bebeğe bakmaya başladı.

"On üçüncü haftaya girmek üzeresiniz sanırım bebek gayet iyi görünüyor."

"İki gün önce acile kaldırıldık kanamam vardı, şimdi nasıl?"

"Gayet sağlıklı hatta isterseniz emin olmamakla birlikte bir cinsiyet tahminim de var."

Aselin ve Barış göz göze geldiler, Aselin öğrenmek istiyordu tabi ama duyguları şuan karmakarışıktı.

Onun yerine Barış sözü aldı. "Tam emin olunca öğrenelim. "

Doktor anlayışla karşıladı.

Barış büyülenmiş gibi ekranda gördüğü şeyleri anlamaya çalışıyordu.  Şimdi bebeği orada mıydı yani? Sevdiği kadından can bulan minik bir bebeği vardı hala inanamıyordu. Koskoca adam oturup ağlayacaktı. Doktorun açtığı düzenli ve hızlı sesleri duyduğun da her şey resmen rüya gibi gelmeye başlamıştı.

Bebeğinin kalp atış sesleri şuan dünyanın en güzel melodisiydi ona göre. Asel'in elinden sımsıkı tuttu. Hayatını bebeğini ve müstakbel karısını mutlu etmeye adayacaktı .

Kesinlikle.

Hayatı bu kadar harika ilerlerken kesinlikle hiçbir şeyin bozmasına izin vermeyecekti..

❤❤❤

Ertesi gün sabahtan Aselin evden çıkmadan Barış aramıştı.

"Sevgilim bugün büyük gün hazır mısın?"

Aselin hala uyku sersemiydi. Bugün özel bir şey olduğunu hatırlamıyordu, işe gidecek gelecekti büyük gün üç hafta sonra değil miydi?

"Ne günü?"

"Akşam seni istemeye geliyoruz?"

Aselin de işte şuan uyku falan kalmamıştı, yataktan fırladı. "Ne! Ne istemesi? "

"Bebeğim üç hafta sonra nikahımız var ya hani ondan önce ritueller var hani isteme, söz, nişan.."

"Barış farkındaysan biz o ritueller atlayarak direk bebek yaptık ne gerek var öyle şeylere.."

Karşıdan onu onaylamayan sesler duydu. "İşte ben malımı biliyorum da söylemiyorum. Canım akşam geliyoruz bende sana beş saat önceden haber verdim ki iptal etmeye çalışma diye.  Ha bu hafta sonu da nişanımız var. Annenden detayları öğrenirsin hadi benim daha hazırlanmam lazım."

Suratına kapatılan telefona tip tip baktı Aselin. Bu adam demin ne demişti şimdi? İsteme, söz, nişan mı? Hemde düğüne bir aydan az zaman varken.

Annesinin yanına gitti. Mutfakta yapılacaklarla ilgileniyordu.

"Anne keşke haber verseydiniz bana da."

Esra kızına gülümsedi. "Valla Barış  bey her şeyi ayarlamış bize de kabul etmek düştü."

Aselin olayın ciddiyetini fark edince sıkıntı ile inledi. "Ya ben otuz yaşındayım resmen ne istemesi ne sözü ya! Of ben ne giycem ?!" Topuklarını yere vura vura odasına gitti.

Bütün dolabını alaşağı ettikten sonra sonunda kurtarıcı siyah bir elbise de karar kılmıştı. Saçlarını tepe de dağınık bir topuz yapıp hafif makyaj yaparak hazırlanmıştı. Dünyanın en komik ama en güzel sahnesini yaşıyordu şuan.

Hangi kız istenmeye geleceğini o sabah öğrenirdi ki ?

Barış yine farkını ortaya koymuştu. Babası da demek ki o yüzden dün ağzından laf alır gibi konuşmuştu.

Çalan kapıyı duyduğun da heyecandan nasıl yürüdüğünü bile anlamayacak kapıyı açmaya gitti. Savaş Sıla ve Barış her gün gördüğü insanlardı ama bugün ki görüş amacı aklına düştükçe midesinde ki havalanmaya engel olamıyordu.

Kapıyı açtığında farklı olarak Sılay da vardı. En azından bu Aselin'i biraz rahatlatırdı.

Savaş içeri girerken otuz iki dişiyle gülüyordu.

"Sonunda, valla bu düğünü göremeden ölüp gideceğim sanmıştım."

