Chào các bạn! Vì nhiều lý do từ nay Truyen2U chính thức đổi tên là Truyen247.Pro. Mong các bạn tiếp tục ủng hộ truy cập tên miền mới này nhé! Mãi yêu... ♥

Giriş

Yüksek müzik ve damağımdaki acı tat ile kafamı dağıtmaya çalışıyordum yine bir gece. Müzik ne kadar yüksek olursa olsun kafamdaki gürültü susmuyor, içki ne kadar sert olursa olsun yüreğimdeki sertliği geçemiyordu. Evde bitirdiğim bir şişe viski sonrası bira içme kararı almış ve okul harçlığımın hepsini yine yatırmıştım içkiye. 

"Abi içmesen mi artık?" Neredeyse her gecemi burada geçirdiğim için beni tanıyan ve hafif bir diyoloğumuzun olduğu barmen artık beni arkadaşı olarak bellemişti. Elindeki bira bardağını doldururken endişeli ve hafif bıkmış bir ifade ile dikti gözlerini. 

 Oturduğum yüksek bar sandalyesinde huzursuzca kıpırdandım. Başımı kaldırma gereği duymadan gözlerimin üzerinden karşılık olarak 'sus' bakışlarımı gönderdim ona. Bardakta kalan son yudumu da kafama dikip cebimden yarısı bitmiş sigara paketini çıkardım. Çıkardığım sigarayı gören barmen bir kadına içki uzatırken takındığı nazik sırıtışı suratından hızla silerek bana döndü. "Oğlum bak siktir git dışarıda iç şunu. Kovdurtacaksın beni." 

Dediklerinin hiçbirini siklemeyerek paketten bir dal alıp dudaklarımın arasına yerleştirdim.  "Ateşin var mı?"

 Can denen çocuk gözlerini devirerek cebinden çıkarttığı çakmağı uzattı. Alevin yaktığı sigara ağzıma köz tadını yayarken derin bir nefes çektim ciğerlerime, onları da kavurmak istercesine. 

"Bırak beni hayvan herif!" Can ile aynı anda solumuzdan gelen bağırış seslerine döndük. Yüksek müzikte bile yankılanmıştı bebek suratlı çocuğun sesi. Çocuk ne kadar kendini çekmeye çalışsa da iki katı olan adam bırakmıyor ısrarla çocuğu kendine çekmeye çalışıyordu. Sigaramdan sinirle son bir nefes alıp boş bira bardağının içine fırlattım. Can bana çatık kaşlarla ne yaptığımı anlamaya çalışarak bakıyordu. 

Ceketimin yakasını düzelterek çocuğun yanına ilerledim. Bir şey demeden çocuğun kolunu tuttuğu elini yakalayıp ani bir hareketle ters çevirdim. Ani gelen hareketle acı bir inleme bıraktı iri adam mekana. "Napıyorsun lan sen?" Adamı iplemeyerek adamı dövmemin sorun olup olmadığını sormak için çocuğa döndüm. Üstünü düzeltmeye çalışan çocuğun şeytani bakışlarını adamı delmek istercesine üzerine diktiğini görünce cevabımı almıştım. "Bırak demedi mi sana? Hm?" 

Yumruk yaptığım elimi adamın suratına hızla geçirdim. Zaten içimde birikmiş olan siniri boşaltmaya yer arıyordum. Adam çenesini tutarak hırsla bana döndü. Ondan gelecek bir darbeye hazırlanırken beklemediğim bir anda kafama inen sert cisim ve etrafa yayılan cam parçalarıyla dengemi kaybettim. Şerefsiz adam da bundan yararlanıp bana vurmaya hazırlanırken birinin onu çektiğini görmüştüm. Can olduğunu anladığım kişi adamı masalara doğru hızla fırlattı. Müşterilerden yükselen çığlıklar yerini bir adamın çığlığına bırakınca bebek suratlı çocuğu buldu gözlerim. Bana bardakla vurduğunu düşündüğüm adamın yakasına yapışmış yere serdiği adamın suratını dağıtıyordu. Kendi boyunda birini bulunca eli baya ağırdı anlaşılan.

 Etkilenmiş bir şekilde bakarken üzerime koşan herifi fark edip kendimi toparlamaya çalıştım fakat biraz geç kalmıştım. Yüzüme inen yumruk darbesiyle düşmemek için bar tezgahına dayandım. Dudağımdan boynuma inen sıcak sıvıyı fark ettiğimde ağzımdan histerik bir gülüş kaçtı. İçimde volkan gibi büyüdüğünü hissettiğim sinirim ile elime geçen viski şişesini bana doğru koşan adamın kafasına geçirdim. Adamın dengesini kaybetmesinden yaralanıp yere mıhladım adamı. Yere yığılan adamın üzerine çıkıp yumruklarımı geçirmeye başladım suratına. 

"Abi o viski çok pahalıydı ne yapıyorsun ya?" Can'ın sesi ile artık hareket edecek mecali kalmamış adamı silkeleyerek bıraktım yere. O an kafamı kaldırıp sırıtarak Can'a bakacaktım ki barın birbirine girmiş halini görmemle ağzım açık kalmıştı. "Hassiktir." Herkes kavganın başlamasını beklercesine birbirine girmişti. Kırılan şişeler, sandalyeler havada uçuşuyordu.

Yerden kalkıp sırıtarak izlediğim kaosun içine dahil olacaktım ki sokaktan gelen siren sesleri tüm mekanı sessizliğe boğdu. Ne olduğunu anlamayarak Can'a baktım. Beni öldürmek ister gibi bakıyordu. Ağzımı açtığımda bir şey dememe fırsat vermeden, hala hırsını alamamış yerde yatan adamı tekmeleyen bebek suratlı çocuğu omzundan tutarak kaldırdı. "Yürüyün." Çocuk şaşkınca ne yapacağını bilemeyerek bizi takip etti. Tam mutfak kapısına ilerlerken bacağıma yapışan ellerle bir küfür savurdum. "Ananı sikiyim noluyor lan?" Dudağı ve kaşı patlamış tanımadığım sima bana yardım dilenircesine bakıyordu. 

"Beni de alın Allah rızası için." Ben ayağımı ellerinden kurtarmaya çalışırken bebek suratlı çocuk acıyarak yerden kaldırdı yalvaran elemanı. Ayakta bile zor duruyordu gerizekalı. Can çocuğa anlamsız sinirli bakışlar atsa da peşimizden gelmesine izin verdi. 

Mutfağın arka kapısına ulaştığımızda içerideki kaosun sesi boğuklaştı. Ne ara koluma yapıştığını bilmediğim elemandan kurtularak kendimden ittim. Anında yere düştü, yardım etmeye yeltenmiştim ama o tamamen sırt üstü yere yatıp soluklanmaya çalışıyordu. Onu yerde bırakmanın daha iyi bir fikir olduğuna karar verdim. Diğerleri de öyle düşünmüş olacak ki üç kişi anlam veremeyerek komedi programı izler gibi çocuğu izliyorduk. "Ölüyordum amına koyim." Kafasını zorla yerden kaldırıp bizimle göz göze geldi. "Sağ olun lan." 

"Bu salak başımıza bela olursa sana bırakır kaçarım." dedim Can'a bakarak. 

"Ben mi aldım yanıma?" İkimiz de bebek suratlı çocuğa döndük. 

"Kötü durumdaydı." Omzunu silkerek söylemişti. İçerideki aksiyondan dağılmış sarı kıvırcık saçları, dövüşmekten kızarmış al yanakları ile çok masum gözüküyordu. Sağ yanı patlamış olan yanakları gibi kıpkırmızı dudaklarını büktü. Bu harekete ve masumluğa ikimiz de isyan edemedik ve bu elemanı kabullenmek zorunda kaldık. 

"Hadi kaldırın şu salağı da gidelim buradan yakalanacağız yoksa."  Sözler ağzımdan döküldüğü anda arka kapı sesli bir tekme darbesiyle sonuna kadar açıldı. Elinde telsizi olan bir komiser ve üç tane polis ile karşı karşıya kalakaldık. 

"Senin şom ağzına sıçayım ben." Can ellerini havaya kaldırarak sinirle konuştu. 

Yerde yatan çocuk istifini bozmadan yatmaya devam ediyor bebek suratlı ise korkarak bana bakıyordu. Onu yanıma çektim kolundan tutarak anında hareketlenen polisler yüzünden ellerimi kaldırmak zorunda kalmıştım. Orta yaşlı komiser telsizin ucuyla yerde yatan salağı işaret etti. "Napıyor bu?" 

"Hiçbir fikrimiz yok amirim. Alakamız yok." Can konuştuğunda yerde yatan çocuk kafasını kaldırıp hayal kırıklığına benzer bir ifadeyle suratına baktı Can'ın. "Çok kırıldım ha. Biz bir ekip değil miydik?" Kaşlarımı çatarak yerdekine öldürecek gibi bakışlarımı yolladım. Ayağımla dürtüp "Senin kafan iyi değil kardeşim. Yat sen." 

"Kaldırın şunu! Siz de alın bunları. Hadi! İşim gücüm var benim." Komiser söyleyeceklerini söyleyip arkasını dönerek içeri gitti. 

"Abi ne karakolu ya?" 

"Bakın polis bey amcacım bu arkadaşlar-" Bebek suratlı çocuğu çekiştiren polis dediklerini asla tınlamayarak içeri sürükledi çocuğu. Ben ve Can bir şey demeden arkalarından yürüyorduk. Son kalan polis ise yerde yatan çocuğun başına geçti. Çocuk tek gözünü açarak polise bakıyordu. Polis konuşma gereği bile duymadan tek el hareketiyle kalkmasını işaret etti. 

Çocuk göt korkusundan hiç ikiletmeden ayaklandı. "Tabii hemen kalkıyorum polis bey hiç aksiyona gerek yok." Ellerini polise uzatmış bekliyordu. "Buyurun şöyle alın beni. Ben cezamı çekmeye hazırım." Polis sinirle bir illallah çektikten sonra iteleyerek çocuğu içeri soktu. 

Gülmemek için dudağımı ısırırken polisleri takip ederek arabaya doğru ilerledik. O sırada kavga ettiğimiz adamları da içeri aldıklarını görmüştüm. Gözü morarmış, dudağı kanamış adamları görünce bebek suratlı çocuk gülerek bize baktı. 

"Gel lan yemin ederim kelepçeleyeceğim seni. Susmak bilmez misin sen?" Arkadan gelen polis sinirli sinirli kelepçeledi salak çocuğu. "Çok sıktınız polis bey." Muzip bir şekilde söylediği şeye Can gözlerini devirerek cevap verse de bebek ile (artık bebek deme kararı aldım) ben kahkahamızı tutamamıştık. E tabii amirin bize attığı bakışla mum gibi olurken bizi arabanın arka koltuğuna tıktılar. En son gelen polis ise ön koltuktaki amirine "Amirim ben bunu ne yapayım?" diye sordu. 

Açık camdan sigarasını içen adam umursamaz bir tavırla polise baktı. "At arkaya başka araba yok. Sen de taksiyle gelirsin." Polis ağzını açtığı an amirin kızgın bakışlarıyla karşılaştığı için başını sallayarak arka kapıyı açtı. 

"Amirim aslında hiç gerek yok ben paşa paşa taksime atlar gelirim karakola." Amir dikiz aynasından konuşan çocuğa baktı. "Şu iriyarının kucağına otur yoksa seni vitese oturttururum." Çocuk korkuyla yutkundu. "T-tabi amirim hemen." 

Can bu konudan hiç memnun kalmasa da kabul etmek zorunda kalarak izin verdi çocuğun kucağına oturmasına. "Bak bir şey hissedersem şikayet ederim seni amirime on yıl hapis yatarsın ha." 

Ben gülmemek için dudağımı birbirine bastırırken Can çocuğa kızgın bakışlarını gönderiyordu. "Bir daha konuşursa o hissettiğin şey bir yerlerine girecek." 

"Susun lan! Polis aracı bu sirk değil." Herkes sessizliğe büründü. "Sür sen de Bünyamin." 



Bạn đang đọc truyện trên: Truyen247.Pro

Tags: #lise