Emre Savaş'ın elini sıkı sıkı sıkarken içeri yönlendirdi.

Sıla Aselin'e sarılırken gayet mutluydu. "Kader de arkadaşımla dünür olmak da varmış ."

Sılay da mutlulukla içeri girdikten sonra Barış ile baş başa kalmışlardı.

Barış Aselin'i saçlarından öperek elindeki çiçekleri kucağına koydu.

"Bebeğimiz dünyanın en şanslı insanı."

Aselin anlamayan gözlerle baktığında Barış açıklama yaptı.  "Babasının nasıl ter döktüğünü izleyecek birazdan"

Aselin kıkırdadı. "Haklısın çok şanslı."

İçeri geçtiklerinde Aselin kahveyi ve suyu kahve makinesine koyarak kahvenin olmasını bekledi. O kadar kahveyi cezve de yapacak değildi ya! Hem o hamileydi yorulmamalıydı.

Kahveyi fincanlara dökerken Sılay gelmişti.

"Ee yengecim abimin tuzlu kahvesi hazır mı?"

Aselin yüz buruşturdu. "Ne yengesi be , yok tuz değil karabiber koycam ben." Acımasızca gülümsedi.

Ciddi ciddi kahveye karabiberi basmıştı .

Kahveleri dağıttıktan sonra Sılay ve Aselin'in gözü Barış ta idi.

Barış kahvesinden bir yudum alıp hiçbir şey olmamış gibi yerine geri koydu. Sohbete devam etti. Kahve bitene kadar gayet normaldi ve Aselin ile Sılay sinirlenmeye başlıyordu. Barış'ın tepki vermesi lazımdı!

Barış ise sadece göz kırpmakla yetindi .

Savaş kahveler bittikten sonra büyük bir memnuniyetle gülümsedi.

"Otuz yıl bu anı beklediğimi söylemiş miydim? "

Emre kravatı gevşetti. "Defalarca."

"Hah işte ben diyorum ki doğdukları günden beri birbirlerine yazılmış iki çocuğumuzu artık evlendirelim."

Emre hiç ciddiyetini bozmadı.

"Oğlunuz ne iş yapıyor?"

"Ebeni- Öhöm. "

"Pardon? "

Barış gayet rahattı sadece iki babanın sidik yarışını izliyordu.

"Çok ünlü ve başarılı bir şirketin yöneticisi aynı bu oda da olan herkes gibi. Ah tabi benim güzel sarışınım çok başarılı bir inşaat mühendisiydi her neyse konumuz bu değil. Geliri gayet iyi yakışıklılık desen aynı babası o yüzden kızı ver gidelim."

"Benim kızım şımarıktır iki gün sonra dayanamadım kızınızı alın demeyeceğiniz ne malum?"

Savaş omuz silkti. "Öyle bir şey olmaz olursa bile Barış'ı ben vururum zaten değil mi oğlum?"

Barış başını salladı. "Olmaz tabiki."

Emre düşündü düşündü. Eh zaten sonuç belliydi ama süründürmek her zaman işe yarardı.

"Bilmiyorum düşünelim."

Savaş sinirle ayağa kalktı "Neyi düşüneceksin daha ! Çocukların yaşı geçti be yaşı."

"Verdim gitti."

"Hayır ilerde çocukları olmayacak yaş olmuş otuz."

"Verdim Savaş. "

"Sen böyle bir insan değildin Emre sevenleri mi ayıracaksın! Ne dedin sen?"

"Verdim dedim."

Ah işte ip o andan itibaren kopmuştu.

Savaş'ın mutluluğu elbette oğlu ve kızı gibi gördüğü Aselin içindi. Hep birlikte büyük ve güzel bir aile olacaklarını biliyordu hissediyordu.

Şuan ondan mutlusu yoktu. Esra ve Emre ise kızlarının evlenip gideceği hüznünü taşıyordu ama yine mutlulardı işte.

Yüzük takıldıktan sonra Barış Aselin'e sarılıp kulağına fısıldadı.

"Bebeğimiz cidden çok şanslı."

Aselin kaşlarını çattı. Sesini çok yükseltmeden kızarak konuştu.

"Yeter be bebeğim bebeğim! Ben neyim burda? Doğum makinesi mi ! İnsan iki romantik söz söyler!"

Barış dehşetle sevdiği kadına baktı. Ne yani şimdi Aselin Barış'ı bebeğinden mi kıskanmıştı?

Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro